1.Ulusal Genetiği Değiiştirilmiş Organizmalar Sempozyumu için ODTÜ'deydim geçen hafta cumartesi günü.. İlk seminerimdi..Çok hevesliydim ama üzülerek itiraf ediyorum ki çok sıkıldım.. (burayı da iyice itiraf duvarına cevirdim :S ) Neyseki ilerde işe yarıyabileceğine inandığmız bi sertifika vardiler de sempozyumu kurtaran o oldu.. Gerçi sertifikayı daha girerken vermeleri seminerin 2.oturumunda salonun yarısının boşalmasına sebeb oldu olsun.. Biz de, kulağmıza 'çıkışta sertifika onaylancak' gibi yanıltıcı ve bütün günü ODTÜ'nün koltuklarında uyuyarak geçirtici bi söylenti çalındığından salonun kalan yarısına dahildik 3-5 arkadaş.. Allahtan koltuklar pek rahattı..
Aslında hevesim seminere değildi.. konusu daha çok tarım olan -ki hiç ilgi alanım değildir- seminerde sıkılıcağmı biliyordum..
Tek derdim yıllar sora yeniden Ankara'ya gitmekti.. Ankara'yı çok sevdiğimden deil ama yanlış anlaşılmasın.. Anılarımı çok sevdiğimden.. Ankara yolculuklarımı özlediğimden.. Çok mu güzel çok mu eğlenceliydi her biri.. sahte dostlar.. yalnızlık.. kandırmacalar..
Ortaokul yıllarım önce Ankara.. Hep 2.likle dönülen Türkiye Şampiyonaları, Gençlik kupaları.. 'yine hakkımızı yediler' haykırışları.. Ve daha bir sürü şey.. Bi son gidişimin dünüşü hafifce gülümsetir beni.. Yol hiç bitmesin isteyişlerimiz gelir aklıma.. Ah çocucukluğum.. Sözde yaralarım..
Ve lisemdir Ankara.. Nisan başı.. 2006.. zincilerinden kurtulmuş ve ilk defa özgürlüğün tadına varmış Tt düşer yollara.. Yeni yeni kararmaya başlamış.. üstünde kendi imalatı gururla giydiği tshirtü.. Bu kez amaç ünivetsite gezileri.. İlk gidilen yer ODTÜ.. o devasal mekana, yemyeşil çimenlerine duyulan hayranlık.. 'Hocaaamm!! Bırakın bizi burdaa!!' 41 saat süren uykusuzluk.. Yol boyu yerine oturmayan hep ayakta hep konuşan hep bagıran insan.. ben..
Oysa hiç de yaşancak gibi değilmiş ODTÜ kışın.. rengi soluktu bu defa, ağaçlar çıplak etraf cansız.. Onların koca kampüsü varsa benim İsTanbuLum var!!
Bu kez gitme amacım da yeni hatıralar edinmekti Ankara yollarında.. Sabaha kadar süren yolculuk.. seminer.. ve ardından bir geceyi daha sabaha bağlayan geri dönüş.. Cuma sabahı uyandım..sonra pazar sabahı Ttli bir kucakta yumdum gözlerimi.. :) Ve harika bi haftasonu geçirdim..
Cuma gecesi 11de Taksimden kalktı otobüs.. Yolun yarısında en önce şöförün yanında yerde mekan yaptım kendime ve muhteşem sesimizle sabaha kadar uyutmadık otobüstekileri.. En çok şöförün işine yaramış olcak ki dönüşte artık herkesin sızdığı vakitlerde söför hala bana seslenmekteydi.. 'İdil uyumadın dime?? Uyuma İdil lazımsın sen bize?' :D O gece dağıtcağından en çok korkulan ben hepsinden sağlam çıktım adam bi bana güvendi tabi:D ben bile şaştım kendime ;P
cumartesi akşam 11de Kızılay'da başlayan yolculumuz da sabahın 6sında Taksim'de son buldu.. Taksim meydanında sabah ezanını dinleme şerefine de nail oldum ya.. daha ne isterim..:)
Ve İstiklalden -o saatte- akın akın gelen insanlara şaşkın, uykulu,yorgun ama bi o kadar da halinden memnun Ttnin yolculuğu edinilmiş yeni anılarla, sıcak bi yatakta son buldu.. :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder