huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2011

"Çocuk da yaparım kariyer de"

Yapabilirim yani istesem.. Ama istemiyorum.. İkisini ayrı ayrı da istemiyorum.. Kariyerde gözüm yok (Bu yıl ösyminin yaptığı bütün sınavlara zevk olsun diye giriyo olmayı dilerdim).. Çocuk konusunda da hiç yorum yapmak istemiyorum..

Ben, bütün gün mutfakta takılıyım istiyorum..Yemekler.. Pastalar.. Börekler.. Minik bir evim olsun.. İçinde, hayatımı ve yaptığım yemekleri anlamlı kılan adam.. O adam ki, benden güzel yemek yapıyor o ayrı.. Ama ben de öğreniyorum… İçine sevgimi katıyorum biraz.. Biraz da baharat, olmazsa olmaz..

Hatta misafir olun arada.. Biraz da sohbet yemeğin yanında.. Belki bir iki kadeh şarapla..

Hoş olmaz mıydı??

30 Eylül 2010

Toprak olur kokarım yağmurdan sonra..



Son demlerini yaşıyor bugün Eylül.. Yavaşça terkediyor takvim yapraklarını,birdahaki yıla hazırlanmak üzere..
Daha bir huzurla gidiyor olmalı bu defa, en azından ben, yüzümde huzurlu bir gülümsemeyle el sallıyorum ona bu yıl.. Belki de ilk defa bu denli hissettiğim için varlığını... Belki de kucak dolusu muTtluluk getirdiği için bana, tüm eli açıklığıyla :)

Hep sevdim ben onu.. Gururla ayakta duruşunu.. İçimi huzurla dolduruşunu hep sevdim.. Ama biraz daha farklı oldu bu yıl eskilerden... Bu yıl bir pencerenin köşesinden, uzaktan, sessizce seyretmeyi bırakıp katıldım rüzgarına ben de..

Yalnız değildim elbette.. Paylaşmadan hissedemeyeceğim bir keyifti bu Eylül'ü yaşamak :) Her anımı Eylül kızı hissiyle geçirmem için elinden geleni yapan, beni balonlarla karşılayıp o balonların arasına bir minik ben daha koyan; tüm aya büyüklü küçüklü hediyeler, süprizler saklayan; sinema, sergi, gezinti; hatta birlikte kitap okuma saatleri.. ve daha nicelerinin mimarı adam!

Ben Eylül Kızıyım.. Sonbaharın rüzgarında uçar adım.. Yağmur olur yağarım solmuş yapraklara.. Toprak olur kokarım yağmurdan sonra..


Okula gitmek bile muTlu etti beni bu Eylül.. Bir avuç arkadaşımla özlediğim kızsal sohbetler, dünyadan haberler,kahkahalar,gezmeceler.. Bir de onların iyiki doğdun süprizi var ki, yeşilliğin içinde mum üflemek de başka güzel:) Çimenlerde sürünmek çarpıcı fotoğraflar yakalayabilmek için minik tripotumun üstünde..

Ben Eylül Kızıyım..


Gidiyor diye de üzülmüyorum bu defa hem.. Çünkü gitmesi değiştirmiyor o Ttatli tebessümleri.. Sıcak sohbetleri.. Daha alınmış gösteri biletleri, verilmiş gezinti sözleri.. İzlenecek filmler, alkışlanacak tiyatrolar var yolda.. Bir de kitaplar heyecanla okunmakta..

Bir mevsim içinde başka bir kahraman çıkıyor şimdi sahneye.. Eylül'e yoldaş.. Huzuruma yandaş.. Ekim giriyor kapıdan içeri.. Vakit, keyfi,huzuru ona devretme vakti :)

29 Ağustos 2010

71.Günün ilk saatleri..



Söyleyecek çok bir şey yok.. Fotoğraflara bırakıyorum bu defa sözleri.. Denize emanet ediyorum kelimelerimi...


















Bu şehirde huzur bulunabilecek tek yer burası.. Seka PaRk.. Şehrin cılız ışıkları.. Uzakta bir gemi aydınlatır geceyi...











