11 Ocak 2012

Mezun olma fikri, bir üniversite kazanma fikrinden daha sıkıntılıymış.. Tecrübeyle sabitim artık..

Son birkaç ayım mezun olunca napıcam, neye yönelicem, iş bulabilcem mi, akademik kariyer istemiyorum ama iş bulabilmek için yüksek lisans yapmalı mıyım, hangi şehir, hangi bölüm, hangi üniversite diye düşünmekle geçti.. Ve kafamdaki sorular cevaplanana kadar da sürüceği çok belli...

Ne yapmam gerektiğini bilmediğim için dört biryandan yol almaya çalışıyorum.. Geçen yıl başladığım açık öğretimi hiç saymıyorum.. Bu zamana kadar 2 ALES ve 1 Üds'ye girdim.. Bu hafta YGS'ye başvuruyorum.. Önümüzdeki altı ay içinde 1 ALES, 1ÜDS, 1 KPDS ve 1 KPSS var.. herbirine girmeyi planlıyorum..Ortalamam baya bir 'ortalama' olduğu için ALES'i olabildiğince tavan yapmaya çalışıyor, ÜDS'de zaten sınırı bile geçemiyorum..
Okulda bitirme projem var..
Tabi bu dönem, artık ömrümü çürüten sınavlar ikinci dönem de varlığını sürdürücek..
Daha kötüsü.. Benim bunlardan başka yapıcak hiçbirşeyim yok... En son ne zaman İstiklal'de yürüdüm hatırlamıyorum.. Hele Kadıköy'e gitmeyeli kimbilir ne kadar oldu.. Daha da kötüsü yalnız da değilim aslında.. çok yakın çevremdeki kimse benden farklı değil..

Oysa böyle değildim ben.. Geçmiş okul yaşantılarımda, onca saçmalığa ve onca koşuşturmaya rağmen beni ayakta tutan birşey vardı... buz.. Gerçi onun stresi bazen hepsini katlardı ama orda herşeyden arınmış başka bir ben, başka bir yaşam vardı..

Hadi Sakarya gibi bir şehirde lise okurken yapabilecek çok fazla şeyim yoktu.. Peki ya İstanbul'da.. Koskoca İstanbul'da kendime bi aktivite bulamamış olmam.. Ya da aramamış olmam.. Ve bunun eksikliğini, bunca şeyin aslında asıl sebebini daha yeni farketmiş olmam...

'Böyle değildim..'lerle de olmuyor ya bu işler.. Ha bir de 'Keşke'ler var tabi.. Dilime gelsin istemediğim..

Yazmaya başlayınca gözüm daha da korktu ha.. Sonu gelmiycek sanki.. Oo daha neler var...

Hiç bu kadar yorulmamıştım.. Hiç bu kadar sıkılmamıştım da.. Yediğim yemekten bile zevk almıyorum çoğunlukla.. Hep birşey aklımda.. Gittiğim farklı bi yer yok.. İki adım yolu bile en kolay nası giderim derdindeyim.. Tembellik diz boyu.. Rahat bir yatak buldum mu hiç derdim olmasın hep yatayım istiyorum.. Ama, tam şuanda.. dünden kalma uykusuzluğuma rağmen, akşam üstü onca yol yürüyüp geldiğim halde, hala oturuyorum..
Var mı bildiğiniz bir ilaç? Bir çare??
Geçer demeyin nolur.. en kötüsü de o değil mi zaten?? Geçer.. Ve bir daha geri gelmez.. Gençliğimi eğitim uğruna heba ettim zaten.. Daha ne geçer..
Nası unuturum.. 'Hayırlısı' ları.. Hep inandım yalan değil.. Ama artık onu bile öylesine söyler oldum.. Pek sevmediğin bir insana ayıp olmasın diye 'meraba' der gibi.. Gerçi onu da pek yapmam ya..
Napam ya?? Bak yine soruyorum, var mı çaresi olan?? Mantıklı olsun ama.. Zira mantığım olmadan yapamam...

