bir ben var benden içeri-hiç susmayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir ben var benden içeri-hiç susmayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2013

Şenlik Var Dediler Geldik: "Kış-2013 Okuma Şenliği"




Uzunca düşünmeler, kitaplığa uzun uzun göz gezdirmeler sonunda listemi hazırladım. Bazı kategorilerde emin olamadıklarım var hala ama halan 2,5 aylık sürede sıra onlara gelince düşünürüm :)

Şenlikle ilgili detaylar bir önceki postumda ve burada: http://pinucciasbooks.blogspot.com/2013/11/okuma-senligi-kis-2013.html

Her kitap en az 200 sayfa olacak şekilde, işte liste:
(* İşaretliler kitaplığımdan)

1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi’nden çıkan bir kitap
Uzayıp gidebilecek bir liste aslında.. İlk aklıma gelen evdeki Dean Koontz* kulesinden bir tane çekmek..

2. Kategori (10 puan): Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap
En son sahaf festivalinde kendimi kaybedip evde bir kule oluşturmama sebep olan Dean Koontz geldi aklıma yine ama ilk kategoride kalsın istiyorum.. O yüzden seçimim:
V. C. Andrews - Gölgeli Bahçe *

3. Kategori (10 puan): Adında bir hayvan adı olan bir kitap
Denemelerden oluşuyor aslında kitap, aldığım zaman başlamış fakat çok kendimi verememiştim. Yeniden başlamak için daha iyi fırsat olur mu :)
Stephen Jay Gould - Pandanın Başparmağı *

4. Kategori (15 puan): 600 sayfadan uzun bir kitap
Önce 'adında hayvan olan bir kitap' kategorisine düşündüm ama sayfa sayısının 600'ü geçmesi daha cazip geldi :)
Meave Binchy - Ateşböceklerinin Mevsimi*

5. Kategori (15 puan): Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabı
Daha yeni bakıyordum bir kitabını daha alsam da okusam diye.. Bahaneler lazım hep böyle..
Jose Saramago - Körlük

6. Kategori (15 puan): Türk edebiyatında klasik kabul edilen bir roman
Türk edebiyatında polisiye nasıl olurmuş bir bakalım..
Ahmet Mithat Efendi - Esrar-ı Cinayet

7. Kategori (15 puan): Hiç okumadığınız bir ülke edebiyatından bir kitap
Evde ne var ne yok diye bakarken fark ettim ki daha önce hiç çekik gözlülerin edebiyatına bulaşmamışım.. Halka'nın hikayesini biliyoruz elbet ama kitabın tadı ayrı olur..
Koci Suzuki - Halka *

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitap ve filmi
Eksikliğini hissettiğim klasiklerden biri, yeni de almıştım. Tam isabet!
Mary Shelley - Frankenstein *

9. Kategori (20 puan): Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap
Adı üzerinde:
Paul Auster - Kış Günlüğü

10. Kategori (25 puan): Yasaklanmış bir kitap
Wikipedia'daki listeyi kurcaladım biraz, biraz da o piti piti :)
Henry Miller - Yengeç Dönencesi

11. Kategori (25 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap
Uzun süredir duruyor kitapların arasında.. Sırası geldi..
Ölümsüz - D.V. Mikusch *

12. Kategori (25 puan): Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını veya romanını
Yine okumaya bir bahane:
Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar

13. Kategori (25 puan): Bir biyografi veya otobiyografi
Okumakta en çok zorlanacağım kategori.. Hadi bakalım:
Bir Fotoğrafınız da Bende Kalmış - Sıddık Akbayır

14. Kategori (30 puan): Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap
Yıl 1995 olmalı.. 5 yaşında okuyup yazdığım rivayet edilir çünkü.. 6 yaşına geldiğimde ise benden 1 yaş büyük olup 1. sınıfa giden bir arkadaşımın matematik ödevini yaptığımı hatırlıyorum. O da benim boyamamı tamamlamıştı :)
Kitaba gelince:
Esrarlı Yollar - Dean Koontz*

15. Kategori (40 puan): Bir üçleme veya aynı seriden üç kitap
Ursula'dan Yerdeniz mi olsun, Unutulmuş Diyarlar'da Drizzt'e mi dönsem derken aklıma bunlar geldi.. Yoracak ama okumasam olmazdı..
Ultima - Teknokrat Savaşı *
Kitap 1 - Entrika
Kitap 2 - Maskeli Balo
Kitap 3 - Kargaşa

31 Mart 2012

Yarın YGS günü.. Ve benim tecrübeyle sabit söyleyecek şeylerim var..

Adını öğrenmem bile zaman aldı bu yıl..
Benim için ÖSS çünkü gerçek olan..
Her yıl, yani ben ÖSSye girdikten sonra her yıl, sınava girecek insanları yeterince umursamadığım için vicdan azabı çekerim..
Ama bu yıl yanınızdayım geçler..
Halkın arasına karışıcam ve sınavın nabzını tutucam..
..

Tam 4 yıl geçti üstünde.. Ne geçirdiğim geceyi unutabilirim.. Ne sınavı.. Ne de sonrasını hissettiğim derin hayal kırıklığını..

Babam hala akılına geldikçe söyler.. 'Aslında ben sana söyliyceklerimi biliyordum da, öyle bir çıktın ki sınavdan, yüzün bembeyaz.. Bişey diyemedim, tuttum kendimi..'

Bir de dese nolurdu kimbilir..

..

Sonuçlara bakmadım.. Ama kaç alacağımı biliyordum ve sonuçlar açıklanınca şaşırmadım.. Babam da şaşırmamış meğer.. 'Bana geliyordu denemelerinin puanları, hala saklıyorum msjları, bak.. Zaten buydu ortalaman.. Sınavdan çıkınca söyleyecektim.. Ama öyle bir çıktın ki sınavdan....'
4yıl önce,ilk 16bine girerek Moleküler Biyoloji ve Genetik yazdım İstanbul Üniversitesinde.. Neredeyse 160bin kişi girmişti sınava.. Kendi irademle yazdım ama istemeyerek..

..

Bu dönem mezun oluyorum.. 4yıldır ne okuduğum hakkında pek bir fikrim yok.. Bazı laboratuvarlar ve bazı staj günleri haricinde güzel geçmiş, beni mutlu etmiş, heyecanlandırmış tek bir ders bile yok.. Hele de son iki yıldır.. Haftaya vizelerim başlıyor ama bu dönemki derslerini say deseler tamamını çıkaramayabilirim..
Ve bu yıl yeniden sınava giriyorum..

..

Deli yanım ‘fazlasına ihtiyacın yok, iki yıllık bir bölüme gir oku.. Seni mutlu etsin, zorlamasın ve artık kendini gerizekalı hissetmekten kurtul.. ’ diyor..
Ama her daim ağır basan, mantıklı yanımsa ‘önce yüksek lisansı halletmeye çalış.. Zaten onca sınava da girdin.. daha KPSS var elbet atarsın bir yere kapak.. Boşuna mı okudun..’ demekten vazgeçmiyor..

..

Valhasıl gençler..

Burada lafım, sınava gireceklere, üniversiteye yeni başlayacaklara..

Kimin ne dediğine bakmayın.. Hocalarınıza, okulunuza, dershanenize.. Çünkü onlar hep reklam peşinde.. Aldığınız puana da bakmayın.. Tercihlerinizi puan sıralamasına göre değil, gönlünüzün sıralamasına göre yapın..

Üniversiteye girince rahatladım sanmayın.. ‘ÖSS’ye bu kadar çalışsaydım, derece yapardım..’ diyen arkadaşlarım çok oldu.. Ama elbet mezun olacağınız da bir gerçek..
Sonraa ÖSYM yakanızı bırakmıyor..
ALES, ÜDS, KPDS var yükselmeyi düşünürseniz.. Yok anam memur mu olucan.. Malum KPSS var.. Tıp okuyacaksanız TUS var.. Diş okuyacaksanız DUS..
Sınavdan çıkınca herşeyi silmek istersiniz kafanızdan ya.. O temel matematiği sakın ha silmeyin.. Biraz Tarih, bolca Türkçe kalsın..

Bölüm kadar tercih ettiğiniz üniversite de önemli.. Sayısal bölümler için İstanbul Üniversitesi’ni asla tercih etmeyin.. Sözel bölümleri iyi olabilir ama İstanbul Üniversitesi’nde okunmaz.. Twitter’dan ’ :)’ die tweet atan bir Rektörümüz var mesela bundan başka sosyal faaliyet yok.. Bütün bir Kampüs kavramı yok..

Her yıl kayıt yenileme için öğrenci işleriyle kavga ediyoruz..Bir öğrenci belgesinin çıkması en az 3 gün.. Bunlar önemli şeyler gençler.. Üniversiteye giren para bok ama laboratuvarlarda daima malzeme kıtlığı.. Arada yenileme yapıyorlar o da patlıyor.. Daha geçen Fizik Laboratuvarı patladı… 400bin dolarlık malzeme kullanılmadan çöp oldu.. Bizim bitki laboratuvarında da gaz kaçağı var mesela.. Yakında bizim bina da patlar..

Demek istiyorum ki, ben yandım siz de yanmayın gençler..

Şimdi kafanız bidünya.. Baskı çok.. Hedef büyük.. Şimdi hepsini unutup yeniden düşünün…

İstediğiniz gerçekten bu mu??


11 Ocak 2012

Mezun olma fikri, bir üniversite kazanma fikrinden daha sıkıntılıymış.. Tecrübeyle sabitim artık..

Son birkaç ayım mezun olunca napıcam, neye yönelicem, iş bulabilcem mi, akademik kariyer istemiyorum ama iş bulabilmek için yüksek lisans yapmalı mıyım, hangi şehir, hangi bölüm, hangi üniversite diye düşünmekle geçti.. Ve kafamdaki sorular cevaplanana kadar da sürüceği çok belli...

Ne yapmam gerektiğini bilmediğim için dört biryandan yol almaya çalışıyorum.. Geçen yıl başladığım açık öğretimi hiç saymıyorum.. Bu zamana kadar 2 ALES ve 1 Üds'ye girdim.. Bu hafta YGS'ye başvuruyorum.. Önümüzdeki altı ay içinde 1 ALES, 1ÜDS, 1 KPDS ve 1 KPSS var.. herbirine girmeyi planlıyorum..Ortalamam baya bir 'ortalama' olduğu için ALES'i olabildiğince tavan yapmaya çalışıyor, ÜDS'de zaten sınırı bile geçemiyorum..
Okulda bitirme projem var..
Tabi bu dönem, artık ömrümü çürüten sınavlar ikinci dönem de varlığını sürdürücek..
Daha kötüsü.. Benim bunlardan başka yapıcak hiçbirşeyim yok... En son ne zaman İstiklal'de yürüdüm hatırlamıyorum.. Hele Kadıköy'e gitmeyeli kimbilir ne kadar oldu.. Daha da kötüsü yalnız da değilim aslında.. çok yakın çevremdeki kimse benden farklı değil..

Oysa böyle değildim ben.. Geçmiş okul yaşantılarımda, onca saçmalığa ve onca koşuşturmaya rağmen beni ayakta tutan birşey vardı... buz.. Gerçi onun stresi bazen hepsini katlardı ama orda herşeyden arınmış başka bir ben, başka bir yaşam vardı..

Hadi Sakarya gibi bir şehirde lise okurken yapabilecek çok fazla şeyim yoktu.. Peki ya İstanbul'da.. Koskoca İstanbul'da kendime bi aktivite bulamamış olmam.. Ya da aramamış olmam.. Ve bunun eksikliğini, bunca şeyin aslında asıl sebebini daha yeni farketmiş olmam...

'Böyle değildim..'lerle de olmuyor ya bu işler.. Ha bir de 'Keşke'ler var tabi.. Dilime gelsin istemediğim..

Yazmaya başlayınca gözüm daha da korktu ha.. Sonu gelmiycek sanki.. Oo daha neler var...

Hiç bu kadar yorulmamıştım.. Hiç bu kadar sıkılmamıştım da.. Yediğim yemekten bile zevk almıyorum çoğunlukla.. Hep birşey aklımda.. Gittiğim farklı bi yer yok.. İki adım yolu bile en kolay nası giderim derdindeyim.. Tembellik diz boyu.. Rahat bir yatak buldum mu hiç derdim olmasın hep yatayım istiyorum.. Ama, tam şuanda.. dünden kalma uykusuzluğuma rağmen, akşam üstü onca yol yürüyüp geldiğim halde, hala oturuyorum..
Var mı bildiğiniz bir ilaç? Bir çare??
Geçer demeyin nolur.. en kötüsü de o değil mi zaten?? Geçer.. Ve bir daha geri gelmez.. Gençliğimi eğitim uğruna heba ettim zaten.. Daha ne geçer..
Nası unuturum.. 'Hayırlısı' ları.. Hep inandım yalan değil.. Ama artık onu bile öylesine söyler oldum.. Pek sevmediğin bir insana ayıp olmasın diye 'meraba' der gibi.. Gerçi onu da pek yapmam ya..
Napam ya?? Bak yine soruyorum, var mı çaresi olan?? Mantıklı olsun ama.. Zira mantığım olmadan yapamam...

11 Aralık 2011

"Çocuk da yaparım kariyer de"

Yapabilirim yani istesem.. Ama istemiyorum.. İkisini ayrı ayrı da istemiyorum.. Kariyerde gözüm yok (Bu yıl ösyminin yaptığı bütün sınavlara zevk olsun diye giriyo olmayı dilerdim).. Çocuk konusunda da hiç yorum yapmak istemiyorum..

Ben, bütün gün mutfakta takılıyım istiyorum..Yemekler.. Pastalar.. Börekler.. Minik bir evim olsun.. İçinde, hayatımı ve yaptığım yemekleri anlamlı kılan adam.. O adam ki, benden güzel yemek yapıyor o ayrı.. Ama ben de öğreniyorum… İçine sevgimi katıyorum biraz.. Biraz da baharat, olmazsa olmaz..

Hatta misafir olun arada.. Biraz da sohbet yemeğin yanında.. Belki bir iki kadeh şarapla..

Hoş olmaz mıydı??

26 Ekim 2011

"İçin öyle sıkılır.. Kimse bilmez, neyin var.. sen bile.."

Sadece şu şarkıyı dinlemeye başlarsam bile oturup ağlayabilrim, hiç sebepsiz..

Depresif triplere girip, insanlara kendimi acındırmaktan hoşlanmam hiç aslında.. Yapanları da samimiyetsiz bulurum, yalan değil..

Ama susarsam patlıycam sanki..
Hoş anlatıcak çok da birşey yok ya...
Ve en büyük mesele, bu değil mi aslında...

Yalan değil.. Çokca şeye sahibim isteyebileceğim.. Mutlu olmaya sebebim çok mutsuzluktansa.. Huzur kapımda daima.. Hele de ortalık bunca karışıkken, nice acılar peydah olmuşken memlekette; şikayet etmeye hakkım yok halime...

Lakin, sebepsiz bir sıkıntı var içimde.. Öyle bir sıkıntı ki; oturduğum yerde tutmasam akar gider gözyaşlarım.. Ya da nefes bile almak istemez canım..
Bu aralar. özellikle yaşlılık hissimle arkadaşım..

Dahası, ne yaparsam mutlu olurum, onu da bilmiyorum.. 2 gündür İstiklal'deyim.. Yalnız da değilim üstelik..Sohbet muhabbet güzel.. Sonra tatlılar kahveler..
Ama yok..O an mutluyum.. Ama bir an sustuğunda herkes.. İçime döndüğümde bir an.. İşte o zaman gene...

14 Ekim 2011

Bir BEN var benden içeri- Hiç Susmayan bir ben-




Bugün anneme ' benim ergenliğimde birşey görmediniz ama bununkinde yanıcaksınız..' dedim kardeşim için...
'Seni gördük mü ki ergenliğini görelim..' dedi...


Haklı.. Ortaokulda dershanede okul ve buz pateni üçgeninde döndümdurdum.. Okuldakilerle savaşımın çok küçük bir kısmı yansıdı onlara.. Üstümdeki tüm ağırlığı buza bırakırdım haftada iki gün..kondüsyonlarda hayatla savaşırcasına koşardım ..


Lisede ise kaçtım.. Çok uzağa değil ama kendi hayatımı kurabilecek, gücümü hissedebilecek kadar kaçtım.. Yaptığım ya da yapacağım herşeyden haberleri oldu ama kendi kararlarımı kendim verdim hep..'gerçek Ben'i hiç göstermedim onlara.. Acıdan kıvranan beni görmediler mesela ya da gözlerimin parladığı, yüzümden gülümsenin eksik olmadığı mutlu cocuk hallerimi.. Liseli aptal aşkımı.. kavgalarımın bende yarattığı kırgınlıkları hiç bilmediler.. sadece onlar değil gerçi, çogu insan da görmedi bunları..



Zaten biraz da o yüzden.. bu yalnızlık savaşımdan, hayata bakış açımdan bugün bol keseden arkadaşım olmayışı..



Üniversite de bitmek üzere şimdi.. Kimse bu saatten sonra toplanıp eve dönmemi beklemiyor mesela.. Başı sıkıştığında arayan bir çocuk yok.. Hiç olmadı.. Kimse hala tam olarak ne yaptığımı bilmiyor.. Büyüyünce ne olucağmı da.. Sadece bitip tükenmeyen temenniler, gönle göre istekler var o kadar.. Umursamıyor değiller yanlış anlaşılmasın..

Bir çok şeyi hala 'benden daha çok ' istiyorlar..

Hala, İdil bunu yaptı, yapıyor, yapıcak.. demek istiyorlar...

Hala, belki de hala, çoğunlukla bundan kaçtığımı anlamıyorlar..


Herşeye rağmen yaptığım hiçbirşeyden pişman değilim ben.. Seçimlerimden.. Savaşlarımdan.. Sonuçlarından...


Ve tüm bu zaman içerisinde, harika bir hayat arkadaşıyla mükafatlandırıldığımdan, en doğru seçimi yaptığımı her defasında söylemekten vazgeçemiyorum..