28 Haziran 2010

11.Günün ilk saatlerinde: Söz verdiğim gibi.. FanTa FesTivaLi..



Reklamlarda Şebnem'in sesini her duyduğumda içimi yakıyor Fanta Festivali ..
Fanta'yı pek sevmem festivallare katılan sanatçı kitlesi de genel olarak pek tarzım değildir ama yine de gider(D)im kimlerin geldiğiyle pek ilgilenmeden..Ayrı bir yeri vardır bende, dile kolay bu yıl 9.su düzenleniyor ve ben 7 yıl boyunca kutu kutu fanta içip -içirip- gittim o festivale..Hatta bir seferinde 10-belki de 20-kutu birden almıştık da açma halkalarını koparıp gerisini eve istiflemiştk:D
Hatta o yıldı sanırım, misafir cocuklarla falan nerdeyse bütün mahelleyi toplayıp götürmüştü babam.. Küçücük arabaya babam dahil 8kişi sığışıp gitmiştik.. Arabada yer olsa daha da kalabalık olabirldik.. Ölümüne yağmur bastırmıştı konserde de babam arabanın güneşliklerini getirmişti kafamıza tutalım diye.. Almamıştım.. Candan Erçetin vardı o sene sahnede, önümdede orda olması hiç beklemediğim bir arkadaşım..Islanmıştık hep birlikte..

Aslında ilk konsere kuzenim-in ısrarıyla babam- götürmüştü.. 1 biletimiz eksiikti de 3 kişi 5 şişe fantayı bitrcez diye uğraşmıştık kapıda.. Sonunda 4 kapağı bir de şişeyi vermeyi teklif ederek girmiştik içeriye:) Sıkış tepiş bi yerde en tepeden seyretmiştik.. Sanırım o ilk gerçek konserimdi.. İlk Teomandı.. Ve son olmadı..
Ondan sonraki senelerde hep bir şekilde gittim o konserle.. Kimi zaman babam topladı bütün mahalleyi gittik kimi zaman karşı komşumuzun çocukları.. En çok da ablam vardı yanımda heralde bu evlenicek olan.. Son yıllarda-büyüyünce- babam bize katılmaktan vazgeçmiş çıkışlarda bazen erkenden bazen de tüm alan boşaldıktan sonra bizi almaya gelir olmuştu.. Bu arada İlköğretim yıllarından kalma bir avuç arkadaş grubumla da her festivalde bir araya gelir olmuştuk.. Yanımızda kim olursa olsun.. Senede birkaç defa düzenleyebildiğimiz buluşmalarımızn bir ayağıydı Fanta..

2008 yılıydı en gariplerinden biri.. Sanırım ben bozunca geleneklerden birini bütün Fanta lanetlendi.. O yıl ilk defa o kadar özgür gittim konsere..Bir o kadar da esirdim gerçekte.. Yanımdaki ne ablamdı ne de babam.. O dönemin saplantısıydı belki de yalnızca..Uğruna çok şeyden vazgeçtiğim-vazgeçirildiğim- biriydi.. O bir avuç dostum yanımdan geçti.. Ben başımı eğdim... Arkalarından bakmakla yetinebildim sadece.. Bu yanımdakinin değil benim suçumdu elbette.. Dostlarım, durumu öğrenince beni affetti ama o Saplantı, günü gelince beni hiç dinlemeden terkedip gitti.. Hiç üzülmedim..

O fesitival son Fanta Festivali oldu benim için.. Geçen yıl o gece ani bir kararla tatile gittim gene ablamlarla.. Çok üzülmedim çünkü tatil her zaman bulabildiğim bir şey değildi.. Seneye dedim.. Bu yıl da ablamın düğününden dolayı katılamıyorum festivale,sevdiklerime.. Bu yıl daha çok üzülüyorum ama, Şebnem her daim bulunabilen birşey değil çünkü..

Koskoca haziran poşete girdi sanki.. Üstelik son iki yıldır Rdmi de sokmak hevesindeyken o bir avuç arkadaş grubumun arasına, nasib olmuyor birtürlü.. Öğrendiğim günden beri o reklamlar Şebnemin sesiyle de bir araya gelip oturuyor içime.. Bi ümit konserin tarihin değişmesini umuyorum hala..
Bugün en sonunda arkadaşlarımdan birine haber verdim de gelemeyeceğimi "Olsun Tottis seneye artık" dedi.. Canım, geçen yıl da böyle söylemişti:)

Napalım artık,seneye:)

7.Günü 8.Güne bağlarken.. : Eksik günlerin özeti



Daha 3.günden itibaren kendime verdiğim sözü bozmaya başladım.. Farkındayım.. Demek ki yaz tatili gerçekten başlamış:D

Gerçi çok da keyfi bi durum deildi bu günlerdir bir telaş..bir koşturmacadır gidiyor.. Bu hafta içinde bi düğünümüz var, karşi komşumuzun kızı evleniyor.. Tabi böyle diyince dış kapının mandalı olarak anlaşılmasın 13sene oldu birlikteyiz.. komşuluktan öte artık abi abla kardeş statüsündeyiz birbirimize..

Çok kısa zamanda oldu herşey, 6ay içinde tanışmadan evliliğe giden bir süreç olunca tabi çeyizin gideceği sabaha kadar anca tamamlandı eksikler.. Hele son bir kaç gün sabahlara kadar eşyaları toparlamakla uğraştık ve dün sabah da İstanbula götürüp yerleştirdik..


Tabi bu telaşın yanında uzun zamandır düğünde giymek için elbise arıyorum kendime.. Şöyle kolu paçası düzgün,özellikle bloğumun renginde.. İstanbul'da baktım bi iki yere gelmeden,İzmitTe de gidilebilcek heryere gittim ama bi türlü işte bu diyebileceğim bir modelle karşilaşmadım.. İstediğim de çok birşey deil ha, sade bir şey de arıyorum.. Kırk yılda bi siyah olmayan bir elbisem olsuun istedim güya bu mavi de moda ama en sonunda siyaha minnet etcek hale de geldim... Günlerdir gündüzleri elbise ararken geceleri de çeyizlere al atıyordum..

Artık yarın da itibaren "Dikim Mod"a geçiyoruz bir aksilik çıkmazsa istediğim renkte ve asırlık bir Burda kitabında bulduğum bir modelde elbise diktirivericez..

Bu arada cumartesi günkü Yoga dersi çeyiz telaşına kaynadı, yarın ki de bu elbise kumaş derdine gidicek.. Bir sonraki cumartesi de Düğün var zaten.. Yalan oldu benim Kundalini Enerjim:D

Ha bir de reklamlarda Şebnem'in sesini her duyduğumda içimi yakan Fanta Festivali var ki o da kına gecesi akşamına denk geliyor.. Aslında konser de kına da Fuar içinde ama festival de 'geçerken uğranılacak' bi yer değilki.. Fanta Festivallerinin ayrı bir yeri vardır bende bir de.. Çocukluğumdur.. Gençliğimdir.. Güzeldir :)

Şimdi burda derinlere inerek yazının 'özet' başlığını bozmayayım ama bir sonraki postum Fanta için gelsin:)


Dipp:Yukardaki resim gelinimizle damadımız olup, gelinin 4 yaşındaki yeğeni şu minik palyaço tarafından,çeyizler açılırken süpriz olsun diye yapılmıştır:)

23 Haziran 2010

3.Gün: OrmaN MeyveLeRi :)

Kırmızı meyvelere karşı zaafım var benim.. Özellikle de orman meyvelerine.. KaraduT, bögürtlen, framboaz,ahududu... Böyle yerken bi ekşimtrak olur ağzın..hani minik minik çekirdekleri değer dişine.. Oksidatif stres bile diz çöker önünde:)

Akşam üstüne kadar sıkıcı geçen günüm yemek yapma, pasta poğaça hazırlama telaşıyla renklendi.. Bu evde kendimi en huzurlu hissettiğim mekanın mutfakta tezgah başı olduğunu da farkettim bu sayede:)

Geçenlerde komşu teyze memleketinden kara kara dutumsu börtlenimsi birşey getirmiş bi tabak verdi.. Daha görünce tabağın içine eridim gittim.. Bambaşka dünyalara uçuyordum ki tabak hafifleyince kendime geldim.. Zorla frenledim kendimi..
"Bununla PasTa yapmalıyızzz!!!"
Kaç gündür duruyor öyle dolapta nasıl başardım bilmem elimi bile sürmedim.. Kim yapcak bunla şimdi pasta nasıl yapsak derken imdadıma Dr.Oetker amcanın Karaorman Pastası yetişti.. Hazır misafir de gelcek diye sıvadım kolları hemen..

İşin garip yanı bu hafta anneme vişne aldırdım ben... Hiç öyle oturup vişne yeme huyum da yoktur hatta sevmem bile ama canım çekti.. Eh onun da kısmeti pastayaymış:) Tarifte yalnızca vişne kullanmışlar ama ben araya, pasta olmak için bekleyen kırmızı siyah meyvelerimi de kattım, pek bi lezzetli oldu:) Hatta hala biraz meyve kaldı maşallah nasi içten verdilerse onu pek de bereketli çıktı:)

Bir yandan da çocukalarla boğuştum pastayı süslemeye çalışırken.. Biri kardeşim 9 yaşinda, öbürü de şu palyaço 4 yaşinda.. biri dio o tatli mi ekşimi,öbürü dio krema yicem bitince,diğeri dio hayır ben yicem..Anaaam heç susmak bilmediler ya hem birbirlerini yiyolar bi yandan hem de beni,o kadar sayıkladan sonra pastadan bi çatal bile almadılar ama.. Annem dedi "gördün mü çocuklarla iş yapmak nasıl oluyomuş" :D Hakkaten zormuş uğraşmak.. Yapmicam peşpeşe iki çocuk uğraşamam onlarla:D Sanki daha önceden böyle bir planım varmış gibi:P
Zaten dünden beri sürekli palyaço dansı yapıyoruz:D

2 saat içinde yemek yedik,sofra topladık,çay yaptık,pasta yaptık, gene Dr. amcanın hazır un karışımıyla kurabiye yaptık o da fena deildi hatta,arada misefir agırladık,yedik içirdik gönderdik:D

Annemi anladım bugün..Zormuş işi valla.. :)

22 Haziran 2010

2.Gün : Kara Kedi Mırnav Pistt!




Bir kaç gündür bir küçük velet dolaşıyor evde.. Yalvarıyodum bana müsamerede dans ettikleri palyaço şarkısını söylesn diye bir iki mırıldanıyodu ama hep de bildiğim yerleri söylüyodu deli oluyodum..

Bugün gene yalvarırken en sonunda daldım nette buldum şarkıyı.. İçim rahat etti.. İndirdim.. Birlikte söyledik dans ettik:D

Uzun zamandır aklımda ama bir türlü hatırlayamıyodum sözlerini adam gibi.. Derdim de neyse.. İnternet de aklıma gelmiyodu hiç kıvranıp duruyodum..Kaç sene önce anasınıfında kardeşime öğretmediler diye bile söylendiğim oldu:D

"Anasınıfına gidip Palyaço Şarkısı öğrenmeyen var mıdır ki?? Artık çocuklara palyaço şarkısını öğretmiyorlar mı?"

Derken öğrenmiş bir küçücük veletcik buldum ki hafızamı tazelememe yardım etti..

"Düşe kalka düşe kalka düşe kalka düşe kalka koşuşuruz
Şaka yolu şaka yolu şaka yolu şakayolu konuşuruz
Pinpon topu burnumuzda biz sevimli paylaçoyuz

Askılıdır pantolonumuz kocamandır papyonumuz
Pinpon topu burnumuzda biz sevimli paylaçoyuz

Düşe kalka düşe kalka düşe kalka düşe kalka koşuşuruz
Şaka yolu şaka yolu şaka yolu şakayolu konuşuruz
Tüm dünyanın gözünde biz neşe veren palyaçoyuz

Çocukların gözdesiyiz güldürüde biz öndeyiz
Pinpon topu burnumuzda biz sevimli paylaçoyuz"

İşin garibi hiç de sevmem palyaçoları küçüklüğümden beri :S Korkmam ama sevmem de..Hala sevmiyor olmamda Sevgili S.King Amcanın "O" adı romanındaki Pennywise karakterinin de payı yok değil tabi:D


Lakin bunun yanında kafama daha fena birşey takıldı ki çıkamıyorum içinden..
Aynı bu şekilde yıllardır -unuttuğumu farkettiğim zamandan buyana- sayıkladığım bir çocuk oyunu daha vardı ki o da "KARA KEDİ"

Bu zamana kadar hangi çocuğa sorduysam öyle birşey öğrenmemiş hiç oynamamış..
Ne kadar da eksik büyüyor çocuklar..
Oynadığımız yerleri,oynadığım insanları,o anları bile hatırlıyorum da "Kara kedi mırnav pistt" den öteye geçemiyorum..

Bugün palyaço şarkısını ararken bir forumda gözüme takıldı.. Görünce o takılan gözlerim parladı tabi.. Açtım baktım ki sadece sözleri var... Şöyle ki;

1. kara kedi 1. çocuklar


Dolaştım bodrum kiler Aramızda işin ne
Bulamadım hiçbir av Kara kedi mırnav pist
Aç kaldı bizimkiler Mutfakta bak işine
Mır mır mır mırnav. Kara kedi mırnav pist.


2. kara kedi 2.çocuklar

Olaydım ben bir köpek Kirlidir ağzı yüzü
Isırırdım hav hav hav. Üstü başı pis mi pis
Üstüme varmayın pek Kovalım şu yüzsüzü
Mır mır mır mırnav. Kara kedi mırnav pist

Peki ya melodisi?? Oynanışı??
Aradım o kadar ama yok.. İnsanlar ya sözlerini yazmışlar ya da melodisini soruyorlar zaten.. Nolcak şimdi takılır kalır aklıma... Anaokulu Örtmenimi mi bulsam acaba o hatırlıyordur muhakkak hala:D

Çok da severdim kendisini sevgili Nevin Alpaslan.. Anaokulu yıllarımın ayrı bir yeri vardır bende onun sayesinde..Zaten o yuzdendir bu arayışlarım hatırlama çabalarım...

Sonuç olarak daldım çıkamıyorum.. Var mı elini uzatıp benimle 'kara kedi mırnav pistt!' oynayacak olan??


1.GüN: KuNdaLini UyaNışı

Tatilde günleri saymaya, blog ve twitterı da çetele olarak kullanmaya karar verdim.. Wirelessımın kapsama alanı dışına çıkmadığım sürece hergün tweetleyip Blogumda mümkün olduğunca paylaşmaya söz verdim günlerimi.. Tabi, "tatil=kendine verdiğin sözleri tutmamak"tır biliyorum ama bu sebeptendir ki üstüme bir sayım sorumluluğu aldım.. Kendimi gerçekten birilerine sorumlu hissedersem yaparım biliyorum:) (Otokontrolümü seviyorum:P)

Bugün tatilimin resmi olarak 1. günüydü. Pazartesi günleri sevgili ananeme gitme ritüelini tamamlama dışında değişik birşey yaptım ve KipPa HipPerMaRrketT'in Aile klubünde ilk Yoga dersime girdim.. O 15 dakika bile hayatımda 'Enteresan' olarak tabir edebileceğim bir zaman dilimiydi..

Bu yaz hem değişik bir ortama girmek hem de kafamı biraz dağıtmak için bir kursa gitmek niyetindeydim.. Yoga ihtiyacım olan şeyin üstüne 'cuK' diye oturdu.. Bugun aslında biraz dolaşmak hem de şu kursu sormak için gittik Kipa'ya. Sekreter abla dedi ki kurs bugun başladı daha yeni girdiler falan istersen gir katıl ya da otur izle.. Dedim noluyoz ben alışkın deilim ani şeylere kıyafetim uygun deil kotla nası "ommm" yapcam falan kız biyandan annem bi yandan gazladı "Ya dersi bölmiyim şimdi.. öle gir çık olur mu.. hiç sevmem öle şeyleri.. Vakit yok daha ananeme gitcez.." falan derken giriverdim içeri.. Oturdum kapının kenarında bir sandalyeye..

İçerde hafif bir tütsü kokusu.. Ortam öyle egzotik falan değil ama bildiğiniz ufak çaplı bi spor salonu.. Genel itibariyle teyzeler yerde bağdaş kurmuşlar enerji moddalar..En önde de bir abla telkin edici bir sesle yönlendiriyor onları.. Tam da sonuna yetişmişim meditasyonun son esintilerini de hissedip normal hayata geri döndüler.. O arada yogacı abla beni de davet etti bağdaş kurmaya "fazla vaktim yok bi sonraki derse" diyerek gülümseyip uzaktan dnledim anlattıklarını.. Zaten meditasyon da bitmişti.. Ama ortamda tarif edemediğim bir enerji dolanmaya devam etmekteydi..

