yoga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yoga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2010

16'dan 23'e : İhmalkar bir blog yazarı..

Bugün 23. Gün ve tatil,benim tüm 'hiçbirşey yapmayışlarım'la sürüyor...

Sadece benim değil aslında, evdeki tüm ahalinin üstünde aynı tatil havası hakim..Gidilmeyen yerlerin, yapılmayan işlerin,okunmayan kitapların ve seyredilmeyen filmlerin listesi gun geçtikçe uzuyor.. Tabi yazmak isteyip de bir türlü toparlayamadığım cümleler de,sıkıntımla birlikte uzayıp gidiyor..

Oysa,tüm bunların yanında, son 1 haftadır değişik ve hoş şeyler de olmuyor değil hayatımda.. Güzel sözler,hoş süprizler.. Yıllardır kendimden bile sakladığım gizli cümlelerimin dışa vurumu.. 'Aslında, bir tek sen vardın!!'ın farkındalığı ve itirafıyla ulaşılan sonsuz sarhoşluk...

Biraz Twitter'da biraz Formspring'de geçiyor zaman.. En çok MSN'de tabi Rdmle muhabbet,sabaha kadar:)
Daha başlamadan ilk dersleri çeşitli sebeplerden kaçirdiğim yogayı da bıraktım gitti..
Bugün sözde kamp niteliğinde antremanlarım başlicaktı buzda ama o da tatil nedeniyle az katılımdan iptal olmuş.. Oysa herkes kamp muhabbeti açılduğında pek bi hevesliydi.. Gene ortada kalakaldık...
Yarın da yurda para yatırma vesilesiyle,şükür ki İstanbul'a hareket.. Gücümü kuvvetimi,huzurlu mutluluğumu depolayıp da gelebilmem ümidiyle:)

Simdilik söylecek daha fazla şeyim,kuracak güzel cümlelerim yok.. Kısmet başka bir güne:)

28 Haziran 2010

7.Günü 8.Güne bağlarken.. : Eksik günlerin özeti



Daha 3.günden itibaren kendime verdiğim sözü bozmaya başladım.. Farkındayım.. Demek ki yaz tatili gerçekten başlamış:D

Gerçi çok da keyfi bi durum deildi bu günlerdir bir telaş..bir koşturmacadır gidiyor.. Bu hafta içinde bi düğünümüz var, karşi komşumuzun kızı evleniyor.. Tabi böyle diyince dış kapının mandalı olarak anlaşılmasın 13sene oldu birlikteyiz.. komşuluktan öte artık abi abla kardeş statüsündeyiz birbirimize..

Çok kısa zamanda oldu herşey, 6ay içinde tanışmadan evliliğe giden bir süreç olunca tabi çeyizin gideceği sabaha kadar anca tamamlandı eksikler.. Hele son bir kaç gün sabahlara kadar eşyaları toparlamakla uğraştık ve dün sabah da İstanbula götürüp yerleştirdik..


Tabi bu telaşın yanında uzun zamandır düğünde giymek için elbise arıyorum kendime.. Şöyle kolu paçası düzgün,özellikle bloğumun renginde.. İstanbul'da baktım bi iki yere gelmeden,İzmitTe de gidilebilcek heryere gittim ama bi türlü işte bu diyebileceğim bir modelle karşilaşmadım.. İstediğim de çok birşey deil ha, sade bir şey de arıyorum.. Kırk yılda bi siyah olmayan bir elbisem olsuun istedim güya bu mavi de moda ama en sonunda siyaha minnet etcek hale de geldim... Günlerdir gündüzleri elbise ararken geceleri de çeyizlere al atıyordum..

Artık yarın da itibaren "Dikim Mod"a geçiyoruz bir aksilik çıkmazsa istediğim renkte ve asırlık bir Burda kitabında bulduğum bir modelde elbise diktirivericez..

Bu arada cumartesi günkü Yoga dersi çeyiz telaşına kaynadı, yarın ki de bu elbise kumaş derdine gidicek.. Bir sonraki cumartesi de Düğün var zaten.. Yalan oldu benim Kundalini Enerjim:D

Ha bir de reklamlarda Şebnem'in sesini her duyduğumda içimi yakan Fanta Festivali var ki o da kına gecesi akşamına denk geliyor.. Aslında konser de kına da Fuar içinde ama festival de 'geçerken uğranılacak' bi yer değilki.. Fanta Festivallerinin ayrı bir yeri vardır bende bir de.. Çocukluğumdur.. Gençliğimdir.. Güzeldir :)

Şimdi burda derinlere inerek yazının 'özet' başlığını bozmayayım ama bir sonraki postum Fanta için gelsin:)


Dipp:Yukardaki resim gelinimizle damadımız olup, gelinin 4 yaşındaki yeğeni şu minik palyaço tarafından,çeyizler açılırken süpriz olsun diye yapılmıştır:)

22 Haziran 2010

1.GüN: KuNdaLini UyaNışı

Tatilde günleri saymaya, blog ve twitterı da çetele olarak kullanmaya karar verdim.. Wirelessımın kapsama alanı dışına çıkmadığım sürece hergün tweetleyip Blogumda mümkün olduğunca paylaşmaya söz verdim günlerimi.. Tabi, "tatil=kendine verdiğin sözleri tutmamak"tır biliyorum ama bu sebeptendir ki üstüme bir sayım sorumluluğu aldım.. Kendimi gerçekten birilerine sorumlu hissedersem yaparım biliyorum:) (Otokontrolümü seviyorum:P)

Bugün tatilimin resmi olarak 1. günüydü. Pazartesi günleri sevgili ananeme gitme ritüelini tamamlama dışında değişik birşey yaptım ve KipPa HipPerMaRrketT'in Aile klubünde ilk Yoga dersime girdim.. O 15 dakika bile hayatımda 'Enteresan' olarak tabir edebileceğim bir zaman dilimiydi..

Bu yaz hem değişik bir ortama girmek hem de kafamı biraz dağıtmak için bir kursa gitmek niyetindeydim.. Yoga ihtiyacım olan şeyin üstüne 'cuK' diye oturdu.. Bugun aslında biraz dolaşmak hem de şu kursu sormak için gittik Kipa'ya. Sekreter abla dedi ki kurs bugun başladı daha yeni girdiler falan istersen gir katıl ya da otur izle.. Dedim noluyoz ben alışkın deilim ani şeylere kıyafetim uygun deil kotla nası "ommm" yapcam falan kız biyandan annem bi yandan gazladı "Ya dersi bölmiyim şimdi.. öle gir çık olur mu.. hiç sevmem öle şeyleri.. Vakit yok daha ananeme gitcez.." falan derken giriverdim içeri.. Oturdum kapının kenarında bir sandalyeye..

İçerde hafif bir tütsü kokusu.. Ortam öyle egzotik falan değil ama bildiğiniz ufak çaplı bi spor salonu.. Genel itibariyle teyzeler yerde bağdaş kurmuşlar enerji moddalar..En önde de bir abla telkin edici bir sesle yönlendiriyor onları.. Tam da sonuna yetişmişim meditasyonun son esintilerini de hissedip normal hayata geri döndüler.. O arada yogacı abla beni de davet etti bağdaş kurmaya "fazla vaktim yok bi sonraki derse" diyerek gülümseyip uzaktan dnledim anlattıklarını.. Zaten meditasyon da bitmişti.. Ama ortamda tarif edemediğim bir enerji dolanmaya devam etmekteydi..

Sonra anlattı abla.. Adını da söylemişti ama unuttum tatli bi isimdi ama neyse şimdilik adı "Abla" kalsın:) Kundalininin enerjisinden bahsetti.. Sinirlerden.. Düğüm noktalarından nam-ı değer 'çakra'lardan.. Bir yanım içinde bulunduğum halle ölümüne kafa bulmak isterken öbür yanım ciddiyetle dinledi anlattıklarını.. Kafama yattı.. Hissettim.. Anlattıklarını bitirince yeniden meditasyona geçmeden kalktım.. Her gün sabah akşam bi 10 dakka yapmamızı istiyordu meditasyonu.. Kendimiz için, kendimizi bulmak ruhumuzu tanımak için.. Çıkmadan önce bir kez daha katılmamı teklif etti meditasyona.. 'Vaktim yok, çıkıyım' dedim annemin 'kal sonuna kadar' demesine ragmen.. 'O zaman gel' dedi 'Aç avcunu'.. Açtım o da açtı ellerimin üstüne doğru..Heycanlandım.. Bi yanım hala dalga geçio durumla bir yanım da enerjiyle uçtu gitti.. Aydınlanma istetti benden.. Bir kaç defa tekrar ettim cümleyi "Aydınlanma istedim" Zaten 2.de mi ne bi karıncalanma hissettim ellerimde onun ellerine doğru.. Sustum.. Şapşallaştım.. 'hissettim.. karıncalanma..' falan birşeyler geveledim... 'bu kadarı bile yeter şimdilik sana' dedi.. Çıktım.. Etkileyiciydi.. Ha bir de aydınlanmanın kaynağı olan insanın (başka zaman olsa teyze derim ama diyemiyorum okadar etkilendim) fotoğrafları da vardı 'bunlardan da al' dedi meditasyon köşemize koycakmışız,sonuçta onun enerjisinden faydalanıcaz, bi tuhaf oldum görünce tırstım almadım..Baktıkça dalga geçerim diye korktum:D

Sonra anneme anlattım tabi olanları 'sana da lazm gel' dedim o da gelicek bundan sonraki derslere sıkılmassa tabi:)

Gece eve gelince baktım tabi netTen de baya birşeyler buldum..
Aydınlanmanın kaynağı olan insanın fotoğrafı falan da var burda blog sayfama koyamıyorum bakınca bir garip oluyorum çünkü:D
Merakı olan varsa bakabilir, ben de devam ettikçe daha ayrıntılı bir biçimde bahsedicem zaten, enerjimin izin verdiğince:P