Yapabilirim yani istesem.. Ama istemiyorum.. İkisini ayrı ayrı da istemiyorum.. Kariyerde gözüm yok (Bu yıl ösyminin yaptığı bütün sınavlara zevk olsun diye giriyo olmayı dilerdim).. Çocuk konusunda da hiç yorum yapmak istemiyorum..
Ben, bütün gün mutfakta takılıyım istiyorum..Yemekler.. Pastalar.. Börekler.. Minik bir evim olsun.. İçinde, hayatımı ve yaptığım yemekleri anlamlı kılan adam.. O adam ki, benden güzel yemek yapıyor o ayrı.. Ama ben de öğreniyorum… İçine sevgimi katıyorum biraz.. Biraz da baharat, olmazsa olmaz..
Hatta misafir olun arada.. Biraz da sohbet yemeğin yanında.. Belki bir iki kadeh şarapla..
Hoş olmaz mıydı??
Bazen sonsuza uçup gider kelimeler.. Bulamazsın.. Aklından aynı anda onlarca düşünce geçer.. Tutamazsın.. Ve duramazsın da yerinde.. Aklından geçenler binip birkaç kelimenin üstüne ucup gitmedikçe dilinden, tıkanır boğazına.. Rahat bir nefes alamazsın..
mutTlu Tt muTtlu Rd =) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutTlu Tt muTtlu Rd =) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Aralık 2011
6 Eylül 2010
O6.O9.2010
Hayatımda ilk defa "Hiç bitmesin" dediğim bir 6 Eylüldü bugün yaşadığım.. Öyle ki, vakit gece yarısına yaklaşırken, dursun diye baktım yalvaran gözlerle saate.. Yaşadıklarım ve daha yaşayacak olduklarım aşmıştı çünkü tüm 6 Eylülleri bir günde!
Tatlı bir 'İyiki Doğdun' şarkısıyla başlayan gün, yüzümde kocaman bir gülümsemeyle çekildi köşesine takvimlerde, bir sonraki yıl görüşmek üzere :)
O güzel şarkının sesi, elinde bir gülle geldi kucaklamaya beni.. Ne o daha önce çiçek almıştı birilerine, ne de bana elinde bir gülle gelmişti kimse.. Ne mutlu bana, bütün günü elimde o gülle geçirdim:) (Daha önce sıradan bir günde, hiç habersiz kapıma gönderdiği lilliumların güllerin yeri ayrı tabi:))

Gezip dolaştık, artık üzerine BİZim anılarımızı çizdiğimiz yollarda, caddelerde... Soluklandığımız her yerde ayrı bir hediye çıktı çantadan.. Her birinde ayrı bir mutluluk, ayrı bir heyecan:)
Üstelik Rd herşeydi ve herkes için bir hediye getirmişti bana farkında olmadan..
Sevgilim kırmızı bir gül getirmişti mesela, tatilden dönerken birkaç tatil hatırası getiren 6yıllık dostumdu, abimse oyuncak almıştı 20.yaş günümde, en sevdiğim korku kahramanı Freddy'i hem de..
Ve Rd aslında biRTtaneyDi!!

Herşey bir yana..
Boynunda kravatı, sırtında ceketi,yeni traş olmuş yakışıklı bir adam yürüdü bugün yanımda.. Gurur duydum!
Antremana gittik sonra birlikte.. İlk defa bir antremanımı seyredicekti buzda,daha önce bir gösterimi seyretmişti ama:) Erken gittik biraz,dolaştık içerde.. Bir mimarın gözüyle baktım o sahaya bu defa.. O yapıyı anlattı, ben de yıllardır o yapının gördüklerini.. Herzamanki gibi paylaşmak güzeldi hayaTtı onunla:)
İlk birkaç dakika heyecandan duramadım buzun üstünde.. Ayaklarım titredi adeta, daha adım atarken.. Yüzümdeki o şapşal gülümseme antremanın başlamasıyla biraz toparlandı anca:)
Yemeğe geçtik antremandan sonra, müdavimi olduğumuz bir mekana.. Geçen yıl sevgililer gününde oturduğumuz masaya oturduk farkında olmadan hatta.. O günkü kadar kıpır kıpırdı içimiz, o günkü kadar heyecanlı :)
Bu yüzdendir ki açlığımızı unutup daldık derin konularda muhabbete.. Geçmişimizi konuştuk biraz,birlikte geçirdiğimiz -aslında geçiremediğimiz- vakitleri.. Öyle dalmışız ki, bir BİZ kalmışız koskoca yerde oturan.. Karnımız bile doymuş farkında olmadan, birbirimizi seyrederken..
Herşeyden konuştuk biz bugün.. Özlemden.. Aşktan.. Sevgiden.. Geçmişten.. Gelecekten.. Güncel konulara bile girdik hayata dair.. Ben sordum kafama takılanları Rdm aydınlattı beni.. Ben bir tek O anlatınca anlıyorum bazı ciddi şeyleri.. Zaten lisede de en iyi öğretmenim abimdi:)
Ve dönüş vakti geldi sonra.. Ayrılmadan önce,bir teşekkür sarılması bir mutluluk öpücüğüydü tüm bu güzel günün karşılığında ona verebildiğim.. Tüm gün gözlerimde görebildiği o heyecan bir de yanında.. Hani kelimeler yetmez ya anlatmaya, öyle bir anın içinde işte son bir dönüp baktım arkama..
Önümde evim.. Yanımda beni almaya gelen babam, kardeşim..
Ardımda bıraktığım adam herşeyim..
Keşke koşup boynuna bir kez daha sarılabilseydim..
Günün sonunda,
Her 6 Eylül bir külkedisi olsa da hayatta, doğum günüm prenses olmuştu artık yakışıklı bir prensin kollarında..
:)
Tatlı bir 'İyiki Doğdun' şarkısıyla başlayan gün, yüzümde kocaman bir gülümsemeyle çekildi köşesine takvimlerde, bir sonraki yıl görüşmek üzere :)
O güzel şarkının sesi, elinde bir gülle geldi kucaklamaya beni.. Ne o daha önce çiçek almıştı birilerine, ne de bana elinde bir gülle gelmişti kimse.. Ne mutlu bana, bütün günü elimde o gülle geçirdim:) (Daha önce sıradan bir günde, hiç habersiz kapıma gönderdiği lilliumların güllerin yeri ayrı tabi:))

Gezip dolaştık, artık üzerine BİZim anılarımızı çizdiğimiz yollarda, caddelerde... Soluklandığımız her yerde ayrı bir hediye çıktı çantadan.. Her birinde ayrı bir mutluluk, ayrı bir heyecan:)
Üstelik Rd herşeydi ve herkes için bir hediye getirmişti bana farkında olmadan..
Sevgilim kırmızı bir gül getirmişti mesela, tatilden dönerken birkaç tatil hatırası getiren 6yıllık dostumdu, abimse oyuncak almıştı 20.yaş günümde, en sevdiğim korku kahramanı Freddy'i hem de..
Ve Rd aslında biRTtaneyDi!!

Herşey bir yana..
Boynunda kravatı, sırtında ceketi,yeni traş olmuş yakışıklı bir adam yürüdü bugün yanımda.. Gurur duydum!
Antremana gittik sonra birlikte.. İlk defa bir antremanımı seyredicekti buzda,daha önce bir gösterimi seyretmişti ama:) Erken gittik biraz,dolaştık içerde.. Bir mimarın gözüyle baktım o sahaya bu defa.. O yapıyı anlattı, ben de yıllardır o yapının gördüklerini.. Herzamanki gibi paylaşmak güzeldi hayaTtı onunla:)
İlk birkaç dakika heyecandan duramadım buzun üstünde.. Ayaklarım titredi adeta, daha adım atarken.. Yüzümdeki o şapşal gülümseme antremanın başlamasıyla biraz toparlandı anca:)
Yemeğe geçtik antremandan sonra, müdavimi olduğumuz bir mekana.. Geçen yıl sevgililer gününde oturduğumuz masaya oturduk farkında olmadan hatta.. O günkü kadar kıpır kıpırdı içimiz, o günkü kadar heyecanlı :)
Bu yüzdendir ki açlığımızı unutup daldık derin konularda muhabbete.. Geçmişimizi konuştuk biraz,birlikte geçirdiğimiz -aslında geçiremediğimiz- vakitleri.. Öyle dalmışız ki, bir BİZ kalmışız koskoca yerde oturan.. Karnımız bile doymuş farkında olmadan, birbirimizi seyrederken..
Herşeyden konuştuk biz bugün.. Özlemden.. Aşktan.. Sevgiden.. Geçmişten.. Gelecekten.. Güncel konulara bile girdik hayata dair.. Ben sordum kafama takılanları Rdm aydınlattı beni.. Ben bir tek O anlatınca anlıyorum bazı ciddi şeyleri.. Zaten lisede de en iyi öğretmenim abimdi:)
Ve dönüş vakti geldi sonra.. Ayrılmadan önce,bir teşekkür sarılması bir mutluluk öpücüğüydü tüm bu güzel günün karşılığında ona verebildiğim.. Tüm gün gözlerimde görebildiği o heyecan bir de yanında.. Hani kelimeler yetmez ya anlatmaya, öyle bir anın içinde işte son bir dönüp baktım arkama..
Önümde evim.. Yanımda beni almaya gelen babam, kardeşim..
Ardımda bıraktığım adam herşeyim..
Keşke koşup boynuna bir kez daha sarılabilseydim..
Günün sonunda,
Her 6 Eylül bir külkedisi olsa da hayatta, doğum günüm prenses olmuştu artık yakışıklı bir prensin kollarında..
:)
mevzubahs
eylül,
İyiki doğdun,
izmit,
mutTlu Tt muTtlu Rd =)
6 Ağustos 2010
SeFiL Mekana Son Yolculuk
Ve Tt giriş yaptı SeFiL şehrine.. Bu defa yalnız değil, zamanında okulun kapısındaki bankta kıvrılıp sabahın kör saatinde yolunu gözleyen Rdyle birlikte..El ele..
Hiç paylaşmamıştık bu yolculuğu biz.. Hiç o şehre birlikte gitmemiştik.. Ya kalan olmuştuk arkada el sallayan ya da çaresiz gitmek zorunda olan..
Nasıl geçtiğini anlamadan geldi şehre ayak basma vakti.. Aylar geçmişti son gelişimin üstünden.. O son defadan sonra daha bi huzurlu daha bi gururluydum şimdi.. Sevdiğimin.. O şehirde kazandığım en güzel şeyin elini sıkıca tutarak baktım etrafıma..
Heey! BİZ geldik!!
Güzel bir kahvaltı yaptık önce afiyetle.. Yıllarca kapısından -sadece- geçtiğim nezih bir yerde.. Devam ettik sonra yolumuza..
Yürüdük..
Yürüdük...
Birbirimizle az daha görüşebilmek için özenle kaçırdığımız ve her kaçanı saymayı kendimize eğlence edindiğimiz münübüsler geçti yanımızdan... Gülümsedik.. Bu kez mesafeler koyamazlardı aramıza..
Yürüdük anılarımızla..
İlk durak,o şehirde hala saygı duyup deger verdiğim nadir bi mekan olan dershanemdi... Geçen defasında olduğu gibi gene içim kıpır kıpır heyecanla, biraz da çekingenlikle girdim içeri.. Hemen kapının kenarındaki rahat koltuklarda kuruculardan biri ile Rdmin çok değer verdiği,benim son gelişimde ancak ayak üstü tanışabildiğim hocası oturuyorlardı.. Gözlerim elbetteki Buran Babayı arıyordu.. Sordum hemen dersteymiş.. Bekledik biz de o arada sohbet ettik baya Rdmin hocasıyla:)
Bir ara yukarı çıktım.. Sesi yayılıyordu boş koridorda.. Organik kimya anlatıyordu.. Derse giresim geldi ama bölmek istemedim... Ama otursam koridora dinlerdim onu saatlerce..
Hayatımda onun gibi ders anlatan adam hiç görmedim ben.. Anlatır anlatır.. Ne yazmaktan usanır aynı şeyleri ne de anlatmaktan.. Sonra aklına bişiyler gelir anlatır.. En sevdiğim kısmı hep hayata dair konuştuklarıdır..
Uzunca bir süre bekledik aşşağda.. Ve nihayet duyuldu sesi merdivenlerde..
Bir saat oturup bekledikten sonra beş dakika suratını görüp o beş dakikada beş kere kucaklaştığım adam.. Gördüğüm en harika öğretmensin!! Sen de benim için parmakla sayılacak insanlardan birisin..
Yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle çıkarken içerden.. Gökyüzü.. Bir anda bıraktı üstümüze gözyaşlarını.. Bu defa mutlulukla ıslattı bizi..O şehir.. Artık affetmişti beni.. BİZi.. Açtım kollarımı sevinçle.. O şehirde Rdmle ıslanmak kadar güzel başka birşey hiç olmadı.. Hele de o yolda... İlk defa buluştuğumuz, ilk defa sarıldığımız, bir dönem her cuma yakalanma korkusuna inat el ele, yağmur eşliğinde münübüs saymaya gittiğimiz,bir dönemse yalnızca yüreğime damlayan gözyaşlarıyla başbaşa yürüdüğüm SeFiL yuRda giden yolda..
Bir sonraki durak SeFiL yuRdtu işte..
Herşeyin başlangıç noktası..

Amaç kimseyi görmek değildi bu defa..
O binada saygıyı hakeden biri varsa onlar da herşeyimize şahit duvarlardır..
Girdik içeri sessizce.. Sanki yağmurdan kaçmış bir çift gibi, sırılsıklam..
Derin bi nefes çektim içime.. Kokusu.. Değişmişti.. Eskisi gibi değildi... Taşınan eşyalar sıralar dolaplar.. Sanki alıp götürmüştü tüm kokuyu.. Geriye yalnızca duvarlar kalmıştı anılarımızı yaşatan.. Birbirimizi gelişini gözlediğimiz merdivenler.. Ve dünyayı seyrettiğimiz o boyumuzu aşan pencere...

O pencerede beklerdim bazen gelişini.. Bazen de ayaklarını sürüye sürüye gidişini seyrederdim.. Olmadığın gecelerde, akşam etütlerinde kaçardım yine o pencereye.. Hele de hüzünlendiğimde.. Gözlerim dolardı da gökyüzü ağlardı benim yerime..
Kimselere görünmeden dolandık içerde.. Hala,kaçamaktı o koridorda adımlarımız.. Son bir kez baktık o pencereden ıslak şehre.. son bir kez yürüdük o uzuun koridorda.. Kapıları arkasında saklandığımız sınıflar boştu şimdi.. Projeksyon aleti toplamaya girdiğimiz laboratuvar da öyle.. Satranç taşlarına bile anılar sakladığımız masalar yoktu şimdi..
Üst kata çıktık sonra.. Hem bulduğumuz.. hem de kaybolduğumuz yerdi ora.. Bütün günü rehberlik odasında başbaşa geçirdiğimiz, bir gece herkes bizi arar da bulamazken, bizim sesleri duymamıza rağmen küçücük bir pencereden ayı seyretmeye devam ettiğimiz, sonra da hiçbirşey olmamış gibi aralarına karıştığımız günlerimiz yaşıyordu o koridorda.. Ve yalnızlığımız onca güzel anının yanında..
Biz çoktan gittik de şimdi sen de toplanmış gidiyorsun ya SeFiL yuRd.. Yarım kalan anılarımızı tamamlamaya, bıraktığımız acılarımızın üstüne yeniden mutluluğumuzu saçmaya geldik..
Göz yaşlarımızı da mutluluğumuzu da geceleriyle paylaştığımız yatağımızda, odalarımızda şimdi kimbilir kimler kalacak...
Artık başka insanların adı yazıcak duvarlarında..Pencerenin adı bile farklı olacak..
Adının gittiği yerde ise BİZ olmayacağız.. O duvarlar bizi hiç tanımayacak.. Belki, sen de SeFiL olmayacaksın artık.. Gerçek adın unutulacak..

Ağır adımlarla, uzaklaştık ordan O'na veda ettikten sonra.. Birlikte nerdeyse hiç yürümediğimiz yoldan döndük bu defa geriye, ellerimizi hiç bırakmadan.. Kocaman bir gülümseme yüzümüzde..
Ve bir bir sildik o yollardaki anılarımızı.. Yerine BiZ'i.. Mutlu.. Huzurlu BiZ'i çizdik...!
Hiç paylaşmamıştık bu yolculuğu biz.. Hiç o şehre birlikte gitmemiştik.. Ya kalan olmuştuk arkada el sallayan ya da çaresiz gitmek zorunda olan..
Nasıl geçtiğini anlamadan geldi şehre ayak basma vakti.. Aylar geçmişti son gelişimin üstünden.. O son defadan sonra daha bi huzurlu daha bi gururluydum şimdi.. Sevdiğimin.. O şehirde kazandığım en güzel şeyin elini sıkıca tutarak baktım etrafıma..
Heey! BİZ geldik!!
Güzel bir kahvaltı yaptık önce afiyetle.. Yıllarca kapısından -sadece- geçtiğim nezih bir yerde.. Devam ettik sonra yolumuza..
Yürüdük..
Yürüdük...
Birbirimizle az daha görüşebilmek için özenle kaçırdığımız ve her kaçanı saymayı kendimize eğlence edindiğimiz münübüsler geçti yanımızdan... Gülümsedik.. Bu kez mesafeler koyamazlardı aramıza..
Yürüdük anılarımızla..
İlk durak,o şehirde hala saygı duyup deger verdiğim nadir bi mekan olan dershanemdi... Geçen defasında olduğu gibi gene içim kıpır kıpır heyecanla, biraz da çekingenlikle girdim içeri.. Hemen kapının kenarındaki rahat koltuklarda kuruculardan biri ile Rdmin çok değer verdiği,benim son gelişimde ancak ayak üstü tanışabildiğim hocası oturuyorlardı.. Gözlerim elbetteki Buran Babayı arıyordu.. Sordum hemen dersteymiş.. Bekledik biz de o arada sohbet ettik baya Rdmin hocasıyla:)
Bir ara yukarı çıktım.. Sesi yayılıyordu boş koridorda.. Organik kimya anlatıyordu.. Derse giresim geldi ama bölmek istemedim... Ama otursam koridora dinlerdim onu saatlerce..
Hayatımda onun gibi ders anlatan adam hiç görmedim ben.. Anlatır anlatır.. Ne yazmaktan usanır aynı şeyleri ne de anlatmaktan.. Sonra aklına bişiyler gelir anlatır.. En sevdiğim kısmı hep hayata dair konuştuklarıdır..
Uzunca bir süre bekledik aşşağda.. Ve nihayet duyuldu sesi merdivenlerde..
Bir saat oturup bekledikten sonra beş dakika suratını görüp o beş dakikada beş kere kucaklaştığım adam.. Gördüğüm en harika öğretmensin!! Sen de benim için parmakla sayılacak insanlardan birisin..
Yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle çıkarken içerden.. Gökyüzü.. Bir anda bıraktı üstümüze gözyaşlarını.. Bu defa mutlulukla ıslattı bizi..O şehir.. Artık affetmişti beni.. BİZi.. Açtım kollarımı sevinçle.. O şehirde Rdmle ıslanmak kadar güzel başka birşey hiç olmadı.. Hele de o yolda... İlk defa buluştuğumuz, ilk defa sarıldığımız, bir dönem her cuma yakalanma korkusuna inat el ele, yağmur eşliğinde münübüs saymaya gittiğimiz,bir dönemse yalnızca yüreğime damlayan gözyaşlarıyla başbaşa yürüdüğüm SeFiL yuRda giden yolda..
Bir sonraki durak SeFiL yuRdtu işte..
Herşeyin başlangıç noktası..
Amaç kimseyi görmek değildi bu defa..
O binada saygıyı hakeden biri varsa onlar da herşeyimize şahit duvarlardır..
Girdik içeri sessizce.. Sanki yağmurdan kaçmış bir çift gibi, sırılsıklam..
Derin bi nefes çektim içime.. Kokusu.. Değişmişti.. Eskisi gibi değildi... Taşınan eşyalar sıralar dolaplar.. Sanki alıp götürmüştü tüm kokuyu.. Geriye yalnızca duvarlar kalmıştı anılarımızı yaşatan.. Birbirimizi gelişini gözlediğimiz merdivenler.. Ve dünyayı seyrettiğimiz o boyumuzu aşan pencere...

O pencerede beklerdim bazen gelişini.. Bazen de ayaklarını sürüye sürüye gidişini seyrederdim.. Olmadığın gecelerde, akşam etütlerinde kaçardım yine o pencereye.. Hele de hüzünlendiğimde.. Gözlerim dolardı da gökyüzü ağlardı benim yerime..Kimselere görünmeden dolandık içerde.. Hala,kaçamaktı o koridorda adımlarımız.. Son bir kez baktık o pencereden ıslak şehre.. son bir kez yürüdük o uzuun koridorda.. Kapıları arkasında saklandığımız sınıflar boştu şimdi.. Projeksyon aleti toplamaya girdiğimiz laboratuvar da öyle.. Satranç taşlarına bile anılar sakladığımız masalar yoktu şimdi..
Üst kata çıktık sonra.. Hem bulduğumuz.. hem de kaybolduğumuz yerdi ora.. Bütün günü rehberlik odasında başbaşa geçirdiğimiz, bir gece herkes bizi arar da bulamazken, bizim sesleri duymamıza rağmen küçücük bir pencereden ayı seyretmeye devam ettiğimiz, sonra da hiçbirşey olmamış gibi aralarına karıştığımız günlerimiz yaşıyordu o koridorda.. Ve yalnızlığımız onca güzel anının yanında..
Biz çoktan gittik de şimdi sen de toplanmış gidiyorsun ya SeFiL yuRd.. Yarım kalan anılarımızı tamamlamaya, bıraktığımız acılarımızın üstüne yeniden mutluluğumuzu saçmaya geldik..
Göz yaşlarımızı da mutluluğumuzu da geceleriyle paylaştığımız yatağımızda, odalarımızda şimdi kimbilir kimler kalacak...
Artık başka insanların adı yazıcak duvarlarında..Pencerenin adı bile farklı olacak..
Adının gittiği yerde ise BİZ olmayacağız.. O duvarlar bizi hiç tanımayacak.. Belki, sen de SeFiL olmayacaksın artık.. Gerçek adın unutulacak..

Ağır adımlarla, uzaklaştık ordan O'na veda ettikten sonra.. Birlikte nerdeyse hiç yürümediğimiz yoldan döndük bu defa geriye, ellerimizi hiç bırakmadan.. Kocaman bir gülümseme yüzümüzde..
Ve bir bir sildik o yollardaki anılarımızı.. Yerine BiZ'i.. Mutlu.. Huzurlu BiZ'i çizdik...!
05.08.2010
mevzubahs
elveda,
mutTlu Tt muTtlu Rd =),
o şehir,
yağmur
27 Temmuz 2010
37.Gün: :) RtdT (:
Sen geldin ya şehrime bugün.. Bereket yağıyor rahmet yağıyor gökten.. Seninle kalbimi bu yağmurlarla bir edene binlerce şükürler...

Elini ilk defa tuttuğum günün sonunda olduğu gibi...
En sıkıntılı zamanlarımızda, bahçe kapısının kenarında çaresizlikten ağladığım; seninse bana hem kızıp hem de gözyaşlarımı temizlemeye çalıştığın zamandaki gibi..
Elimden tutup beni eve dönmem için bırakırken,geçen münübüsleri saydığımız cumalardaki gibi...
Birlikte ilk İstanbul turu attığımızda,aniden bastırdığı için hazırlıksız yakalanıp botlarını giymen için eve gittiğimiz cumartesi gibi...
Ve birlikte geçirdiğimiz; elimize,tenimize rahmet değen nice günlerdeki gibi bugün de....
İyi ki Varsın.. Hayatsın.. :)

Elini ilk defa tuttuğum günün sonunda olduğu gibi...
En sıkıntılı zamanlarımızda, bahçe kapısının kenarında çaresizlikten ağladığım; seninse bana hem kızıp hem de gözyaşlarımı temizlemeye çalıştığın zamandaki gibi..
Elimden tutup beni eve dönmem için bırakırken,geçen münübüsleri saydığımız cumalardaki gibi...
Birlikte ilk İstanbul turu attığımızda,aniden bastırdığı için hazırlıksız yakalanıp botlarını giymen için eve gittiğimiz cumartesi gibi...
Ve birlikte geçirdiğimiz; elimize,tenimize rahmet değen nice günlerdeki gibi bugün de....
İyi ki Varsın.. Hayatsın.. :)
12 Temmuz 2010
16'dan 23'e : İhmalkar bir blog yazarı..
Bugün 23. Gün ve tatil,benim tüm 'hiçbirşey yapmayışlarım'la sürüyor...
Sadece benim değil aslında, evdeki tüm ahalinin üstünde aynı tatil havası hakim..Gidilmeyen yerlerin, yapılmayan işlerin,okunmayan kitapların ve seyredilmeyen filmlerin listesi gun geçtikçe uzuyor.. Tabi yazmak isteyip de bir türlü toparlayamadığım cümleler de,sıkıntımla birlikte uzayıp gidiyor..
Oysa,tüm bunların yanında, son 1 haftadır değişik ve hoş şeyler de olmuyor değil hayatımda.. Güzel sözler,hoş süprizler.. Yıllardır kendimden bile sakladığım gizli cümlelerimin dışa vurumu.. 'Aslında, bir tek sen vardın!!'ın farkındalığı ve itirafıyla ulaşılan sonsuz sarhoşluk...
Biraz Twitter'da biraz Formspring'de geçiyor zaman.. En çok MSN'de tabi Rdmle muhabbet,sabaha kadar:)
Daha başlamadan ilk dersleri çeşitli sebeplerden kaçirdiğim yogayı da bıraktım gitti..
Bugün sözde kamp niteliğinde antremanlarım başlicaktı buzda ama o da tatil nedeniyle az katılımdan iptal olmuş.. Oysa herkes kamp muhabbeti açılduğında pek bi hevesliydi.. Gene ortada kalakaldık...
Yarın da yurda para yatırma vesilesiyle,şükür ki İstanbul'a hareket.. Gücümü kuvvetimi,huzurlu mutluluğumu depolayıp da gelebilmem ümidiyle:)
Simdilik söylecek daha fazla şeyim,kuracak güzel cümlelerim yok.. Kısmet başka bir güne:)
Sadece benim değil aslında, evdeki tüm ahalinin üstünde aynı tatil havası hakim..Gidilmeyen yerlerin, yapılmayan işlerin,okunmayan kitapların ve seyredilmeyen filmlerin listesi gun geçtikçe uzuyor.. Tabi yazmak isteyip de bir türlü toparlayamadığım cümleler de,sıkıntımla birlikte uzayıp gidiyor..
Oysa,tüm bunların yanında, son 1 haftadır değişik ve hoş şeyler de olmuyor değil hayatımda.. Güzel sözler,hoş süprizler.. Yıllardır kendimden bile sakladığım gizli cümlelerimin dışa vurumu.. 'Aslında, bir tek sen vardın!!'ın farkındalığı ve itirafıyla ulaşılan sonsuz sarhoşluk...
Biraz Twitter'da biraz Formspring'de geçiyor zaman.. En çok MSN'de tabi Rdmle muhabbet,sabaha kadar:)
Daha başlamadan ilk dersleri çeşitli sebeplerden kaçirdiğim yogayı da bıraktım gitti..
Bugün sözde kamp niteliğinde antremanlarım başlicaktı buzda ama o da tatil nedeniyle az katılımdan iptal olmuş.. Oysa herkes kamp muhabbeti açılduğında pek bi hevesliydi.. Gene ortada kalakaldık...
Yarın da yurda para yatırma vesilesiyle,şükür ki İstanbul'a hareket.. Gücümü kuvvetimi,huzurlu mutluluğumu depolayıp da gelebilmem ümidiyle:)
Simdilik söylecek daha fazla şeyim,kuracak güzel cümlelerim yok.. Kısmet başka bir güne:)
mevzubahs
isTtanbul,
mutTlu Tt muTtlu Rd =),
öylesine bişeler işte,
sıkıntı,
yoga
13 Haziran 2010
SeNkronIce

Bir senkronize macerasına daha kapanış gösterisiyle süresiz ara vermiş bulunmaktayım.. Bundan sonrası belirsiz yine.. Apaçık belli olan şeyse 'vazgeçemeyeceğim' işte..
Onca şey saydım aylardır burda.. İsyanlar... Özlemler.. Sorumsuzluklar.. Ama o an.. Bir avuç alkışla buza çıktığım ilk anda siliniverdi herşey.. Bu duyguyu özlediğimi farkettim... Başım dik.. Yüzümde kocaman bir gülümseme.. Eskisi gibi... Bir kez daha oraya aittim.. Buzdan sahneye..
Başlanngıçta olan ufak tefek aksaklıkları, el-ayak titremelerini gösteriden bi kaç saat önce karar verdiğimiz ısınma turu kurtardı.. Müzikle birlikte esas şov başladığında ise herkes elinden gelenin en iyisini yaptı.. Mükemmel değildi.. Ama 9 kişilik bir gösteri grubunun 1-2 aylık çalişmasından da daha fazlası beklenemezdi..Öyleki daha sabahki provada sürekli bağırıp çağıran ben gösteride "iyi gidiyorsunuz.. çok iyi.." demekten de kendimi alamayandım..

Tüm bunların yanında bir gözüm de trübündeydi aslında.. Çok insanlar oturdu o trübünlerde.. Ailem demirbaştı hep.. Arkadaşarım,dostlarım olurdu sonra.. Bu defa inanmadığım kimseyi çağırmadım nerdeyse..Aile içinde sade bir tören gibiydi.. En güzeliyse,beni buz üzerinde ilk defa gören değerli insanlar da karıştı ailemin içine..
Benimleydi.. 6yıldır nerdeyse her halimi görmüş olan Rd'm ilk defa gördü beni buzdan sahnemde.. Evimde... Onun içindi bu kez gülen yüzüm.. Mutluluğum.. O'nun içindi bu kez buzda attığım her adım..Gururlu duruşum..
Ve O, gurulu bakışlarıyla bir kez daha...
"Bir bir sildi o yollardaki anılarımı farkında olmadan.. yerine kendini çizdi.."
İyiki vardı..
İyiki vardık hep birlikte...
İyiki çıktım birkez daha o sahneye..
mevzubahs
izmit,
mutTlu Tt muTtlu Rd =),
özlem,
patenci,
yeniden
3 Ekim 2009
:)))))))
Çok çook ama çooook muTluyum bugün:)
Son bir yıldır aklımdan hiç çıkmayan birşeyi yaptım bugün.. 4yılımı geçirip artık geride bıraktığım şehirde benim için çok değerli olan insanları ziyaret ettim:)
4yıllık lise hayatım Adapazarı'nda geçti benim.. Son 1.5 yılını anlamlandıran yerdi dershanem.. Okulda keyfim kaçınca bile gittiğim, hocalarla bi kaç soru çözerken eğlenip dertleştiğim ve bugün hala o şehirde saygı duyup deger verdiğim nadir bi mekandı orası.. İtiraf etmeliyim ki çok çalışkan bir öğrenci değildim onlara hakettikleri dereceyi de veremedim evet ama belki de kimsenin duymadığı kadar saygı duyup sevgi besledim ordaki insanlara karşı.. Ve bugün bi kez daha gördüm karşılığını...
En son geçen yaz gitmiştim sonuçlar tercihler vs. için.. Üniversiteye başladığımda yaşadığım ani değişimler dershanevi durumlarımı da etkiledi.. Zaten yeterince iyi bir sonuç yapamamış olmamın yanına yeni çekinceler eklendi.. Üstüne bi telefon görüşmesi yapmıştım dershane müdürümle.. hala o şehirde yaşayan en değerli insanla.. O da bu sorunlarla ilgiliydi.. Sonra da bir daha kimseden ne haber aldım ne de haberim gitti..
1 senedir aklımdan hiç çıkmadı.. Hep çekindim gitmeye.. Beni eskisi kadar sevmemelerinden korktum,eskisi kadar sıcak olmama ihtimallerinden.. Baba gibi sevdiğim taptığım müdürümün eskisi gibi içtenlikle sarılmamasından korktum.. ''Yanlış yaptın be kızım..'' demesinden..
Bir yandan da fırsat kolladım gitmeye.. Gitmek ve görmek istedim nerde olduğmu o insanların gözünde..Ama liseye başlamadan önce bile her sene defalarca gittiğim o şehre yolum düşmedi hiç.. düştümü de fırsat olmadı gitmeye... Rüyalarımdan çıkmadı hiç Buran Baba.. Sarılıp sarılır ağlardım hep gelemedim diye özür dilerdim durmadan..
Bugün nihayet yolum düştü ve kendi fırsatımı kendim oluşturarak kırdım zincirlerimi.. Üstelik akşam gidemiycem diye üzülürken bugün bir anda kendimi dershanemin önünde buldum:)
Tesadüfler de üstüste geldi şansıma kapı kapıyı açtı sanki harika bi gün oldu:)
Erkeğimle buluştum önce.. Dün yolcu etmiştim onu Ada'ya ''Sen de gelsene bu hafta..'' diyip durmuştu gitmeye karar verdiğinden beri, ben de ''Bu hafta olmaz ki..'' diyodum ne bileyim.. Nası da içten istemiş ki gerçek oldu:) Onun da çok değer verdiği, benim yıllardır adını duyup da bir türlü tanışamadığım bir hocası vardı ki o da benim dershaneye geçmiş bu sene,yoldayken öğrendim daha.. Buran Babayla da tanışıyomuş erkeğim ama hatırlamaz sanıyoduk çok zaman geçmiş görüşeli 5-6 sene kadar:)
Öyle heycanlıydım ki anlatamam:) münübüsten ilk indiğimde okuldaki bi hocamla kaşılaştım okuldayken boğuşur dururduk o heyecanla ona bile sarılmışım valla:P
Dershaneye gittim daha girmeden gördüm müdürümü ders anlatıyodu bi sınıfta.. bizim sınıfımızdı orası bide.. başımı uzatıp camdan laf atmak istedim ama bölmek istemedim sonra dersi.. Bekledik zilin çalmasını.. oturamadm bi türlü dolandım durdum içerde:D Balıklara baktım piranalar bile kocaman olmuşlardı.. Zil daha çalmadan baktım ki çıktı sınıftan Buranım.. Şaşirdi tabi görünce..kucakladık birbirmizi hemen nasil da özlemişim... Daimi huzur kaynağımdı o adam benim son sınıfta..ve hiç değişmemişti... Erkeğimi de farketti hemen ona da sarıldı.. Unutmamişti:) Neden çıktığını anlayamadığım dersine geri döndü sonra, ''Siz odaya geçin, bişeyler ikram etsinler..'' falan diye diye..:) İşte o zaman rahatlayıp oturdum anca.. koridorda takılmaya devam ettik ama..zil çalınca herkesi herkesi görmeliydim çünkü:)
Çok geçmeden öğle tatili vakitleri geldi.. her sınıftan çıkana sarıldım.. kimine el salladım görürgörmez kendimi göstermek için kiminin önüne atladım.. Utanmasam anonsumu yaptırırdım heralde:D
Buranım gene meşgul ordan oraya koşturken ben de Adapazarının en meşhur hocalarından biriyle nihayet tanışma şerefine nail oldum.. ''Sonunda tanıştık..'' dedi o da ''Nihayet:)'' dedim bende... Hayalimden çok daha heybetli ve tapılası bir adamdı gerçekten... işi olduğu için fazla görüşemedik onunla ama tanışmak bile bugünlük bana yeterdi:D
Dershane boşalınca anca girdik odaya biz de oturduk müdürümle sohbet ettik biraz.. kısa ama özdü yine hiç susmadı:) Ama rahatladım o konuştukça.. o ilgisi,samimiyeti hiç eksilmemişti.. Ve belli ki arkamdaydı tüm olanlardan sonra hiç suçlamamıştı beni.. ''siz beni anlamışsınız..'' dedim ona da muTlu oldum çok sanki ağır bi yükü almıştı omuzlarımdan kucaklarken:))
Yemeğe gidiceklerdi tutmadık biz de fazla,yemek davetlerini de geri çevirmemiz gerekti benim de fazla vaktim yoktu zaten.. Daha önce ayrılan bi hocamın geri döndüğünü duyunca onunda odasına çıktım gitmeden ama kaçırmışım.. Not bıraktım bende hayırlı olsun dileklerimi ilettim hem öyle ayrıldık huzur mekanımdan.. Yüzümde kocaman bi gülücük kalbimde tarifsiz bi mutluluk ve huzurla.. Tuttum Herşeyimin elini bide ona sarıldım sıkıca:)
Biraz yürüdük o şehirde yeniden, sıkıca sarılarak.. Bu defa yüreğimizde dosluktan daha da fazlasıyla...
Bir saat bile sürmedi belki tüm bu yaşananlar ama 1.5 senenin karşılıklı emeğiydi işte.. Belli ki boşa değildi:)
Son bir yıldır aklımdan hiç çıkmayan birşeyi yaptım bugün.. 4yılımı geçirip artık geride bıraktığım şehirde benim için çok değerli olan insanları ziyaret ettim:)
4yıllık lise hayatım Adapazarı'nda geçti benim.. Son 1.5 yılını anlamlandıran yerdi dershanem.. Okulda keyfim kaçınca bile gittiğim, hocalarla bi kaç soru çözerken eğlenip dertleştiğim ve bugün hala o şehirde saygı duyup deger verdiğim nadir bi mekandı orası.. İtiraf etmeliyim ki çok çalışkan bir öğrenci değildim onlara hakettikleri dereceyi de veremedim evet ama belki de kimsenin duymadığı kadar saygı duyup sevgi besledim ordaki insanlara karşı.. Ve bugün bi kez daha gördüm karşılığını...
En son geçen yaz gitmiştim sonuçlar tercihler vs. için.. Üniversiteye başladığımda yaşadığım ani değişimler dershanevi durumlarımı da etkiledi.. Zaten yeterince iyi bir sonuç yapamamış olmamın yanına yeni çekinceler eklendi.. Üstüne bi telefon görüşmesi yapmıştım dershane müdürümle.. hala o şehirde yaşayan en değerli insanla.. O da bu sorunlarla ilgiliydi.. Sonra da bir daha kimseden ne haber aldım ne de haberim gitti..
1 senedir aklımdan hiç çıkmadı.. Hep çekindim gitmeye.. Beni eskisi kadar sevmemelerinden korktum,eskisi kadar sıcak olmama ihtimallerinden.. Baba gibi sevdiğim taptığım müdürümün eskisi gibi içtenlikle sarılmamasından korktum.. ''Yanlış yaptın be kızım..'' demesinden..
Bir yandan da fırsat kolladım gitmeye.. Gitmek ve görmek istedim nerde olduğmu o insanların gözünde..Ama liseye başlamadan önce bile her sene defalarca gittiğim o şehre yolum düşmedi hiç.. düştümü de fırsat olmadı gitmeye... Rüyalarımdan çıkmadı hiç Buran Baba.. Sarılıp sarılır ağlardım hep gelemedim diye özür dilerdim durmadan..
Bugün nihayet yolum düştü ve kendi fırsatımı kendim oluşturarak kırdım zincirlerimi.. Üstelik akşam gidemiycem diye üzülürken bugün bir anda kendimi dershanemin önünde buldum:)
Tesadüfler de üstüste geldi şansıma kapı kapıyı açtı sanki harika bi gün oldu:)
Erkeğimle buluştum önce.. Dün yolcu etmiştim onu Ada'ya ''Sen de gelsene bu hafta..'' diyip durmuştu gitmeye karar verdiğinden beri, ben de ''Bu hafta olmaz ki..'' diyodum ne bileyim.. Nası da içten istemiş ki gerçek oldu:) Onun da çok değer verdiği, benim yıllardır adını duyup da bir türlü tanışamadığım bir hocası vardı ki o da benim dershaneye geçmiş bu sene,yoldayken öğrendim daha.. Buran Babayla da tanışıyomuş erkeğim ama hatırlamaz sanıyoduk çok zaman geçmiş görüşeli 5-6 sene kadar:)
Öyle heycanlıydım ki anlatamam:) münübüsten ilk indiğimde okuldaki bi hocamla kaşılaştım okuldayken boğuşur dururduk o heyecanla ona bile sarılmışım valla:P
Dershaneye gittim daha girmeden gördüm müdürümü ders anlatıyodu bi sınıfta.. bizim sınıfımızdı orası bide.. başımı uzatıp camdan laf atmak istedim ama bölmek istemedim sonra dersi.. Bekledik zilin çalmasını.. oturamadm bi türlü dolandım durdum içerde:D Balıklara baktım piranalar bile kocaman olmuşlardı.. Zil daha çalmadan baktım ki çıktı sınıftan Buranım.. Şaşirdi tabi görünce..kucakladık birbirmizi hemen nasil da özlemişim... Daimi huzur kaynağımdı o adam benim son sınıfta..ve hiç değişmemişti... Erkeğimi de farketti hemen ona da sarıldı.. Unutmamişti:) Neden çıktığını anlayamadığım dersine geri döndü sonra, ''Siz odaya geçin, bişeyler ikram etsinler..'' falan diye diye..:) İşte o zaman rahatlayıp oturdum anca.. koridorda takılmaya devam ettik ama..zil çalınca herkesi herkesi görmeliydim çünkü:)
Çok geçmeden öğle tatili vakitleri geldi.. her sınıftan çıkana sarıldım.. kimine el salladım görürgörmez kendimi göstermek için kiminin önüne atladım.. Utanmasam anonsumu yaptırırdım heralde:D
Buranım gene meşgul ordan oraya koşturken ben de Adapazarının en meşhur hocalarından biriyle nihayet tanışma şerefine nail oldum.. ''Sonunda tanıştık..'' dedi o da ''Nihayet:)'' dedim bende... Hayalimden çok daha heybetli ve tapılası bir adamdı gerçekten... işi olduğu için fazla görüşemedik onunla ama tanışmak bile bugünlük bana yeterdi:D
Dershane boşalınca anca girdik odaya biz de oturduk müdürümle sohbet ettik biraz.. kısa ama özdü yine hiç susmadı:) Ama rahatladım o konuştukça.. o ilgisi,samimiyeti hiç eksilmemişti.. Ve belli ki arkamdaydı tüm olanlardan sonra hiç suçlamamıştı beni.. ''siz beni anlamışsınız..'' dedim ona da muTlu oldum çok sanki ağır bi yükü almıştı omuzlarımdan kucaklarken:))
Yemeğe gidiceklerdi tutmadık biz de fazla,yemek davetlerini de geri çevirmemiz gerekti benim de fazla vaktim yoktu zaten.. Daha önce ayrılan bi hocamın geri döndüğünü duyunca onunda odasına çıktım gitmeden ama kaçırmışım.. Not bıraktım bende hayırlı olsun dileklerimi ilettim hem öyle ayrıldık huzur mekanımdan.. Yüzümde kocaman bi gülücük kalbimde tarifsiz bi mutluluk ve huzurla.. Tuttum Herşeyimin elini bide ona sarıldım sıkıca:)
Biraz yürüdük o şehirde yeniden, sıkıca sarılarak.. Bu defa yüreğimizde dosluktan daha da fazlasıyla...
Bir saat bile sürmedi belki tüm bu yaşananlar ama 1.5 senenin karşılıklı emeğiydi işte.. Belli ki boşa değildi:)
mevzubahs
huzur,
mutTlu Tt muTtlu Rd =),
o şehir,
özlem
2 Ekim 2009
bir gece yazma girişiminde bulunmuş insan modeli...
30.06.2009
01.21
Yeniden yazmaya başlama hevesleriyle oturdum klavyenin başına… eskiden kalemi alır elime düşünürdüm illa yazmak istedim mi.. şimdi ise teknolojiye ayak uydurmuş benim de ellerim..
Her zaman dediğim gibi anlatacak şeyim çok, mesele nerden başlasam nasıl anlatsam…yazmak istediğimden başka bir şeyden de emin değilim.. Yazmaktan çok, ne yazsam diye düşünmeye üşeniyorum bazen de.. ben anca üşeniyorum bir şeylere zaten:S
Son zamanlarda kafamda dönen tek bir şey var zaten.. bir sene.. yaklaşık bir sene önce bir anda değişti her şey.. konuşmaya korktuğum adam sonunda her şeyim oldu, korkularıma sebep olan adamsa bir hiç.. Tek bir bakış sonra tek bir söz.. Yıllar biçtiğim buluşma en fazla 1yıl verdi yalnızlığıma,……
Derin bir nefes alıyorum.. alıyorum… ama düşünmekten yazamıyorum….
An be an geliyor gözümün önüne, an be an hissediyorum içimde… çekine çekine konuşmalarım, sesini duyduğum ilk an.. hele varlığını ilk belli ettiği gün.. kendimle savaşlarım tam da hayatımın en belirsiz döneminin tam göbeği.. içim koşarak özgürlüğüne kavuşmak isterken ayaklarımın adım adım geri kaçmaya zorunlu hisleri… af dilemeye yüz bulamayışlarım ve sessizce döktüğüm gözyaşlarım anlatırken rüyalarımı, rüyalarımda her defasında önünde diz çöküp yalvarışlarım… ve anlatması daha güç, çözümlemesi daha zor çaresizce yaşadıklarım…
Hep bilirdim bir gün yeniden ulaşacağımı, hep bilirdim bir gün yeniden gözlerinin içine bakacağımı.. Ama yıllar sonra.. ama yanında başka bir kadınla.. kadınıyla.. oğluyla, kızıyla… hayatta hiçbir şeyi bu kadar istememiştim ben hem de isteme yetisi olmayan ben.. ve istediğim hiçbir şey bu kadar çabuk gerçekleşmemişti.. hoş geçen zaman benim biçtiğim zamanın yanında hiç kalsa da o kısa zaman içinde yaşananlar hiç de ‘hiç’e sayılacak şeyler değillerdi elbet…
Görüşmeyi kabul ettiği an bir rüya.. karşıdan ayaklarını sürüye sürüye gelen adama sarılabilmek mucize değildi de neydi ya? Hiç bilmediğim bir şehirde bir cesaret Galata’ya inişim..
Bir denize bir arkama bakarak bekleyişim.. Sanki hiçbir şey değişmemiş hissi veren gelişi.. Suratıma bir tokat inmesini bile çoktan göze alarak ve aslında böyle bir şeyin asla olmayacağından da emin sarılışım… o koku.. uzak durma gereğiyle savaşarak bana sarılışı… Tüm bunlar bir mucize değildi de neydi ya…
Bu kaçıncı buluşumuzdu birbirimizi… kaçıncı kaybedişin ardından kaçamak sarılışımızdı..Bir daha asla seni bırakmam diyip de gidişine boyun eğen zavallı aptal ben; işte o an, dünyanın en şanslı insanıydım.. En mutlu.. En huzurlu…
Oysa onun daha bana kızacakları, bağıracakları, neden diye soracakları vardı..ama tüm bunları bile bana sarılarak yaptı..Benimse ‘haklısın’dan başka bir diyebileceğim yoktu.. Haklıydı çünkü… onun bana söylediklerinden daha ağırdı zaten benim kendimle kavgalarım..
İşte böyle başladım mı da duramıyorum.. her cümlemde derin bir nefes çekerek içime yazabiliyorum bide ancak… geç oldu sabah okulum var susup yatmak istemesem de odamda uyumaya çalışanlarım var.. Bir de bunun yanında ranzadan inip kablomu makinemi toplayıp kaldırıp yeniden ranzaya tırmanmak var karanlıkta.. bir anda girdim konuya ve bir anda çıkıyorum.. Ee alışmış bünye ani değişimlere;)
01.21
Yeniden yazmaya başlama hevesleriyle oturdum klavyenin başına… eskiden kalemi alır elime düşünürdüm illa yazmak istedim mi.. şimdi ise teknolojiye ayak uydurmuş benim de ellerim..
Her zaman dediğim gibi anlatacak şeyim çok, mesele nerden başlasam nasıl anlatsam…yazmak istediğimden başka bir şeyden de emin değilim.. Yazmaktan çok, ne yazsam diye düşünmeye üşeniyorum bazen de.. ben anca üşeniyorum bir şeylere zaten:S
Son zamanlarda kafamda dönen tek bir şey var zaten.. bir sene.. yaklaşık bir sene önce bir anda değişti her şey.. konuşmaya korktuğum adam sonunda her şeyim oldu, korkularıma sebep olan adamsa bir hiç.. Tek bir bakış sonra tek bir söz.. Yıllar biçtiğim buluşma en fazla 1yıl verdi yalnızlığıma,……
Derin bir nefes alıyorum.. alıyorum… ama düşünmekten yazamıyorum….
An be an geliyor gözümün önüne, an be an hissediyorum içimde… çekine çekine konuşmalarım, sesini duyduğum ilk an.. hele varlığını ilk belli ettiği gün.. kendimle savaşlarım tam da hayatımın en belirsiz döneminin tam göbeği.. içim koşarak özgürlüğüne kavuşmak isterken ayaklarımın adım adım geri kaçmaya zorunlu hisleri… af dilemeye yüz bulamayışlarım ve sessizce döktüğüm gözyaşlarım anlatırken rüyalarımı, rüyalarımda her defasında önünde diz çöküp yalvarışlarım… ve anlatması daha güç, çözümlemesi daha zor çaresizce yaşadıklarım…
Hep bilirdim bir gün yeniden ulaşacağımı, hep bilirdim bir gün yeniden gözlerinin içine bakacağımı.. Ama yıllar sonra.. ama yanında başka bir kadınla.. kadınıyla.. oğluyla, kızıyla… hayatta hiçbir şeyi bu kadar istememiştim ben hem de isteme yetisi olmayan ben.. ve istediğim hiçbir şey bu kadar çabuk gerçekleşmemişti.. hoş geçen zaman benim biçtiğim zamanın yanında hiç kalsa da o kısa zaman içinde yaşananlar hiç de ‘hiç’e sayılacak şeyler değillerdi elbet…
Görüşmeyi kabul ettiği an bir rüya.. karşıdan ayaklarını sürüye sürüye gelen adama sarılabilmek mucize değildi de neydi ya? Hiç bilmediğim bir şehirde bir cesaret Galata’ya inişim..
Bir denize bir arkama bakarak bekleyişim.. Sanki hiçbir şey değişmemiş hissi veren gelişi.. Suratıma bir tokat inmesini bile çoktan göze alarak ve aslında böyle bir şeyin asla olmayacağından da emin sarılışım… o koku.. uzak durma gereğiyle savaşarak bana sarılışı… Tüm bunlar bir mucize değildi de neydi ya…Bu kaçıncı buluşumuzdu birbirimizi… kaçıncı kaybedişin ardından kaçamak sarılışımızdı..Bir daha asla seni bırakmam diyip de gidişine boyun eğen zavallı aptal ben; işte o an, dünyanın en şanslı insanıydım.. En mutlu.. En huzurlu…
Oysa onun daha bana kızacakları, bağıracakları, neden diye soracakları vardı..ama tüm bunları bile bana sarılarak yaptı..Benimse ‘haklısın’dan başka bir diyebileceğim yoktu.. Haklıydı çünkü… onun bana söylediklerinden daha ağırdı zaten benim kendimle kavgalarım..
İşte böyle başladım mı da duramıyorum.. her cümlemde derin bir nefes çekerek içime yazabiliyorum bide ancak… geç oldu sabah okulum var susup yatmak istemesem de odamda uyumaya çalışanlarım var.. Bir de bunun yanında ranzadan inip kablomu makinemi toplayıp kaldırıp yeniden ranzaya tırmanmak var karanlıkta.. bir anda girdim konuya ve bir anda çıkıyorum.. Ee alışmış bünye ani değişimlere;)
mevzubahs
alışmak,
huzur,
isTtanbul,
mutTlu Tt muTtlu Rd =)
9 Mayıs 2009
L’avare
Karanlık bir sahnede, yerde bir eli efendisinin ev içinde hususi araç olarak kullandığı tekerlekli sandalyesine zincirlenmiş yatan arabacı karşılıyor sizi.. Ardından şiddetli bir müzik.. Dumanlar... Ve dans edercesine etrefta koşup her bir köşede meşk yapan insanlar...
Büyülü havası daha başlarken sahneye kilitliyor izleyenleri.. Ruhunuz duman duman yükseliyor...
Bu sezon geç başladım.. Yerleşmeydi adaptasyondu hayatı düzene koymaydı derken,tam tiyatroyu da o düzene yerleştirmiştim ki sezon bitti...Bu sezon alabileceğim son bilet olduğundan habersizdim, Kenter Tiyatrosu'nun yeni sahneye koyduğu Moliere'in meşhur 'Cimri'sinin.. Benim için harika bi kapanış oldu...
Bir cumartesi suaresiydi..
Özenle hazırlandım,saygımı dış görünüşümle belirtmek istercesine.. Girdim bi insanın sahip olabileceği en güzel kavalyenin koluna bir baloya gidercesine...Sanki ben sahneye çıkıcakmışım gibi heyecanlı,gururlu ve dik...
Özenle hazırlandım,saygımı dış görünüşümle belirtmek istercesine.. Girdim bi insanın sahip olabileceği en güzel kavalyenin koluna bir baloya gidercesine...Sanki ben sahneye çıkıcakmışım gibi heyecanlı,gururlu ve dik...
Neredeyse boş koltuk yoktu.. 'Tiyatro yeterince seyirci bulamıyor' diye yakınırlar ya hep; 'hAni nerede bulunamayan seyirci' diye düşündüm doğrusu...Şu bir kaç ayda gördüğüm kadarıyla İstanbul insanı tiyatro salonlarına o kadar da uzak değil...
Oyun daha başlamadan daha bir anlık ön tarafa ilişti gözüm.. Yıldız Kenter 'i farkettim en önde yerini alırken.. Kim bilir nasil bir gururdur onun için o koltukta oturmak,emeğini seyretmek.. Onca yeteneğe aracı olmak...
İtiraf etmeliyim ki;hiç Moliere okumadım bu zaman kadar..Hakkında tek kelime bilmem.. Edebiyat, ilgilenmeyi sevsem de bir türlü hakim olamadığım bir daldır.. Bir kaç oyununa kulak dolgunluğum var işte Cimri de bunlardan birisiydi.. Ama öğrenmemek ayıptır derler ya hep, Kent Oyuncuları yorumu saysinde bir ayıbımı daha kapattım..
Bir camın ardından izlemeye alıştığım insanlar çıktı bir bir sahneye...Sevmediğim insalara sempati duydum birden ve sevdiğime daha da... Sanki yüzlerinde yıllardır taşıdıkları maskeleri çıkarıp gülümsediler bana... Mutlu oldum...
*Oyun hakkında teknik bilgi için : Kenter Tiyatrosu,Cimri
*L’avare, Moliere'in Cimri'sinin orjinal adıdır.
Oyun, adeta cimriliğin sınırlarını zorlayan bir baba (Harpagon) ile ona artık isyan eden çocukları arasında geçenleri, mizahi bir dilde anlatıyor.. Oğlunun aşık olduğu genç kızla evlenmek isteyen baba kızını da kendinden bile yaşlı bir adamla 'çeyizsiz' evlendirmeye çalışıyor;
kızının aslına kahyasıyla birlikte olduğundan habersiz.. Evdeki herkes, bi yandan Harpagon'nun emirlerini yerine getirip bir yandanda O'nun altınlarının peşinde gizli işler çeviriyor..
kızının aslına kahyasıyla birlikte olduğundan habersiz.. Evdeki herkes, bi yandan Harpagon'nun emirlerini yerine getirip bir yandanda O'nun altınlarının peşinde gizli işler çeviriyor..Sahnedeki atmosfer sizi içine alıyor adete.. Oyuncular herşeyiyle gerçekçi ve bu da heyecanı yükseltiyor.. Gördüğünüz her sahne şaşırtıyor..ve içtenlikle güldürüyor..Tek kötü yanı bazı yerlerde argo,biraz 'aşırı'ya kaçıyor..Neyseki bu çok sık tekrarlanmıyor..
Ve oyun herkesin amacına ulaşıp evdeki hizmetlilerin Cimri Harpagonu adeta 'linç' etmesiyle son buluyor..
Ve oyun herkesin amacına ulaşıp evdeki hizmetlilerin Cimri Harpagonu adeta 'linç' etmesiyle son buluyor..
Salondan ayrılırken hissettiğim hazzı tarif etmem çok zor... Bir an bile pişman olmuyor insan seyrettiğine.. Oyuncular, dekor, müzik,ışık,kostümler... Hepsi öylesine uyum içinde ki...
Gecenin en güzeli ise..
Elinden sıkı sıkı tutup tiyatroya götürdüğüm ve bu seneye kadar hiç tiyatroya gitmemiş bi insanın gözlerinde gördüğüm, o mutluluk belirtisiydi aslında benim için... Ve dudaklarından dökülen en memnun edici replikleriyden biriydi hayatımızın: ''Bunu daha sık yapalım:)''
Elinden sıkı sıkı tutup tiyatroya götürdüğüm ve bu seneye kadar hiç tiyatroya gitmemiş bi insanın gözlerinde gördüğüm, o mutluluk belirtisiydi aslında benim için... Ve dudaklarından dökülen en memnun edici replikleriyden biriydi hayatımızın: ''Bunu daha sık yapalım:)''
mevzubahs
isTtanbul,
Kenter Tiyatrosu,
mutTlu Tt muTtlu Rd =),
tiyatro
15 Mart 2009
İz bırakanlar unutulmaz....
Öğrendim ki 4 yılıma bedel SeFiL yuRdu, bıkmamış ne Rd'den ne Tt'den.. Belki de özlemiş BiR anmayı onları..
Belli ki özlemiş o da.. Belli ki o bile sevinmiş bizim için...
Ne garip bi yersin SeFiL yUrd.. Aylar geçmiş ben orlardan göçeli onu bırak 1buçuk yıl geçmiş Rd mezun olalı hala bizi konuşurmuşsun meğer.. Nasıl da haberin var herşeyden... Hala bıkmadın mı bizden... Hala bıkmadın mı bildiğin herşeyi anneye babaya yetiştirmekten...
Ne garip insanlar barındırırsın içinde sen SeFiL yuRd... Başında bekçilik yapan insanın hiç mi işi yoktur ki Farklı amaçlarla gittiği bir babaya, araya hayırlı olsunu da sıkıştırır...
Kaç müdür yardımcısı 2dönem önce mezun olmuş öğrencisinin babasına, oğlu bir dönem önce mezun olmuş kızla birlikte olduğu için 'Gözünaydın' der? Onu da geçtim.. uzunca bir süre görüşmeniş iki öğrencisinin ayrı ayrı yaşadıkları ilişkilerini bitirmiş ve yeniden birbirlerini bulmuş hatta artık kendilerinin BiR ilişki içerisinde olduklarını nasıl bilir, nerden öğrenir...
Ama beni nasıl gururlandırdığını bir bilsen SeFiL yuRdu, bir bilsen göğsümü nasıl kabarTtığını ilk defa...
Helal olsun sana... Senin bizde bıraktığın kadar derin izler bırakmışız demek ki biz de sende... Adımız sadece masana duvarına değil yüreğine kazımışız senin de.. Demek hala önemsiosun bizi Ey Lanet SeFiL, bizim seni ARTIK hiç umursamadığımız yerde...
Belli ki özlemiş o da.. Belli ki o bile sevinmiş bizim için...
Ne garip bi yersin SeFiL yUrd.. Aylar geçmiş ben orlardan göçeli onu bırak 1buçuk yıl geçmiş Rd mezun olalı hala bizi konuşurmuşsun meğer.. Nasıl da haberin var herşeyden... Hala bıkmadın mı bizden... Hala bıkmadın mı bildiğin herşeyi anneye babaya yetiştirmekten...
Ne garip insanlar barındırırsın içinde sen SeFiL yuRd... Başında bekçilik yapan insanın hiç mi işi yoktur ki Farklı amaçlarla gittiği bir babaya, araya hayırlı olsunu da sıkıştırır...
Kaç müdür yardımcısı 2dönem önce mezun olmuş öğrencisinin babasına, oğlu bir dönem önce mezun olmuş kızla birlikte olduğu için 'Gözünaydın' der? Onu da geçtim.. uzunca bir süre görüşmeniş iki öğrencisinin ayrı ayrı yaşadıkları ilişkilerini bitirmiş ve yeniden birbirlerini bulmuş hatta artık kendilerinin BiR ilişki içerisinde olduklarını nasıl bilir, nerden öğrenir...
Ama beni nasıl gururlandırdığını bir bilsen SeFiL yuRdu, bir bilsen göğsümü nasıl kabarTtığını ilk defa...
Helal olsun sana... Senin bizde bıraktığın kadar derin izler bırakmışız demek ki biz de sende... Adımız sadece masana duvarına değil yüreğine kazımışız senin de.. Demek hala önemsiosun bizi Ey Lanet SeFiL, bizim seni ARTIK hiç umursamadığımız yerde...
15 Şubat 2009
14 ŞubaTtan arta kalanlar =)
İlk defa huzurlu mutlu ve hatırlanabilir bir 14 şubat geçirdim..
Aslında sevdiğim insanla birlikte geçirdiğim herzamanki günlerden çok da farklı olmamakla birlikte yıllardır geçirdiğim 14şubatların yanından bile geçemezdi...
Geride bırakılmış 4 yılda benden çalanlarla bana yeni birşeyler katanların ayırdına birkez daha vardım bugün.. Hayatta bi çok şeye karşı kaybedilmiş heveslerimden birini daha kabul ettim yeniden hayatıma..
Amacı Sevgililer Günü değildi bu günün.. Sadece özlem.. biraz değişiklik.. bu kez farkli bir şehir.. farklı mekanlar..
Yıllarca başka insanlarla gittiğim yerlerdeydim bugün.. başka insanlarla yediğim yemeklerde..Başkalarının canımı yaktığı sokaklarda..Aslında hiç olamadığım caddelerde... Ben başka insanlarlayken de aslında hep yanımda olan biriyleydim bugün.. Sevgilimle.. dostumla.. abimle.. herşeyimle..
Ve bir bir sildi o yollardaki anılarımı farkında olmadan.. yerine kendini çizdi..
Mutlu olmak için elbetteki sevgililer gününe ihtiyacımız yoktu bizim.. Eğlenip gezip tozmak için de.. birlikte oturup deli gibi yemek yemek için 14 şubat olmasi gerekmezdi illa günlerden ve sinemada başimi göğsüne koyup çizgi film izlemek için de..
Ama kutlamamak için de bir neden yoktu artık ellerimizde.. Canımızı yakan hatıralar yoktu..
Huzur vardı bugün yüreğimizde hergünkü gibi.. Mutluluk vardı..
Gözlerinin içinde gördüğüm, avuçlarının içinde hissettiğim o sıcacık sevgi vardi bir de; her günümün en güzel hediyesi....
İyi ki HEP vaRDın!!!
Aslında sevdiğim insanla birlikte geçirdiğim herzamanki günlerden çok da farklı olmamakla birlikte yıllardır geçirdiğim 14şubatların yanından bile geçemezdi...
Geride bırakılmış 4 yılda benden çalanlarla bana yeni birşeyler katanların ayırdına birkez daha vardım bugün.. Hayatta bi çok şeye karşı kaybedilmiş heveslerimden birini daha kabul ettim yeniden hayatıma..
Amacı Sevgililer Günü değildi bu günün.. Sadece özlem.. biraz değişiklik.. bu kez farkli bir şehir.. farklı mekanlar..
Yıllarca başka insanlarla gittiğim yerlerdeydim bugün.. başka insanlarla yediğim yemeklerde..Başkalarının canımı yaktığı sokaklarda..Aslında hiç olamadığım caddelerde... Ben başka insanlarlayken de aslında hep yanımda olan biriyleydim bugün.. Sevgilimle.. dostumla.. abimle.. herşeyimle..
Ve bir bir sildi o yollardaki anılarımı farkında olmadan.. yerine kendini çizdi..
Mutlu olmak için elbetteki sevgililer gününe ihtiyacımız yoktu bizim.. Eğlenip gezip tozmak için de.. birlikte oturup deli gibi yemek yemek için 14 şubat olmasi gerekmezdi illa günlerden ve sinemada başimi göğsüne koyup çizgi film izlemek için de..
Ama kutlamamak için de bir neden yoktu artık ellerimizde.. Canımızı yakan hatıralar yoktu..
Huzur vardı bugün yüreğimizde hergünkü gibi.. Mutluluk vardı..
Gözlerinin içinde gördüğüm, avuçlarının içinde hissettiğim o sıcacık sevgi vardi bir de; her günümün en güzel hediyesi....
İyi ki HEP vaRDın!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)