Ve sabahın 4ünde tasarım harikası bir salıncakta 'çocuklardan da şen' insanlarındı gecenin sessizliğini bastıran çığlıklar.. Kahkahalar...



















3 Ekim 2009

:)))))))

Çok çook ama çooook muTluyum bugün:)
Son bir yıldır aklımdan hiç çıkmayan birşeyi yaptım bugün.. 4yılımı geçirip artık geride bıraktığım şehirde benim için çok değerli olan insanları ziyaret ettim:)

4yıllık lise hayatım Adapazarı'nda geçti benim.. Son 1.5 yılını anlamlandıran yerdi dershanem.. Okulda keyfim kaçınca bile gittiğim, hocalarla bi kaç soru çözerken eğlenip dertleştiğim ve bugün hala o şehirde saygı duyup deger verdiğim nadir bi mekandı orası.. İtiraf etmeliyim ki çok çalışkan bir öğrenci değildim onlara hakettikleri dereceyi de veremedim evet ama belki de kimsenin duymadığı kadar saygı duyup sevgi besledim ordaki insanlara karşı.. Ve bugün bi kez daha gördüm karşılığını...

En son geçen yaz gitmiştim sonuçlar tercihler vs. için.. Üniversiteye başladığımda yaşadığım ani değişimler dershanevi durumlarımı da etkiledi.. Zaten yeterince iyi bir sonuç yapamamış olmamın yanına yeni çekinceler eklendi.. Üstüne bi telefon görüşmesi yapmıştım dershane müdürümle.. hala o şehirde yaşayan en değerli insanla.. O da bu sorunlarla ilgiliydi.. Sonra da bir daha kimseden ne haber aldım ne de haberim gitti..

1 senedir aklımdan hiç çıkmadı.. Hep çekindim gitmeye.. Beni eskisi kadar sevmemelerinden korktum,eskisi kadar sıcak olmama ihtimallerinden.. Baba gibi sevdiğim taptığım müdürümün eskisi gibi içtenlikle sarılmamasından korktum.. ''Yanlış yaptın be kızım..'' demesinden..
Bir yandan da fırsat kolladım gitmeye.. Gitmek ve görmek istedim nerde olduğmu o insanların gözünde..Ama liseye başlamadan önce bile her sene defalarca gittiğim o şehre yolum düşmedi hiç.. düştümü de fırsat olmadı gitmeye... Rüyalarımdan çıkmadı hiç Buran Baba.. Sarılıp sarılır ağlardım hep gelemedim diye özür dilerdim durmadan..

Bugün nihayet yolum düştü ve kendi fırsatımı kendim oluşturarak kırdım zincirlerimi.. Üstelik akşam gidemiycem diye üzülürken bugün bir anda kendimi dershanemin önünde buldum:)

Tesadüfler de üstüste geldi şansıma kapı kapıyı açtı sanki harika bi gün oldu:)
Erkeğimle buluştum önce.. Dün yolcu etmiştim onu Ada'ya ''Sen de gelsene bu hafta..'' diyip durmuştu gitmeye karar verdiğinden beri, ben de ''Bu hafta olmaz ki..'' diyodum ne bileyim.. Nası da içten istemiş ki gerçek oldu:) Onun da çok değer verdiği, benim yıllardır adını duyup da bir türlü tanışamadığım bir hocası vardı ki o da benim dershaneye geçmiş bu sene,yoldayken öğrendim daha.. Buran Babayla da tanışıyomuş erkeğim ama hatırlamaz sanıyoduk çok zaman geçmiş görüşeli 5-6 sene kadar:)

Öyle heycanlıydım ki anlatamam:) münübüsten ilk indiğimde okuldaki bi hocamla kaşılaştım okuldayken boğuşur dururduk o heyecanla ona bile sarılmışım valla:P

Dershaneye gittim daha girmeden gördüm müdürümü ders anlatıyodu bi sınıfta.. bizim sınıfımızdı orası bide.. başımı uzatıp camdan laf atmak istedim ama bölmek istemedim sonra dersi.. Bekledik zilin çalmasını.. oturamadm bi türlü dolandım durdum içerde:D Balıklara baktım piranalar bile kocaman olmuşlardı.. Zil daha çalmadan baktım ki çıktı sınıftan Buranım.. Şaşirdi tabi görünce..kucakladık birbirmizi hemen nasil da özlemişim... Daimi huzur kaynağımdı o adam benim son sınıfta..ve hiç değişmemişti... Erkeğimi de farketti hemen ona da sarıldı.. Unutmamişti:) Neden çıktığını anlayamadığım dersine geri döndü sonra, ''Siz odaya geçin, bişeyler ikram etsinler..'' falan diye diye..:) İşte o zaman rahatlayıp oturdum anca.. koridorda takılmaya devam ettik ama..zil çalınca herkesi herkesi görmeliydim çünkü:)

Çok geçmeden öğle tatili vakitleri geldi.. her sınıftan çıkana sarıldım.. kimine el salladım görürgörmez kendimi göstermek için kiminin önüne atladım.. Utanmasam anonsumu yaptırırdım heralde:D

Buranım gene meşgul ordan oraya koşturken ben de Adapazarının en meşhur hocalarından biriyle nihayet tanışma şerefine nail oldum.. ''Sonunda tanıştık..'' dedi o da ''Nihayet:)'' dedim bende... Hayalimden çok daha heybetli ve tapılası bir adamdı gerçekten... işi olduğu için fazla görüşemedik onunla ama tanışmak bile bugünlük bana yeterdi:D

Dershane boşalınca anca girdik odaya biz de oturduk müdürümle sohbet ettik biraz.. kısa ama özdü yine hiç susmadı:) Ama rahatladım o konuştukça.. o ilgisi,samimiyeti hiç eksilmemişti.. Ve belli ki arkamdaydı tüm olanlardan sonra hiç suçlamamıştı beni.. ''siz beni anlamışsınız..'' dedim ona da muTlu oldum çok sanki ağır bi yükü almıştı omuzlarımdan kucaklarken:))

Yemeğe gidiceklerdi tutmadık biz de fazla,yemek davetlerini de geri çevirmemiz gerekti benim de fazla vaktim yoktu zaten.. Daha önce ayrılan bi hocamın geri döndüğünü duyunca onunda odasına çıktım gitmeden ama kaçırmışım.. Not bıraktım bende hayırlı olsun dileklerimi ilettim hem öyle ayrıldık huzur mekanımdan.. Yüzümde kocaman bi gülücük kalbimde tarifsiz bi mutluluk ve huzurla.. Tuttum Herşeyimin elini bide ona sarıldım sıkıca:)

Biraz yürüdük o şehirde yeniden, sıkıca sarılarak.. Bu defa yüreğimizde dosluktan daha da fazlasıyla...
Bir saat bile sürmedi belki tüm bu yaşananlar ama 1.5 senenin karşılıklı emeğiydi işte.. Belli ki boşa değildi:)

2 Ekim 2009

bir gece yazma girişiminde bulunmuş insan modeli...

30.06.2009
01.21
Yeniden yazmaya başlama hevesleriyle oturdum klavyenin başına… eskiden kalemi alır elime düşünürdüm illa yazmak istedim mi.. şimdi ise teknolojiye ayak uydurmuş benim de ellerim..

Her zaman dediğim gibi anlatacak şeyim çok, mesele nerden başlasam nasıl anlatsam…yazmak istediğimden başka bir şeyden de emin değilim.. Yazmaktan çok, ne yazsam diye düşünmeye üşeniyorum bazen de.. ben anca üşeniyorum bir şeylere zaten:S

Son zamanlarda kafamda dönen tek bir şey var zaten.. bir sene.. yaklaşık bir sene önce bir anda değişti her şey.. konuşmaya korktuğum adam sonunda her şeyim oldu, korkularıma sebep olan adamsa bir hiç.. Tek bir bakış sonra tek bir söz.. Yıllar biçtiğim buluşma en fazla 1yıl verdi yalnızlığıma,……

