uzun zamandır susuyorum.. uzun zamandır hiç bişey yapmıyorum aslında.. Koca bir ay tatil evde nasi geçer derken oyalanmak için düşündüğüm hiçbirşeyi yapamadan geçti gitti bile...
ilk hafta acaba fizikten kaldımmı telaşı vardı.. Sonra yaşasın kalmamişimin rahatlığı.. bir sonraki hafta WOw merakı sardı ki 2 haftadır onunlayım.. BEn ki böyle gelişmiş oyunları beceremeyen insan aşka geldim kalkamıyorum başindan... GEce onunla yatıyorum rüyalarımı süslüyor kestiğim yaratıklar.. Peşlerinden koşuorum büyü yapıorum onlara.. SAbah onunla uyanıorum .. sonra biraz oynıyım derken akşam ediyorum...
evden dışarı çıkmak istemiyor canım.. şu artık ucube bi yer gelen odamdan bile çikamiorum onun sayesinde.. Güya odamı yeniliodum.. bi köşesinden başladım.. sonrası yok...
Tatilim bitti.. En azından evdeki tatilim.. şimdi bu son 3 güne neler sığdırsam diye bakıyorum hernekadar hiçbirini yapamıycağmdan emin olsam da...
Son haftamı ise istanbula ayırdım yoğunluğu planlanmış bi şekilde.. doğum günleri, partiler, seminerler, yemekler... Ve tabi daha özel geceler=)
Artık her gün oyun da oynayamıycam.. Özliycem sanırım onu da.. başindan ayrılamadığım blogdan bile vazgeçirdi beni.. Bi yemekten vazgeçemiorum onu da hızlıca yiip hemen dönüyorum, bir de 3 senedir izlediğim acınası dizimden..
bu aralar içmden birşeyler yazmak da gelmiyor zaten.. durgun geliyor blog dünyası da..
koyverdim artık evimi, odamı, tatili.. düşündüklerimi, yaşadıklarımı , hissettiklermi.. Yazarak kendimi yormak yada bir kez daha düşünmek istemiyorum.. Hafif alıngan depresif garipçe bir haldeyim.. Kendimi oyuna veriyorum.. İyi geliyor.. Vakit geçiyor çok güzel...
Tavsiye ederim;)
Bazen sonsuza uçup gider kelimeler.. Bulamazsın.. Aklından aynı anda onlarca düşünce geçer.. Tutamazsın.. Ve duramazsın da yerinde.. Aklından geçenler binip birkaç kelimenin üstüne ucup gitmedikçe dilinden, tıkanır boğazına.. Rahat bir nefes alamazsın..
26 Şubat 2009
20 Şubat 2009
...
garip hayatlar.. garip insanlar.. garip insanların anlamsız inatları...
Kimsenin beceremediği buluşturmalara sebeb olan cansız bi beden...
Ve rüyalar da garip aslında.. Belli tek bir konuya dair görülmüş rüaların neredeyse herbirinde bulunmayı başarabilen nacizane(!) bir insan ve hala o insanı kendi iğnesiyle sokan ben...
Ve tüm bunlara ragmen hala herşei olduundan da normal karşilamaya başaran ben..
Yokum bi iki gün.. Pc yok Wow yok blog dünyası yok.. ama tüm bunlar yokken de mutlu ve huzurlu olabildiğim nadir yerlerden birinde olucam..
SOnra da istanbula gidicem daha da huzurlu olucam... =)
Kimsenin beceremediği buluşturmalara sebeb olan cansız bi beden...
Ve rüyalar da garip aslında.. Belli tek bir konuya dair görülmüş rüaların neredeyse herbirinde bulunmayı başarabilen nacizane(!) bir insan ve hala o insanı kendi iğnesiyle sokan ben...
Ve tüm bunlara ragmen hala herşei olduundan da normal karşilamaya başaran ben..
Yokum bi iki gün.. Pc yok Wow yok blog dünyası yok.. ama tüm bunlar yokken de mutlu ve huzurlu olabildiğim nadir yerlerden birinde olucam..
SOnra da istanbula gidicem daha da huzurlu olucam... =)
17 Şubat 2009
Kaemile vs Ttotay
psikopata bagladım son 48 saattir deli gibi oyun oynuyorum.. TÜm dünyayı bi kenara koydum evdekiler bıraksa bu son 48saatin tamamının pc başinda kaemiLe'ya yahut Ttotay'Ima lvl kasarak geçircem ama okadarına izin vermiyolar tabi...
Ahh ahh brkmıyolar ki insanı .. NE biçim tatil anlamıyorum.. :S:S
Ahh ahh brkmıyolar ki insanı .. NE biçim tatil anlamıyorum.. :S:S
15 Şubat 2009
14 ŞubaTtan arta kalanlar =)
İlk defa huzurlu mutlu ve hatırlanabilir bir 14 şubat geçirdim..
Aslında sevdiğim insanla birlikte geçirdiğim herzamanki günlerden çok da farklı olmamakla birlikte yıllardır geçirdiğim 14şubatların yanından bile geçemezdi...
Geride bırakılmış 4 yılda benden çalanlarla bana yeni birşeyler katanların ayırdına birkez daha vardım bugün.. Hayatta bi çok şeye karşı kaybedilmiş heveslerimden birini daha kabul ettim yeniden hayatıma..
Amacı Sevgililer Günü değildi bu günün.. Sadece özlem.. biraz değişiklik.. bu kez farkli bir şehir.. farklı mekanlar..
Yıllarca başka insanlarla gittiğim yerlerdeydim bugün.. başka insanlarla yediğim yemeklerde..Başkalarının canımı yaktığı sokaklarda..Aslında hiç olamadığım caddelerde... Ben başka insanlarlayken de aslında hep yanımda olan biriyleydim bugün.. Sevgilimle.. dostumla.. abimle.. herşeyimle..
Ve bir bir sildi o yollardaki anılarımı farkında olmadan.. yerine kendini çizdi..
