22 Mart 2012

Bazıları için sahne kırmızı bir perdedir.. 'iki Kalas bir Heves..

Adımını attığın anda sen, artık sen olmaktan çıkar başka bir dünyada yeniden var olursun.. Hem de her defasında.. Alkışlarlar birlikte sesin de başlar yükselmeye.. gürleşmeye..

Bazılarının ise ‘buz’dandır sahnesi.. İki çelik üzerinde.. Biraz soğuk.. Spot ışık..

Adımını attığın anda sen, artık sen olmaktan çıkar başka bir dünyada yeniden var olursun.. Hem de her defasında.. Sonra tam buraya geldiğinde tarif etmekte güçlük çekersin.. Çünkü o, sonucu ne olursa olsun, hayatında yaşadığın en büyük heyecandır.. Birkaç dakikadır o ‘sahne’de kaldığın süre.. İçinde büyüttüğün gurursa bir ömür…

Neyse başa dönelim..



Bugün tiyatroya gittim çok belli dimi??

İstanbul Efendisi..

Her defasında yazamıyorum böyle... İçimde biriktiriyorum cümlelerimi sonra bencillik ediyorum.. Ya da öyle büyüyor ki içimde...

Zaten her defasında kocaman bir boşluk..

Sanırım bu hayatta en çok onları kıskandım ben.. Tiyatro sahnesindeki insanların yüreklerinden yüzlerine yansıyan o tatlı heyecanı.. Onların sahnede eğlenerek dans ettiklerini, şarkı söylediklerini görmek..

Ve hiç bir sanatçıya sarılmak istemedim onların boynuna sarılmak istediğim kadar..

Sonra kendime dönüyorum... Benzer heycanların tadına varmış olmasam bu kadar etkilenmezdim heralde..

Ve tüm bu 'kafa tiyatrodan sarhoş' halimin üstüne bir mesaj gelmeseydi, gün böyle bir geceye bağlanmazdı bence..

Bir yanda eski kulübün yeniden -bu kaçıncıya- kurmaya çalıştığı takımdan, en olmayacak insandan gelen o yapmacık 'Bize katılır mısın? Gelsen ne güzel olurdu'lar... Bir yanda en eski takım arkadaşlarımdan birinin İstanbul'da toparlamaya çalıştığı başka bir takım ve 'Şuanda bir takımda mısın?'lar..

Bir yanda okul.. Genetik.. Aöf.. ÖSYM..

Bir yanda söz konusu insanların hazırlanmaya çalıştıkları, nisanın -aynı zamanda vizelerimin- ortasında yapılacak olan yarışma.. Kan çekiyor...

Ortada adam gibi birşey olsa aslında hiç düşünmem.. İzmit'i yokladım.. Kraldan çok kralcılar sonunda yolunu bulup başa geçmiş.. hala ortada bir iş yok.. İstanbuldan da adam eksiğine çağırıldığıma göre, ordan da kolay kolay iş çıkmaz..

Ama durun.. Şu idil bi mezun olsun da.. (Nolcaksa mezun olunca..)

Neyse o zamn görüşücez seninle..

10yıl sonra milli olduysam 20 yıl sonra da başarılı bir antrenör olabilirim.. Neden olmasın??

Ama önce bir mezun olayım da şu okuldan kurtulayım..







Hiç yorum yok: