3 Şubat 2009

eve dönüş...

Ve herkesin bitirip de dönmeye başladığı tatile çıktım nihayet bende.. Gerçi ne kadar memnun olduğum tartışılır ama nihayetinde benim de tatile ihtiyacım vardı... Hele o sınavlardan sonra..
Her ne kadar bi dersim sallantı da olsa da ucunda İstanbula gitmek var...

Daha sabah başladı aksilikler.. Erken uyandım gariptir.. Canım kahvaltı etmek istemedi.. Bilgisayar notlarına da çalışmak istemedi.. Zorla bi kahve içtim bi iki kek yedim öğlen.. bi defa da okudum notlarımı.. toparlandım çıkıcam odadan ki Akbilimin kayıp olduğunu farkettim.. Aradım heryeri ama bulamadm.. sinirlendim.. sonra 'kaybolan Akbil olsun boşver..' dedim... Okula gittim.. sınavlarım açıklanmış.. Hiç bi notumu beğenmedim.. 'Geçtiğine şükret boşver..' dedim tabi fiziği saymassam.. '9Şubatta istanbulDasın işte daha ne istiosun boşver..' dedim ardından da tabi çalişmam gereken fizik konularını ihmal ederek kafamda...

Bilgisayar sınavına girdim sonra.. Tam 14:45ti sınav saati.. Belki de bütün lanet bu saatte gizliydi.. Neden 30 değil 00 değil de 45?

Ve 10dakka da bitti sınav.. Acelem var çıkıcam.. daha yurda dönücem bavullarımı alıcam 4e kdar eminönünde olmam lazım.. Toparlandım kalkmaya hazırlanıodum ki 'çıkamassın!' dedi bi ses.. '15 dakika sonra sınav süresi bitince çıkacaksın!' Yıkıldım.. kağıda baktım öylece.. Salladıklarımı değiştirmeye çabalamadım.. 'Otobüse biner 5 dakkada gidersin idil boşver...' dedm.. Vakit dolunca çıktım.. Koşarcasına.. Otobüs yok.. her zaman kapıda dizili otobüsler yok.. 'Yürümeye başla idil boşver..' dedim.. 'ilerle sen gelir elbet..' hızla yürümeye başladım... Sinirliyim.. Bağcıklarım çözülüp duruyo yolda.. hızımı kesio.. 2durak geçtim hala otobüs yok ortada.. Kaç tane hat geçio oysa o duraklardan.. Yok hiçbiri..

Ardından bankamatikten para çekmek istediğim gelio aklıma nolur nolmaz die..Okulun ordan çekmei unuttum.. 'olsun idil boşver..' diorum 'yol üstünde 2 tane var.. biri dolu olursa öbürüne gidersin sen hızını kesme..' İlk bankamatiğe yanaşıyorum.. Önümdeki teyze pek yavaş.. Çıldırıorum.. 'sakin ol idil..sakin' diorum... Sıra bana geliyor.. Kartımı sokmaya çalışırken bankamatikte banknot olmama ihtimali geliyor aklıma korkudan gözlerimi kapıorum.. Karşima 50TLnin katları çıkıyor.. Yıkılıyorum... Ama yılmıyorum.. Yurdun orda da var bitane.. Umutluyum.. Hızlanıorum.. Tel çalıyor.. Hem konuşuorum hem koşar adım yürüyorum.. Artık otobüsler geçmeye başliyor bu arada.. gelmişim zaten nerdeyse.. binmiyorum..
Bavullarımı hareme kadar taşıyabiliceğme ikna etmeye çalışıyorum telefonun ucundaki, hasta haliyle bana yardım etmek için ısrar eden, harika insanı.. Zor da olsa başarıyorum.. Zaten günlerdir anneme bavullarımı taşıyabileceğmi anlatıyorum...

kendimi bildim bileli ağır çantalarla gezerm.. İlk okulda bile en ağır çanta benimkiydi.. Ortaokulda okula giderken buz patenlerimi bile taşidğim oldu galiba okuldan direk antremana geçiçem die.. Lisede zaten bavulum sırtımda.. ''Kaderim bu böyle yazılmış yazım.. Hiç kimsenin bavulumu taşimasında yoktur gözüm....'' Her neyse çok derine dalamayayım..

