mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2009

bAşımda miMler DÖRT döNer amAn...

Negatif-im'den yeni bi mim gelmiş bi kaç gün önce.. Görür görmez cevaplayayım dedim..
Sorulara en mühim sınav sorularımmış gibi özel muamelede bulundum.. Çok düşündüm.. sildim sildim bi daha düşündüm.. Kimine 4 cevap çok geldi kimineyse yetmedi.. Umduğumu değil bulduğumu yedim.. idare ettim.. Aslına en yakın cevapları bloguma serdim...

yAptığım 4 iŞ:
_bavulum sırtımda bir şehirden öbürüne düZenli olarak göÇ etmek..
_rd'ye mesaj atarken sızmak
_tıkınmak
_blog yazmak

dEfalarca iZleyebilEceğim 4 fLim:
_yeşil YoL
_esaretin bedeli
_ölü gelin
_buz dEvri
(sıralama belli bi öncelik taşımamakla birlikte hafızamı zorlayıp çıkardığım filmlerdir bunlar.. Çok dandik olamakla birlikte her filmi defalarca izleyebilirm)
yAşadığıM 4 yeR:
_bEşikTaş
_FatiH
_İzmit
_kırmızı kaplı odam

TaTil içiN giTtiğim 4 yEr:
_İzmiT
->Evim
-->oDam
--->bilgiSayarım

En sEvdiĞiM (patlayana kadar yiebileceğim) 4 yeMek:
_Rd usulü paSta ŞutA
_Tt usulü doMAtes soslu maKarna
_Anam usulü tavuk suyuna sehriye çorbası
_dominos pizza
..bu liste daha uzar aslında.. en sevmediğim 4 yemek daha mantıklı bi soru olabilirdi benim için:P

hEmen şiMdi olMak isTeyeceğim 4 yer:
_Şuanda bulunduğum yer ;)
_Rd'yle sEFil yuRdu koridoru
->hatta müdürün çelik kapısının ardı...
_önü deniz arkası orman olan minik bi kulübede şömine başinda..

bİr yağmuR damlası olsaydım düŞmek istiyceğim 4 yer:
_bir cuma günü.. sEfİl ŞeHrin sokaklaRı..
_yeniden canlandırabileceğim kurak topraklar..
_içinde kaybolabilceğim okyanuslar...
_yahut hiç düşmemek isterdim aslında.. Uçmak hep.. ve özgürlüğün tadına varmak....
.
.
.


Ve geldik bir mimimizin daha sonuna..
Gökten 3 elma düşmüş..
Biri Ttnin koca kafasına
biri koşan kelebeğin kanadına..
Ve sonuncusu da abraxas'ın bloguna..
bizde ayrım yok herkes ersin muradına:)

2 Ocak 2009

Mimm!!


Günlerdir ilk defa nete girdiğim için biraz geç gördüğüm Paharos'un miminii ve cevaplamak istemekteyim..
Şu msnin eğlence sayfasındaki bir test.. esas mim konusu olan test Kimlere Aşık Oluyorsunuz?.. dogrusu bu testi daha önce bi iki defa yaptım ve farkettm ki her defasında farkli bi sonuç çıkıyo.. sanırım her seferinde farklı şıklar seçiyorum:D

buyurun sonuç :)

Sanatçı Ruhlu
Sizin ruhunuzda sanatçılık var. Bir manzara seyretmektense bazen size gerçeküstü bir manzara resmine bakmak daha fazla keyif verir çünkü sanat çoğu zaman gerçekten daha kusursuzdur. Genellikle hayalinizde bir karakter yaratırsınız ve önce ona aşık olursunuz sonra da gerçek hayattan biriyle karşılaştığınızda hayalinizdekine ne kadar benzeyip benzemediğine bakarasınız. Bu yüzden çoğu kez olduğundan başka gözüken kişiler size çekici gelir çünkü bu türdeki kişiler sizin hayalinizdeki kişiyi azçok algılarlar ve kendilerini ona benzer bir karakter olarak gösterirler. "Tanıdığımı sanmıştım" lafı sizin genelde ilişkilerinizin bitiminde kullandığınız bir sözdür. Sizin gibi sanatçı ruhlu ve sevmeye açık birinin kalbini kazanmak her ne kadar kolay olsa da bunu sürekli kılabilecek kişi hayalinizdeki mükkemel sevgiliyi unutturup size gerçekliğin güzelliğini gösterebilecek kişidir. Bu kişiyi tanıdığınızda onu hatalarıyla sevmeyi öğreneceksiniz.