6 yorum:

StummScream dedi ki...

Herşey olacağına varır. Ben yaşantımdan biraz örnekler vereyim ona göre sende inandığın şeyi yap.

Meslek lisesi mezunuyum. Haliyle meslek lisesinde zorunlu staj 9 ay yani 3 gün iş - 2 gün okul bir şirketin Bilgi İşleminde görev aldım.

Okul bitti tabi 3 ay kadar dinlendim üniversite mevzunu hiç sallamıyorum çünkü MYO okuyacağım en başından beri benim seçimim. Yaklaşık 7-8 ay boş geçerken günler bir yazılım kursuna girdim. Tabi zaten mesleğim yazılım ve 14 yaşımdan beri kod yazdığım için çok ağır gelmedi. Ama çok teorik kaldı.

Sektörde lise diplomanla yazılım işi yapabilmek inanılmaz zor bir durum. Daha sonra 1 senenin bitimine doğru bir amerikan firması çıktı karşıma ama ne ingilizcem var ne de tecrübem.

2 ay sadece yemek+yol çalıştım. Beğendiler beni orada hem hal ve tavır olarak, hem de işi kavramam olarak. Sadece ilk hafta zorlanmıştım.

Zaman içerisinde teknik döküman okuyacak kadar ingilizceye, MYO okuluna kayıdımı yaptırma ve bitirme bunun yanı sıra ingilizce kursuna girme gibi olaylar geçti. Bunların hepsi çalışırken kendi kendine oldu.

Lise diplomasıyla girdiğim bir yerden MYO mezunu olarak ve hatta lisans tamamla programına devam eden biriyim.

Peki olay nedir? Özetle;
Bilgi, hırs, kararlılık ve tecrübe

Yani bir iş görüşmesinde en fazla ne mezunu olduğun geçer ya da geçmez. Emin ol geçmiyor genelde.

Aradıkları en büyük şey tecrübe, neler biliyorsun? ve Bu işi gerçekten yapmak istediğine dair net bir cevap. Çok keskin net olmalı.

Günümüzde diplomanın gırla olduğu bir dönemde artık tecrübe olmadığı taktirde hiçbirşey yapamazsın.

Nacizane tavsiyem önce iş hayatına atıl ve gör. En az 2 sene tecrübe edin(başka bir yere geçebilmek için şart) daha sonra istersen yine yüksek lisans oku.

Ben MYO mezunu olmama rağmen bilgisayar mühendisleri bile gelip bana çok şey sorarlar yanımda böyle bir konu hakkında en ufak birşey söyleyemezlerdi. Yani yine yüksek lisans okumuş biri olsa durum değişmez =)

!reDanDark! dedi ki...

Bir iş bulsam boğaz tokluğuna çalışmaya başlasam.. sonra işi öğrensem, -ki temelde laboratuvar gerçekten sevebileceğim bir çalışma ortamı- öğrenirken de yükselsem.. İşyerim destek olsa yüksek lisansımı da o arada tamamlasam.. Dil öğrensem.. Bunların hepsine varım.. Haklısın.. Anlattığın çok acaip olmayan bir hikaye.. Katılıyorum..

Ama benim sorunum iş zaten.. Staj konusunda hiç yönlendirmemiş, merak ettiğim için tüp bebekte yaptığım staja bile laf etmiş bir okul okuyorum..Herşey sanki akademik kariyer üzerine kurulmuş ve ben O'nlar gibi olmak istemiyorum..

Kendinden örnek verdiğin için karşılaştırma yapıyorum..Senin yapıcağın iş zaten belliymiş: yazılım.. Ve onun üzerine çalışmaya başlamışsın..
Benim belli bi alanım yok.. Ve burda devreye en büyük soru girer..
'Mezun olunca ne çıkçak sizin çocuk??' Hönk! Endüstriden tut ilaç sektörüne, kozmetikten alkole kadar.. Tüp bebek.. Tıp.. Hatta biyoinformatikle bilgisayar mühendisliğine, biyomühendislikle mühendislik bilimlerine, hatta antropolojiye, arkeolojiye kadar.. Kök hücre, kanser.. bilmemne saymıyorum bile... Hepsine aynı uzaklıktayım ve bunların bi kısmını daha yeni öğreniyorum...ha iş ilanlarına bakarsan yalnızca 'pazarlamacılık' var.. Bizim alanlarda kullanılan aletleri, makinaları pazarlamaca.. İleri düzey ingilizce, aktif sürücü, engelsiz seyahat ve bu konuda yukselmeni istiyor ve tabi deneyim..

Ben asla umutsuz bir insan olmadım.. Bazen çözümü zamana bıraktım..Ama hep bi çözüm olduğuna inandım.. ya da hakedilenin bulunacağına..
Lakin şimdi öyle bir zamandayım ki, ne zamana güvenebiliyorum.. ne kendime.. Ne de devlete..

StummScream dedi ki...

Gerçekten öyle mi sanıyorsun? Yazılım demek ile bitmiyor tüm bir sektör.

Raporlamacısı, Veritabanı yöneticisi, Veri ambarı yapanı, İş zekası, ETL uzmanı, .NET developer, Web uzmanı, Mobile programcılar uzar gider.

Tabi zannediyormusun ki ben iş zekasını seçtim diye herşey bitti? Hayır. Oracle, MS SQL, SAP kullanılarak geliştirilen 3 ayrı iş zekası var. Bunların hepsinin içerisinde yine her firmanın kullanıp kullanmadığı araçlar var.

Anlayacağın hiçbirşey dışarıdan gözüktüğü gibi basit değildir. Çalışma hayatına atılman konusunda da söylemek istediğim en büyük amaç budur. Bir işin içine girmeden kendini yönlendiremezsin. Ben bile veritabanı tarafında olmama rağmen farklı bir pozisyonda 1.5 hafta çalışıp istifa ettim göyya biliyordum neler yapıldığını düşün.

Şuan çözüm sende. İçine ne siniyorsa onu yapıcam diyeceksin ve durmadan iş arayacaksın. Boşver yüksek lisansı filan 1-2 ay otur çalış işleri öğrenmek ve ortama adapte olmak seni fazlasıyla yoracak zaten. Daha sonra gözün yerse gider okumaya devam edersin.

Ya da işi beğenmezsin çıkar 2. şans verdiğin sektöre girersin. Ama şimdi tam şuan bir karar vermek zorundasın.

!reDanDark! dedi ki...

Elbette hiçbirşey dışardan gördüğüm gibi değil.. Kimsenin yaptığı işi küçük görmem.. Kendi 'mesleğim'in (?)'geleceğin mesleği' sıfatını da büyük görmem..

Benim derdim bu mesleği ne şekilde yaparsam mutlu olacağımı bilememem.. Nereye çekersem oraya gidicek.. Bu bir avantaj ama aynı zamanda bir dezavantaj.. Birbirinden alakasız çok farklı alanlar..

Direk işe gireyim bence de.. Çok mantıklı.. da iş nerden bulcam.. Bir genetikçi adı geçen bütün iş ilanları pazarlamacılık üstüne..

Amann.. bugünler de geççek biliyorum da.. Sıkılmaktan da sıkıldım artık :D

StummScream dedi ki...

Madem öyle kendi taktiğimi vereyim. Her yere başvur kafana az çok uymak kaydıyla daha sonra hangisi olumlu dönerse ona başlarsın.

Ucunda ölüm yok bakarsın 1 ay beğenmedin istifanı verir çıkar başka yere başvurursun.

Ahh ahh işte okul kafası bu teorikte düşünüyorsun ne yapıcam diye. Artık hayatın içindesin bir kere adım at. Pratiğe geçir gerisi şekillenir. Yoksa böyle daha çoooooook beklersin.

!reDanDark! dedi ki...

Eh hayırlısı diyelim o zaman:D