Sonra anlattı abla.. Adını da söylemişti ama unuttum tatli bi isimdi ama neyse şimdilik adı "Abla" kalsın:) Kundalininin enerjisinden bahsetti.. Sinirlerden.. Düğüm noktalarından nam-ı değer 'çakra'lardan.. Bir yanım içinde bulunduğum halle ölümüne kafa bulmak isterken öbür yanım ciddiyetle dinledi anlattıklarını.. Kafama yattı.. Hissettim.. Anlattıklarını bitirince yeniden meditasyona geçmeden kalktım.. Her gün sabah akşam bi 10 dakka yapmamızı istiyordu meditasyonu.. Kendimiz için, kendimizi bulmak ruhumuzu tanımak için.. Çıkmadan önce bir kez daha katılmamı teklif etti meditasyona.. 'Vaktim yok, çıkıyım' dedim annemin 'kal sonuna kadar' demesine ragmen.. 'O zaman gel' dedi 'Aç avcunu'.. Açtım o da açtı ellerimin üstüne doğru..Heycanlandım.. Bi yanım hala dalga geçio durumla bir yanım da enerjiyle uçtu gitti.. Aydınlanma istetti benden.. Bir kaç defa tekrar ettim cümleyi "Aydınlanma istedim" Zaten 2.de mi ne bi karıncalanma hissettim ellerimde onun ellerine doğru.. Sustum.. Şapşallaştım.. 'hissettim.. karıncalanma..' falan birşeyler geveledim... 'bu kadarı bile yeter şimdilik sana' dedi.. Çıktım.. Etkileyiciydi.. Ha bir de aydınlanmanın kaynağı olan insanın (başka zaman olsa teyze derim ama diyemiyorum okadar etkilendim) fotoğrafları da vardı 'bunlardan da al' dedi meditasyon köşemize koycakmışız,sonuçta onun enerjisinden faydalanıcaz, bi tuhaf oldum görünce tırstım almadım..Baktıkça dalga geçerim diye korktum:D

Sonra anneme anlattım tabi olanları 'sana da lazm gel' dedim o da gelicek bundan sonraki derslere sıkılmassa tabi:)

Gece eve gelince baktım tabi netTen de baya birşeyler buldum..
Aydınlanmanın kaynağı olan insanın fotoğrafı falan da var burda blog sayfama koyamıyorum bakınca bir garip oluyorum çünkü:D
Merakı olan varsa bakabilir, ben de devam ettikçe daha ayrıntılı bir biçimde bahsedicem zaten, enerjimin izin verdiğince:P

19 Haziran 2010

yazasım var çok.. Okul bitti eve döndüm.. Bütler bile geçti falan.. Beni gene bi tatil sardı sanırım.. şimdiden sıkıldım yazın nasıl sıkılacağımı düşünerek.. Blog yazmak bile zor gelio boş oturmama rağmen.. Yakında umarım karalicam bişeyler...

13 Haziran 2010

SeNkronIce




Bir senkronize macerasına daha kapanış gösterisiyle süresiz ara vermiş bulunmaktayım.. Bundan sonrası belirsiz yine.. Apaçık belli olan şeyse 'vazgeçemeyeceğim' işte..

Onca şey saydım aylardır burda.. İsyanlar... Özlemler.. Sorumsuzluklar.. Ama o an.. Bir avuç alkışla buza çıktığım ilk anda siliniverdi herşey.. Bu duyguyu özlediğimi farkettim... Başım dik.. Yüzümde kocaman bir gülümseme.. Eskisi gibi... Bir kez daha oraya aittim.. Buzdan sahneye..

Başlanngıçta olan ufak tefek aksaklıkları, el-ayak titremelerini gösteriden bi kaç saat önce karar verdiğimiz ısınma turu kurtardı.. Müzikle birlikte esas şov başladığında ise herkes elinden gelenin en iyisini yaptı.. Mükemmel değildi.. Ama 9 kişilik bir gösteri grubunun 1-2 aylık çalişmasından da daha fazlası beklenemezdi..Öyleki daha sabahki provada sürekli bağırıp çağıran ben gösteride "iyi gidiyorsunuz.. çok iyi.." demekten de kendimi alamayandım..


Tüm bunların yanında bir gözüm de trübündeydi aslında.. Çok insanlar oturdu o trübünlerde.. Ailem demirbaştı hep.. Arkadaşarım,dostlarım olurdu sonra.. Bu defa inanmadığım kimseyi çağırmadım nerdeyse..Aile içinde sade bir tören gibiydi.. En güzeliyse,beni buz üzerinde ilk defa gören değerli insanlar da karıştı ailemin içine..

Benimleydi.. 6yıldır nerdeyse her halimi görmüş olan Rd'm ilk defa gördü beni buzdan sahnemde.. Evimde... Onun içindi bu kez gülen yüzüm.. Mutluluğum.. O'nun içindi bu kez buzda attığım her adım..Gururlu duruşum..
Ve O, gurulu bakışlarıyla bir kez daha...
"Bir bir sildi o yollardaki anılarımı farkında olmadan.. yerine kendini çizdi.."

İyiki vardı..
İyiki vardık hep birlikte...
İyiki çıktım birkez daha o sahneye..