Mutlu olmak için elbetteki sevgililer gününe ihtiyacımız yoktu bizim.. Eğlenip gezip tozmak için de.. birlikte oturup deli gibi yemek yemek için 14 şubat olmasi gerekmezdi illa günlerden ve sinemada başimi göğsüne koyup çizgi film izlemek için de..
Ama kutlamamak için de bir neden yoktu artık ellerimizde.. Canımızı yakan hatıralar yoktu..
Huzur vardı bugün yüreğimizde hergünkü gibi.. Mutluluk vardı..
Gözlerinin içinde gördüğüm, avuçlarının içinde hissettiğim o sıcacık sevgi vardi bir de; her günümün en güzel hediyesi....
İyi ki HEP vaRDın!!!
Aslında sevdiğim insanla birlikte geçirdiğim herzamanki günlerden çok da farklı olmamakla birlikte yıllardır geçirdiğim 14şubatların yanından bile geçemezdi...
Geride bırakılmış 4 yılda benden çalanlarla bana yeni birşeyler katanların ayırdına birkez daha vardım bugün.. Hayatta bi çok şeye karşı kaybedilmiş heveslerimden birini daha kabul ettim yeniden hayatıma..
Amacı Sevgililer Günü değildi bu günün.. Sadece özlem.. biraz değişiklik.. bu kez farkli bir şehir.. farklı mekanlar..
Yıllarca başka insanlarla gittiğim yerlerdeydim bugün.. başka insanlarla yediğim yemeklerde..Başkalarının canımı yaktığı sokaklarda..Aslında hiç olamadığım caddelerde... Ben başka insanlarlayken de aslında hep yanımda olan biriyleydim bugün.. Sevgilimle.. dostumla.. abimle.. herşeyimle..
Ve bir bir sildi o yollardaki anılarımı farkında olmadan.. yerine kendini çizdi..
Mutlu olmak için elbetteki sevgililer gününe ihtiyacımız yoktu bizim.. Eğlenip gezip tozmak için de.. birlikte oturup deli gibi yemek yemek için 14 şubat olmasi gerekmezdi illa günlerden ve sinemada başimi göğsüne koyup çizgi film izlemek için de..
Ama kutlamamak için de bir neden yoktu artık ellerimizde.. Canımızı yakan hatıralar yoktu..
Huzur vardı bugün yüreğimizde hergünkü gibi.. Mutluluk vardı..
Gözlerinin içinde gördüğüm, avuçlarının içinde hissettiğim o sıcacık sevgi vardi bir de; her günümün en güzel hediyesi....
İyi ki HEP vaRDın!!!
13 Şubat 2009
...
nerdeyse 10 gün olmuş yazmayalı.. farkında diilim..
Oysa neredeyse hergün yazılcak birşeylerim vardı.. HEr gün anlatıcak birşeylerim.. üşenmişim..
Her günüm modifike benim her günüm ayrı bi değişim..
hernekadar herşeye üşensem de bu aralar...
bi hevesle başlıorum bitirebilirsem ne ala..
Odam hala darmaduman.. bi ucunu toprlayıp bırakıorum sonra bi daha dokunana kadar ooo...
bilmiyorum nasi başlancak nasi biticek bu odanın yeniden düzenlenmesi..
..
YArım kalmıyan işlerim de oldu ama.. okadar da tembel değilim:P İstanbula gittim geldim geçen haftasonu.. Kaldığımı sandığım fizikten geçtiimi öğrendim bi İstanbul bi Beşiktaş havası aldım geldim :)
..
Saçlarımı kestirdim ondan bi kaç gün önce.. Uzun zamandır kuaföre gitmeye bile üşenmekteydim ama bu kez başardım.. Rahatladım:) Çoktan yapmam gerekirdi bu değişimi.. Saçlarım.. ruhumun en açık dışavurumu..
..
bi kaç gün önce çatıya çıkan merdivenlerde kurduumuz bahçemizle ilgindim bide.. Toprağa soktum elimi.. topragını değiştirip yeniden diktik çiçekleri.. temizledik pisliklerini.. Saksılarını süsledik.. Toz toprağa bulandım..
..
Bi gün takip edildiğimi farkettim blogumda.. İstemediğim bi insan bana kendi hayatından parçalar gösterip benimkinden de birşeyler kaçirmak istemekte baktım.. Topladım pılımı pırtımı yeni adrese taşindim.. Bi daha mı adımı yazmak öle adrese falan.. yook öle..Ben onu yine izlerim ama onun beni takip etmesine izin vermem artık.. El kadar çocuk üstelik.. Aklınca.... Neyse..
..
Başka neler yaptım bilmiorum...Sürekli tv izliorum yemek yiorum zaten.. Şu aptal yemekteyizi bile seyrettim ya ne kadar sıkılmışım evde buyrun siz karar verin...
Böyle işte... Takılıyorum öyle evde.. Üşenmediğim zamnlarda birşeleri düznliyorum yeniliyorum toparlıyorum.. ama daha çok yan gelip yatmayı tercih ediyorumm...
Yeter bu kadar yazı hadi..
Oysa neredeyse hergün yazılcak birşeylerim vardı.. HEr gün anlatıcak birşeylerim.. üşenmişim..
Her günüm modifike benim her günüm ayrı bi değişim..
hernekadar herşeye üşensem de bu aralar...
bi hevesle başlıorum bitirebilirsem ne ala..
Odam hala darmaduman.. bi ucunu toprlayıp bırakıorum sonra bi daha dokunana kadar ooo...
bilmiyorum nasi başlancak nasi biticek bu odanın yeniden düzenlenmesi..
..
YArım kalmıyan işlerim de oldu ama.. okadar da tembel değilim:P İstanbula gittim geldim geçen haftasonu.. Kaldığımı sandığım fizikten geçtiimi öğrendim bi İstanbul bi Beşiktaş havası aldım geldim :)
..
Saçlarımı kestirdim ondan bi kaç gün önce.. Uzun zamandır kuaföre gitmeye bile üşenmekteydim ama bu kez başardım.. Rahatladım:) Çoktan yapmam gerekirdi bu değişimi.. Saçlarım.. ruhumun en açık dışavurumu..
..
bi kaç gün önce çatıya çıkan merdivenlerde kurduumuz bahçemizle ilgindim bide.. Toprağa soktum elimi.. topragını değiştirip yeniden diktik çiçekleri.. temizledik pisliklerini.. Saksılarını süsledik.. Toz toprağa bulandım..
..
Bi gün takip edildiğimi farkettim blogumda.. İstemediğim bi insan bana kendi hayatından parçalar gösterip benimkinden de birşeyler kaçirmak istemekte baktım.. Topladım pılımı pırtımı yeni adrese taşindim.. Bi daha mı adımı yazmak öle adrese falan.. yook öle..Ben onu yine izlerim ama onun beni takip etmesine izin vermem artık.. El kadar çocuk üstelik.. Aklınca.... Neyse..
..
Başka neler yaptım bilmiorum...Sürekli tv izliorum yemek yiorum zaten.. Şu aptal yemekteyizi bile seyrettim ya ne kadar sıkılmışım evde buyrun siz karar verin...
Böyle işte... Takılıyorum öyle evde.. Üşenmediğim zamnlarda birşeleri düznliyorum yeniliyorum toparlıyorum.. ama daha çok yan gelip yatmayı tercih ediyorumm...
Yeter bu kadar yazı hadi..
4 Şubat 2009
Vakti zamanıda SeFiL yuRdu'na ''ELVEDA'' deRken...
Beni ben yapan yerdi SeFiL yurdu.. Koskocaman bir bedendi aslında.. Cansızdı ama hep inandım ki O'nun da bir ruhu vardı..
Kollarıydı upuzun koridoru beni var gücüyle saran; parmakları karanlıktı, akşamları bu koridorda yüreğime dokunan.. En sevdiğim şey onun gözünden bakmaktı o boyumu aşan penceresinden dünyaya.. Sokak lambalarının cılız ışıklarına karışmak isterdim çoğu kez ve eşlik etmek yağmura..
Ben bu koridorun açtığı kucakla, bu şehrin yağmuruyla ıslanarak büyüdüm.. 'Yaşanacak herşey yaşandı, görülecek herşey görüldü bu dünyada' diyerek girdiğim SeFiL yurdunun bana öğrettiği en guzel şeydi aslında 'hayatın ne zaman ne getireceğinin' bilinemeyeceği..
Kaldırabileceğim tüm süprizleri denedi üzerimde.Bir baktım yanlışlar doğruldu; 'imkansız' derdim imkansızlar yok oldu..
Geleceğimin temelini attı bu şehir.. Attığım her adımda başka bir insan çıktı karşıma.. Düşündüğüyle söylediği bir olmadı kimisinin, sinsi gülüşlerin ardında yatan hisleri bildim; tek istediği TEK olmaktı hepsinin, her insanın beyninde yatan bencilliği sezdim... Yargılanmadan hüküm giyerken anladım ki; yalan olsam her kapıyı açabilirdim.. Oysa ben hep dosdoğru olmayı öğrenmiştim...
Şaşmadım yolumdan herşeye rağmen..
Sevginin gücünü yükleyip yüreğime zırh ettim sabrımı bedenime.. Ben tüm bunlara yılmayı değil de ardında yatanları anlamayı seçtim.. Tecrübe diye taktım peşime her yaşadığımı gidiyorum şimdi sıyrılarak çok kişlikli göçebe hayatımdan.. Tüm parçaları birleştirdikten sonra düştüğünü yahut uçtuğunu sanan insnların elinden tutup onlara hayatı farkettirmeyi amaç edindim..
hayat ayrıntılarda gizlidir: yaklaşık 1sene önce yazılmış bu yazı 4senemi geçirdiğim en altta silüeti belirmiş -tarafımdan resmedilmiş- yaşam alanına ithaf edilmiştir.. Bu iki insanın ve ardında bulundukları pencernin gerçekle birebir örtüştüğü resim ise yine benim kalemimden çıkmış olup Rd ile Ttnin pencere önünde geçirdikleri vakitleri anmak amacıyla yapılmıştır.
Kollarıydı upuzun koridoru beni var gücüyle saran; parmakları karanlıktı, akşamları bu koridorda yüreğime dokunan.. En sevdiğim şey onun gözünden bakmaktı o boyumu aşan penceresinden dünyaya.. Sokak lambalarının cılız ışıklarına karışmak isterdim çoğu kez ve eşlik etmek yağmura..Ben bu koridorun açtığı kucakla, bu şehrin yağmuruyla ıslanarak büyüdüm.. 'Yaşanacak herşey yaşandı, görülecek herşey görüldü bu dünyada' diyerek girdiğim SeFiL yurdunun bana öğrettiği en guzel şeydi aslında 'hayatın ne zaman ne getireceğinin' bilinemeyeceği..
Kaldırabileceğim tüm süprizleri denedi üzerimde.Bir baktım yanlışlar doğruldu; 'imkansız' derdim imkansızlar yok oldu..
Geleceğimin temelini attı bu şehir.. Attığım her adımda başka bir insan çıktı karşıma.. Düşündüğüyle söylediği bir olmadı kimisinin, sinsi gülüşlerin ardında yatan hisleri bildim; tek istediği TEK olmaktı hepsinin, her insanın beyninde yatan bencilliği sezdim... Yargılanmadan hüküm giyerken anladım ki; yalan olsam her kapıyı açabilirdim.. Oysa ben hep dosdoğru olmayı öğrenmiştim...
Şaşmadım yolumdan herşeye rağmen..
Sevginin gücünü yükleyip yüreğime zırh ettim sabrımı bedenime.. Ben tüm bunlara yılmayı değil de ardında yatanları anlamayı seçtim.. Tecrübe diye taktım peşime her yaşadığımı gidiyorum şimdi sıyrılarak çok kişlikli göçebe hayatımdan.. Tüm parçaları birleştirdikten sonra düştüğünü yahut uçtuğunu sanan insnların elinden tutup onlara hayatı farkettirmeyi amaç edindim..

hayat ayrıntılarda gizlidir: yaklaşık 1sene önce yazılmış bu yazı 4senemi geçirdiğim en altta silüeti belirmiş -tarafımdan resmedilmiş- yaşam alanına ithaf edilmiştir.. Bu iki insanın ve ardında bulundukları pencernin gerçekle birebir örtüştüğü resim ise yine benim kalemimden çıkmış olup Rd ile Ttnin pencere önünde geçirdikleri vakitleri anmak amacıyla yapılmıştır.
3 Şubat 2009
eve dönüş...
Ve herkesin bitirip de dönmeye başladığı tatile çıktım nihayet bende.. Gerçi ne kadar memnun olduğum tartışılır ama nihayetinde benim de tatile ihtiyacım vardı... Hele o sınavlardan sonra..
Her ne kadar bi dersim sallantı da olsa da ucunda İstanbula gitmek var...
Daha sabah başladı aksilikler.. Erken uyandım gariptir.. Canım kahvaltı etmek istemedi.. Bilgisayar notlarına da çalışmak istemedi.. Zorla bi kahve içtim bi iki kek yedim öğlen.. bi defa da okudum notlarımı.. toparlandım çıkıcam odadan ki Akbilimin kayıp olduğunu farkettim.. Aradım heryeri ama bulamadm.. sinirlendim.. sonra 'kaybolan Akbil olsun boşver..' dedim... Okula gittim.. sınavlarım açıklanmış.. Hiç bi notumu beğenmedim.. 'Geçtiğine şükret boşver..' dedim tabi fiziği saymassam.. '9Şubatta istanbulDasın işte daha ne istiosun boşver..' dedim ardından da tabi çalişmam gereken fizik konularını ihmal ederek kafamda...
Bilgisayar sınavına girdim sonra.. Tam 14:45ti sınav saati.. Belki de bütün lanet bu saatte gizliydi.. Neden 30 değil 00 değil de 45?
Ve 10dakka da bitti sınav.. Acelem var çıkıcam.. daha yurda dönücem bavullarımı alıcam 4e kdar eminönünde olmam lazım.. Toparlandım kalkmaya hazırlanıodum ki 'çıkamassın!' dedi bi ses.. '15 dakika sonra sınav süresi bitince çıkacaksın!' Yıkıldım.. kağıda baktım öylece.. Salladıklarımı değiştirmeye çabalamadım.. 'Otobüse biner 5 dakkada gidersin idil boşver...' dedm.. Vakit dolunca çıktım.. Koşarcasına.. Otobüs yok.. her zaman kapıda dizili otobüsler yok.. 'Yürümeye başla idil boşver..' dedim.. 'ilerle sen gelir elbet..' hızla yürümeye başladım... Sinirliyim.. Bağcıklarım çözülüp duruyo yolda.. hızımı kesio.. 2durak geçtim hala otobüs yok ortada.. Kaç tane hat geçio oysa o duraklardan.. Yok hiçbiri..
Ardından bankamatikten para çekmek istediğim gelio aklıma nolur nolmaz die..Okulun ordan çekmei unuttum.. 'olsun idil boşver..' diorum 'yol üstünde 2 tane var.. biri dolu olursa öbürüne gidersin sen hızını kesme..' İlk bankamatiğe yanaşıyorum.. Önümdeki teyze pek yavaş.. Çıldırıorum.. 'sakin ol idil..sakin' diorum... Sıra bana geliyor.. Kartımı sokmaya çalışırken bankamatikte banknot olmama ihtimali geliyor aklıma korkudan gözlerimi kapıorum.. Karşima 50TLnin katları çıkıyor.. Yıkılıyorum... Ama yılmıyorum.. Yurdun orda da var bitane.. Umutluyum.. Hızlanıorum.. Tel çalıyor.. Hem konuşuorum hem koşar adım yürüyorum.. Artık otobüsler geçmeye başliyor bu arada.. gelmişim zaten nerdeyse.. binmiyorum..
Bavullarımı hareme kadar taşıyabiliceğme ikna etmeye çalışıyorum telefonun ucundaki, hasta haliyle bana yardım etmek için ısrar eden, harika insanı.. Zor da olsa başarıyorum.. Zaten günlerdir anneme bavullarımı taşıyabileceğmi anlatıyorum...
kendimi bildim bileli ağır çantalarla gezerm.. İlk okulda bile en ağır çanta benimkiydi.. Ortaokulda okula giderken buz patenlerimi bile taşidğim oldu galiba okuldan direk antremana geçiçem die.. Lisede zaten bavulum sırtımda.. ''Kaderim bu böyle yazılmış yazım.. Hiç kimsenin bavulumu taşimasında yoktur gözüm....'' Her neyse çok derine dalamayayım..
Rdmi ikna ettim ve bankamatiğin önüne geldim.. KAder aNı! Bu seferde 20Tl diyceğni adım gibi biliodum.. 18Tl dicek hali yoktu ya zaten.. 'boşver...' dedim yurda koştum hızla.. Çıktım odama kaptım bavullarımı.. Ve bir yardım teklifi daha.. Oda arkadaşım aşağı indirmeme yardım etmei teklif etti.. Ben olsam bende aynı şei yapardım ve karşimdaki kabul ederdi.. Ama ben etmedim tabiki.. Kendi günlük çantam , tıkabasa doldurduğum çekçekli bavulum ve orta boyuttaki omzuma asmış bulunduğum bavulum ile ben indik 2 kat aşşağıya.. Çıktım durağa.. İlk gelen otobüs 28di! Herzaman beni durakta bekleten harika araba.. binmedim.. İnince karşidan karşiya geçmem gerekti çünkü ve uzak kalıcaktı feribota.. Ayrıca biletçi amcası yoktu.. Trafğe karşi sabırlı olucak ve eminönü arabasına binicektim.. Bi tane geldi ben bavulumu düzeltip arabaya yönelene kadar durmAdı gitti.. Ardından bi tane daha geldi neyseki.. Bu arada 2 numaralı bavulu çekçeklinin üstüne koyduğum için kendi kendime taşımamı engellediğmi farkettim ki biletçi amca şöförün komutuyla yerinden fırlayp bavulumu otobüse sokmuştu bile.. Teşekkür ettim.. Fenayım ben bide küfrettim içimden kendime 'beceriksiz!' die.. nese oturdum..
Şöyle bi alıcı gözüyle baktım bavula.. İlk kapadığımda bu kadar değildi sonradan gaza gelip onu da bunu da derken baya doldurmuşum.. Eminönüne geldik bu sefer 2numaralı bavulu omzuma attım daha rahat taşıyım die derken ak sakallı bi amca 'dur yardım ediyim' diyip yakaladı bavulu.. ben 'yok ben taşirim' diyorum amca 'korkma' dio.. Bavulumu alıp kaçicak die korkuorum sandı halbuki ben 'Acıma bana!!' psikolojisi içindeyim.. O amcaya da teşekkür ettim ve feribota doğru ilerledim.. Neyseki yol üstündeki merdivenlerden inerken kendi kuvvetimle yüzleştim.. galip geldim...
Çok fazla insan vardı etrafta.. Onlara çarpadan ilerlemek o bavulu çekmekten daha zormuş onu anladım.. Ama bu sadece bi iki dakikayla feribotu kaçirmama engel olamadı.. 'Sakin ol idil.. Hep bu insanlar Onlar kesti hızını yoksa kesin yakalardın.. Bi sonrakine binersin.. boşver...' Aldım jetonumu.. Girdim içieri tele baktım anam aramış.. bu stresin acelenin üstüne telefonumun çalmış olduğunu farkedince daha da sinirleniorum.. 'sakinleş idil..' Aradım hemen.. bu arada 4buçuk arabasına binmei planlarken saat 4buçuğu geçmişti ve ben hala feribota binememiştim.. Anama söylendim derken feribot yanaştı hemen bi tane daha..
Bindim.. direk diğer uca geçip geçmediğini anlamak için merdivenin altındaki koridorun başinda duruyodum.. Bi amca 'bırakma bavullarını orda götürürler' dedi.. 'bırakmıycam zaten' dedm.. İç sesim bu kadar sakin değildi elbette.. 'salak adam neden bırakayım koca bavulu ortada!!!' karşidan bi insan geldiğini görünce toplayıp cesaretimi daldım ücra olduğunu düşündüğüm koridora ve karşi tarafa geçiverdim.. İneceğim yerde dikildim ve kalkışı bekledim.. bundan sonra bi ceşitli seyahat acentalarının muavinlerini atlatmak kalmişti..Yani en azından ben öyle sanıodum ki amcanın biri yanıma yanaştı ve bana yardımcı olmayı teklif etti.. gülümsedim ve teşekkür ettim içimden küfrederken.. 'Yükün ağır baya bırakalım istersen gitceğin yere kadar yolumuzun üstüyse' :S 'gerek yok Teşekkür ederim!!' hala gülümsüyorum ayıp olmasın die ve aynı tepki 'Yanlış anlama ailemle birlikteyim yükün ağır diye dedim ne tarafa gidiceksin?' Siz beni yanlış anlıyorsunuz demek geliyor içimden.. fazla muhabbete gerek yok.. 'İzmit.. ZAten hemen burdan otobüse binicem teşekkürler' Ve amca dönüp arabasına biniyor.. Hakikaten ailesiyle birlikte..
Rüzgar vuruyor yüzüme.. Üşüyorum ama çevirmiyorum yüzümü.. O vurmaya devam ediyor.. Sakinim.. GEldim işte Haremdeyim.. Taşıdım bavullarımı da.. İniyorum feribottan bi kaç muavini atlattıktan sonra herzamanki adama takılıyorum.. Adan tanıdı artık beni ona da yok İzmit değil diyemiyorum.. Bavullarıma sarılıyor yine.. Ve aynı kelime dökülüyor onun da dudaklarından 'korkma..' Sakin ol idil.. Ve bırakıyorum artık direnmiyorum ama koşturuyor beni.. hızla sokuyor yazaneye ve kayboluyor arkamdan..5arabasına yetişiyorum nihayet alıyorum biletimi ve işte otobüsteyim.. 'şükür!' diyorum..
'Ne fenasın idil' diorum kendime sonra.. İnsanlar sana yardım ediyo sen onlara kızıyorsun.. Hastalık işte.. Ben babama bile kolay kolay taşıtmazdım çantalarımı hiç tanımadığım adamların yardımına muhtaç olmak istemiyorum.. Neyseki geçti... kitabımı açıyorum.. Heyecanla okumaya başlıyorum ki şöför ışığı söndürüyor.. En önde oturuyorum 'heralde ışık görüşünü bozuo' diorum sesimi çıkarmıyorum telefonun ışığıyla bulunduğum bölümü bitirp bırakıorum.. 'mayışıyorum.. Sakinleşiyorum..' Derken bitiveriyor yolculuk.. İnip bavullarımı alıyorum babamın önünde dikiliyorum ki o beni hala otobüsün içinde arıyor...
Yüklenio koca bavulu atıo arabaya.. ve 3 hafta sonra yeniden izmitte olduğma şükrediorum bi kaç saat sonra çıldıracağımdan habersiz..
Günün son damlası taşmadan önceki bi kaç saati ailemle huzurlu geçiriyorum.. kendi evimizde olmadımızdanmış eve gelince anlıyorum.. Bi hevesle odama giriyorum ki oda sanki birden üstüme geliyor.. Kalabalık.. karmaşik.. geçen hafta kardeşimin müjdelediği siyah laptopu arıyorum fazla heveslenmeden.. biliyorum bi dandiklik çıkacakc çünkü altından.. Derken gözüm masanın üstündeki siyah kasaya takılıyor.. çığlığı basıyorum.. Beyaz monütörün yanında iğrenç duruyor.. Oda daha bi üstüme geliyor.. hala bi laptop arıyor gözlerim.. ve bi ses kandırıldğımı söylüyor.. Kardeşim şaka yapmış.. Meğer çift çekirdekli yeni işletim sistemi sadece kasaymış... durumun ciddiyetinden habersiz gülüyorlar evdekiler.. ve ben susuyorum.. LAptop umrumda deil.. Kandırıldığıma yanıyorum.. Yine yine ve yine inandığıma... Kendime kızıyorum... Sonra ayılıyo kafam ''Ee benim herşeyim öbür kasa da!!'' Babam yine kıt kafalı bi insan olduğumu vurgulayan sözlerle diğer kasadan usb bellekle taşıycağmı söylüyor.. Kasa yatağmın yanında duruyor.. Ben daha çok usb kısmına takılıyorum.. Aynı teklifi ben Rdme yaptığımda gülmüştü bana.. haklıydı.. Ama ben babama gülmüyorum.. susuyorum.. 4gb bellekle 40gb malzemeyi kasayı kaç defa takıp çıkartarak taşıyabiliriz? sorusunu sormaya tşebbüs bile etmiyorum.. Basıyorum yeni kasanın düğmesine...bana ait birşeyler olmayan bi ekran karşımda.. Nefret ediyorum... Sinirleniyorum... Farkındalar.. konuşmuyorum...
Ve işte o anda kafamda tonlarca ses yükselio.. sıkı sıkı kapatıyorum ağzımı parmaklarım oynuo sadece msja döküorm içimi... Sakinleşmeye çalışıorum.. Yine kandığım için kızıyorum kendime haLa hayal kırıklığına uğradığım için... Ve bi anda yeni kararlar alıyorum.. Kardeşimi kaldırıyorum pcden.. Söküyorum yeni kasayı emektarımı bağlıyorum hemen.. Msne sarılıp birz içimi döküyorum sevdiğime.. İnat ettiğimi söylüyor ama benim yerimde olsa bu kadar sessiz kalamiycağnı ve daha çok çıldıracağını itiraf ediyor..
Belki tüm bu anlattıklarım Nankör bi insan portresi çizicek gözlerinizn önüne.. Yardmlara küfreden yenilenmiş bi pcyi elinin tersiyle iten şımarık bi kız çocuğu belki size göre idil...
Acaba şımarık bi kız çocuğu olsa daha mutlu olur muydu idil bu evde? Ya da içine atmayı bırakıp öfkesini haykırsa rahatlar mı?? ''Çocukluğumdan beri bu kaçıncı heves bu kaçıncı hayal kırıklığı?? '' dese.. ''Neyin eksikti?'' der mi?? Peki ya huzur desem... bu eve onu geri getirebilecek biri var mı??
Sonuç olarak evdeyim işte.. Hem de marta kadar... Önümüzdeki bi kaç gün odamdaki gereksiz şeylere acımamaya kararlıyım.. gelmeden önce burayı yeniden yaşanabilir kılmaya kararlıydım ama pek kolay olucağa benzemiyor..
Günün bütün hazımsızlığını bloguma kuşmuş bulundum bu arada... Tüm bu olanların üstüne içtiğim koca bi bardak su dokundu heralde..
Üşenmeyip de okuyabilien varsa ne ala..
Her ne kadar bi dersim sallantı da olsa da ucunda İstanbula gitmek var...
Daha sabah başladı aksilikler.. Erken uyandım gariptir.. Canım kahvaltı etmek istemedi.. Bilgisayar notlarına da çalışmak istemedi.. Zorla bi kahve içtim bi iki kek yedim öğlen.. bi defa da okudum notlarımı.. toparlandım çıkıcam odadan ki Akbilimin kayıp olduğunu farkettim.. Aradım heryeri ama bulamadm.. sinirlendim.. sonra 'kaybolan Akbil olsun boşver..' dedim... Okula gittim.. sınavlarım açıklanmış.. Hiç bi notumu beğenmedim.. 'Geçtiğine şükret boşver..' dedim tabi fiziği saymassam.. '9Şubatta istanbulDasın işte daha ne istiosun boşver..' dedim ardından da tabi çalişmam gereken fizik konularını ihmal ederek kafamda...
Bilgisayar sınavına girdim sonra.. Tam 14:45ti sınav saati.. Belki de bütün lanet bu saatte gizliydi.. Neden 30 değil 00 değil de 45?
Ve 10dakka da bitti sınav.. Acelem var çıkıcam.. daha yurda dönücem bavullarımı alıcam 4e kdar eminönünde olmam lazım.. Toparlandım kalkmaya hazırlanıodum ki 'çıkamassın!' dedi bi ses.. '15 dakika sonra sınav süresi bitince çıkacaksın!' Yıkıldım.. kağıda baktım öylece.. Salladıklarımı değiştirmeye çabalamadım.. 'Otobüse biner 5 dakkada gidersin idil boşver...' dedm.. Vakit dolunca çıktım.. Koşarcasına.. Otobüs yok.. her zaman kapıda dizili otobüsler yok.. 'Yürümeye başla idil boşver..' dedim.. 'ilerle sen gelir elbet..' hızla yürümeye başladım... Sinirliyim.. Bağcıklarım çözülüp duruyo yolda.. hızımı kesio.. 2durak geçtim hala otobüs yok ortada.. Kaç tane hat geçio oysa o duraklardan.. Yok hiçbiri..
Ardından bankamatikten para çekmek istediğim gelio aklıma nolur nolmaz die..Okulun ordan çekmei unuttum.. 'olsun idil boşver..' diorum 'yol üstünde 2 tane var.. biri dolu olursa öbürüne gidersin sen hızını kesme..' İlk bankamatiğe yanaşıyorum.. Önümdeki teyze pek yavaş.. Çıldırıorum.. 'sakin ol idil..sakin' diorum... Sıra bana geliyor.. Kartımı sokmaya çalışırken bankamatikte banknot olmama ihtimali geliyor aklıma korkudan gözlerimi kapıorum.. Karşima 50TLnin katları çıkıyor.. Yıkılıyorum... Ama yılmıyorum.. Yurdun orda da var bitane.. Umutluyum.. Hızlanıorum.. Tel çalıyor.. Hem konuşuorum hem koşar adım yürüyorum.. Artık otobüsler geçmeye başliyor bu arada.. gelmişim zaten nerdeyse.. binmiyorum..

Bavullarımı hareme kadar taşıyabiliceğme ikna etmeye çalışıyorum telefonun ucundaki, hasta haliyle bana yardım etmek için ısrar eden, harika insanı.. Zor da olsa başarıyorum.. Zaten günlerdir anneme bavullarımı taşıyabileceğmi anlatıyorum...
kendimi bildim bileli ağır çantalarla gezerm.. İlk okulda bile en ağır çanta benimkiydi.. Ortaokulda okula giderken buz patenlerimi bile taşidğim oldu galiba okuldan direk antremana geçiçem die.. Lisede zaten bavulum sırtımda.. ''Kaderim bu böyle yazılmış yazım.. Hiç kimsenin bavulumu taşimasında yoktur gözüm....'' Her neyse çok derine dalamayayım..
Rdmi ikna ettim ve bankamatiğin önüne geldim.. KAder aNı! Bu seferde 20Tl diyceğni adım gibi biliodum.. 18Tl dicek hali yoktu ya zaten.. 'boşver...' dedim yurda koştum hızla.. Çıktım odama kaptım bavullarımı.. Ve bir yardım teklifi daha.. Oda arkadaşım aşağı indirmeme yardım etmei teklif etti.. Ben olsam bende aynı şei yapardım ve karşimdaki kabul ederdi.. Ama ben etmedim tabiki.. Kendi günlük çantam , tıkabasa doldurduğum çekçekli bavulum ve orta boyuttaki omzuma asmış bulunduğum bavulum ile ben indik 2 kat aşşağıya.. Çıktım durağa.. İlk gelen otobüs 28di! Herzaman beni durakta bekleten harika araba.. binmedim.. İnince karşidan karşiya geçmem gerekti çünkü ve uzak kalıcaktı feribota.. Ayrıca biletçi amcası yoktu.. Trafğe karşi sabırlı olucak ve eminönü arabasına binicektim.. Bi tane geldi ben bavulumu düzeltip arabaya yönelene kadar durmAdı gitti.. Ardından bi tane daha geldi neyseki.. Bu arada 2 numaralı bavulu çekçeklinin üstüne koyduğum için kendi kendime taşımamı engellediğmi farkettim ki biletçi amca şöförün komutuyla yerinden fırlayp bavulumu otobüse sokmuştu bile.. Teşekkür ettim.. Fenayım ben bide küfrettim içimden kendime 'beceriksiz!' die.. nese oturdum..
Şöyle bi alıcı gözüyle baktım bavula.. İlk kapadığımda bu kadar değildi sonradan gaza gelip onu da bunu da derken baya doldurmuşum.. Eminönüne geldik bu sefer 2numaralı bavulu omzuma attım daha rahat taşıyım die derken ak sakallı bi amca 'dur yardım ediyim' diyip yakaladı bavulu.. ben 'yok ben taşirim' diyorum amca 'korkma' dio.. Bavulumu alıp kaçicak die korkuorum sandı halbuki ben 'Acıma bana!!' psikolojisi içindeyim.. O amcaya da teşekkür ettim ve feribota doğru ilerledim.. Neyseki yol üstündeki merdivenlerden inerken kendi kuvvetimle yüzleştim.. galip geldim...
Çok fazla insan vardı etrafta.. Onlara çarpadan ilerlemek o bavulu çekmekten daha zormuş onu anladım.. Ama bu sadece bi iki dakikayla feribotu kaçirmama engel olamadı.. 'Sakin ol idil.. Hep bu insanlar Onlar kesti hızını yoksa kesin yakalardın.. Bi sonrakine binersin.. boşver...' Aldım jetonumu.. Girdim içieri tele baktım anam aramış.. bu stresin acelenin üstüne telefonumun çalmış olduğunu farkedince daha da sinirleniorum.. 'sakinleş idil..' Aradım hemen.. bu arada 4buçuk arabasına binmei planlarken saat 4buçuğu geçmişti ve ben hala feribota binememiştim.. Anama söylendim derken feribot yanaştı hemen bi tane daha..
Bindim.. direk diğer uca geçip geçmediğini anlamak için merdivenin altındaki koridorun başinda duruyodum.. Bi amca 'bırakma bavullarını orda götürürler' dedi.. 'bırakmıycam zaten' dedm.. İç sesim bu kadar sakin değildi elbette.. 'salak adam neden bırakayım koca bavulu ortada!!!' karşidan bi insan geldiğini görünce toplayıp cesaretimi daldım ücra olduğunu düşündüğüm koridora ve karşi tarafa geçiverdim.. İneceğim yerde dikildim ve kalkışı bekledim.. bundan sonra bi ceşitli seyahat acentalarının muavinlerini atlatmak kalmişti..Yani en azından ben öyle sanıodum ki amcanın biri yanıma yanaştı ve bana yardımcı olmayı teklif etti.. gülümsedim ve teşekkür ettim içimden küfrederken.. 'Yükün ağır baya bırakalım istersen gitceğin yere kadar yolumuzun üstüyse' :S 'gerek yok Teşekkür ederim!!' hala gülümsüyorum ayıp olmasın die ve aynı tepki 'Yanlış anlama ailemle birlikteyim yükün ağır diye dedim ne tarafa gidiceksin?' Siz beni yanlış anlıyorsunuz demek geliyor içimden.. fazla muhabbete gerek yok.. 'İzmit.. ZAten hemen burdan otobüse binicem teşekkürler' Ve amca dönüp arabasına biniyor.. Hakikaten ailesiyle birlikte..
