Tatil ne kadar gelmediyse içimden yazmak şu İstanbulda geçirdiğim 2 hafta içersinde okadar paylaşmak istedim yaşadıklarımı... Anlatıcak okadar çok şey var ki şu 24 saate nasıl sığdırıcağımı bilmiorum.. Herbirini herşeyi anlatmak, öğrendiğim herşeyi paylaşmak istiyorum..
şu son 2 haftam kadar yoğun olmamıştım uzun zamandır.. Yorucuydu ama dolu dolu geçti.. yeni yerler, yeni tatlar, yeni şeyler... Ne yağmur engel olabildi ne soğuk.. en sonunda hasta oldum, kendimi çok yorgun güçsüz keyifsiz hissettiğim oldu ama yılmadım yine attım kendimi sokaklara....
Özlemişim istanbulu.. Daha giderken.. İstanbul sınırlarına girdğimi hissttiğim anda değişti havam.. Hemen düştü çenem.. Huzuru hisstmeye başladım içimde.. Fatih'te arabadan ilk indiğimde derin bi nefes aldım.. Bi oh çektim içimden Fatihi çok sevmesem de..
Babam bıraktı yurda.. Odama girdim üstümü başımı değiştirip attım hemen kendimi sokaklara.. Beşiktaş'a.. Huzura...
En yoğun olan ilk haftamdı aslında 2. hafta okul da başlayınca o yogunluğun acısını çektim daha çok... Zaten uzun zamandan üzerimde olan duygusal psikolojik karmaşam daha da yoğunlaştı.. Acı verdi baya.. En çok da o yordu beni zaten... Neyseki eve gelmeden bi gün önce 'artık kurtulmalıyım bu saçmalıktan!!' diyerek kendimi önce istiklale sonra da elbetteki Beşiktaş'a atmak suretiyle sirkelenip kendime geldim.. Çok şükür...
Haftayı, RDmle birlikte, yıllardır içimde kalmış tren yolculuğunu yaparak noktaladım..
Ayrıntılar, çok yakında... =)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder