8 Temmuz 2010

...


Bir minicik kız çocuğu..Bak, duruyor orada hala...
Anlatamam gördüklerimi o neşeli çocuğa...

5 Temmuz 2010

16.Günün ilk saatleri :Gelin olmuş gidiyorsun...

Nikah masasına oturdun işte.. Dayanmak çok zormuş böyle sevince.. Sana mutluluklar sözüm kardeşce.. At artık imzanı git biranönce...



İlk defa bir yanım bu denli eksik kaldı bir gelin giderken.. İlk defa bu kadar ağlamaklı oldum onca kalabalığın arasında herkes gözyaşi dökerken..

Oysa mutsuz değildi kalan da giden de, belki alışması zordu, biraz aceleye geldi ama vakitsiz, habersiz de değildi ya işte.. 27 yıl boyunca bunun olacağını bilerek bakmamış mıydı ona ailesi..
Gelinler hem ağlarım hem giderim derken, ardında bıraktıkları da hem ağlarım hem el sallarım ardından dememektemiydi ki, bir gece kendi elleriyle yabancı birinin kollarına bırakıp kızlarını giderken sanki..

13 yıl oldu az değil.. Ablam dedim içtenlikle.. Sorana kardeşim diye tanıtırdı bazen.. Kızı sananlar da olurdu beni kardeş olduğumuza inanlar da.. Annemden çok ona benzetirlerdi gözlerimiz birörnek diye...
Sadece o değil diğer iki kardeşiyle de aynı şekildeydi bağımız.. Ablasını düğünden sonra Ankara'ya bırakıp dönerken de garip olmuştum.."Ee sen şimdi bizimle gelmiyor musun?" diye sormuştum hatta.. Ablama iyi bak demiştim eşine.. Baktı sağolsun O da abim oldu sonra..
En küçükleriyle ise hep kavga ederdik küçükken,bana işkence etmeyi pek severdi.. Sonra büyüdük de vazgeçti kavga dövüşten biraz,abilik yapmaya başladı.. Bir defa Fanta konserine götürdü de bizi yerimizden kıpırdatmadı..Babamdan aşşağı kalır yanı yoktu bodyguartlık konusunda üstelik daha lise çağındaydı..

Dün gece-yine ablasıyla aynı yerde- Ankara'da bırakıp döndüğümüz ablamsa biraz daha farklıydı.. Aramızdaki 7 yaşi çok rahat kapatırdık birlikteyken.. Genelde o benimle çocuk olurdu,yerine göre de ben büyürdüm onunla.. Son yıllarda onun yoğun iş hayatından benim okulumdan pek fırsatımız olmasa da hayli vakit geçirdik birlikte..Güldük,eğlendik.. Birlikte halay çektik boş sokaklarda yada evin balkonunda.. Konserler,filmler,piknikler.. Tiyatroya hatta tatile bile gittik beraber tüm kardeşlerle.. Fuar arkadaşımdı ayrıca.. En son gittiğimde o da olmayınca yanımızda binemedim hiçbir oyuncağa yalnız başima,birdaha onunla çığlık çığlığa eğlenemeyeceğimi bilerek.. En son konser günüyse kınasını yaptık işte yine fuarda..
Dün sabah da kardeşinin kolunda çıkardık evinden.. Herkesin gözleri dolu, kimi tuttu kendini kiminin dayanmaya gücü yoktu..

Saçma gelirdi bana aslında.. Sonuçta Allah korusun ölmüyor ya ne var bu kadar gözyaşı dökecek ardından..Hele gelin dediğin niye ağlar ki isteyerek de evleniyorsa.. Sevdiğin adamla bir ömür yaşamaya gidiyorsun daha ne.. Ama öyle olmuyormuş işte..
Bir de düşün ki geride kalansan..Ve az da olsa uzağa bırakıyorsan bir parçanı.. Ben düşündüm,garipsedim.. Kendimi koydum yerine.. Herkes ağlarsa ben de ağlarım dayanamam diye korktum.. Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar tabi bir de.. Sonra daha da ileriye gittim.. Bir gün kızım olursa da o da böyle giderse.. Bu fikri daha da garipsedim.. En iyisi kızım olmasın benim..

Erkek tarafının yerinde de koydum kendimi elbet.. Davulla zurnayla gelip aminle duayla kızı alıyorsun,konvoyla kornayla götürüyorsun.. Kız tarafı ister gelsin peşinden ister gelmesin..Kim gelmiş, kim gitmiş demeden nikahını kıyıyor düğününü yapıyorsun.. Sen kızın bırak soyadını kütüğünü bile kendi üstüne alıyorsun.. Evet bir oğlum olsa daha iyi sanırım.. O zaman da oğlunun 'senden başka bir kadını sevme' durumu var ama olsun.. Gelin alıyorsun,damat vermiyorsun..

Aslında tüm bu sıkıntıyı yaratan gelin alma merasimi oluyor.. İmza atarken kimse ağlamıyor..Nikah kıyıldıktan sonra herkes güle oynaya dans ediyor,göbek atıyor.. Bir de üstüne altınlar takıyor, al da bunu keyfine bak dercesine.. En sonuda da herkes "hoşçakal" diyip evine dönüyor.. Gelinle damat da güle oynaya çıkıp salondan arkalarına bile bakmadan uçup gidiyor..
Geriye 'hayat arkadaşı' olmanın değerini bilmek kalıyor...

28 Haziran 2010

11.Günün ilk saatlerinde: Söz verdiğim gibi.. FanTa FesTivaLi..



Reklamlarda Şebnem'in sesini her duyduğumda içimi yakıyor Fanta Festivali ..
Fanta'yı pek sevmem festivallare katılan sanatçı kitlesi de genel olarak pek tarzım değildir ama yine de gider(D)im kimlerin geldiğiyle pek ilgilenmeden..Ayrı bir yeri vardır bende, dile kolay bu yıl 9.su düzenleniyor ve ben 7 yıl boyunca kutu kutu fanta içip -içirip- gittim o festivale..Hatta bir seferinde 10-belki de 20-kutu birden almıştık da açma halkalarını koparıp gerisini eve istiflemiştk:D
Hatta o yıldı sanırım, misafir cocuklarla falan nerdeyse bütün mahelleyi toplayıp götürmüştü babam.. Küçücük arabaya babam dahil 8kişi sığışıp gitmiştik.. Arabada yer olsa daha da kalabalık olabirldik.. Ölümüne yağmur bastırmıştı konserde de babam arabanın güneşliklerini getirmişti kafamıza tutalım diye.. Almamıştım.. Candan Erçetin vardı o sene sahnede, önümdede orda olması hiç beklemediğim bir arkadaşım..Islanmıştık hep birlikte..

Aslında ilk konsere kuzenim-in ısrarıyla babam- götürmüştü.. 1 biletimiz eksiikti de 3 kişi 5 şişe fantayı bitrcez diye uğraşmıştık kapıda.. Sonunda 4 kapağı bir de şişeyi vermeyi teklif ederek girmiştik içeriye:) Sıkış tepiş bi yerde en tepeden seyretmiştik.. Sanırım o ilk gerçek konserimdi.. İlk Teomandı.. Ve son olmadı..
Ondan sonraki senelerde hep bir şekilde gittim o konserle.. Kimi zaman babam topladı bütün mahalleyi gittik kimi zaman karşı komşumuzun çocukları.. En çok da ablam vardı yanımda heralde bu evlenicek olan.. Son yıllarda-büyüyünce- babam bize katılmaktan vazgeçmiş çıkışlarda bazen erkenden bazen de tüm alan boşaldıktan sonra bizi almaya gelir olmuştu.. Bu arada İlköğretim yıllarından kalma bir avuç arkadaş grubumla da her festivalde bir araya gelir olmuştuk.. Yanımızda kim olursa olsun.. Senede birkaç defa düzenleyebildiğimiz buluşmalarımızn bir ayağıydı Fanta..

2008 yılıydı en gariplerinden biri.. Sanırım ben bozunca geleneklerden birini bütün Fanta lanetlendi.. O yıl ilk defa o kadar özgür gittim konsere..Bir o kadar da esirdim gerçekte.. Yanımdaki ne ablamdı ne de babam.. O dönemin saplantısıydı belki de yalnızca..Uğruna çok şeyden vazgeçtiğim-vazgeçirildiğim- biriydi.. O bir avuç dostum yanımdan geçti.. Ben başımı eğdim... Arkalarından bakmakla yetinebildim sadece.. Bu yanımdakinin değil benim suçumdu elbette.. Dostlarım, durumu öğrenince beni affetti ama o Saplantı, günü gelince beni hiç dinlemeden terkedip gitti.. Hiç üzülmedim..

O fesitival son Fanta Festivali oldu benim için.. Geçen yıl o gece ani bir kararla tatile gittim gene ablamlarla.. Çok üzülmedim çünkü tatil her zaman bulabildiğim bir şey değildi.. Seneye dedim.. Bu yıl da ablamın düğününden dolayı katılamıyorum festivale,sevdiklerime.. Bu yıl daha çok üzülüyorum ama, Şebnem her daim bulunabilen birşey değil çünkü..

Koskoca haziran poşete girdi sanki.. Üstelik son iki yıldır Rdmi de sokmak hevesindeyken o bir avuç arkadaş grubumun arasına, nasib olmuyor birtürlü.. Öğrendiğim günden beri o reklamlar Şebnemin sesiyle de bir araya gelip oturuyor içime.. Bi ümit konserin tarihin değişmesini umuyorum hala..
Bugün en sonunda arkadaşlarımdan birine haber verdim de gelemeyeceğimi "Olsun Tottis seneye artık" dedi.. Canım, geçen yıl da böyle söylemişti:)

Napalım artık,seneye:)

7.Günü 8.Güne bağlarken.. : Eksik günlerin özeti



Daha 3.günden itibaren kendime verdiğim sözü bozmaya başladım.. Farkındayım.. Demek ki yaz tatili gerçekten başlamış:D

Gerçi çok da keyfi bi durum deildi bu günlerdir bir telaş..bir koşturmacadır gidiyor.. Bu hafta içinde bi düğünümüz var, karşi komşumuzun kızı evleniyor.. Tabi böyle diyince dış kapının mandalı olarak anlaşılmasın 13sene oldu birlikteyiz.. komşuluktan öte artık abi abla kardeş statüsündeyiz birbirimize..

Çok kısa zamanda oldu herşey, 6ay içinde tanışmadan evliliğe giden bir süreç olunca tabi çeyizin gideceği sabaha kadar anca tamamlandı eksikler.. Hele son bir kaç gün sabahlara kadar eşyaları toparlamakla uğraştık ve dün sabah da İstanbula götürüp yerleştirdik..


Tabi bu telaşın yanında uzun zamandır düğünde giymek için elbise arıyorum kendime.. Şöyle kolu paçası düzgün,özellikle bloğumun renginde.. İstanbul'da baktım bi iki yere gelmeden,İzmitTe de gidilebilcek heryere gittim ama bi türlü işte bu diyebileceğim bir modelle karşilaşmadım.. İstediğim de çok birşey deil ha, sade bir şey de arıyorum.. Kırk yılda bi siyah olmayan bir elbisem olsuun istedim güya bu mavi de moda ama en sonunda siyaha minnet etcek hale de geldim... Günlerdir gündüzleri elbise ararken geceleri de çeyizlere al atıyordum..

Artık yarın da itibaren "Dikim Mod"a geçiyoruz bir aksilik çıkmazsa istediğim renkte ve asırlık bir Burda kitabında bulduğum bir modelde elbise diktirivericez..

Bu arada cumartesi günkü Yoga dersi çeyiz telaşına kaynadı, yarın ki de bu elbise kumaş derdine gidicek.. Bir sonraki cumartesi de Düğün var zaten.. Yalan oldu benim Kundalini Enerjim:D

Ha bir de reklamlarda Şebnem'in sesini her duyduğumda içimi yakan Fanta Festivali var ki o da kına gecesi akşamına denk geliyor.. Aslında konser de kına da Fuar içinde ama festival de 'geçerken uğranılacak' bi yer değilki.. Fanta Festivallerinin ayrı bir yeri vardır bende bir de.. Çocukluğumdur.. Gençliğimdir.. Güzeldir :)

Şimdi burda derinlere inerek yazının 'özet' başlığını bozmayayım ama bir sonraki postum Fanta için gelsin:)


Dipp:Yukardaki resim gelinimizle damadımız olup, gelinin 4 yaşındaki yeğeni şu minik palyaço tarafından,çeyizler açılırken süpriz olsun diye yapılmıştır:)

23 Haziran 2010

3.Gün: OrmaN MeyveLeRi :)

Kırmızı meyvelere karşı zaafım var benim.. Özellikle de orman meyvelerine.. KaraduT, bögürtlen, framboaz,ahududu... Böyle yerken bi ekşimtrak olur ağzın..hani minik minik çekirdekleri değer dişine.. Oksidatif stres bile diz çöker önünde:)

Akşam üstüne kadar sıkıcı geçen günüm yemek yapma, pasta poğaça hazırlama telaşıyla renklendi.. Bu evde kendimi en huzurlu hissettiğim mekanın mutfakta tezgah başı olduğunu da farkettim bu sayede:)

Geçenlerde komşu teyze memleketinden kara kara dutumsu börtlenimsi birşey getirmiş bi tabak verdi.. Daha görünce tabağın içine eridim gittim.. Bambaşka dünyalara uçuyordum ki tabak hafifleyince kendime geldim.. Zorla frenledim kendimi..
"Bununla PasTa yapmalıyızzz!!!"
Kaç gündür duruyor öyle dolapta nasıl başardım bilmem elimi bile sürmedim.. Kim yapcak bunla şimdi pasta nasıl yapsak derken imdadıma Dr.Oetker amcanın Karaorman Pastası yetişti.. Hazır misafir de gelcek diye sıvadım kolları hemen..

İşin garip yanı bu hafta anneme vişne aldırdım ben... Hiç öyle oturup vişne yeme huyum da yoktur hatta sevmem bile ama canım çekti.. Eh onun da kısmeti pastayaymış:) Tarifte yalnızca vişne kullanmışlar ama ben araya, pasta olmak için bekleyen kırmızı siyah meyvelerimi de kattım, pek bi lezzetli oldu:) Hatta hala biraz meyve kaldı maşallah nasi içten verdilerse onu pek de bereketli çıktı:)

Bir yandan da çocukalarla boğuştum pastayı süslemeye çalışırken.. Biri kardeşim 9 yaşinda, öbürü de şu palyaço 4 yaşinda.. biri dio o tatli mi ekşimi,öbürü dio krema yicem bitince,diğeri dio hayır ben yicem..Anaaam heç susmak bilmediler ya hem birbirlerini yiyolar bi yandan hem de beni,o kadar sayıkladan sonra pastadan bi çatal bile almadılar ama.. Annem dedi "gördün mü çocuklarla iş yapmak nasıl oluyomuş" :D Hakkaten zormuş uğraşmak.. Yapmicam peşpeşe iki çocuk uğraşamam onlarla:D Sanki daha önceden böyle bir planım varmış gibi:P
Zaten dünden beri sürekli palyaço dansı yapıyoruz:D

2 saat içinde yemek yedik,sofra topladık,çay yaptık,pasta yaptık, gene Dr. amcanın hazır un karışımıyla kurabiye yaptık o da fena deildi hatta,arada misefir agırladık,yedik içirdik gönderdik:D

Annemi anladım bugün..Zormuş işi valla.. :)