29 Ağustos 2010

71.Günün ilk saatleri..



Söyleyecek çok bir şey yok.. Fotoğraflara bırakıyorum bu defa sözleri.. Denize emanet ediyorum kelimelerimi...


















Bu şehirde huzur bulunabilecek tek yer burası.. Seka PaRk.. Şehrin cılız ışıkları.. Uzakta bir gemi aydınlatır geceyi...











Ve sabahın 4ünde tasarım harikası bir salıncakta 'çocuklardan da şen' insanlarındı gecenin sessizliğini bastıran çığlıklar.. Kahkahalar...



















25 Ağustos 2010

66.Gün: .. 67 de olsa farketmez 77 de..

Söylecek çok şey yok..
Kendimi boşlukta hissediyorum son zamnlarda...
Tatilin çoğu gitti azı kaldı ama ileriye baktıkça sanki daha.. daha da çok varmış gibi..

Daha sessiz sakinim son zamnlarda.. Sustukça susuyorum.. Sustukça büyüyor içimde biliyorum.. O yüzden ki son bir kaç gündür.. Bir süredir herzamankinden daha fazla yüreğimdeki şişlik.. O sebepten ki eve dönüp karanlık odama girdiğim anda paylaşamadığım her nefes göz yaşı olup birikiyor içime..

...

Sen de gör gördüklerimi, tattıklarımı sen de tat istiyorum..
Ellerimi sokacak bir cep aramak yerine senin elini tutayım mesela..
Susmak ya da sadece etrafa bakmak yerine seninle konuşayım..

..

6 Ağustos 2010

SeFiL Mekana Son Yolculuk

Ve Tt giriş yaptı SeFiL şehrine.. Bu defa yalnız değil, zamanında okulun kapısındaki bankta kıvrılıp sabahın kör saatinde yolunu gözleyen Rdyle birlikte..El ele..

Hiç paylaşmamıştık bu yolculuğu biz.. Hiç o şehre birlikte gitmemiştik.. Ya kalan olmuştuk arkada el sallayan ya da çaresiz gitmek zorunda olan..
Nasıl geçtiğini anlamadan geldi şehre ayak basma vakti.. Aylar geçmişti son gelişimin üstünden.. O son defadan sonra daha bi huzurlu daha bi gururluydum şimdi.. Sevdiğimin.. O şehirde kazandığım en güzel şeyin elini sıkıca tutarak baktım etrafıma..

Heey! BİZ geldik!!

Güzel bir kahvaltı yaptık önce afiyetle.. Yıllarca kapısından -sadece- geçtiğim nezih bir yerde.. Devam ettik sonra yolumuza..
Yürüdük..
Yürüdük...

Birbirimizle az daha görüşebilmek için özenle kaçırdığımız ve her kaçanı saymayı kendimize eğlence edindiğimiz münübüsler geçti yanımızdan... Gülümsedik.. Bu kez mesafeler koyamazlardı aramıza..
Yürüdük anılarımızla..

İlk durak,o şehirde hala saygı duyup deger verdiğim nadir bi mekan olan dershanemdi... Geçen defasında olduğu gibi gene içim kıpır kıpır heyecanla, biraz da çekingenlikle girdim içeri.. Hemen kapının kenarındaki rahat koltuklarda kuruculardan biri ile Rdmin çok değer verdiği,benim son gelişimde ancak ayak üstü tanışabildiğim hocası oturuyorlardı.. Gözlerim elbetteki Buran Babayı arıyordu.. Sordum hemen dersteymiş.. Bekledik biz de o arada sohbet ettik baya Rdmin hocasıyla:)
Bir ara yukarı çıktım.. Sesi yayılıyordu boş koridorda.. Organik kimya anlatıyordu.. Derse giresim geldi ama bölmek istemedim... Ama otursam koridora dinlerdim onu saatlerce..
Hayatımda onun gibi ders anlatan adam hiç görmedim ben.. Anlatır anlatır.. Ne yazmaktan usanır aynı şeyleri ne de anlatmaktan.. Sonra aklına bişiyler gelir anlatır.. En sevdiğim kısmı hep hayata dair konuştuklarıdır..
Uzunca bir süre bekledik aşşağda.. Ve nihayet duyuldu sesi merdivenlerde..

Bir saat oturup bekledikten sonra beş dakika suratını görüp o beş dakikada beş kere kucaklaştığım adam.. Gördüğüm en harika öğretmensin!!
Sen de benim için parmakla sayılacak insanlardan birisin..

Yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle çıkarken içerden.. Gökyüzü.. Bir anda bıraktı üstümüze gözyaşlarını.. Bu defa mutlulukla ıslattı bizi..O şehir.. Artık affetmişti beni.. BİZi.. Açtım kollarımı sevinçle.. O şehirde Rdmle ıslanmak kadar güzel başka birşey hiç olmadı.. Hele de o yolda... İlk defa buluştuğumuz, ilk defa sarıldığımız, bir dönem her cuma yakalanma korkusuna inat el ele, yağmur eşliğinde münübüs saymaya gittiğimiz,bir dönemse yalnızca yüreğime damlayan gözyaşlarıyla başbaşa yürüdüğüm SeFiL yuRda giden yolda..

Bir sonraki durak SeFiL yuRdtu işte..
Herşeyin başlangıç noktası..


Amaç kimseyi görmek değildi bu defa..
O binada saygıyı hakeden biri varsa onlar da herşeyimize şahit duvarlardır..
Girdik içeri sessizce.. Sanki yağmurdan kaçmış bir çift gibi, sırılsıklam..

Derin bi nefes çektim içime.. Kokusu.. Değişmişti.. Eskisi gibi değildi... Taşınan eşyalar sıralar dolaplar.. Sanki alıp götürmüştü tüm kokuyu.. Geriye yalnızca duvarlar kalmıştı anılarımızı yaşatan.. Birbirimizi gelişini gözlediğimiz merdivenler.. Ve dünyayı seyrettiğimiz o boyumuzu aşan pencere...

O pencerede beklerdim bazen gelişini.. Bazen de ayaklarını sürüye sürüye gidişini seyrederdim.. Olmadığın gecelerde, akşam etütlerinde kaçardım yine o pencereye.. Hele de hüzünlendiğimde.. Gözlerim dolardı da gökyüzü ağlardı benim yerime..

Kimselere görünmeden dolandık içerde.. Hala,kaçamaktı o koridorda adımlarımız.. Son bir kez baktık o pencereden ıslak şehre.. son bir kez yürüdük o uzuun koridorda.. Kapıları arkasında saklandığımız sınıflar boştu şimdi.. Projeksyon aleti toplamaya girdiğimiz laboratuvar da öyle.. Satranç taşlarına bile anılar sakladığımız masalar yoktu şimdi..

Üst kata çıktık sonra.. Hem bulduğumuz.. hem de kaybolduğumuz yerdi ora.. Bütün günü rehberlik odasında başbaşa geçirdiğimiz, bir gece herkes bizi arar da bulamazken, bizim sesleri duymamıza rağmen küçücük bir pencereden ayı seyretmeye devam ettiğimiz, sonra da hiçbirşey olmamış gibi aralarına karıştığımız günlerimiz yaşıyordu o koridorda.. Ve yalnızlığımız onca güzel anının yanında..

Biz çoktan gittik de şimdi sen de toplanmış gidiyorsun ya SeFiL yuRd.. Yarım kalan anılarımızı tamamlamaya, bıraktığımız acılarımızın üstüne yeniden mutluluğumuzu saçmaya geldik..

Göz yaşlarımızı da mutluluğumuzu da geceleriyle paylaştığımız yatağımızda, odalarımızda şimdi kimbilir kimler kalacak...

Artık başka insanların adı yazıcak duvarlarında..Pencerenin adı bile farklı olacak..
Adının gittiği yerde ise BİZ olmayacağız.. O duvarlar bizi hiç tanımayacak.. Belki, sen de SeFiL olmayacaksın artık.. Gerçek adın unutulacak..




Ağır adımlarla, uzaklaştık ordan O'na veda ettikten sonra.. Birlikte nerdeyse hiç yürümediğimiz yoldan döndük bu defa geriye, ellerimizi hiç bırakmadan.. Kocaman bir gülümseme yüzümüzde..

Ve bir bir sildik o yollardaki anılarımızı.. Yerine BiZ'i.. Mutlu.. Huzurlu BiZ'i çizdik...!



05.08.2010


4 Ağustos 2010

45.Gün: ..

İnanılmaz derecede, uzun zamandır hiç olmadığı kAdar çok sıkılıyorum bu gece.. Aynı zamanda da terliyorum ölümüne..
Ne yapacağmı bilemez bir haldeyim.. En sonunda koca vantilatörü taşıdım odama şuan tam karşimda dönüyor olmasına rağmen hala çöl sıcağını hissediyorum içimde..

Eski arkadşlarımla buluştum bugün.. Seviyorum onları, anlatmayı beceremicem şimdi onlarla ilgili düşüncelerimi ama onlar gibileri gelip geçmedi hiç.. Herkes o kadar farklı ki birbirinden aslında.. Ama bir araya gelince de bir başka..

Biraz serinlik iyi geldiydi dışarda, çenem de düştüydü azıcık bugün.. Onun üstüne böyle sesim kısık şimdi.. sıcak da sağolsun pek can sıkıcı bir arkadaş oluyor bu gece bana..

Tv boş internet boş bugün.. Elim ne kitaplara gidiyor ne filmlere.. Canım konuşmak.. konuşmak.. Anlatmak istiyor..

3 Ağustos 2010

Gün 44: Ben bugün yine..

Ben bugün yine garipçe bir rüyadan uyandım.. Gözümü açtığımda karşımda çook eskilerden kalan tek arkadaşım vardı.. Tam yolculuğa çıkarken telefon gelmiş, acil bir belge teslim etmesi gerekmiş ama yola çıkması daha çok gerekmiş.. Gittim çarşiya ben teslim ettim belgesini..

Ben bugün yine çarşıya gittim, sebebi ziyaretim belli.. Tabi çıkmışken dolaşmadan edemedim.. Şuna da buna da derken kitapçıların önünde buldum kendimi.. Önce evdekileri okusam derken bir kitap takıldı gözüme..Sonra aklıma ortaokul yıllarımdan beri gittiğim kitapçım geldi.. Bu yaz hiç gitmediğimi farkederek koştum..

Ben bugün yine uzun zamandır gitmediğim kitapçıma gittim... Rafları arasında büyürken sahaf alışkanlığı kazandığım, artık 'bayadır uğramıyorsun'larla karşılandığım kitapçıma.. Neye niyet neye kısmet derler ya gözüm raftaki V.C. Andrews kitaplarına takıldı.. En son başladığım ve devamını bulmayı hiç ummadığım serinin 3. kitabı çıktı aralarından.. Benimle yaşıttı resmen kitap..Hemen kucakladım.. Kitapçımla sohbet ettik o arada.. Çatı serisinden girdik kitap fuarlarından çıktık.. Farklı isimlerle basılan aynı kitaplar, dağınık seriler, yayınevlerinin rekabeti,fuarların en karlı günü.. Kitabıma sarılıp çıktım sonra heyecanla.. Bir kaç satır da çektim içime otobüste dönerken yoluma..

Ben bugün yine ananeme gittim malum pazartesi ritüeli:) Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle uzattım benden önce varmış olan anneme kitabı.. Şaşırdı..'Devamının baskası yok ama' demiştim çünkü 'Bir kitap böyle mi biter??' diye isyan ettiğinde.. 'Aa neler olmuş!' dedi arkasını okuyunca hemen.. O da mutlu oldu:) Bu akşam başlayan antremanım sebebiyle erken döndüm eve.. Hızla hazırlanıp koştum buz pistime...

Ben bugün yine buza girdim dışardaki kaynar sıcaktan sıyrılarak.. Yine başladı antremanlar ve ben yine garipçe haller içinde salındım buzun üstünde.. Yine özlem duydum geçmişime.. Yeni insanların gözünde belki kendini beğenmişin tekiyken birbirini tanıyan o kadar insanın yanında aslında yabancıydım... Ben zaten tribünlerde değil ama o buzun üzerinde hep yalnızdım!! Hiç estetik olmasam da belki de yalnızlığa karşı duyulan bir başkaldırıştı hep sert duruşum,dik başım! Nadir de olsa topladığım takdirlerdi en iyi arkadaşım.. Ve güzel olabilecek haberler sırada,es geçilemeyecek, Ekim sonu Cumhuriyet Kupası ve 2011 Universiad.. Bundan sonrası hakkımızda hayırlısı..

Ve ben bugün yine eve döndüm günün sonunda.. Yorgun..Düşünceli..
Ve artık yazmak istedim parmaklarımın gücü yettiğince.. Kelimelerimi özledim..Cümlelerimle ruhumun derinliklerinde gizlice değil de apaçık buluşmak istedim gözler önünde..
Ve bir günü daha bitirdim uykumun ziyaretiyle.. Uykusuz gecelerde yeniden görüşmek üzere...