Derin bir nefes alıyorum.. alıyorum… ama düşünmekten yazamıyorum….
An be an geliyor gözümün önüne, an be an hissediyorum içimde… çekine çekine konuşmalarım, sesini duyduğum ilk an.. hele varlığını ilk belli ettiği gün.. kendimle savaşlarım tam da hayatımın en belirsiz döneminin tam göbeği.. içim koşarak özgürlüğüne kavuşmak isterken ayaklarımın adım adım geri kaçmaya zorunlu hisleri… af dilemeye yüz bulamayışlarım ve sessizce döktüğüm gözyaşlarım anlatırken rüyalarımı, rüyalarımda her defasında önünde diz çöküp yalvarışlarım… ve anlatması daha güç, çözümlemesi daha zor çaresizce yaşadıklarım…

Hep bilirdim bir gün yeniden ulaşacağımı, hep bilirdim bir gün yeniden gözlerinin içine bakacağımı.. Ama yıllar sonra.. ama yanında başka bir kadınla.. kadınıyla.. oğluyla, kızıyla… hayatta hiçbir şeyi bu kadar istememiştim ben hem de isteme yetisi olmayan ben.. ve istediğim hiçbir şey bu kadar çabuk gerçekleşmemişti.. hoş geçen zaman benim biçtiğim zamanın yanında hiç kalsa da o kısa zaman içinde yaşananlar hiç de ‘hiç’e sayılacak şeyler değillerdi elbet…

Görüşmeyi kabul ettiği an bir rüya.. karşıdan ayaklarını sürüye sürüye gelen adama sarılabilmek mucize değildi de neydi ya? Hiç bilmediğim bir şehirde bir cesaret Galata’ya inişim.. Bir denize bir arkama bakarak bekleyişim.. Sanki hiçbir şey değişmemiş hissi veren gelişi.. Suratıma bir tokat inmesini bile çoktan göze alarak ve aslında böyle bir şeyin asla olmayacağından da emin sarılışım… o koku.. uzak durma gereğiyle savaşarak bana sarılışı… Tüm bunlar bir mucize değildi de neydi ya…

Bu kaçıncı buluşumuzdu birbirimizi… kaçıncı kaybedişin ardından kaçamak sarılışımızdı..Bir daha asla seni bırakmam diyip de gidişine boyun eğen zavallı aptal ben; işte o an, dünyanın en şanslı insanıydım.. En mutlu.. En huzurlu…

Oysa onun daha bana kızacakları, bağıracakları, neden diye soracakları vardı..ama tüm bunları bile bana sarılarak yaptı..Benimse ‘haklısın’dan başka bir diyebileceğim yoktu.. Haklıydı çünkü… onun bana söylediklerinden daha ağırdı zaten benim kendimle kavgalarım..

İşte böyle başladım mı da duramıyorum.. her cümlemde derin bir nefes çekerek içime yazabiliyorum bide ancak… geç oldu sabah okulum var susup yatmak istemesem de odamda uyumaya çalışanlarım var.. Bir de bunun yanında ranzadan inip kablomu makinemi toplayıp kaldırıp yeniden ranzaya tırmanmak var karanlıkta.. bir anda girdim konuya ve bir anda çıkıyorum.. Ee alışmış bünye ani değişimlere;)

15 Mart 2009

dönüyorum huzura...

dönüş vakti geldi çatti yine adam gibi yazamadan...
DÖnüyor olmaktan çok memnun ama şu alletten uzak kalıcak olmaktan gayet mumnuniyetsiz bir hal içerisindeyim...
Eve dönüşüm yine iki hafta sonra.. Önümüzdeki hafta için, biraz sosyal biraz kültürlü insanlar olabilmek adına, yine yoğun ama keyifli planlar içerisindeyim...

Güle güle blogum.. Sen de beni Özle E mi! =)

15 Şubat 2009

14 ŞubaTtan arta kalanlar =)

İlk defa huzurlu mutlu ve hatırlanabilir bir 14 şubat geçirdim..
Aslında sevdiğim insanla birlikte geçirdiğim herzamanki günlerden çok da farklı olmamakla birlikte yıllardır geçirdiğim 14şubatların yanından bile geçemezdi...

