ÖSYM Bokumu Ye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖSYM Bokumu Ye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2012

Yarın YGS günü.. Ve benim tecrübeyle sabit söyleyecek şeylerim var..

Adını öğrenmem bile zaman aldı bu yıl..
Benim için ÖSS çünkü gerçek olan..
Her yıl, yani ben ÖSSye girdikten sonra her yıl, sınava girecek insanları yeterince umursamadığım için vicdan azabı çekerim..
Ama bu yıl yanınızdayım geçler..
Halkın arasına karışıcam ve sınavın nabzını tutucam..
..

Tam 4 yıl geçti üstünde.. Ne geçirdiğim geceyi unutabilirim.. Ne sınavı.. Ne de sonrasını hissettiğim derin hayal kırıklığını..

Babam hala akılına geldikçe söyler.. 'Aslında ben sana söyliyceklerimi biliyordum da, öyle bir çıktın ki sınavdan, yüzün bembeyaz.. Bişey diyemedim, tuttum kendimi..'

Bir de dese nolurdu kimbilir..

..

Sonuçlara bakmadım.. Ama kaç alacağımı biliyordum ve sonuçlar açıklanınca şaşırmadım.. Babam da şaşırmamış meğer.. 'Bana geliyordu denemelerinin puanları, hala saklıyorum msjları, bak.. Zaten buydu ortalaman.. Sınavdan çıkınca söyleyecektim.. Ama öyle bir çıktın ki sınavdan....'
4yıl önce,ilk 16bine girerek Moleküler Biyoloji ve Genetik yazdım İstanbul Üniversitesinde.. Neredeyse 160bin kişi girmişti sınava.. Kendi irademle yazdım ama istemeyerek..

..

Bu dönem mezun oluyorum.. 4yıldır ne okuduğum hakkında pek bir fikrim yok.. Bazı laboratuvarlar ve bazı staj günleri haricinde güzel geçmiş, beni mutlu etmiş, heyecanlandırmış tek bir ders bile yok.. Hele de son iki yıldır.. Haftaya vizelerim başlıyor ama bu dönemki derslerini say deseler tamamını çıkaramayabilirim..
Ve bu yıl yeniden sınava giriyorum..

..

Deli yanım ‘fazlasına ihtiyacın yok, iki yıllık bir bölüme gir oku.. Seni mutlu etsin, zorlamasın ve artık kendini gerizekalı hissetmekten kurtul.. ’ diyor..
Ama her daim ağır basan, mantıklı yanımsa ‘önce yüksek lisansı halletmeye çalış.. Zaten onca sınava da girdin.. daha KPSS var elbet atarsın bir yere kapak.. Boşuna mı okudun..’ demekten vazgeçmiyor..

..

Valhasıl gençler..

Burada lafım, sınava gireceklere, üniversiteye yeni başlayacaklara..

Kimin ne dediğine bakmayın.. Hocalarınıza, okulunuza, dershanenize.. Çünkü onlar hep reklam peşinde.. Aldığınız puana da bakmayın.. Tercihlerinizi puan sıralamasına göre değil, gönlünüzün sıralamasına göre yapın..

Üniversiteye girince rahatladım sanmayın.. ‘ÖSS’ye bu kadar çalışsaydım, derece yapardım..’ diyen arkadaşlarım çok oldu.. Ama elbet mezun olacağınız da bir gerçek..
Sonraa ÖSYM yakanızı bırakmıyor..
ALES, ÜDS, KPDS var yükselmeyi düşünürseniz.. Yok anam memur mu olucan.. Malum KPSS var.. Tıp okuyacaksanız TUS var.. Diş okuyacaksanız DUS..
Sınavdan çıkınca herşeyi silmek istersiniz kafanızdan ya.. O temel matematiği sakın ha silmeyin.. Biraz Tarih, bolca Türkçe kalsın..

Bölüm kadar tercih ettiğiniz üniversite de önemli.. Sayısal bölümler için İstanbul Üniversitesi’ni asla tercih etmeyin.. Sözel bölümleri iyi olabilir ama İstanbul Üniversitesi’nde okunmaz.. Twitter’dan ’ :)’ die tweet atan bir Rektörümüz var mesela bundan başka sosyal faaliyet yok.. Bütün bir Kampüs kavramı yok..

Her yıl kayıt yenileme için öğrenci işleriyle kavga ediyoruz..Bir öğrenci belgesinin çıkması en az 3 gün.. Bunlar önemli şeyler gençler.. Üniversiteye giren para bok ama laboratuvarlarda daima malzeme kıtlığı.. Arada yenileme yapıyorlar o da patlıyor.. Daha geçen Fizik Laboratuvarı patladı… 400bin dolarlık malzeme kullanılmadan çöp oldu.. Bizim bitki laboratuvarında da gaz kaçağı var mesela.. Yakında bizim bina da patlar..

Demek istiyorum ki, ben yandım siz de yanmayın gençler..

Şimdi kafanız bidünya.. Baskı çok.. Hedef büyük.. Şimdi hepsini unutup yeniden düşünün…

İstediğiniz gerçekten bu mu??


22 Mart 2012

Bazıları için sahne kırmızı bir perdedir.. 'iki Kalas bir Heves..

Adımını attığın anda sen, artık sen olmaktan çıkar başka bir dünyada yeniden var olursun.. Hem de her defasında.. Alkışlarlar birlikte sesin de başlar yükselmeye.. gürleşmeye..

Bazılarının ise ‘buz’dandır sahnesi.. İki çelik üzerinde.. Biraz soğuk.. Spot ışık..

Adımını attığın anda sen, artık sen olmaktan çıkar başka bir dünyada yeniden var olursun.. Hem de her defasında.. Sonra tam buraya geldiğinde tarif etmekte güçlük çekersin.. Çünkü o, sonucu ne olursa olsun, hayatında yaşadığın en büyük heyecandır.. Birkaç dakikadır o ‘sahne’de kaldığın süre.. İçinde büyüttüğün gurursa bir ömür…

Neyse başa dönelim..



Bugün tiyatroya gittim çok belli dimi??

İstanbul Efendisi..

Her defasında yazamıyorum böyle... İçimde biriktiriyorum cümlelerimi sonra bencillik ediyorum.. Ya da öyle büyüyor ki içimde...

Zaten her defasında kocaman bir boşluk..

Sanırım bu hayatta en çok onları kıskandım ben.. Tiyatro sahnesindeki insanların yüreklerinden yüzlerine yansıyan o tatlı heyecanı.. Onların sahnede eğlenerek dans ettiklerini, şarkı söylediklerini görmek..

Ve hiç bir sanatçıya sarılmak istemedim onların boynuna sarılmak istediğim kadar..

Sonra kendime dönüyorum... Benzer heycanların tadına varmış olmasam bu kadar etkilenmezdim heralde..

Ve tüm bu 'kafa tiyatrodan sarhoş' halimin üstüne bir mesaj gelmeseydi, gün böyle bir geceye bağlanmazdı bence..

Bir yanda eski kulübün yeniden -bu kaçıncıya- kurmaya çalıştığı takımdan, en olmayacak insandan gelen o yapmacık 'Bize katılır mısın? Gelsen ne güzel olurdu'lar... Bir yanda en eski takım arkadaşlarımdan birinin İstanbul'da toparlamaya çalıştığı başka bir takım ve 'Şuanda bir takımda mısın?'lar..

Bir yanda okul.. Genetik.. Aöf.. ÖSYM..

Bir yanda söz konusu insanların hazırlanmaya çalıştıkları, nisanın -aynı zamanda vizelerimin- ortasında yapılacak olan yarışma.. Kan çekiyor...

Ortada adam gibi birşey olsa aslında hiç düşünmem.. İzmit'i yokladım.. Kraldan çok kralcılar sonunda yolunu bulup başa geçmiş.. hala ortada bir iş yok.. İstanbuldan da adam eksiğine çağırıldığıma göre, ordan da kolay kolay iş çıkmaz..

Ama durun.. Şu idil bi mezun olsun da.. (Nolcaksa mezun olunca..)

Neyse o zamn görüşücez seninle..

10yıl sonra milli olduysam 20 yıl sonra da başarılı bir antrenör olabilirim.. Neden olmasın??

Ama önce bir mezun olayım da şu okuldan kurtulayım..







17 Ağustos 2011

"Hayat bazen zalim bir öğretmen gibidir.. Önce sınav yapar.. Sonra ders verir.."

Sınav..

Bu filmi seyrederken.. O sınav anında canımın bukadar acıyacağını tahmin etmemiştim.. Kocaman bir yumruk oturdu içime..

3 yaz geçti üstünde koskoca 3 koca yıl.. bu sene mezun oluyorum bile.. Lakin bir gün dünyanın en başarılı insanı bile olsam (misal yani..) hiç unutmayacağım anlardan biridir o sınav bitip okuldan çıktığım an.. Nasıl bayılmadığma hala şaşıyorum..

Bazen babam da söyler aklına geldikçe.. Daha çok başıma kakar ya o vakitleri.. ‘Ben hazırlamıştım sana çıkınca neler söyliyeceğimi.. Biliyordum böyle olacağını..’ der..

Düşünsenize siz sınavdayken çıkışınızda size ‘sen zaten şöyleydin.. böyleydin.. Çalışmak yerine başka şeylerle uğraştın.. Dershaneye o şehirde gittin.. Bilmemneydin..’ demeye hazırlanıyor biri.. Ha bir de bu düşüncelerini daha birkaç hafta önce (olaydan 3 sene sonra yani) içinde daha fazla tutamayıp söylediğini varsayarsak..

Çok şükür ki o gün bembeyaz inmişim o okulun merdivenlerini.. Korkup da susmuş.. Susmasa zaten dünyası kaymış bir gencin vay haline…

Oysa hala bilmediği şeyler var.. Çalışamadığım her gün ne denli vicdan azabı çektiğim mesela.. O dershane olmasa bu kadarını bile yapamayacağmı... Başkalarının sorumsuzluklarını örtmek için, kendi sorumluluğumu yerine getirmek için başka şeylere vakit ayırdığım..Millet biririnin kuyusunu kazarken benim hayat kurtarmaya çabaladığım mesela..

Lise için sınava girceğim zamanlar yaptıklarını unutmamışken daha.. Onları unutabilmek için kaçmışken evden yatılı okula.. Bunları hiçbir zaman kabullenebildiği yok...
...

Neyse işte.. Öyle yani..
Sınav dediğin rezalet birşeydi.. 16bin küsürüncü olmak 150bin kişi içinde, bazıları için en büyük gurur kaynağıyken, bizim için yapılabilecek en kötü dereceydi...
Yaptım gitti...





9 Haziran 2011

Düşünüyorum da.. Ben küçükken de hiç 'Bilim İnsanı' olamak istememiştim..

Çok uzak gelirdi bana.. Hiç öyle bilimi seven bir çocuk olmadım.. Saygı duyardım yalnızca çünkü ulaşılmazdı..

Bir kere erkekti hepsi bilim adamıydı onlar.. Göbekleri vardı bir de üzerine aklar düşmüş saçları.. sakalları.. Hem herşeyi bulmuştu onlar zaten.. Beni neyi bulacaktım ki..

İnsanların içinde ne var diye hiç merak etmedim.. Birbirimize neden benzeriz.. ya da neden bu kadar farklıyız hiç bilmek istemedim.. Genmiş genommuş.. Onlar da neymiş..


Herkes gibi öğretmen.. doktor.. mühendis de olmak istemedim.. Fazlasıyla Tv izlesem de ne oyuncu olmak geçti aklımdan ne de dansçı.. Tabi Tv dünyası da ulaşılmazlardandı..


Müziği sevsem de müzisyenlik meslek değildi.. Ne topçu ne popçu.. Buz pateni yaptım yıllarca büyük bir aşkla ama ilerde onun bile meslek olabileceğini düşünmemiştim mesela.. Hocalarım vardı.. Onlar gibi olamazdım ki..


Daha maceracı.. daha göçebe bir ruh vardı içimde.. Polis olmak istedim mesela.. Şöyle organize işlerde.. Evet kabul ediyorum Memolinin bunda etksi vardı.. Sonra kesmedi polislik beni 'dedektif' olmak istedim.. Fazla Agatha okuyordum.. ve bu iş tam bana göreydi.. Ah şu 'küçük gri hücreler'.. Ve bastırıldım elbette ki.. Ülkemde özel dedektiflik yok denecek kadardı çünkü.. İş olmazdı ki..

Ömrümü doğada kamplarda çadırlarda geçirebilrdim veya..Ama bu da meslek değildi.. Daha ilkokula başlamadan biriktirdiğim paralarla uyku tulumu almışlığım var mesela.. Çadırımız da vardı.. Lakin bir kampa gidebilmem 10 yılımı aldı.. Ve uyku tulumum yanımda olamadı.. Hala duruyor ama bir gün onu gerçek bir kampa götürmekse hayallerimin arasında gerçekleştirilmeyi bekliyor..

Arkeoloji de dikkatimi çekerdi mesela.. Yönelmeyi hiç denemedim ama.. Sebeb aynı tabi..Türkiye'de adam gibi arkeolog mu vardı??..

En çok veterinerlik isterdi babam.. Bir de Pet shop açarız yanına ben de kasada dururum derdi.. Çok severdim hayvanları.. Ne kuşlar büyüttük biz.. tavşanlarla dost ettik.. Kaç köpeğin arkasından ağladım ben ve kaç bıldırcından beslendim, besledim büyüttüm önce.. Kabul yeri gelince yemeyi de severdim hala damağımdadır o tadı bıldırcının.. Mm.. Balıklar.. Civcivler.. Lisede, Öss'ye birkaç hafta kala 'Madem veteriner olmamı istiyorsun neden çalışıyorum ki?? Oraya gözüm kapalı girerim zaten!!' haykırışımla bitti o da içimde.. Babam bir daha veterinerlik demedi.. Zaten o işi yapabilmek için de sermaye gerekti.. Hem o zamanlar kaç insanın hayvanı vardı ki..


İleride ne olacağını düşünmeden Fen Lisesi'ne girdim ben.. Sadece 'Kazanamaz!'lara inat koşmaktı benimkisi..

Lakin, koşarken farketmemişim bile yolun nereye gittiğini... En sonunda yorulup şöyle bir etrafıma baktığımda çıkmaz bir sokakta bulmuştum kendimi.. Psikiyatriye sarılmıştım sonra tıp okumak doktor olmak istemesem de.. Kendime en yakın, ben gibileri bulmuştum ancak.. Çok şey öğrenmişim hayattan ve yardım edebileceğime inanmıştım.. Tam yolumu buldum derken.. Elbetteki ÖSS... Sevgili dostum.. 'Sen kimsin ki Tıp kazanacan' dedi bana.. Haklıydı..

Şuan sınıfımda bulunan birçok insan gibi tıp yakın olduğu için bu bölümü seçtim ben... En kötü eczacılık yazarım derken moleküler biyoloji ve genetiği ancak tutturan da bendim evet.. Dönemimde en düşük puan alanlardan biri de..

Elbet bir şey olur, bir çıkış yolu bulurumlarla başladığım üniversite maceram da bitecek neredeyse ama ben hala bir yol bulamadım kendime.. Tek bildiğim bilime bulaşmak istemediğim...

Olmak istediğim çok şey aslında çocukluğumun sakinliğine inat..

En çok kapıp tencere tavayı aşçı olmak var ya içimde.. Bastıramadığım.. Genetik bittikten sonra Mengen'e aşçilik okuluna gitmek var mesela.. Kimseye inandırıcı gelmese de.. Belli mi olur..

Ha bir de şu yazıyı artık bitirmek var aklıda.. Vakit sabaha karşı.. İçimde hala cır cır konuşan bir çocuk.. Hala belirsiz aklı.. Hala kafası karışık..

Sahi ya büyüyünce ne olucam ben???


24 Nisan 2011

Ben ALES'e GideriKen..

Eskiden sınava giderken çantamızı kalemlerimiz falan ayarlardık yatmadan önce.. Şimdi montumun ceplerini dolduruyorum ancak.. Bir akbilimi alıcam yanıma koruyucu meleğim olarak o kadar.. Ha bir de sınav giriş belgesi ve kimliğim.. Onun dışında, unutmadan küpelerimi bile çıkarmalıyım kulağımdan maazallah belki biri içine kopya sıkıştırıp komplo kurduysa bana, ne yaparım.. Telefon yok.. Çanta yok..Cüzdan yok..
Kalem bile yok ne komik değil mi?? Uğurlu kalemin uğuru da kopya statüsüne mi giriyor acaba?? Hatta saat bile olmayacak kolumda.. Zamanı unutucam.. Sadece bineceğim otobüs numaraları kalsa aklımda yeter.. Bir de tabi ineceğim duraklar.. Taa Eyüp'e gidicem kaybolmayayım bir ALES uğruna ücralarda..
Belki de hayatımda ilk defa bu denli 'dımdızlak' çıkacağım sokağa..
Sen sevgili ÖSYM.. Sayende daha neler göreceğiz acaba??