2 Ocak 2009

Mimm!!


Günlerdir ilk defa nete girdiğim için biraz geç gördüğüm Paharos'un miminii ve cevaplamak istemekteyim..
Şu msnin eğlence sayfasındaki bir test.. esas mim konusu olan test Kimlere Aşık Oluyorsunuz?.. dogrusu bu testi daha önce bi iki defa yaptım ve farkettm ki her defasında farkli bi sonuç çıkıyo.. sanırım her seferinde farklı şıklar seçiyorum:D

buyurun sonuç :)

Sanatçı Ruhlu
Sizin ruhunuzda sanatçılık var. Bir manzara seyretmektense bazen size gerçeküstü bir manzara resmine bakmak daha fazla keyif verir çünkü sanat çoğu zaman gerçekten daha kusursuzdur. Genellikle hayalinizde bir karakter yaratırsınız ve önce ona aşık olursunuz sonra da gerçek hayattan biriyle karşılaştığınızda hayalinizdekine ne kadar benzeyip benzemediğine bakarasınız. Bu yüzden çoğu kez olduğundan başka gözüken kişiler size çekici gelir çünkü bu türdeki kişiler sizin hayalinizdeki kişiyi azçok algılarlar ve kendilerini ona benzer bir karakter olarak gösterirler. "Tanıdığımı sanmıştım" lafı sizin genelde ilişkilerinizin bitiminde kullandığınız bir sözdür. Sizin gibi sanatçı ruhlu ve sevmeye açık birinin kalbini kazanmak her ne kadar kolay olsa da bunu sürekli kılabilecek kişi hayalinizdeki mükkemel sevgiliyi unutturup size gerçekliğin güzelliğini gösterebilecek kişidir. Bu kişiyi tanıdığınızda onu hatalarıyla sevmeyi öğreneceksiniz.


Bu sonuca bi açıklama yapma gereği hissetmekteyim çünkü Ne tamamiyle beni anlatıyo ne de benden hiç birşey taşımıyo.. Sanatçi ruhlu bi insan fikri hoşuma gitti evet böyle bi insan olabilirim hayalinde bi insan kurup ona aşık olan sonra da herkesi ona benzetmeye çalışan bi insan değilim ama .. Yeni en azından bu kadar saplantılı değilim:D
Bu paragrafta 'İşte ben!' dedirten bi cümle varsa o da koyu yazarak belirttiğimdir.. Ve 'İşte RDm!' :)


Elbette ki bende bir testle kalmadım.. İçlerinden bi kaç tane daha seçtim, yaptım ve 'hakkaten bildi bu msn' dediklerimi sizlerle hemen şimdi şuracıkta paylaşiyorum.. :)

2009'da Sizi Neler Bekliyor?

2009 Size Göz Kırpıyor ( inŞallahh!!=))
2009 sizin için bir geçiş yılı olacak. Bu yıl atacağınız her adım daha sonraki yıllara hazırlanmak için atılan ufak adımlar olacak. Bu ufak adımlar o kadar önemli ki ileriki yıllarda 2009 diye bir yıl yaşamamış olsanız hayatınız köklerini kaybetmiş gibi olurdu. Daha açık bir dille söylemek gerekirse 2009 sizin için, bir bebeğin ağzından çıkan ilk kelime gibi en değerli ilklerinizi yaşadığınız bir yıl olacak. Daha önce aklınızdan bile geçirmeye cesaret edemediğiniz hedeflerin aslında ne kadar yakında ve ne kadar kolay erişilebilir olduğunu farkedeceksiniz. Elinizdekilerle yetinmeyi bilen bir yapınız olduğu için ve hiç bir zaman olmayacak hayallerin peşinden koşan melankolik bir yapıya sahip olamdığınız için adeta 2009 size ödül veriyor gibi görünüyor. Bu yüzden bu yıl, siz isteseniz de istemeniz de her anlamada hedeflerinizi büyüteceğiniz bir yıl olacak. Çünkü 2009’da bu hedeflere doğru atılacak ilk adımlar kendiliğinden oluşacak, sizin tek yapmanız gereken bu fırsatları değerlendirip, ikinci adımı atabilmek için gerekli düzeni koruyabilmek. Yeni yılın ikinci ayıyla birlikte yaşayacağınız ufak değişiklikler size tüm bunların ne anlama geldğini anlamanızda yardımcı olacak. Tanışacağınız kişilerde, gireceğiniz ortamlarda, karşılaştığınız ilginç olaylarda yüzünüzde hep şaşkın bir gülümseme farkedeceksiniz, işte o zaman 2009’un size daha çok süprizi olduğunu farkedeceksiniz. Yıl boyu bu küçük süprizlerin tadını çıkarın çünkü 2009 size gülümseyerek göz kırpıyor.

Siz Hangi 'Şehir'siniz?

İstanbul
Siz tam anlamıyla bir “İstanbul”sunuz. Eğer İstanbul’da doğduysanız bu sizin için adeta bir şans demek, çünkü zaten başka bir şehirde mutlu olmazmışsınız gibi bir duruşunuz var. İstanbul hiç bir zaman öngörülemeyen karakterdedir, gizemli, cazibeli, büyüleyicidir, tıpkı sizin gibi. Hem geçmişinin izlerini taşır hem bugünü tüm realitesiyle yaşatır. Kim neyi görmek istiyorsa İstanbul’da onu görür. Tanımak, tanımlamak zaman alır. Tüm bunlar da size has özellikler değil mi? Siz nereye giderseniz gidin denizinin kokusuyla, sokaklarının sesiyle, mavi rengiyle İstanbul sizi geri çağırır ve siz bu çağrıyı kulak ardı edemezsiniz. Çünkü siz zaten "İstanbul"sunuz.


Görsel Algınıza Göre Karakter Analizi
"İyiler Kazanır" Diyenlerdensiniz

Sizin için önemli olan hayatta çok başarılı olmak veya kariyer yapmak değil sadece yaptığınız işin ve kurduğunuz ilişkilerin kalitesidir. Sizin için kazanmanın birincil anlamı insan kazanmak demek. Hayatta en büyük korkunuz "yanlış anlaşılmak" ve "kalp kırmak" bu ikisi sizin korkulu rüyanız adeta. Başkalarını üzmemek için zaman zaman kendi kendinizi zor durumlara soktuğunuz bile oluyor ama her defasında buna değdiğini düşünüyorsunuz. Çünkü daha önce de dediğimiz gibi sizin için kazanmak demek, insanların kalbini kazanmak demek.


Evliliğe Hazır mısınız?
Evlilik sizin için sıradışı bir durum değil
Evliliği olağan bir süreç gibi görüyorsunuz, genelde hayata bakış açınızda kesin yargılar olmadığı gibi evlilikte de katı ve aşılmaz yargılara sahip değilsiniz. Bu olgun tavırlarınız sayesinde hem kendinizi hem etrafınızdakileri rahatlatıyorsunuz. Detaylarda boğulmadan genel resmi görebilme yeteneğiniz sayesinde başkaları için kabus haline dönüşen bir çok durum sizin için mantıklı kararlarla aşılabilecek geçici dönemler haline geliyor. Kısacası siz eğer evlilik yolunda bir adım atmaya karar vermişseniz hayatınızı birleştireceğiniz doğru kişiyi bulmuşsunuz demektir ve geriye kalan ayrıntıların bir önemi yoktur.


Gerçekten Mutlu musunuz?
Olmasını istediğiniz gibi bir hayatınız var ve çok mutlusunuz
Hayatınızdan kesinlikle çok memnunsunuz, her günün size yeni birşeyler getirebileceğine inanıyorsunuz. Küçük şeylerden mutlu olmayı başarabiliyorsunuz ve istediklerinizi saplantı haline getirmek yerine sahip olduklarınıza şükür ediyorsunuz. Herşey her zaman istediğiniz gibi gitmesede bunu çok büyütmüyorsunuz ve geleceğe umutla bakmayı başarabiliyorsunuz.


İşte böyle...
Sıra geldi topu yani mimi her zamanki gibi Haydutlarım Bir Kelebeğin Önünde Diz Çöker'e atmaya.. Geçen sefer fotoğraf çekemedin diye affetim ama bu sefer Test sonuçlarını bekliyorum haberin olsun;)


28 Aralık 2008

UGDOS

1.Ulusal Genetiği Değiiştirilmiş Organizmalar Sempozyumu için ODTÜ'deydim geçen hafta cumartesi günü.. İlk seminerimdi..Çok hevesliydim ama üzülerek itiraf ediyorum ki çok sıkıldım.. (burayı da iyice itiraf duvarına cevirdim :S ) Neyseki ilerde işe yarıyabileceğine inandığmız bi sertifika vardiler de sempozyumu kurtaran o oldu.. Gerçi sertifikayı daha girerken vermeleri seminerin 2.oturumunda salonun yarısının boşalmasına sebeb oldu olsun.. Biz de, kulağmıza 'çıkışta sertifika onaylancak' gibi yanıltıcı ve bütün günü ODTÜ'nün koltuklarında uyuyarak geçirtici bi söylenti çalındığından salonun kalan yarısına dahildik 3-5 arkadaş.. Allahtan koltuklar pek rahattı..