Geride bırakılmış 4 yılda benden çalanlarla bana yeni birşeyler katanların ayırdına birkez daha vardım bugün.. Hayatta bi çok şeye karşı kaybedilmiş heveslerimden birini daha kabul ettim yeniden hayatıma..

Amacı Sevgililer Günü değildi bu günün.. Sadece özlem.. biraz değişiklik.. bu kez farkli bir şehir.. farklı mekanlar..

Yıllarca başka insanlarla gittiğim yerlerdeydim bugün.. başka insanlarla yediğim yemeklerde..Başkalarının canımı yaktığı sokaklarda..Aslında hiç olamadığım caddelerde... Ben başka insanlarlayken de aslında hep yanımda olan biriyleydim bugün.. Sevgilimle.. dostumla.. abimle.. herşeyimle..

Ve bir bir sildi o yollardaki anılarımı farkında olmadan.. yerine kendini çizdi..

Mutlu olmak için elbetteki sevgililer gününe ihtiyacımız yoktu bizim.. Eğlenip gezip tozmak için de.. birlikte oturup deli gibi yemek yemek için 14 şubat olmasi gerekmezdi illa günlerden ve sinemada başimi göğsüne koyup çizgi film izlemek için de..

Ama kutlamamak için de bir neden yoktu artık ellerimizde.. Canımızı yakan hatıralar yoktu..

Huzur vardı bugün yüreğimizde hergünkü gibi.. Mutluluk vardı..
Gözlerinin içinde gördüğüm, avuçlarının içinde hissettiğim o sıcacık sevgi vardi bir de; her günümün en güzel hediyesi....
İyi ki HEP vaRDın!!!

29 Kasım 2008

zamana karşı..

Anlatıcak ne çok şeyim var aslında.. koskoca 2 ay olucak neredeyse blogla uğraşmayalı.. adam gibi yazmayalı.. Ve o kadar çok şey oldu ki bi anda hayatımda hala şaşiyorum duruma..

Tam 8 hafta doldurmuşum isTanbulda.. 8 hafta diil 8asırdır ordayım sanki.. Öle bi işlemiş ki içime.. Öyle bi sevmişim ki.. Ne milletin şikayet ettiği trafiği umrumda ne kalabalık.. Sevgiyi kucaklayip döndüm mü yüzümü maviliğine geride kalıyor tüm karmaşa.. Hava karardıktan sonra köprünün ışıkları yetiyor sarhoş olmama.. bakma ışık da köprü de bahane aslında..

Nasi geldi cumalar hızla ve ne zaman bitti bir hafta daha anlamadım hiç.. Elimde yastığım yorganım bavulum dolaştım oda oda 5 katli bi binada ilk haftalarda.. Çeşit çeşit insan tanıdım..Türkü makedonu kırgızı moldovyalısı müslümanı alevisi her türlüsüyle kaldım 3 gün 5 gün.. Sonunda yurtkur bana da güldü de topladım bavulumu yepyeni bi mekana taşındım 3 hafta önce.. Rahatladım.. Özenle yerleştirdim dolabımı ve kaldırdım bavullarımı..

İlk vizelerimi bile bitirdim de geldim bu hafta eve.. vize haftası çok yaradı o alışveriş merkezi senin bu tiyatro benim gezdim.. Arada çalışmayı da ihmal etmedim ama o kadar da tembel bi öğrenci diilim sadece gezmeye biraz fazla alıştım.. Aynı odada aynı insanlarla uzun süre kalmaya alişkin olmadığım için heralde.. sürekli mekan değiştirme ihtiyacı hissediyorum.. Bende atıveriyorum kendimi sokağa..Başka bişeyden değil yoksa:D

Şikayetçi diilim aslında hızla akıp giden zamandan.. O akıyo, ben koşuyorum peşinde, yakalıyamıyorum gibi bi durum söz konudu değil çünkü.. Aksine ben koşuyorum biraz galiba.. dolu dolu geçiyo günlerim.. MuTlulukla.. huzurla.. sevgiyle.. aşkla.. =)