Rdmi ikna ettim ve bankamatiğin önüne geldim.. KAder aNı! Bu seferde 20Tl diyceğni adım gibi biliodum.. 18Tl dicek hali yoktu ya zaten.. 'boşver...' dedim yurda koştum hızla.. Çıktım odama kaptım bavullarımı.. Ve bir yardım teklifi daha.. Oda arkadaşım aşağı indirmeme yardım etmei teklif etti.. Ben olsam bende aynı şei yapardım ve karşimdaki kabul ederdi.. Ama ben etmedim tabiki.. Kendi günlük çantam , tıkabasa doldurduğum çekçekli bavulum ve orta boyuttaki omzuma asmış bulunduğum bavulum ile ben indik 2 kat aşşağıya.. Çıktım durağa.. İlk gelen otobüs 28di! Herzaman beni durakta bekleten harika araba.. binmedim.. İnince karşidan karşiya geçmem gerekti çünkü ve uzak kalıcaktı feribota.. Ayrıca biletçi amcası yoktu.. Trafğe karşi sabırlı olucak ve eminönü arabasına binicektim.. Bi tane geldi ben bavulumu düzeltip arabaya yönelene kadar durmAdı gitti.. Ardından bi tane daha geldi neyseki.. Bu arada 2 numaralı bavulu çekçeklinin üstüne koyduğum için kendi kendime taşımamı engellediğmi farkettim ki biletçi amca şöförün komutuyla yerinden fırlayp bavulumu otobüse sokmuştu bile.. Teşekkür ettim.. Fenayım ben bide küfrettim içimden kendime 'beceriksiz!' die.. nese oturdum..
Şöyle bi alıcı gözüyle baktım bavula.. İlk kapadığımda bu kadar değildi sonradan gaza gelip onu da bunu da derken baya doldurmuşum.. Eminönüne geldik bu sefer 2numaralı bavulu omzuma attım daha rahat taşıyım die derken ak sakallı bi amca 'dur yardım ediyim' diyip yakaladı bavulu.. ben 'yok ben taşirim' diyorum amca 'korkma' dio.. Bavulumu alıp kaçicak die korkuorum sandı halbuki ben 'Acıma bana!!' psikolojisi içindeyim.. O amcaya da teşekkür ettim ve feribota doğru ilerledim.. Neyseki yol üstündeki merdivenlerden inerken kendi kuvvetimle yüzleştim.. galip geldim...

Çok fazla insan vardı etrafta.. Onlara çarpadan ilerlemek o bavulu çekmekten daha zormuş onu anladım.. Ama bu sadece bi iki dakikayla feribotu kaçirmama engel olamadı.. 'Sakin ol idil.. Hep bu insanlar Onlar kesti hızını yoksa kesin yakalardın.. Bi sonrakine binersin.. boşver...' Aldım jetonumu.. Girdim içieri tele baktım anam aramış.. bu stresin acelenin üstüne telefonumun çalmış olduğunu farkedince daha da sinirleniorum.. 'sakinleş idil..' Aradım hemen.. bu arada 4buçuk arabasına binmei planlarken saat 4buçuğu geçmişti ve ben hala feribota binememiştim.. Anama söylendim derken feribot yanaştı hemen bi tane daha..
Bindim.. direk diğer uca geçip geçmediğini anlamak için merdivenin altındaki koridorun başinda duruyodum.. Bi amca 'bırakma bavullarını orda götürürler' dedi.. 'bırakmıycam zaten' dedm.. İç sesim bu kadar sakin değildi elbette.. 'salak adam neden bırakayım koca bavulu ortada!!!' karşidan bi insan geldiğini görünce toplayıp cesaretimi daldım ücra olduğunu düşündüğüm koridora ve karşi tarafa geçiverdim.. İneceğim yerde dikildim ve kalkışı bekledim.. bundan sonra bi ceşitli seyahat acentalarının muavinlerini atlatmak kalmişti..Yani en azından ben öyle sanıodum ki amcanın biri yanıma yanaştı ve bana yardımcı olmayı teklif etti.. gülümsedim ve teşekkür ettim içimden küfrederken.. 'Yükün ağır baya bırakalım istersen gitceğin yere kadar yolumuzun üstüyse' :S 'gerek yok Teşekkür ederim!!' hala gülümsüyorum ayıp olmasın die ve aynı tepki 'Yanlış anlama ailemle birlikteyim yükün ağır diye dedim ne tarafa gidiceksin?' Siz beni yanlış anlıyorsunuz demek geliyor içimden.. fazla muhabbete gerek yok.. 'İzmit.. ZAten hemen burdan otobüse binicem teşekkürler' Ve amca dönüp arabasına biniyor.. Hakikaten ailesiyle birlikte..

Rüzgar vuruyor yüzüme.. Üşüyorum ama çevirmiyorum yüzümü.. O vurmaya devam ediyor.. Sakinim.. GEldim işte Haremdeyim.. Taşıdım bavullarımı da.. İniyorum feribottan bi kaç muavini atlattıktan sonra herzamanki adama takılıyorum.. Adan tanıdı artık beni ona da yok İzmit değil diyemiyorum.. Bavullarıma sarılıyor yine.. Ve aynı kelime dökülüyor onun da dudaklarından 'korkma..' Sakin ol idil.. Ve bırakıyorum artık direnmiyorum ama koşturuyor beni.. hızla sokuyor yazaneye ve kayboluyor arkamdan..5arabasına yetişiyorum nihayet alıyorum biletimi ve işte otobüsteyim.. 'şükür!' diyorum..
'Ne fenasın idil' diorum kendime sonra.. İnsanlar sana yardım ediyo sen onlara kızıyorsun.. Hastalık işte.. Ben babama bile kolay kolay taşıtmazdım çantalarımı hiç tanımadığım adamların yardımına muhtaç olmak istemiyorum.. Neyseki geçti... kitabımı açıyorum.. Heyecanla okumaya başlıyorum ki şöför ışığı söndürüyor.. En önde oturuyorum 'heralde ışık görüşünü bozuo' diorum sesimi çıkarmıyorum telefonun ışığıyla bulunduğum bölümü bitirp bırakıorum.. 'mayışıyorum.. Sakinleşiyorum..' Derken bitiveriyor yolculuk.. İnip bavullarımı alıyorum babamın önünde dikiliyorum ki o beni hala otobüsün içinde arıyor...
Yüklenio koca bavulu atıo arabaya.. ve 3 hafta sonra yeniden izmitte olduğma şükrediorum bi kaç saat sonra çıldıracağımdan habersiz..

Günün son damlası taşmadan önceki bi kaç saati ailemle huzurlu geçiriyorum.. kendi evimizde olmadımızdanmış eve gelince anlıyorum.. Bi hevesle odama giriyorum ki oda sanki birden üstüme geliyor.. Kalabalık.. karmaşik.. geçen hafta kardeşimin müjdelediği siyah laptopu arıyorum fazla heveslenmeden.. biliyorum bi dandiklik çıkacakc çünkü altından.. Derken gözüm masanın üstündeki siyah kasaya takılıyor.. çığlığı basıyorum.. Beyaz monütörün yanında iğrenç duruyor.. Oda daha bi üstüme geliyor.. hala bi laptop arıyor gözlerim.. ve bi ses kandırıldğımı söylüyor.. Kardeşim şaka yapmış.. Meğer çift çekirdekli yeni işletim sistemi sadece kasaymış... durumun ciddiyetinden habersiz gülüyorlar evdekiler.. ve ben susuyorum.. LAptop umrumda deil.. Kandırıldığıma yanıyorum.. Yine yine ve yine inandığıma... Kendime kızıyorum... Sonra ayılıyo kafam ''Ee benim herşeyim öbür kasa da!!'' Babam yine kıt kafalı bi insan olduğumu vurgulayan sözlerle diğer kasadan usb bellekle taşıycağmı söylüyor.. Kasa yatağmın yanında duruyor.. Ben daha çok usb kısmına takılıyorum.. Aynı teklifi ben Rdme yaptığımda gülmüştü bana.. haklıydı.. Ama ben babama gülmüyorum.. susuyorum.. 4gb bellekle 40gb malzemeyi kasayı kaç defa takıp çıkartarak taşıyabiliriz? sorusunu sormaya tşebbüs bile etmiyorum.. Basıyorum yeni kasanın düğmesine...bana ait birşeyler olmayan bi ekran karşımda.. Nefret ediyorum... Sinirleniyorum... Farkındalar.. konuşmuyorum...

Ve işte o anda kafamda tonlarca ses yükselio.. sıkı sıkı kapatıyorum ağzımı parmaklarım oynuo sadece msja döküorm içimi... Sakinleşmeye çalışıorum.. Yine kandığım için kızıyorum kendime haLa hayal kırıklığına uğradığım için... Ve bi anda yeni kararlar alıyorum.. Kardeşimi kaldırıyorum pcden.. Söküyorum yeni kasayı emektarımı bağlıyorum hemen.. Msne sarılıp birz içimi döküyorum sevdiğime.. İnat ettiğimi söylüyor ama benim yerimde olsa bu kadar sessiz kalamiycağnı ve daha çok çıldıracağını itiraf ediyor..

Belki tüm bu anlattıklarım Nankör bi insan portresi çizicek gözlerinizn önüne.. Yardmlara küfreden yenilenmiş bi pcyi elinin tersiyle iten şımarık bi kız çocuğu belki size göre idil...
Acaba şımarık bi kız çocuğu olsa daha mutlu olur muydu idil bu evde? Ya da içine atmayı bırakıp öfkesini haykırsa rahatlar mı?? ''Çocukluğumdan beri bu kaçıncı heves bu kaçıncı hayal kırıklığı?? '' dese.. ''Neyin eksikti?'' der mi?? Peki ya huzur desem... bu eve onu geri getirebilecek biri var mı??

Sonuç olarak evdeyim işte.. Hem de marta kadar... Önümüzdeki bi kaç gün odamdaki gereksiz şeylere acımamaya kararlıyım.. gelmeden önce burayı yeniden yaşanabilir kılmaya kararlıydım ama pek kolay olucağa benzemiyor..

Günün bütün hazımsızlığını bloguma kuşmuş bulundum bu arada... Tüm bu olanların üstüne içtiğim koca bi bardak su dokundu heralde..
Üşenmeyip de okuyabilien varsa ne ala..

2 yorum:

Maledetto dedi ki...

sanırm biraz canım yandı tüm bir günü hayal ettikçe...nefret ettim hasta olan bedenimden inan bana! seni çok iyi tanıyorum ne nankör nede şımarık olmadğnı bilecek kadar çok iyi....hani vardır ya insanın hayalinde kurguladığı bazı anlar deişmesini istemediği ufak tefek zamanlar...biliorm onların yıkılışının bir ruhu ne kadar sarsabilceğini...kimileri için en saçma olaylar..senin,benim için anlamlı değerli anlardır...özür dilerim tekrar tekrar gelemediğim için yada o yaşlı amcalardan biri olamadğım için....ve sana yardım edemediğim için...hem hareme hemde gözlerini kapadığn yatağına gidene dek..çok klasik olcak ama unutma güçlü insanlar ellerindekilerle mutluluğu daima bulurlar..bir sarayın güzel odalarında yaşayamasalar bile romantizmi ücra bir koridorun ucunda..yada kızıla bürünmeye çalışan küçük bir odanın duvarlarında hayat bulmuştur onların aşkı! (ne yalan söliim süper söz gönüller bir olunca samanlık ohooo neler neler olur;) )

!reDanDark! dedi ki...

biz planladık mı olmuo biliosun..Aniden yapmamiz gerek bazı şeyleri.. Öyle bir gündü dün de.. Geldi mi üstüste gelir ya aksilikler hiçbiri bizim suçumuz değildi ki.. Ben yine 'bugun ne öğrendim?' tarafından baktım olaylara sen rahat tut Ttlim içini;)