10 Ocak 2009

....

Sıkılıorum bugun çok.. Dün de sıkılıyordum.. Yarını bekliyorum heycanla.. İstanbula dönmek istiyorum..
Bugün dönerim düşncesiyle gelmiştim eve ama salmadılar tabiki.. Dün akşam babam '' gitcen mi yarın? Gitmezsin dime? Gitmiceksin dime?? Gitme sakın idilll!!' gibi aşamalı aşamalı tehditkar sözler savurdu sürekli.. ben de fırsattan istifade ''bakarız.. duruma göre..'' gibi çelişkili cevaplar vererek olayı biraz da 'bana iyi davranın ona göre yoksa basar giderim'e getirdim... Bi anlamı olmadı tabi sonuç olarak hala evdeyim..

Yazı yazmak istesem de aklımada yazcak pek bişey yok.. Bu hafta biyoloji uygulama dersim de animasyon seyretmekle geçtiğinden biyoloji dersi niteliğindeki yazı dizime de devam edemiorum..ve önümüzdeki hafta da ders bilgisayar üzerinden gidicek.. Daha da kötüsü sonraki iki haftayı finallerim ve ardındaki bir ayı da sömestır tatili takip edeceğinden uzun bi süre uzak kalıcam mikroskopa okülere.. 2.dönem de Allah kerim artık..

Sıkılıorum hala.. Sıkılmaya devam edicem.. pffff...

9 Ocak 2009

.........kırmızı duvarlara aslında HİÇ sahip olamamış bi genç kız..

...
o kırmızı duvarlarla bir bağın yok
çünkü asla orda olmadın
onlarla olmadın
o duvarlara bakıp en kötü
en güzel günlerini yaşamadın
ağlarken bir ranzanın altında..
yada tepesinde buldun kendini..
sevdiğine mesaj atarken
sevdiğinden bi arama geldiğinde
atladın ranzandan...
kırmızı duvarlarındaki hatalara bakarak deil...sefil bir yurdun camlarına bakarak konuştun sevgilinle dostunla...bazende benle....
sen bunları orda bıraktın .....
tüm anıların sanki oralarda....
...

Evet.. ben bu evden 4 sene önce çıktım sırtlanıp bavulumu.. ve bir daha geri dönmedim.. Dönemedim... dönemiycem hiç...

3 Ocak 2009

Okülerimin Ucundaki Hayat Belirtileri (3)

Bu çarşamba blog yazmanın çok faydalı bişey olduğuna en içten dileklerimle karar verdim :)
Şöyleki, haftasonu yazdığım ve artık 'laboratuvar günlükleri' haline gelmiş ''Okülerimin ucundaki hayat belirtileri (2) '' adlı yazıyı yazarken aklımda kalan 'mitoz bölünme safhaları' bu haftaki uygulama dersimde işime yaradı..

Dersin başında 'Sınav yapıcaz sizi nihahaha!!' moduna bürünen muhterem asistan hocalarımız 'eski çizimlerinizi notlarınızı bi gözden geçirin' lerle korkuttular bizi bide üstüne dizdiler 7tane mikroskopu yan yana.. Harıl harıl çalıştılar etraflarında ayarladılar.. Ee tırstık tabi bizde:D Etraftan 'sınav mı olucaz??' 'hocam noluo?' 'eyvah sınav var napcam ben??' sesleri yükselmeye başlamıştı ki hocalardan biri 'bizimle kafa bulduklarını' itiraf etti.. Korktum ne yalan söyliyim:D Hiç sevmem öle pattadanak yapılan sınavları..

Meğer 7 farklı mikroskopun 3ünde kan hücreleri, 2sinde pankreas diğer 2sinde de tiroid bezi varmış.. Preparat az diye heralde.. Sözde sırayla baktık.. Az kişiydik zaten herkes takıldı kafasına göre.. Ben mikroskoptan incelemeyi bırakıp Fotoğraf makinama sarıldım elbetteki yine:D

Kan hücrelerinden hoşlanmadım bi fotograf karesi olarak pek birşeye benzemiyorlardı bende çekmedim..
Sadece Pankreas ve Tiroidle ilgilendim lakin şimdi farkettim ki ikisi de birbirine
benzediğinden sokakta görsem ayırt edemem ben bunları:S Allahtan çekim sıramı biliyorum:D

Sol yanda ve biraz aşşağıda görmüş olduklarınız 2 farklı pankreas dokusu..Neden farklı oldukları hakkında bi fikrim yok..



Neye benzediği ve neresinin ne olduğunu ben de tam bilmiyorum açıkçası:D Önümüzde bi histoloji kitabı vardı.. ordaki resimlerin üzerinde yazıyodu ayrıntıları ama elbete ki
onca şeyi aklımada tutamadım..

Amacımın, biyoloji dersi vermek değil de 'okülerimin ucundaki hayat belirtileri'ni nacizane okurlarımla(sanki bütün blog alemi tarafından okunuyo hissine kapılmış insan modeli) paylaşmak olduğunu göz önünde buluduraraktan bunları 'Pankreasın Görülmeyen Yüzü' olarak bilseniz yeter;)





Ve işte bu da tüm çıplaklığıyla 'Tiroid Bezi'..

Ben tüm bunları çekebilmek için fotoğraf makinası ve mikroskopla cebelleşirken pek sevdiğim asistan hocam 'İnternette yazsan çıkar hepsi niye uğraşiosun!?' diyiverdi.. Biliyorum tamamen benim yorulmamam için kurdu bu ezici görünümlü iyi niyetli (yada iyi niyetli görünümlü ezici) cümleyi.. Ben de her ihtimale karşı (kendimi ezdirmemek için) 'derse ilgili, hazıra konmaktan hoşlanmayan ve kendi işini kendi gören çalışkan öğrenci porfili'ne bürünüp 'Onları ben çekmedim ama!' gibi sonradan nekadar yamuk olduğunu düşündüğüm bi cümle kuruverdim.. Neyseki hoca benim ne demek istediğimi anladı verdiğim cevaptan hoşlandığı anlamını çıkardığım bi tepki verdi:) Umarım aramızda ki bu 'ilgili öğrenci' diyologu bana yol su elektirik ve elbetteki kanaat olarak geri döner:D

Sonra tam ders erkenden biTti diye sevinirken 'herkes otursun kağıt çıkartsın' demezler mi.. Daha durumun ciddiyetini ölçemeden aslında hepimizin adımız gibi bilmemiz gereken bir soruyla karşıkarşıya kaldık.. 'Mitoz bölünmenin safhalarını yazınız ve birer cümleyle açıklayınız!' Sağolsun öss! Çok şey öğrenmiş ama sadece test çözmeye programlanmış androidler olarak herkes fısıldamaya başladı o an.. Neyseki ilgili öğrenci diyologuna girdiğim asistanın 'bir cümle yazın iki cümle yazanınki kabul değil' espiri(!)siyle olayı kendilerinin bile ciddiye almadığını çaktırdı ki bende onun rahatlığı ve daha bi kaç gün önce bloga yazarken tazelediğim bilgilerimle her safhayı uzun ama tek cümleyle açıkladım.. Her cümlede de 'iyiki blogda biyoloji dersi kıvamında bi yazı yazmışım kimseye yaramasa da bana yaradı' diye sayıklayıp durdum.. Hele kağıtları topladıktan sonra hocanın milletin yanlışlarını okumasından sonra.. Ee herkesin benim gibi blogu yok tabe:P
İşte böyle faydalı bişey şu blog:)
Bundan sonra derslerimi blog üzerinden mi tekrar etsem acaba? (sanki çok tekrar yapıyomuşum gibi:P) :D

2 Ocak 2009

UnuTmak mı doğru kelime yoksa aLışMak mı?

'unutmak' gerçekten var mıdır? yoksa bir çeşit yalan bir avuç avuntumudur kendisi.. Unuttum demek, neyi unuttuğunu bilmek demek değil mi? Bilirken unutmak mümkün mü?
Bir şeyi, bir günü..bir yılı.. 4 yılı.. bir şehri değil de, o 4 yılda..bir şehirde yaşadıklarını, acılarını, sıkıntılarını ve hatta mutluluklarını bile unutmak mı UnUTMAK gerçekten.. Yoksa tüm o olanların acısına alışmak mı?

'AlışmAK' belki de en doğru kelime bu.. Artık düşünmenin..görmenin.. yada hissetmenin canını yakmadığı unuttuğunu mu gösterir alıştığını mı?

Dün aylar sonra yeniden o 'unutulan' yahut 'alışılan' şehre düştü yolum.. biraz tedirgindim.. ve korkak.. oysa ne okuldu amaç ne da arkadaşlar.. Son 10 yıldır, yılda bi kaç defa Adapazarına yaptığım sıradan bir akraba ziyaretiydi sadece.. O şehirde yeniden açılan ikinci bir kapı için toplanan Hayırlı Olsun kalabalığı..

Kimse zorla götürmedi beni aksine ben istedim özellikle benim evde olduğum bi gün gidilmesini.. evin yeni halini görmek istedim.. İnsanları görmek istedim.. 4yılımı geçirip sonra hızla terkettiğim şehri görmek değil cocukluğumdan beri gittiğim sıradan bi şehre yeniden gitmek istedim... Liseye dair tek düşündüğüm şey dershaneme gidip hala garip bi şekilde çok sevdiğim ve acayip bi sıcaklık hissettiğim öğretmenlerimi görmekti ama tatil gününe denk getirdikleri için gidemedim.. Bir yanım buna çok sevindi aslında ki zaten 'bi aksilik çıksa da gitmesek'cilerdendi.. bir yanım da üzüldü içten içe.. Sonra 'kısmet' dedi.. demekki böylesi daha iyiymiş..

Tedirgindim.. binlerce defa geçtiğim yollar geçmişimi vurursa yüzüme die korktum.. Ya düşman olmuşsa o şehir yeniden bana.. Gerçi.. beni en son ne zaman sevdi ki yağmurlarını üstümden çektiğinden beri..

Kitabıma gömdüm kendimi giderken.. bakmadım yollara.. Ta ki o şehre girdiğimi hissedip kafamı kaldırana kadar.. Camdan dışarı bakarken 8-9 yaşlarındaki idil vardı yanımda ve yıllar önce geldiğim şehir karşimda.. Şehrin her bir yanı değişmiş olsa da 10 senede ve ben bugun 18yaşında olsam da değişmeyen tek şey Adapazarına girişin bende yarattığı heycanmış aslında.. O söylerken en uzak gözüksede en yakınım en sevdiğim insanları görücek olmanın verdiği mutluluklumuş değişime katılmayan..
Ve rahatladım bunları hissettikten sonra.. Karıştım kalabalığa..Sevdiğim insanların arasına.. Çocuklarla oynadım oynaştım.. Daha çok onlar benimle oynadı aslında.. İzin verdim tepeme çıkmalarına :)

Keyfimi babamın herzamanki halleri bozdu.. Sayesinde adapazarının Tek alışveriş merkezine gitmek zorunda kaldık.. Hele de o tatil gününde kalabalık olması kaçınılmaz olan alışveriş merkezine.. İnsan görmek istemedim.. gerildim..canım yanmadı yada korkmadım.. sadece sinirlendim.. babamın yaptığına sinirlendim.. oraya gitmek zorunda kalmama sinirlendim.. Neyse ki acelemiz vardi ve tek bi mağzaya girdik alıcağmızı aldık ve çıktık..
Ve hızla terk ettik o şehri karanlıkta...

Artık düşünmenin..görmenin.. yada hissetmenin canını yakmadığı unuttuğunu mu gösterir alıştığını mı?
Gördüğümde hiçbirşey hissetmediğimi farkettim son 4 yılıma dair.. Öss soruları gibi çikip gitmiş herbiri aklımdan.. unutmuşum yada alışmışım herneyse.. geride bi cocukluğum kalmış bir de çok sevdiğim insanlar...

Mimm!!


Günlerdir ilk defa nete girdiğim için biraz geç gördüğüm Paharos'un miminii ve cevaplamak istemekteyim..
Şu msnin eğlence sayfasındaki bir test.. esas mim konusu olan test Kimlere Aşık Oluyorsunuz?.. dogrusu bu testi daha önce bi iki defa yaptım ve farkettm ki her defasında farkli bi sonuç çıkıyo.. sanırım her seferinde farklı şıklar seçiyorum:D

buyurun sonuç :)

Sanatçı Ruhlu
Sizin ruhunuzda sanatçılık var. Bir manzara seyretmektense bazen size gerçeküstü bir manzara resmine bakmak daha fazla keyif verir çünkü sanat çoğu zaman gerçekten daha kusursuzdur. Genellikle hayalinizde bir karakter yaratırsınız ve önce ona aşık olursunuz sonra da gerçek hayattan biriyle karşılaştığınızda hayalinizdekine ne kadar benzeyip benzemediğine bakarasınız. Bu yüzden çoğu kez olduğundan başka gözüken kişiler size çekici gelir çünkü bu türdeki kişiler sizin hayalinizdeki kişiyi azçok algılarlar ve kendilerini ona benzer bir karakter olarak gösterirler. "Tanıdığımı sanmıştım" lafı sizin genelde ilişkilerinizin bitiminde kullandığınız bir sözdür. Sizin gibi sanatçı ruhlu ve sevmeye açık birinin kalbini kazanmak her ne kadar kolay olsa da bunu sürekli kılabilecek kişi hayalinizdeki mükkemel sevgiliyi unutturup size gerçekliğin güzelliğini gösterebilecek kişidir. Bu kişiyi tanıdığınızda onu hatalarıyla sevmeyi öğreneceksiniz.


Bu sonuca bi açıklama yapma gereği hissetmekteyim çünkü Ne tamamiyle beni anlatıyo ne de benden hiç birşey taşımıyo.. Sanatçi ruhlu bi insan fikri hoşuma gitti evet böyle bi insan olabilirim hayalinde bi insan kurup ona aşık olan sonra da herkesi ona benzetmeye çalışan bi insan değilim ama .. Yeni en azından bu kadar saplantılı değilim:D
Bu paragrafta 'İşte ben!' dedirten bi cümle varsa o da koyu yazarak belirttiğimdir.. Ve 'İşte RDm!' :)


Elbette ki bende bir testle kalmadım.. İçlerinden bi kaç tane daha seçtim, yaptım ve 'hakkaten bildi bu msn' dediklerimi sizlerle hemen şimdi şuracıkta paylaşiyorum.. :)

2009'da Sizi Neler Bekliyor?

2009 Size Göz Kırpıyor ( inŞallahh!!=))
2009 sizin için bir geçiş yılı olacak. Bu yıl atacağınız her adım daha sonraki yıllara hazırlanmak için atılan ufak adımlar olacak. Bu ufak adımlar o kadar önemli ki ileriki yıllarda 2009 diye bir yıl yaşamamış olsanız hayatınız köklerini kaybetmiş gibi olurdu. Daha açık bir dille söylemek gerekirse 2009 sizin için, bir bebeğin ağzından çıkan ilk kelime gibi en değerli ilklerinizi yaşadığınız bir yıl olacak. Daha önce aklınızdan bile geçirmeye cesaret edemediğiniz hedeflerin aslında ne kadar yakında ve ne kadar kolay erişilebilir olduğunu farkedeceksiniz. Elinizdekilerle yetinmeyi bilen bir yapınız olduğu için ve hiç bir zaman olmayacak hayallerin peşinden koşan melankolik bir yapıya sahip olamdığınız için adeta 2009 size ödül veriyor gibi görünüyor. Bu yüzden bu yıl, siz isteseniz de istemeniz de her anlamada hedeflerinizi büyüteceğiniz bir yıl olacak. Çünkü 2009’da bu hedeflere doğru atılacak ilk adımlar kendiliğinden oluşacak, sizin tek yapmanız gereken bu fırsatları değerlendirip, ikinci adımı atabilmek için gerekli düzeni koruyabilmek. Yeni yılın ikinci ayıyla birlikte yaşayacağınız ufak değişiklikler size tüm bunların ne anlama geldğini anlamanızda yardımcı olacak. Tanışacağınız kişilerde, gireceğiniz ortamlarda, karşılaştığınız ilginç olaylarda yüzünüzde hep şaşkın bir gülümseme farkedeceksiniz, işte o zaman 2009’un size daha çok süprizi olduğunu farkedeceksiniz. Yıl boyu bu küçük süprizlerin tadını çıkarın çünkü 2009 size gülümseyerek göz kırpıyor.

Siz Hangi 'Şehir'siniz?

İstanbul
Siz tam anlamıyla bir “İstanbul”sunuz. Eğer İstanbul’da doğduysanız bu sizin için adeta bir şans demek, çünkü zaten başka bir şehirde mutlu olmazmışsınız gibi bir duruşunuz var. İstanbul hiç bir zaman öngörülemeyen karakterdedir, gizemli, cazibeli, büyüleyicidir, tıpkı sizin gibi. Hem geçmişinin izlerini taşır hem bugünü tüm realitesiyle yaşatır. Kim neyi görmek istiyorsa İstanbul’da onu görür. Tanımak, tanımlamak zaman alır. Tüm bunlar da size has özellikler değil mi? Siz nereye giderseniz gidin denizinin kokusuyla, sokaklarının sesiyle, mavi rengiyle İstanbul sizi geri çağırır ve siz bu çağrıyı kulak ardı edemezsiniz. Çünkü siz zaten "İstanbul"sunuz.


Görsel Algınıza Göre Karakter Analizi
"İyiler Kazanır" Diyenlerdensiniz

Sizin için önemli olan hayatta çok başarılı olmak veya kariyer yapmak değil sadece yaptığınız işin ve kurduğunuz ilişkilerin kalitesidir. Sizin için kazanmanın birincil anlamı insan kazanmak demek. Hayatta en büyük korkunuz "yanlış anlaşılmak" ve "kalp kırmak" bu ikisi sizin korkulu rüyanız adeta. Başkalarını üzmemek için zaman zaman kendi kendinizi zor durumlara soktuğunuz bile oluyor ama her defasında buna değdiğini düşünüyorsunuz. Çünkü daha önce de dediğimiz gibi sizin için kazanmak demek, insanların kalbini kazanmak demek.


Evliliğe Hazır mısınız?
Evlilik sizin için sıradışı bir durum değil
Evliliği olağan bir süreç gibi görüyorsunuz, genelde hayata bakış açınızda kesin yargılar olmadığı gibi evlilikte de katı ve aşılmaz yargılara sahip değilsiniz. Bu olgun tavırlarınız sayesinde hem kendinizi hem etrafınızdakileri rahatlatıyorsunuz. Detaylarda boğulmadan genel resmi görebilme yeteneğiniz sayesinde başkaları için kabus haline dönüşen bir çok durum sizin için mantıklı kararlarla aşılabilecek geçici dönemler haline geliyor. Kısacası siz eğer evlilik yolunda bir adım atmaya karar vermişseniz hayatınızı birleştireceğiniz doğru kişiyi bulmuşsunuz demektir ve geriye kalan ayrıntıların bir önemi yoktur.


Gerçekten Mutlu musunuz?
Olmasını istediğiniz gibi bir hayatınız var ve çok mutlusunuz
Hayatınızdan kesinlikle çok memnunsunuz, her günün size yeni birşeyler getirebileceğine inanıyorsunuz. Küçük şeylerden mutlu olmayı başarabiliyorsunuz ve istediklerinizi saplantı haline getirmek yerine sahip olduklarınıza şükür ediyorsunuz. Herşey her zaman istediğiniz gibi gitmesede bunu çok büyütmüyorsunuz ve geleceğe umutla bakmayı başarabiliyorsunuz.


İşte böyle...
Sıra geldi topu yani mimi her zamanki gibi Haydutlarım Bir Kelebeğin Önünde Diz Çöker'e atmaya.. Geçen sefer fotoğraf çekemedin diye affetim ama bu sefer Test sonuçlarını bekliyorum haberin olsun;)