o şehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
o şehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2011

Yarın Okul Başlıyoo..

Lakin yarın okulun başlıyor olması beni pek ilgilendirmiyo.. çünkü bu yıl
herzamankinden farklı olarak ‘bu sene çok çalışıcam.. Düzenli not
tutucam.. Dersleri kaçirmiycam ve hepsinden önemlisi Dersi derste
dinliycem..’ gibi cümleler kurmicam.. çünkü bu psikolojiye en son
girdiğimde kendimi okul yerine buz pistinde bulmuştum..

Pişmanım sanılmasın.. Değilim.. herşeye rağmen değilim.. Ve bu yıl,
anısına bi ders alıcam alttan mesela.. O kadar da dramatik bi durum..
Zaten hiç alttan olmadan mezun olmak ayıp olurdu dime, üniversltenin raconu
deil mi buu?? Neyseki beni dersten kovan kadın emekli de olmuş..

Konuyu saptırmıyım ben, ne diodum..

Okul diyince anlatıcak o kadar çok
şeyim var ki.. hele ki lise desem… Susiyim.. Belki de sadece liseyi
anlatıcagım bi blog açmalıyım… “Bir SeFiL’in Lise Defteri” falan..
Sadece lisede yazdıklarımı toplasam.. Oo.. O zamanlar blogdu ne bilim
tumblr mı vardı ki..

Defterlerim vardı.. Türkçe.. Matematik.. Fizik..
Tabi test kitaplarım da.. duvarlara… Sıralara.. Boşbulduğum her yere
saldırırdım elimde kalemle..

Şimdiki liseliler şanslı mı desem yoksa
görmemiş mi bilmem..(Ergen diycektim ama vazgeçtim..Ben hiç ergen olmadım çünkü.. )
Benim yazdıklarımı kimse okumazdı.. Okutmazdım genelde.. kişiye özel
yazdıklarım dışında.. Değerliydi kelimelerim..

Ama şimdi bakıyorum da.. herkes yazıyo artık.. Ve çoğu sağa sola
umarsızca saçıyo kelimeleri..cümleleri.. Sonra başkalarından çalıyo
bazen.. ..

Neyse işte.. uzattım..

Sonuç olarak.. Yeni eğitim-öğretim yılı vatana millete hayırlı
olsun… Cümleten yani…

6 Ağustos 2010

SeFiL Mekana Son Yolculuk

Ve Tt giriş yaptı SeFiL şehrine.. Bu defa yalnız değil, zamanında okulun kapısındaki bankta kıvrılıp sabahın kör saatinde yolunu gözleyen Rdyle birlikte..El ele..

Hiç paylaşmamıştık bu yolculuğu biz.. Hiç o şehre birlikte gitmemiştik.. Ya kalan olmuştuk arkada el sallayan ya da çaresiz gitmek zorunda olan..
Nasıl geçtiğini anlamadan geldi şehre ayak basma vakti.. Aylar geçmişti son gelişimin üstünden.. O son defadan sonra daha bi huzurlu daha bi gururluydum şimdi.. Sevdiğimin.. O şehirde kazandığım en güzel şeyin elini sıkıca tutarak baktım etrafıma..

Heey! BİZ geldik!!

Güzel bir kahvaltı yaptık önce afiyetle.. Yıllarca kapısından -sadece- geçtiğim nezih bir yerde.. Devam ettik sonra yolumuza..
Yürüdük..
Yürüdük...

Birbirimizle az daha görüşebilmek için özenle kaçırdığımız ve her kaçanı saymayı kendimize eğlence edindiğimiz münübüsler geçti yanımızdan... Gülümsedik.. Bu kez mesafeler koyamazlardı aramıza..
Yürüdük anılarımızla..

İlk durak,o şehirde hala saygı duyup deger verdiğim nadir bi mekan olan dershanemdi... Geçen defasında olduğu gibi gene içim kıpır kıpır heyecanla, biraz da çekingenlikle girdim içeri.. Hemen kapının kenarındaki rahat koltuklarda kuruculardan biri ile Rdmin çok değer verdiği,benim son gelişimde ancak ayak üstü tanışabildiğim hocası oturuyorlardı.. Gözlerim elbetteki Buran Babayı arıyordu.. Sordum hemen dersteymiş.. Bekledik biz de o arada sohbet ettik baya Rdmin hocasıyla:)
Bir ara yukarı çıktım.. Sesi yayılıyordu boş koridorda.. Organik kimya anlatıyordu.. Derse giresim geldi ama bölmek istemedim... Ama otursam koridora dinlerdim onu saatlerce..
Hayatımda onun gibi ders anlatan adam hiç görmedim ben.. Anlatır anlatır.. Ne yazmaktan usanır aynı şeyleri ne de anlatmaktan.. Sonra aklına bişiyler gelir anlatır.. En sevdiğim kısmı hep hayata dair konuştuklarıdır..
Uzunca bir süre bekledik aşşağda.. Ve nihayet duyuldu sesi merdivenlerde..

Bir saat oturup bekledikten sonra beş dakika suratını görüp o beş dakikada beş kere kucaklaştığım adam.. Gördüğüm en harika öğretmensin!!
Sen de benim için parmakla sayılacak insanlardan birisin..

Yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle çıkarken içerden.. Gökyüzü.. Bir anda bıraktı üstümüze gözyaşlarını.. Bu defa mutlulukla ıslattı bizi..O şehir.. Artık affetmişti beni.. BİZi.. Açtım kollarımı sevinçle.. O şehirde Rdmle ıslanmak kadar güzel başka birşey hiç olmadı.. Hele de o yolda... İlk defa buluştuğumuz, ilk defa sarıldığımız, bir dönem her cuma yakalanma korkusuna inat el ele, yağmur eşliğinde münübüs saymaya gittiğimiz,bir dönemse yalnızca yüreğime damlayan gözyaşlarıyla başbaşa yürüdüğüm SeFiL yuRda giden yolda..

Bir sonraki durak SeFiL yuRdtu işte..
Herşeyin başlangıç noktası..


Amaç kimseyi görmek değildi bu defa..
O binada saygıyı hakeden biri varsa onlar da herşeyimize şahit duvarlardır..
Girdik içeri sessizce.. Sanki yağmurdan kaçmış bir çift gibi, sırılsıklam..

Derin bi nefes çektim içime.. Kokusu.. Değişmişti.. Eskisi gibi değildi... Taşınan eşyalar sıralar dolaplar.. Sanki alıp götürmüştü tüm kokuyu.. Geriye yalnızca duvarlar kalmıştı anılarımızı yaşatan.. Birbirimizi gelişini gözlediğimiz merdivenler.. Ve dünyayı seyrettiğimiz o boyumuzu aşan pencere...

O pencerede beklerdim bazen gelişini.. Bazen de ayaklarını sürüye sürüye gidişini seyrederdim.. Olmadığın gecelerde, akşam etütlerinde kaçardım yine o pencereye.. Hele de hüzünlendiğimde.. Gözlerim dolardı da gökyüzü ağlardı benim yerime..

Kimselere görünmeden dolandık içerde.. Hala,kaçamaktı o koridorda adımlarımız.. Son bir kez baktık o pencereden ıslak şehre.. son bir kez yürüdük o uzuun koridorda.. Kapıları arkasında saklandığımız sınıflar boştu şimdi.. Projeksyon aleti toplamaya girdiğimiz laboratuvar da öyle.. Satranç taşlarına bile anılar sakladığımız masalar yoktu şimdi..

Üst kata çıktık sonra.. Hem bulduğumuz.. hem de kaybolduğumuz yerdi ora.. Bütün günü rehberlik odasında başbaşa geçirdiğimiz, bir gece herkes bizi arar da bulamazken, bizim sesleri duymamıza rağmen küçücük bir pencereden ayı seyretmeye devam ettiğimiz, sonra da hiçbirşey olmamış gibi aralarına karıştığımız günlerimiz yaşıyordu o koridorda.. Ve yalnızlığımız onca güzel anının yanında..

Biz çoktan gittik de şimdi sen de toplanmış gidiyorsun ya SeFiL yuRd.. Yarım kalan anılarımızı tamamlamaya, bıraktığımız acılarımızın üstüne yeniden mutluluğumuzu saçmaya geldik..

Göz yaşlarımızı da mutluluğumuzu da geceleriyle paylaştığımız yatağımızda, odalarımızda şimdi kimbilir kimler kalacak...

Artık başka insanların adı yazıcak duvarlarında..Pencerenin adı bile farklı olacak..
Adının gittiği yerde ise BİZ olmayacağız.. O duvarlar bizi hiç tanımayacak.. Belki, sen de SeFiL olmayacaksın artık.. Gerçek adın unutulacak..




Ağır adımlarla, uzaklaştık ordan O'na veda ettikten sonra.. Birlikte nerdeyse hiç yürümediğimiz yoldan döndük bu defa geriye, ellerimizi hiç bırakmadan.. Kocaman bir gülümseme yüzümüzde..

Ve bir bir sildik o yollardaki anılarımızı.. Yerine BiZ'i.. Mutlu.. Huzurlu BiZ'i çizdik...!



05.08.2010


9 Mayıs 2010

In My dReams..

Anathema.. Elimden tutup lise yıllarıma götürürdü beni.. Ağırca bir şey otururdu yüreğime.. dokunurdu.. Ulaşamadığıma sarıldığımdı yokluğunda çünkü.. Sıkı sıkıya.. Sanki o kurtarıcaktı,kavuşturucaktı beni, sanki o.. o acı geri getirecekti herşeyi..

Üstelik nerdeyse hiç anlamadan şarkılarında ne söylediğini ve tanımadan söyleyenlerin yüzlerini.. Sadece müzikle.. Hisseden... İçten bir sesle söylenmesi yeterliydi kaybolmaya... Her dinlediğimde bir önceki dinleyişimde hissettiklerim yeniden canlanıverirdi içimde.. Yer ve zaman.. An be an..

Tutunduğum bir avuç şarkıdandı onlar o dönemlerde.. Özenle seçilmiş.. Özenle içime işlemiş.. Bugün o günlerin acısını fazlasıyla çıkartmış olsam bile hala içimi titretenlerdendi..

Ve o özenle seçilmiş şarkılar.. Ve o yüzlerini tanımadığım insanlar..Evet,
O'nlar capacanlı karşımdaydılar.. Yanlızca birkaç metre mesafemde hemde..
İnanılmayacak kadar gerçekti...

Düşündükçe hala heyecan veren bir sızıyla yeniden yaşıyorum o 2 saati.. Hala çınlıyor kulaklarımda ve hala gözlerimin önünde şarkılar.. Hiçbir eksik kalmadan..
Daha önce hiç konuşulan dili bilmediğim, dediklerini anlamasam da akan bir damla yaşa hakim olamadığım bir anda bulmamıştım kendimi..
O şarkıları söyleyip, gitarıyla sevişirken iliklerine dek hisseden, hissettiren adam...
Arada bir sahnede görünüp sesiyle büyüleyen kadın..
Ve kim olduklarını hala bilmediğim diğerleriyle birlikte.. Bütünüyle...
Önümde Anathema, kulaklarımda müzik, yüreğimde anılar ve arkamda.. Arkamda ise.. o şarkıları benim için anlamlı kılmış olan insan..

3 Ekim 2009

:)))))))

Çok çook ama çooook muTluyum bugün:)
Son bir yıldır aklımdan hiç çıkmayan birşeyi yaptım bugün.. 4yılımı geçirip artık geride bıraktığım şehirde benim için çok değerli olan insanları ziyaret ettim:)

4yıllık lise hayatım Adapazarı'nda geçti benim.. Son 1.5 yılını anlamlandıran yerdi dershanem.. Okulda keyfim kaçınca bile gittiğim, hocalarla bi kaç soru çözerken eğlenip dertleştiğim ve bugün hala o şehirde saygı duyup deger verdiğim nadir bi mekandı orası.. İtiraf etmeliyim ki çok çalışkan bir öğrenci değildim onlara hakettikleri dereceyi de veremedim evet ama belki de kimsenin duymadığı kadar saygı duyup sevgi besledim ordaki insanlara karşı.. Ve bugün bi kez daha gördüm karşılığını...

En son geçen yaz gitmiştim sonuçlar tercihler vs. için.. Üniversiteye başladığımda yaşadığım ani değişimler dershanevi durumlarımı da etkiledi.. Zaten yeterince iyi bir sonuç yapamamış olmamın yanına yeni çekinceler eklendi.. Üstüne bi telefon görüşmesi yapmıştım dershane müdürümle.. hala o şehirde yaşayan en değerli insanla.. O da bu sorunlarla ilgiliydi.. Sonra da bir daha kimseden ne haber aldım ne de haberim gitti..

1 senedir aklımdan hiç çıkmadı.. Hep çekindim gitmeye.. Beni eskisi kadar sevmemelerinden korktum,eskisi kadar sıcak olmama ihtimallerinden.. Baba gibi sevdiğim taptığım müdürümün eskisi gibi içtenlikle sarılmamasından korktum.. ''Yanlış yaptın be kızım..'' demesinden..
Bir yandan da fırsat kolladım gitmeye.. Gitmek ve görmek istedim nerde olduğmu o insanların gözünde..Ama liseye başlamadan önce bile her sene defalarca gittiğim o şehre yolum düşmedi hiç.. düştümü de fırsat olmadı gitmeye... Rüyalarımdan çıkmadı hiç Buran Baba.. Sarılıp sarılır ağlardım hep gelemedim diye özür dilerdim durmadan..

Bugün nihayet yolum düştü ve kendi fırsatımı kendim oluşturarak kırdım zincirlerimi.. Üstelik akşam gidemiycem diye üzülürken bugün bir anda kendimi dershanemin önünde buldum:)

Tesadüfler de üstüste geldi şansıma kapı kapıyı açtı sanki harika bi gün oldu:)
Erkeğimle buluştum önce.. Dün yolcu etmiştim onu Ada'ya ''Sen de gelsene bu hafta..'' diyip durmuştu gitmeye karar verdiğinden beri, ben de ''Bu hafta olmaz ki..'' diyodum ne bileyim.. Nası da içten istemiş ki gerçek oldu:) Onun da çok değer verdiği, benim yıllardır adını duyup da bir türlü tanışamadığım bir hocası vardı ki o da benim dershaneye geçmiş bu sene,yoldayken öğrendim daha.. Buran Babayla da tanışıyomuş erkeğim ama hatırlamaz sanıyoduk çok zaman geçmiş görüşeli 5-6 sene kadar:)

Öyle heycanlıydım ki anlatamam:) münübüsten ilk indiğimde okuldaki bi hocamla kaşılaştım okuldayken boğuşur dururduk o heyecanla ona bile sarılmışım valla:P

Dershaneye gittim daha girmeden gördüm müdürümü ders anlatıyodu bi sınıfta.. bizim sınıfımızdı orası bide.. başımı uzatıp camdan laf atmak istedim ama bölmek istemedim sonra dersi.. Bekledik zilin çalmasını.. oturamadm bi türlü dolandım durdum içerde:D Balıklara baktım piranalar bile kocaman olmuşlardı.. Zil daha çalmadan baktım ki çıktı sınıftan Buranım.. Şaşirdi tabi görünce..kucakladık birbirmizi hemen nasil da özlemişim... Daimi huzur kaynağımdı o adam benim son sınıfta..ve hiç değişmemişti... Erkeğimi de farketti hemen ona da sarıldı.. Unutmamişti:) Neden çıktığını anlayamadığım dersine geri döndü sonra, ''Siz odaya geçin, bişeyler ikram etsinler..'' falan diye diye..:) İşte o zaman rahatlayıp oturdum anca.. koridorda takılmaya devam ettik ama..zil çalınca herkesi herkesi görmeliydim çünkü:)

Çok geçmeden öğle tatili vakitleri geldi.. her sınıftan çıkana sarıldım.. kimine el salladım görürgörmez kendimi göstermek için kiminin önüne atladım.. Utanmasam anonsumu yaptırırdım heralde:D

Buranım gene meşgul ordan oraya koşturken ben de Adapazarının en meşhur hocalarından biriyle nihayet tanışma şerefine nail oldum.. ''Sonunda tanıştık..'' dedi o da ''Nihayet:)'' dedim bende... Hayalimden çok daha heybetli ve tapılası bir adamdı gerçekten... işi olduğu için fazla görüşemedik onunla ama tanışmak bile bugünlük bana yeterdi:D

Dershane boşalınca anca girdik odaya biz de oturduk müdürümle sohbet ettik biraz.. kısa ama özdü yine hiç susmadı:) Ama rahatladım o konuştukça.. o ilgisi,samimiyeti hiç eksilmemişti.. Ve belli ki arkamdaydı tüm olanlardan sonra hiç suçlamamıştı beni.. ''siz beni anlamışsınız..'' dedim ona da muTlu oldum çok sanki ağır bi yükü almıştı omuzlarımdan kucaklarken:))

Yemeğe gidiceklerdi tutmadık biz de fazla,yemek davetlerini de geri çevirmemiz gerekti benim de fazla vaktim yoktu zaten.. Daha önce ayrılan bi hocamın geri döndüğünü duyunca onunda odasına çıktım gitmeden ama kaçırmışım.. Not bıraktım bende hayırlı olsun dileklerimi ilettim hem öyle ayrıldık huzur mekanımdan.. Yüzümde kocaman bi gülücük kalbimde tarifsiz bi mutluluk ve huzurla.. Tuttum Herşeyimin elini bide ona sarıldım sıkıca:)

Biraz yürüdük o şehirde yeniden, sıkıca sarılarak.. Bu defa yüreğimizde dosluktan daha da fazlasıyla...
Bir saat bile sürmedi belki tüm bu yaşananlar ama 1.5 senenin karşılıklı emeğiydi işte.. Belli ki boşa değildi:)

15 Mart 2009

İz bırakanlar unutulmaz....

Öğrendim ki 4 yılıma bedel SeFiL yuRdu, bıkmamış ne Rd'den ne Tt'den.. Belki de özlemiş BiR anmayı onları..
Belli ki özlemiş o da.. Belli ki o bile sevinmiş bizim için...

Ne garip bi yersin SeFiL yUrd.. Aylar geçmiş ben orlardan göçeli onu bırak 1buçuk yıl geçmiş Rd mezun olalı hala bizi konuşurmuşsun meğer.. Nasıl da haberin var herşeyden... Hala bıkmadın mı bizden... Hala bıkmadın mı bildiğin herşeyi anneye babaya yetiştirmekten...
Ne garip insanlar barındırırsın içinde sen SeFiL yuRd... Başında bekçilik yapan insanın hiç mi işi yoktur ki Farklı amaçlarla gittiği bir babaya, araya hayırlı olsunu da sıkıştırır...

Kaç müdür yardımcısı 2dönem önce mezun olmuş öğrencisinin babasına, oğlu bir dönem önce mezun olmuş kızla birlikte olduğu için 'Gözünaydın' der? Onu da geçtim.. uzunca bir süre görüşmeniş iki öğrencisinin ayrı ayrı yaşadıkları ilişkilerini bitirmiş ve yeniden birbirlerini bulmuş hatta artık kendilerinin BiR ilişki içerisinde olduklarını nasıl bilir, nerden öğrenir...

Ama beni nasıl gururlandırdığını bir bilsen SeFiL yuRdu, bir bilsen göğsümü nasıl kabarTtığını ilk defa...

Helal olsun sana... Senin bizde bıraktığın kadar derin izler bırakmışız demek ki biz de sende... Adımız sadece masana duvarına değil yüreğine kazımışız senin de.. Demek hala önemsiosun bizi Ey Lanet SeFiL, bizim seni ARTIK hiç umursamadığımız yerde...

4 Şubat 2009

Vakti zamanıda SeFiL yuRdu'na ''ELVEDA'' deRken...

Beni ben yapan yerdi SeFiL yurdu.. Koskocaman bir bedendi aslında.. Cansızdı ama hep inandım ki O'nun da bir ruhu vardı..
Kollarıydı upuzun koridoru beni var gücüyle saran; parmakları karanlıktı, akşamları bu koridorda yüreğime dokunan.. En sevdiğim şey onun gözünden bakmaktı o boyumu aşan penceresinden dünyaya.. Sokak lambalarının cılız ışıklarına karışmak isterdim çoğu kez ve eşlik etmek yağmura..

Ben bu koridorun açtığı kucakla, bu şehrin yağmuruyla ıslanarak büyüdüm.. 'Yaşanacak herşey yaşandı, görülecek herşey görüldü bu dünyada' diyerek girdiğim SeFiL yurdunun bana öğrettiği en guzel şeydi aslında 'hayatın ne zaman ne getireceğinin' bilinemeyeceği..

Kaldırabileceğim tüm süprizleri denedi üzerimde.Bir baktım yanlışlar doğruldu; 'imkansız' derdim imkansızlar yok oldu..

Geleceğimin temelini attı bu şehir.. Attığım her adımda başka bir insan çıktı karşıma.. Düşündüğüyle söylediği bir olmadı kimisinin, sinsi gülüşlerin ardında yatan hisleri bildim; tek istediği TEK olmaktı hepsinin, her insanın beyninde yatan bencilliği sezdim... Yargılanmadan hüküm giyerken anladım ki; yalan olsam her kapıyı açabilirdim.. Oysa ben hep dosdoğru olmayı öğrenmiştim...

Şaşmadım yolumdan herşeye rağmen..
Sevginin gücünü yükleyip yüreğime zırh ettim sabrımı bedenime.. Ben tüm bunlara yılmayı değil de ardında yatanları anlamayı seçtim.. Tecrübe diye taktım peşime her yaşadığımı gidiyorum şimdi sıyrılarak çok kişlikli göçebe hayatımdan.. Tüm parçaları birleştirdikten sonra düştüğünü yahut uçtuğunu sanan insnların elinden tutup onlara hayatı farkettirmeyi amaç edindim..
hayat ayrıntılarda gizlidir: yaklaşık 1sene önce yazılmış bu yazı 4senemi geçirdiğim en altta silüeti belirmiş -tarafımdan resmedilmiş- yaşam alanına ithaf edilmiştir.. Bu iki insanın ve ardında bulundukları pencernin gerçekle birebir örtüştüğü resim ise yine benim kalemimden çıkmış olup Rd ile Ttnin pencere önünde geçirdikleri vakitleri anmak amacıyla yapılmıştır.

23 Ocak 2009

bir garip geride kalan...

Yolcuların ardından bakakaldım dün.. İlk defa giden değil geride kalandım.. gidenlerin ardından el sallayan...
Yıllardır oynadığım göçebe rolünü devrettim dün.. Benim sırtımda değildi koca çanta ve elindeki bavulu sürükleyen ben değildim.. Gidenlerin ardından el sallayandım yalnızca.. El sallayıp geride kalan.. Uzaklaşırken yolcular öylece arkalarından bakan..

Sırtında çantası ayaklarını sürüye sürüye gidişini seyrettim dün.. Yıllar önce SeFiL yuRdun bahçesinden çıkışını seyrettiğim gibi uzun uzun...
Pencereden başımı uzatsam bu sabah köşeyi dönen arabadan inişini de görebilir miydim yine....
.....
bUrası o laNet olası SeFiL yuRdu değil İdil!!
....

Her anışımda lanetler yağdırdığım şehirdi aslında bizi buluşturan.. tutuşturan... Bi gün ayırmış olsa da.. O lanet olsai şehirdi bizi BİZ yapan.. yakan.. yaşatan....

Gittiğinin farkında değil aslında hala bünyem.. alışkın değil çünkü..Şaşkın hala..İlk defa bir şehirde 'uzaklara gidenin ardında kalıp dönüşünü bekleyen insanı' oynamakta...

Dönüşü belli olmayan bir yolcu uğurladım dün.. Oysa benim saati bile rutindi dönüşlerimin..
4yıldır.. her haftasonu, her sömestır, her yaz.. Her defasında ardımda bıraktıklarıma yaşattıklarımı bu sömestır çıkaracak benden....

Huzuru bulduğum şehirdeyim...Ve sonu belli olmayan bir özlemin içindeyim...

Eyy gidi Lanet olası sEfiL şehir.. Sevdiğime de anılarıma da iyi bak e mi!!

9 Ocak 2009

.........kırmızı duvarlara aslında HİÇ sahip olamamış bi genç kız..

...
o kırmızı duvarlarla bir bağın yok
çünkü asla orda olmadın
onlarla olmadın
o duvarlara bakıp en kötü
en güzel günlerini yaşamadın
ağlarken bir ranzanın altında..
yada tepesinde buldun kendini..
sevdiğine mesaj atarken
sevdiğinden bi arama geldiğinde
atladın ranzandan...
kırmızı duvarlarındaki hatalara bakarak deil...sefil bir yurdun camlarına bakarak konuştun sevgilinle dostunla...bazende benle....
sen bunları orda bıraktın .....
tüm anıların sanki oralarda....
...

Evet.. ben bu evden 4 sene önce çıktım sırtlanıp bavulumu.. ve bir daha geri dönmedim.. Dönemedim... dönemiycem hiç...

2 Ocak 2009

UnuTmak mı doğru kelime yoksa aLışMak mı?

'unutmak' gerçekten var mıdır? yoksa bir çeşit yalan bir avuç avuntumudur kendisi.. Unuttum demek, neyi unuttuğunu bilmek demek değil mi? Bilirken unutmak mümkün mü?
Bir şeyi, bir günü..bir yılı.. 4 yılı.. bir şehri değil de, o 4 yılda..bir şehirde yaşadıklarını, acılarını, sıkıntılarını ve hatta mutluluklarını bile unutmak mı UnUTMAK gerçekten.. Yoksa tüm o olanların acısına alışmak mı?

'AlışmAK' belki de en doğru kelime bu.. Artık düşünmenin..görmenin.. yada hissetmenin canını yakmadığı unuttuğunu mu gösterir alıştığını mı?

Dün aylar sonra yeniden o 'unutulan' yahut 'alışılan' şehre düştü yolum.. biraz tedirgindim.. ve korkak.. oysa ne okuldu amaç ne da arkadaşlar.. Son 10 yıldır, yılda bi kaç defa Adapazarına yaptığım sıradan bir akraba ziyaretiydi sadece.. O şehirde yeniden açılan ikinci bir kapı için toplanan Hayırlı Olsun kalabalığı..

Kimse zorla götürmedi beni aksine ben istedim özellikle benim evde olduğum bi gün gidilmesini.. evin yeni halini görmek istedim.. İnsanları görmek istedim.. 4yılımı geçirip sonra hızla terkettiğim şehri görmek değil cocukluğumdan beri gittiğim sıradan bi şehre yeniden gitmek istedim... Liseye dair tek düşündüğüm şey dershaneme gidip hala garip bi şekilde çok sevdiğim ve acayip bi sıcaklık hissettiğim öğretmenlerimi görmekti ama tatil gününe denk getirdikleri için gidemedim.. Bir yanım buna çok sevindi aslında ki zaten 'bi aksilik çıksa da gitmesek'cilerdendi.. bir yanım da üzüldü içten içe.. Sonra 'kısmet' dedi.. demekki böylesi daha iyiymiş..

Tedirgindim.. binlerce defa geçtiğim yollar geçmişimi vurursa yüzüme die korktum.. Ya düşman olmuşsa o şehir yeniden bana.. Gerçi.. beni en son ne zaman sevdi ki yağmurlarını üstümden çektiğinden beri..

Kitabıma gömdüm kendimi giderken.. bakmadım yollara.. Ta ki o şehre girdiğimi hissedip kafamı kaldırana kadar.. Camdan dışarı bakarken 8-9 yaşlarındaki idil vardı yanımda ve yıllar önce geldiğim şehir karşimda.. Şehrin her bir yanı değişmiş olsa da 10 senede ve ben bugun 18yaşında olsam da değişmeyen tek şey Adapazarına girişin bende yarattığı heycanmış aslında.. O söylerken en uzak gözüksede en yakınım en sevdiğim insanları görücek olmanın verdiği mutluluklumuş değişime katılmayan..
Ve rahatladım bunları hissettikten sonra.. Karıştım kalabalığa..Sevdiğim insanların arasına.. Çocuklarla oynadım oynaştım.. Daha çok onlar benimle oynadı aslında.. İzin verdim tepeme çıkmalarına :)

Keyfimi babamın herzamanki halleri bozdu.. Sayesinde adapazarının Tek alışveriş merkezine gitmek zorunda kaldık.. Hele de o tatil gününde kalabalık olması kaçınılmaz olan alışveriş merkezine.. İnsan görmek istemedim.. gerildim..canım yanmadı yada korkmadım.. sadece sinirlendim.. babamın yaptığına sinirlendim.. oraya gitmek zorunda kalmama sinirlendim.. Neyse ki acelemiz vardi ve tek bi mağzaya girdik alıcağmızı aldık ve çıktık..
Ve hızla terk ettik o şehri karanlıkta...

Artık düşünmenin..görmenin.. yada hissetmenin canını yakmadığı unuttuğunu mu gösterir alıştığını mı?
Gördüğümde hiçbirşey hissetmediğimi farkettim son 4 yılıma dair.. Öss soruları gibi çikip gitmiş herbiri aklımdan.. unutmuşum yada alışmışım herneyse.. geride bi cocukluğum kalmış bir de çok sevdiğim insanlar...