Bu sonuca bi açıklama yapma gereği hissetmekteyim çünkü Ne tamamiyle beni anlatıyo ne de benden hiç birşey taşımıyo.. Sanatçi ruhlu bi insan fikri hoşuma gitti evet böyle bi insan olabilirim hayalinde bi insan kurup ona aşık olan sonra da herkesi ona benzetmeye çalışan bi insan değilim ama .. Yeni en azından bu kadar saplantılı değilim:D
Bu paragrafta 'İşte ben!' dedirten bi cümle varsa o da koyu yazarak belirttiğimdir.. Ve 'İşte RDm!' :)


Elbette ki bende bir testle kalmadım.. İçlerinden bi kaç tane daha seçtim, yaptım ve 'hakkaten bildi bu msn' dediklerimi sizlerle hemen şimdi şuracıkta paylaşiyorum.. :)

2009'da Sizi Neler Bekliyor?

2009 Size Göz Kırpıyor ( inŞallahh!!=))
2009 sizin için bir geçiş yılı olacak. Bu yıl atacağınız her adım daha sonraki yıllara hazırlanmak için atılan ufak adımlar olacak. Bu ufak adımlar o kadar önemli ki ileriki yıllarda 2009 diye bir yıl yaşamamış olsanız hayatınız köklerini kaybetmiş gibi olurdu. Daha açık bir dille söylemek gerekirse 2009 sizin için, bir bebeğin ağzından çıkan ilk kelime gibi en değerli ilklerinizi yaşadığınız bir yıl olacak. Daha önce aklınızdan bile geçirmeye cesaret edemediğiniz hedeflerin aslında ne kadar yakında ve ne kadar kolay erişilebilir olduğunu farkedeceksiniz. Elinizdekilerle yetinmeyi bilen bir yapınız olduğu için ve hiç bir zaman olmayacak hayallerin peşinden koşan melankolik bir yapıya sahip olamdığınız için adeta 2009 size ödül veriyor gibi görünüyor. Bu yüzden bu yıl, siz isteseniz de istemeniz de her anlamada hedeflerinizi büyüteceğiniz bir yıl olacak. Çünkü 2009’da bu hedeflere doğru atılacak ilk adımlar kendiliğinden oluşacak, sizin tek yapmanız gereken bu fırsatları değerlendirip, ikinci adımı atabilmek için gerekli düzeni koruyabilmek. Yeni yılın ikinci ayıyla birlikte yaşayacağınız ufak değişiklikler size tüm bunların ne anlama geldğini anlamanızda yardımcı olacak. Tanışacağınız kişilerde, gireceğiniz ortamlarda, karşılaştığınız ilginç olaylarda yüzünüzde hep şaşkın bir gülümseme farkedeceksiniz, işte o zaman 2009’un size daha çok süprizi olduğunu farkedeceksiniz. Yıl boyu bu küçük süprizlerin tadını çıkarın çünkü 2009 size gülümseyerek göz kırpıyor.

Siz Hangi 'Şehir'siniz?

İstanbul
Siz tam anlamıyla bir “İstanbul”sunuz. Eğer İstanbul’da doğduysanız bu sizin için adeta bir şans demek, çünkü zaten başka bir şehirde mutlu olmazmışsınız gibi bir duruşunuz var. İstanbul hiç bir zaman öngörülemeyen karakterdedir, gizemli, cazibeli, büyüleyicidir, tıpkı sizin gibi. Hem geçmişinin izlerini taşır hem bugünü tüm realitesiyle yaşatır. Kim neyi görmek istiyorsa İstanbul’da onu görür. Tanımak, tanımlamak zaman alır. Tüm bunlar da size has özellikler değil mi? Siz nereye giderseniz gidin denizinin kokusuyla, sokaklarının sesiyle, mavi rengiyle İstanbul sizi geri çağırır ve siz bu çağrıyı kulak ardı edemezsiniz. Çünkü siz zaten "İstanbul"sunuz.