Rüzgar vuruyor yüzüme.. Üşüyorum ama çevirmiyorum yüzümü.. O vurmaya devam ediyor.. Sakinim.. GEldim işte Haremdeyim.. Taşıdım bavullarımı da.. İniyorum feribottan bi kaç muavini atlattıktan sonra herzamanki adama takılıyorum.. Adan tanıdı artık beni ona da yok İzmit değil diyemiyorum.. Bavullarıma sarılıyor yine.. Ve aynı kelime dökülüyor onun da dudaklarından 'korkma..' Sakin ol idil.. Ve bırakıyorum artık direnmiyorum ama koşturuyor beni.. hızla sokuyor yazaneye ve kayboluyor arkamdan..5arabasına yetişiyorum nihayet alıyorum biletimi ve işte otobüsteyim.. 'şükür!' diyorum..
'Ne fenasın idil' diorum kendime sonra.. İnsanlar sana yardım ediyo sen onlara kızıyorsun.. Hastalık işte.. Ben babama bile kolay kolay taşıtmazdım çantalarımı hiç tanımadığım adamların yardımına muhtaç olmak istemiyorum.. Neyseki geçti... kitabımı açıyorum.. Heyecanla okumaya başlıyorum ki şöför ışığı söndürüyor.. En önde oturuyorum 'heralde ışık görüşünü bozuo' diorum sesimi çıkarmıyorum telefonun ışığıyla bulunduğum bölümü bitirp bırakıorum.. 'mayışıyorum.. Sakinleşiyorum..' Derken bitiveriyor yolculuk.. İnip bavullarımı alıyorum babamın önünde dikiliyorum ki o beni hala otobüsün içinde arıyor...
Yüklenio koca bavulu atıo arabaya.. ve 3 hafta sonra yeniden izmitte olduğma şükrediorum bi kaç saat sonra çıldıracağımdan habersiz..
Günün son damlası taşmadan önceki bi kaç saati ailemle huzurlu geçiriyorum.. kendi evimizde olmadımızdanmış eve gelince anlıyorum.. Bi hevesle odama giriyorum ki oda sanki birden üstüme geliyor.. Kalabalık.. karmaşik.. geçen hafta kardeşimin müjdelediği siyah laptopu arıyorum fazla heveslenmeden.. biliyorum bi dandiklik çıkacakc çünkü altından.. Derken gözüm masanın üstündeki siyah kasaya takılıyor.. çığlığı basıyorum.. Beyaz monütörün yanında iğrenç duruyor.. Oda daha bi üstüme geliyor.. hala bi laptop arıyor gözlerim.. ve bi ses kandırıldğımı söylüyor.. Kardeşim şaka yapmış.. Meğer çift çekirdekli yeni işletim sistemi sadece kasaymış... durumun ciddiyetinden habersiz gülüyorlar evdekiler.. ve ben susuyorum.. LAptop umrumda deil.. Kandırıldığıma yanıyorum.. Yine yine ve yine inandığıma... Kendime kızıyorum... Sonra ayılıyo kafam ''Ee benim herşeyim öbür kasa da!!'' Babam yine kıt kafalı bi insan olduğumu vurgulayan sözlerle diğer kasadan usb bellekle taşıycağmı söylüyor.. Kasa yatağmın yanında duruyor.. Ben daha çok usb kısmına takılıyorum.. Aynı teklifi ben Rdme yaptığımda gülmüştü bana.. haklıydı.. Ama ben babama gülmüyorum.. susuyorum.. 4gb bellekle 40gb malzemeyi kasayı kaç defa takıp çıkartarak taşıyabiliriz? sorusunu sormaya tşebbüs bile etmiyorum.. Basıyorum yeni kasanın düğmesine...bana ait birşeyler olmayan bi ekran karşımda.. Nefret ediyorum... Sinirleniyorum... Farkındalar.. konuşmuyorum...
Ve işte o anda kafamda tonlarca ses yükselio.. sıkı sıkı kapatıyorum ağzımı parmaklarım oynuo sadece msja döküorm içimi... Sakinleşmeye çalışıorum.. Yine kandığım için kızıyorum kendime haLa hayal kırıklığına uğradığım için... Ve bi anda yeni kararlar alıyorum.. Kardeşimi kaldırıyorum pcden.. Söküyorum yeni kasayı emektarımı bağlıyorum hemen.. Msne sarılıp birz içimi döküyorum sevdiğime.. İnat ettiğimi söylüyor ama benim yerimde olsa bu kadar sessiz kalamiycağnı ve daha çok çıldıracağını itiraf ediyor..
Belki tüm bu anlattıklarım Nankör bi insan portresi çizicek gözlerinizn önüne.. Yardmlara küfreden yenilenmiş bi pcyi elinin tersiyle iten şımarık bi kız çocuğu belki size göre idil...
Acaba şımarık bi kız çocuğu olsa daha mutlu olur muydu idil bu evde? Ya da içine atmayı bırakıp öfkesini haykırsa rahatlar mı?? ''Çocukluğumdan beri bu kaçıncı heves bu kaçıncı hayal kırıklığı?? '' dese.. ''Neyin eksikti?'' der mi?? Peki ya huzur desem... bu eve onu geri getirebilecek biri var mı??
Sonuç olarak evdeyim işte.. Hem de marta kadar... Önümüzdeki bi kaç gün odamdaki gereksiz şeylere acımamaya kararlıyım.. gelmeden önce burayı yeniden yaşanabilir kılmaya kararlıydım ama pek kolay olucağa benzemiyor..
Günün bütün hazımsızlığını bloguma kuşmuş bulundum bu arada... Tüm bu olanların üstüne içtiğim koca bi bardak su dokundu heralde..
Üşenmeyip de okuyabilien varsa ne ala..
mevzubahs
göçebe,
hayalkırıklığı,
isTtanbul,
özlem,
sıkıntı,
yaşam alanım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)