14 Nisan 2011

Sessiz çığlık..

Neredeyse bütün sosyal paylaşım platformlarına saçtım kelimelerimi..
Blogspot..
Twitter..
Formspring..
Tumblr..
BokFace..
Lakin yetmiyor..
Susuzluğum gibi büyüyor dilimin ucunda cümleler.. Satır satır geçiyor gözlerimin önünden içimden gelen sesler...
Biri 'Dur' demeli.. Bitmeli bu serzenişler..

13 Nisan 2011

..


Üstünden geçtiğim her köprüyü yıktım ben.. Gözümü bile kırpmadan hem de..

Şimdi oturmuş uçurumun kenarına, bakıyorum geriye..

Hiç kullanmadığım ‘keşke’lerim, acaba kimlerin cebinde...?

5 Nisan 2011

MSN bir kahin olabilir Mi??

Sıkıntıdan Msn'in naçizane testlerinden birine tıkladım.. Buyrun Efenim hangi çizgi Kahramanmışım:D

Şeker Kız Candy

Kement atmayı, ağaçlara tırmanmayı seven ve erkek çocuklarla oynayan bir kız çocuğu gördük önce. Ama büyüdükçe içindeki zarif kadının ortaya çıkışına da tanık olduk. Her ne kadar kendinizi hep ikinci planda tutup dostlarınızın rahatını daha çok düşünseniz de, aslında onların mutlu olduğu zamanlarda siz de mutlu oluyorsunuz. Sadece dostlarınıza değil düşmanlarınıza karşı da hep iyi yürekli bir yanınız var. Kimse için kötülük istemiyorsunuz...


Yalnız anlamadığım bir şey var gerçekten.. Msn, sorduğu 10 tanecik soruyla beni nasıl bu kadar iyi tanımlayabiliyor.. Oha lan.. Bahsettiği cidden benim:S Üstelik soruları öyle çok da özenli yanıtlamadım.. Ve çocukken Şeker Kız Şeker hayranı bir kız çocuğu da değildim.. (bknz: erkek çocuklarla oynayan bir kız çocuğu) Hayırdır İnşallah.. :D

Bir pazar günü Macbeth oldum ben.. Belki de bir cadı..


Macbeth seyrettim bu pazar.. Oyun Atölyesi’nde ilk tiyatro deneyimimdi.. Oyun bitip salonu bırak sokağa adım atıp yüzüme biraz yağmur serpilene kadar atlatamadım ilk şoku..'Ne yaptık biz?? Oyun muydu yoksa gerçek mi..?'

Şimdi seyrettim diyemiyorum aslında.. ‘Yaşadım’ adeta.. Sanki bir ömür ortak olmuştum Macbeth’in hayatına..

Cadılar davullarını kulağımı patlatırcasına çaldı.. Göz göze geldik.. İçlerindeki öfkeyi gördüm.. Macbeth kılıcını savurdu,gırtlağıma doğru kanlı elleriyle.. Korkuyordu aslında o da.. Sonra korkunun tadını unuttuk birlikte, o vahşetin içinde.. Lady Macbeth'i gördüm sonra.. İhtiras dolu haykırışları ürküttü beni.. Akıttığı gözyaşları acıttı.. Ölüm çığlıkları.. Baykuş ıslıkları.. Hepsi gerçekti aslında.. Yahut hayat kötü bir kopyaydı Shakespeare’in yazdıklarının yanında…


..Sessizlik..

Bloğumun tipini değiştiresim var ama çok üşeniyorum..
Anlamsız geliyor bir de... Son zamanlarda buralar o kadar sakin ki...
Oysa ben en çok burayı seviyorum.. İlk gözağrımı...