Görsel Algınıza Göre Karakter Analizi
"İyiler Kazanır" Diyenlerdensiniz

Sizin için önemli olan hayatta çok başarılı olmak veya kariyer yapmak değil sadece yaptığınız işin ve kurduğunuz ilişkilerin kalitesidir. Sizin için kazanmanın birincil anlamı insan kazanmak demek. Hayatta en büyük korkunuz "yanlış anlaşılmak" ve "kalp kırmak" bu ikisi sizin korkulu rüyanız adeta. Başkalarını üzmemek için zaman zaman kendi kendinizi zor durumlara soktuğunuz bile oluyor ama her defasında buna değdiğini düşünüyorsunuz. Çünkü daha önce de dediğimiz gibi sizin için kazanmak demek, insanların kalbini kazanmak demek.


Evliliğe Hazır mısınız?
Evlilik sizin için sıradışı bir durum değil
Evliliği olağan bir süreç gibi görüyorsunuz, genelde hayata bakış açınızda kesin yargılar olmadığı gibi evlilikte de katı ve aşılmaz yargılara sahip değilsiniz. Bu olgun tavırlarınız sayesinde hem kendinizi hem etrafınızdakileri rahatlatıyorsunuz. Detaylarda boğulmadan genel resmi görebilme yeteneğiniz sayesinde başkaları için kabus haline dönüşen bir çok durum sizin için mantıklı kararlarla aşılabilecek geçici dönemler haline geliyor. Kısacası siz eğer evlilik yolunda bir adım atmaya karar vermişseniz hayatınızı birleştireceğiniz doğru kişiyi bulmuşsunuz demektir ve geriye kalan ayrıntıların bir önemi yoktur.


Gerçekten Mutlu musunuz?
Olmasını istediğiniz gibi bir hayatınız var ve çok mutlusunuz
Hayatınızdan kesinlikle çok memnunsunuz, her günün size yeni birşeyler getirebileceğine inanıyorsunuz. Küçük şeylerden mutlu olmayı başarabiliyorsunuz ve istediklerinizi saplantı haline getirmek yerine sahip olduklarınıza şükür ediyorsunuz. Herşey her zaman istediğiniz gibi gitmesede bunu çok büyütmüyorsunuz ve geleceğe umutla bakmayı başarabiliyorsunuz.


İşte böyle...
Sıra geldi topu yani mimi her zamanki gibi Haydutlarım Bir Kelebeğin Önünde Diz Çöker'e atmaya.. Geçen sefer fotoğraf çekemedin diye affetim ama bu sefer Test sonuçlarını bekliyorum haberin olsun;)


6 Aralık 2008

odamdan bir köşe...

Pharos'tan yeni bir mim gelmiş bana.. merak edilen şey nasıl bi ortamda blog yazdığımızmış.. buyrun efendim.. bi kaç sene önce; çalışmak, okumak, yazmak diil sadece yaşamak için düzenlenmiş alanımdan bir köşe..

Bu kadar parlak ve aydınlık görünmesinin tek sebebi fotoğraf makinasının flaşı.. yoksa yaşam alanımın bu kadar aydınlık olmasi pek mümkün bişey değildir, hiç bi ışıklandırma sistemi bunu başaramaz:)
Hep biraz basık biraz loştur..
Bilgisayarımın çevresinde fazla ışığı sevmem Ekrandan gelen ışıkla pek iyi anlaşıyoruz zaten:)

Bu köşe odamın en çok vakit geçirdiğim köşesidir aslında.. ama küçük bi sorun vardır ki sadece benim değil 'herkesin vakit geçirmesine açık' bir alandır burası.. 'Benim' olsa da hiçbir zaman 'sadece bana ait' hissedemediğim kocaman bir alan.. zaten yıllardır sadece tatillerimi geçirdiğim dört duvar arası(bu cümle bi 'isyan' belirtmemektedir!!) ..

bLog yazarken ekstra bi durum oluşturmam bilgisayarım ve çevresinde.. kapım herzaman açıktır sadece gece belli bi saatten sora kapanır içeri bilgisayarımın o bülbül sesi içeri sızmasın diye:P
tEk oturumda bitiremem hiç blog yazılarımı.. saatler sürer.. bazen başlar bırakırım sonra devam ederim.. Aynı anda birden fazla şeyle ilgilenirim genelde.. Yazmak istedikten sonra her koşulda yazarım zaten:)

Çok kalabalıktır yaşam alanım..O komidinin üstünde gördüğünüz civicivimsi şey komidini çok sevdiğinden tünememiştir oraya mesela..Sonradan geldiinden kendine başka yer bulamamiştir sadece.. Evden herkesin birşeyleri vardır burda.. bilgisayar, odayı 'ortak kullanım alanı' yapan en büyük etkendir tabi evde bilgisayar kullanan tek kişi olmamamdır bu etkenin özü.. geniştir.. oturmaya, misafir ağırlamaya müsaittir.. Bi gün sizleri de beklerim;)

Bunları yazarken farkettim de..
Bi kızın kişisel alanından çok oturma odasına benziyor oda..içeri girdiğinizde bi kıza ait olduğunu anlamak bile güç..

Odayı bi hevesle bu şekle soktuğum günler geldi aklıma.. Hüzün yaptım şimdi.. Buraya hiç doyamadığmı farkettim.. ve hiç tamamen sahip olamadığmı..

Neyse.. mimi daha da amacından saptırıcam devam edersem.. En iyisi burda kesiyim.. İşte nacizane yaşam alanımın Blog okuduyup yazdığım köşesi..


sıra geldi mimimizi devretmeye.. Kaldırım cocukları elim sende:)





28 Kasım 2008

yeNi blogumun ilk mimi..

girip de haftanın analizini yapiyim iki çizik attırıyım bloğuma derken bi de baktım ki Pharos aplamdan mim gelmiş.. '' garip Huylar''
bEni biraz zorliycak ama aklima geldiği kadar artık..



*En sevdiğim şeyi genelde en sona bırakırım ki tadını çıkarıyım.. yemeğin en sevdiğim kısmını sona saklarım, en sevdiğim insani en son öperim(çok özlem duyduğum durumlar hariç;)) gibi..Çok sevdiğim bişei çok yavaş yerim bitmesin hemen die bazen de günlerce yemem..

*Aynı mantikla bana en zor geleni önce yapip kolayı sona saklamayı tercih ederim..

* uyum.. Bunu biraz hastalık olarak da tanımlayabilirz aslında ama.. üstümdeki başımdaki tepeden tırnağa uyumlu olamali.. hatta mümkünse saç rengime kadar.. giydiğim çorabın rengi o gün ayağımdaki ayakkabıyı çikarmicak bile olsam kıyafetimin rengine hatta mümkünse üstümdeki tshirt kazak vs.. rengine uymali.. Nolur nolmaz..

* bi rafta bişiler diziliyse onlar ya tam simetrik yada tam asimetrik olmali.. mutlaka kendimce bi düzeni olmali.. Hatta birden fazla gruplamayı içinde barindirmali.. şöyleki, mesela kitaplarım hem boy sırasına hem yazarına hem de türüne göre aynı anda 3 kriterde sıralanmali.. olmadi mi kafayı sıyırırım..

*kendi odamın, dolabimin dağınıklığına ve karişikliğina rağmen özümde düzen hastasi bi insan olmam en garip huyum kategorisine girebilir sanırım..

*yemeğe tuz biber yada çaya kahveye şeker atarken önce az doldururum kaşiği sonra biraz daha az sora biraz daha.. bi kerede atsam dolu bi kaşık etcek ve yeticek belki ama yok olmaz.. bazen bi kaç kristal tuz şeker bişi dökülse de kaşiktan illa onu 3e 5e tamamlicam..

*dışardan sıradan gibi gözüken insanların yiip içtikleri yada ne biliyim çöp diye attıklari şeyleri saklarım.. hatırası vardır.. misal 3senelik leblebi tanesi, şeker, kırılmış erik çekirdekleri vs..

* bişeyi unuttuğumda hafızamı geri sarıp yeniden yaşayarak hatırlamaya çalişirim.. mesela odaya geldim aklima bişi geldi gidip anneme söylicem.. o arada aklımadan binbir türlü şey geçebilir kafası yoğun bi insanım normaldir.. odamdan çikip annemin yanına gidene kadar ne diceğmi unuturum.. Ben sana bişi dicektim ama der arkamı dönerim.. odama doğru yürürüm.. bi önceki odama yönelişimde neler düşündüğümü hatrlarım.. tekrar ederim.. odamın kapısına gelirim olmassa geri dönerim hatrlayana kadar koridorda volta atarım ve genelde çok sürmeden hatırlar anneme koşarim..

*bi kelimeyle hafızama dalıp onlarca şey hatırlayabilicek bi insan olduuğumdan bazen konuşurken neden konuştuğumuzu unutur alakasız şeyler anlatmaya başlarim..( bana göre bi bağlantısı vardır ama konuyla alakası yoktur) Laf lafı açar durumu biraz da.. bu durumda da aynı taktiği uygular hafızamı geri sararım.. 'bunu dedim ondan önce bunu konuşmuştuk oraya burdan geldim heh hatırladım aslinda bundan bahsedioduk..' gibi:)

*tarihleri günleri olayları birbirleriyle bağlantılandırarak hatırlarım.. kafamda bi zincir kurarım tek bi günle bi sürü olay anı alakalı alakasız onlarca şey anlatabilirm.. çorap söküğü misali ardı arkası kesilmez.. gören hafızam çok kuvvetli zanneder oysa benimki sadece anılara çalışır..

*telefonun sesi açikken ve çalsa duyabilicekken bile sürekli telefona bakarım bi beklentim varsa.. duymamam imkansiz gibi gözüksede hiç bişi imkansız diildir bence..

*ya çok konuşurum ya da hiç konuşmam bi ayarım yoktur.. Hayatı uçlarda yaşamaya başladim iyice:)

*Çok güzel cümleler duyduğumda konuşamam karşilik veremem.. bende güzel şeyler düşünüyo olsam bile söyleyemem.. Hem benim söliceğim kelimeler hislerimi tamamen anlatamicak die korkarım hem de karşimdaki söylediği cümleler karşisinda ayıp olmasin die söylüyorum sanar die..

*biri bişei yap derse yapacağım varsa da yapmak istemem çünkü yap dendi diye yaptığmı zanederler diye korkarım.. Misal.. Birine kötü bişi yaptım özür dilemelisin idil derim.. yeltenirim.. o arada ordan biri gelir özür dile bilmem kimden hadi git der ve gidip özür dilemekten vazgeçerim.. Göster bakiyim amcalarına şeyini gibi bişi bu benim için..

*yazı yazarken yazdıklarımı döner döner tekrar okurum.. acaba bunu beğenirler mi? saçma mi oldu? bilmem kimin yazdığına benzedimi acaba ondan kopya çektiğimi düşünürler mi? gibi gibi bi sürü soru sorarım kendime şuan olduğu gibi..

bi kısmı hastalık bi kısmı takıntı tuhaf huylar.. herneyse işte.. Aklıma gelmio pek bişi insana sorulunca aklına gelmez ya öle oluyo işte.. Aslında garip huylarını okuduğum insanların garip huylarının arasında ''Aha aynı beN!'' dediğim şeyler oldu ama onları yazmamaya gayret ettim hem kopyacı gibi hissetmemekten hem de artık onların pek garip olduunu düşünmediimden.. Ee iki kişinin bildiği sır nasi sır değilse bi kaç insanın sahip olduğu garip özellik de garip özellik diildir dime =)

Geldik olayın en zor kısmına.. Mimliycek bi insanım var mı bakmalıyım.. ben çok insan takip ediorum ama bunların kaçi beni takipte.. bi önceki blogumdaki mimimi de aynı tereddütle attığım ve karşiliğini aldiğim Kaldırım çocuklarına gitsin mimim.. Hadi bakalım.. :)