15 Mart 2009

dönüyorum huzura...

dönüş vakti geldi çatti yine adam gibi yazamadan...
DÖnüyor olmaktan çok memnun ama şu alletten uzak kalıcak olmaktan gayet mumnuniyetsiz bir hal içerisindeyim...
Eve dönüşüm yine iki hafta sonra.. Önümüzdeki hafta için, biraz sosyal biraz kültürlü insanlar olabilmek adına, yine yoğun ama keyifli planlar içerisindeyim...

Güle güle blogum.. Sen de beni Özle E mi! =)

İz bırakanlar unutulmaz....

Öğrendim ki 4 yılıma bedel SeFiL yuRdu, bıkmamış ne Rd'den ne Tt'den.. Belki de özlemiş BiR anmayı onları..
Belli ki özlemiş o da.. Belli ki o bile sevinmiş bizim için...

Ne garip bi yersin SeFiL yUrd.. Aylar geçmiş ben orlardan göçeli onu bırak 1buçuk yıl geçmiş Rd mezun olalı hala bizi konuşurmuşsun meğer.. Nasıl da haberin var herşeyden... Hala bıkmadın mı bizden... Hala bıkmadın mı bildiğin herşeyi anneye babaya yetiştirmekten...
Ne garip insanlar barındırırsın içinde sen SeFiL yuRd... Başında bekçilik yapan insanın hiç mi işi yoktur ki Farklı amaçlarla gittiği bir babaya, araya hayırlı olsunu da sıkıştırır...

Kaç müdür yardımcısı 2dönem önce mezun olmuş öğrencisinin babasına, oğlu bir dönem önce mezun olmuş kızla birlikte olduğu için 'Gözünaydın' der? Onu da geçtim.. uzunca bir süre görüşmeniş iki öğrencisinin ayrı ayrı yaşadıkları ilişkilerini bitirmiş ve yeniden birbirlerini bulmuş hatta artık kendilerinin BiR ilişki içerisinde olduklarını nasıl bilir, nerden öğrenir...

Ama beni nasıl gururlandırdığını bir bilsen SeFiL yuRdu, bir bilsen göğsümü nasıl kabarTtığını ilk defa...

Helal olsun sana... Senin bizde bıraktığın kadar derin izler bırakmışız demek ki biz de sende... Adımız sadece masana duvarına değil yüreğine kazımışız senin de.. Demek hala önemsiosun bizi Ey Lanet SeFiL, bizim seni ARTIK hiç umursamadığımız yerde...

14 Mart 2009

nerden başlasam anlatmaya....

son zamanlarda 'anlatcak ne çok şey biriktii ooo..' diyip diyip bırakıyorum bi köşeye söylemek isteyip de üşendiklerimi... Ne çok sey atladım kimbilir..

bu hafta da aynı tembelliğe düşmek istemesem de farkındayım hala geçiştirip duruyorum...

tamam başlıorum...

waffle yedim geçenlerde Beşiktaş'ta garip bi yerde.. hiç beğenmedim.. Daha doğrusu yiyemedim:D Hayal kırıklığına uğradım resmen görünce ve yemeğe çalışırken yıkıldım..En büyük vurgunu da Waffle denen şeyin aslında bildiğim, sıradan krep olduunu öğrenince yedim:D sade krebi verselerdi daha memnun olurdum valla:D İşte bu da yemeye çalıştığım waffle'ın ta kendisi:D Sonlarına doğru pes ettim.. İçinden sıcak bitter çikolataya bulanmış meyveleri ayıklayıp mideye indirdim kendimi onlarla tatmin ettim:D
Ya aslında bu kadar da haksızlık etmemek lazım biliorum.. Abarttığım kadar korkunç değildi tadı:D Ben soğuk bişey beklerken Sıcak ve yoğun bi çikolata tadıyla karşilaşinca şaşırdım.. Ve bi dahaki sefere Bebekteki meşhur yerde, mümkünse dondurmalısını denemem gerektiğine karar verdim :D

Beşiktaş karın doyurma mekanı olarak seçilmişti o gün bizim için... Ordan Rumeli Hisarı'na otobüsle geçip Bebek'e yürüyerek geri dönüş yaptık.. Tek amacımız ünlü düşünür Demet Akalın'ın (!) da dediği gibi 'bebek'te üc bej tur atmak'tı.. :D Sahil boyunca aklımızı yatlarda katlarda bırakarak yürüdük 'gelecekte 4ümüz bir araya gelsek acaba bunlardan birine sahip olabilr miyiz?' düşüncesiyle.. Ne de olsa 'genetikçi' olara aç kalma ihtimalimiz yüksek bu ülkede:D
Merak ettik deniz kenarındaki satılık yada kiralık dairelerden birini arasak dedik ama herbirinde de Turkcell numara vardi.. 'buna kontür harcamaya değmez' dedik biz de napalım Öyle lüks evlerin sahipleri bizim gibi öğrenci hattı Avea kullancak diğillerdi tabi:D
Bi ara o kadar içimize oturmuş ki Apartmanlara girip 'pardon , boşta koca var mı?' demek bile geçti aklımızdan.. (itiraf ediyorum bu benim fikrimdi:D) Kendim yapcağımdan değil maksat onlar boş kalmasın ben mütevazi hayatımda mütevazi Rdmle mutluyum zaten=) Biz de arada misafirliğe giderdik:P
Oturduk biraz Bebek'te sahilde.. denizi çektik içimize.. Anca deniz havası alabilirdik zaten..
Günün en büyük hatası Bebek'in en ucuz mekanı olduu iddia edilen starbaks'a (adının nası yazıldığının bi önemi yok bence!) girme girişiminde bulunmak oldu benim için.. Esas toplanış geziş dolaşiş ve tıkınış amacımız olan doğum günü cocuğu arzu edince kıramadık.. Sırf meraktan istedi o da gerçi ama neyse:D Gidip bi Türk kaHvesi içelim dedik..
İşte bu da o kahve Eller de bizzat bana ait:D
Amerikan kahvecisinde Türk kahvesi içmee teşebbüsünden bulunmak pek mantıklı bi fikir değildi elbet.... Bi yudum içtikten sonra bu zamana kadar ne kadar gereksiz bi yer olduğnu savunduğum starboks'a gitmemekle ne kadar mantıklı bişi yapmış olduuma emin oldum:D Bunun için o garip kahveyi içmeye gerek yoktu tabi ama arkadaş hatrı işte:D Bi daha mı? Hiç sanmıorum:D (Asla demek isterdim ama Asla dediğim şeyler başıma gelir hep:S)

İnsanlar evlerine yurtlarına odalarına dağılırken ben günü yine Beşiktaş'ta bitirdim... geride boğazın o güzel manzarası kaldı...



dippp: sanki çok dandik yazdım.. Farkındayım.. kopuk.. istemsiz... Dağınık.. toparlayamadım tam olarak cümlelerimi... Yine körelmeye başlamışım.... Acilen toparlanmalıyım! (bunu da aynı ünlü düşünür söylüodu dime? Acilen toparlanmalıyım üstümden koca bir tır geçti:P Allahım ben bu dandik dundik şarkıların hepsini neden biliorum:S )

yoğun geçen günlerden sonra...

Uzun zaman sonra yeniden merhaba...
Tatil ne kadar gelmediyse içimden yazmak şu İstanbulda geçirdiğim 2 hafta içersinde okadar paylaşmak istedim yaşadıklarımı... Anlatıcak okadar çok şey var ki şu 24 saate nasıl sığdırıcağımı bilmiorum.. Herbirini herşeyi anlatmak, öğrendiğim herşeyi paylaşmak istiyorum..

şu son 2 haftam kadar yoğun olmamıştım uzun zamandır.. Yorucuydu ama dolu dolu geçti.. yeni yerler, yeni tatlar, yeni şeyler... Ne yağmur engel olabildi ne soğuk.. en sonunda hasta oldum, kendimi çok yorgun güçsüz keyifsiz hissettiğim oldu ama yılmadım yine attım kendimi sokaklara....

Özlemişim istanbulu.. Daha giderken.. İstanbul sınırlarına girdğimi hissttiğim anda değişti havam.. Hemen düştü çenem.. Huzuru hisstmeye başladım içimde.. Fatih'te arabadan ilk indiğimde derin bi nefes aldım.. Bi oh çektim içimden Fatihi çok sevmesem de..

Babam bıraktı yurda.. Odama girdim üstümü başımı değiştirip attım hemen kendimi sokaklara.. Beşiktaş'a.. Huzura...

En yoğun olan ilk haftamdı aslında 2. hafta okul da başlayınca o yogunluğun acısını çektim daha çok... Zaten uzun zamandan üzerimde olan duygusal psikolojik karmaşam daha da yoğunlaştı.. Acı verdi baya.. En çok da o yordu beni zaten... Neyseki eve gelmeden bi gün önce 'artık kurtulmalıyım bu saçmalıktan!!' diyerek kendimi önce istiklale sonra da elbetteki Beşiktaş'a atmak suretiyle sirkelenip kendime geldim.. Çok şükür...

Haftayı, RDmle birlikte, yıllardır içimde kalmış tren yolculuğunu yaparak noktaladım..

Ayrıntılar, çok yakında... =)