Aslında hevesim seminere değildi.. konusu daha çok tarım olan -ki hiç ilgi alanım değildir- seminerde sıkılıcağmı biliyordum..

Tek derdim yıllar sora yeniden Ankara'ya gitmekti.. Ankara'yı çok sevdiğimden deil ama yanlış anlaşılmasın.. Anılarımı çok sevdiğimden.. Ankara yolculuklarımı özlediğimden.. Çok mu güzel çok mu eğlenceliydi her biri.. sahte dostlar.. yalnızlık.. kandırmacalar..
Ortaokul yıllarım önce Ankara.. Hep 2.likle dönülen Türkiye Şampiyonaları, Gençlik kupaları.. 'yine hakkımızı yediler' haykırışları.. Ve daha bir sürü şey.. Bi son gidişimin dünüşü hafifce gülümsetir beni.. Yol hiç bitmesin isteyişlerimiz gelir aklıma.. Ah çocucukluğum.. Sözde yaralarım..
Ve lisemdir Ankara.. Nisan başı.. 2006.. zincilerinden kurtulmuş ve ilk defa özgürlüğün tadına varmış Tt düşer yollara.. Yeni yeni kararmaya başlamış.. üstünde kendi imalatı gururla giydiği tshirtü.. Bu kez amaç ünivetsite gezileri.. İlk gidilen yer ODTÜ.. o devasal mekana, yemyeşil çimenlerine duyulan hayranlık.. 'Hocaaamm!! Bırakın bizi burdaa!!' 41 saat süren uykusuzluk.. Yol boyu yerine oturmayan hep ayakta hep konuşan hep bagıran insan.. ben..
Oysa hiç de yaşancak gibi değilmiş ODTÜ kışın.. rengi soluktu bu defa, ağaçlar çıplak etraf cansız.. Onların koca kampüsü varsa benim İsTanbuLum var!!

Bu kez gitme amacım da yeni hatıralar edinmekti Ankara yollarında.. Sabaha kadar süren yolculuk.. seminer.. ve ardından bir geceyi daha sabaha bağlayan geri dönüş.. Cuma sabahı uyandım..sonra pazar sabahı Ttli bir kucakta yumdum gözlerimi.. :) Ve harika bi haftasonu geçirdim..

Cuma gecesi 11de Taksimden kalktı otobüs.. Yolun yarısında en önce şöförün yanında yerde mekan yaptım kendime ve muhteşem sesimizle sabaha kadar uyutmadık otobüstekileri.. En çok şöförün işine yaramış olcak ki dönüşte artık herkesin sızdığı vakitlerde söför hala bana seslenmekteydi.. 'İdil uyumadın dime?? Uyuma İdil lazımsın sen bize?' :D O gece dağıtcağından en çok korkulan ben hepsinden sağlam çıktım adam bi bana güvendi tabi:D ben bile şaştım kendime ;P
cumartesi akşam 11de Kızılay'da başlayan yolculumuz da sabahın 6sında Taksim'de son buldu.. Taksim meydanında sabah ezanını dinleme şerefine de nail oldum ya.. daha ne isterim..:)
Ve İstiklalden -o saatte- akın akın gelen insanlara şaşkın, uykulu,yorgun ama bi o kadar da halinden memnun Ttnin yolculuğu edinilmiş yeni anılarla, sıcak bi yatakta son buldu.. :)

27 Aralık 2008

Okülerimin ucundaki hayat belirtileri (2)

'haFtamın okulda geçen en güzel saatleri' olarak sıfatlandırılmayi hakeden nacizane Temel ve Moleküler Biyoloji Uygulama derslerimden ara ara bahsetmeye ve gördüklerimi-görebildiklerimi- fotoğraflayıp paylaşmaya karar verdim.

Geçtiğimiz iki hafta boyunca konumuz bölünmeydi.. İlk hafta Allium Cepa namideğer soğan zarı üzerinde hazırlanmış preparatlarda mitoz bölünme evrelerini gözledik.. Tabi ben ilk olarak gözümün önünde hücreler hızla bölünücek sandım lakin öyle değilmiş.. preparattaki onlarca hücrenin içinde yalnızca bir kaçı mitozun çeşitli evrelerinde bulunuyor.. Siz de okülerinize yapışıp Allium Cepa üzerinde keşfe çıkarak onları buluyorsunuz..

Mitoz bölünme, hücrenin kendi genomunu eşleyerek genetik yapısı birbirinin aynısı 2 hücre oluşturmasıdır.
Ardarda gelen 2 mitoz arasında hücre, interfaz denilen evrede bölünmeye hazırlanır ki bu evrenin bizim elimizdeki mikroskoplarda görülmesi mümkün değildir..

Mitozun ilk evresi profazdır.. Çekirdek zarı ve organellerin eridiği bu evreyi diğer sıradan hücrelerden ayırt etmek biraz zor olsa da dikkatli bakıldığında kromozomlar, hücrenin içinde düğüm olmuş bi ip gibi karişik bi şekilde size sırıtıyorlar.
Ben bu fotoğraf karesine net gözüken 3 farklı evre sığdırabilmişim ancak.. Arada bi iki profaz da görür gibi oldum ama kendim emin olamadığımdan işaretlemedim..

Metafaz kardeş kromotitlerin ekvatoral düzlemde sıralandığı evredir. Bakınız fotografta siyahla işaretli olan hücre metafaz geçirmektedir..
Kardeş kromotitlerin zıt kutuplara doğru çekildiği evre ise fotoğrafta gri ile işaretlenmiş hücrenin geçirdiği Anafaz evresidir. Hatta ortada ovalimsi işaretlenmiş olan hücrenin içinde bulunduğu evre, tarafımdan abartılıp anafazdan telofaza geçiş evresi olarak da adlandırılabilir :)
Son olarak kırmızıyla işaretlenmiş hücre Telofaz evresinin sonlarında bulunmaktadır. Kromozomlar tamamen kutuplara çekilmiş, etrafında çekirdek zarı ve organaller yeniden oluşmuş ve hücre boğumlanmaya başlamiştir.

Şimdi şuanda küçük bi itirafta bulunmak istiyorum.. sanırım ortaokuldaydık.. Bu mitozun evrelerini bize, Profösör Mete Anasına Telefon etti şeklinde tam da Mete Işıkara'nın deprem baba olarak iyice ünlendiği zamanlarda öğretmişlerdi.. Bunu sölemekten utanıyorum ama hala mitoZun evrelerini bu şekilde sayıyorum içimden :D Yoksa mümkün diil hatırlayamıyorum sırasını.. Mesela biri pat diye 'anafazda nolur?' die sorsa cevap veremem.. Önce sayarım içimden kaçınci evreydi neyden önce neyden sonraydı falan ordan al oraya bağla çıkarırım zorla.. Bilmem yoksa evre falan hiç ezberden:D Derste de 'Buldum buldum bişiler' die bağardım da bilemedim hangi evre hangisi kıvırdım hocaya 'hocam minicik zaten net gözükmüyo anlayamıorum' diye :D
Bilinç altima işlemiş nadide cümlelerden biridir malesef 'Profösör Mete Anasına Telefon etti' ...

Yıllardır içimde sakladığım şeylerdin birini şuracığa salıverdikten sonra kişisel bilinçsel şeylerimi bi kenara bırakıp esas konuma geri döneyim..

Aslında, dersin en problem kısımını olurşturan 'mikroskopta görüğünü çiz' komutunun sonucu olarak ortaya çıkmış çizimlerimi de tarayıp koysam olurdu ama kendimi daha fazla rezil etmeyeyim.. zira hoca yeterince dalga geçti:D

bu hafta da mayoz bölünmeydi konu.. Önceki hafta birşeyler görebilmiş olmanın verdiği rahatlik uzun sürmedi mikroskop başında..latince de Lilium adıyla anılan bildiimiz zambak bitkisinden hazırlanmış preparatlar kıttı bence ki benimki gene iyiydi bikaç Mayoz2 evresi yakaladım..

Mayoz bölünme 2n kromozomlu ökaryot bi hücrenin bölünerek 4tane n kromozomlu hücre oluşturmasıdır ki bu hücreler genelde gamet hücreleridir ve mitozdaki gibi birbirlerinin aynısı değildir.Mayoz bölünmenin amacı üremede kromozom sayısını korumak ve çeşitlilik sağlamaktır.Mayoz1 ve mayoz2 olark iki bölümden olurşur.. çeşitlilik meydana getiren olaylar mayoz1de gerçekleşir ve kromozom sayısı yarıya iner.Mayoz2 de aslında klasik mitozdur.

Mayoz1 gerçekte mitozdan farkli olmakla birlikte kullandığımız mikroskoplar elektron mikroskopu kadar gelişmiş olmadığından -yani uzaktan- mitozun aynısıymış gibi gözükmekte.. Bu sebepten mayoz1le hiç ilgilenmedik direk 'mayoz2 geçiren hücre' avına çıktık..

Yan tarafta gördüğünüz mikroskopta ilk yakaladığım hücrenin bi benzeri.. ''Hocaamm! burda tetrat var ama bunların 3lüsü de var 4lüsü de:S'' Biliyorum adı üstünde Tetrat 3lü olamaz ama hücre bu belki mutasyon geçirmiştir olamaz mı:D Ya da biri diğerinin arkasına saklanmiştır hücreciklerin benim ilk gördüklerimde olduu gibi:D Ben aradım taradım sizin için en net en güzel tetratı buldum ve ölümsüzleştirdim :) Tetrat hücrenin mayozun sonuna gelmiş hali.. n kromozomlu 4 hücre birarada kardeş kardeş takılıoyorlar gördüğünüz gibi aralarındaki bağları koparmamişlar:P
Bu gördüğünüz de Tetrattan bi önceki evre olan Telofaz2 geçiren bi Lilium hücresi..

Mitozda gördüğümüzden farkli olarak bi hücre içinde iki hücre mitoz geçiriyomuş gibi gözükmesi yada gerçekte gerçekten öyle olmasi..
Benim mikroskopta tetrat ve telofaz2den başka bişey yoktu pek varsa da ben seçemedim:D
Başka mikroskoplardan diğer evreleri de gördüm lakin hiçbiri beni tatmin etmediği için fotoğraflamadım..

Zaten bunları çekmek için bile makineyle baya cebelleştim.. Çizimi falan bırakıp fotoğrafla uğraştım.. Hoca artık alışmış yada-alışmak biraz iyimser kaçıyo- bezmiş olucak ki çizimlerimizi tek kelime etmeden imzalayıp gönderdi:D

Ve bir Temel ve Moleküler Biyoloji Uygulama dersi de böyle bitti..
Oküler ermiş muradına Genetikçiler çıksın kerevetine:P

dipçik bir not: biyoloji dersi niteliği taşiyan bilgiler için yanlış bişey olmasın diye netten biraz kopya çektim.. affınıza:)

25 Aralık 2008

...

İsTanbul'dan, tarihi eser okulunun çağa uygun nadir mekanlarından olan bilgisayar laboratuarından, bilgisayar dersinde 'word' dinlemek yerine seslenmekte Tt:

'HEEEYYYY!!! Blogummm.. Blogcumm.. Okurum.. yazarım.. Özledim Sizi bea!! '

6 Aralık 2008

odamdan bir köşe...

Pharos'tan yeni bir mim gelmiş bana.. merak edilen şey nasıl bi ortamda blog yazdığımızmış.. buyrun efendim.. bi kaç sene önce; çalışmak, okumak, yazmak diil sadece yaşamak için düzenlenmiş alanımdan bir köşe..

Bu kadar parlak ve aydınlık görünmesinin tek sebebi fotoğraf makinasının flaşı.. yoksa yaşam alanımın bu kadar aydınlık olmasi pek mümkün bişey değildir, hiç bi ışıklandırma sistemi bunu başaramaz:)
Hep biraz basık biraz loştur..
Bilgisayarımın çevresinde fazla ışığı sevmem Ekrandan gelen ışıkla pek iyi anlaşıyoruz zaten:)

Bu köşe odamın en çok vakit geçirdiğim köşesidir aslında.. ama küçük bi sorun vardır ki sadece benim değil 'herkesin vakit geçirmesine açık' bir alandır burası.. 'Benim' olsa da hiçbir zaman 'sadece bana ait' hissedemediğim kocaman bir alan.. zaten yıllardır sadece tatillerimi geçirdiğim dört duvar arası(bu cümle bi 'isyan' belirtmemektedir!!) ..

bLog yazarken ekstra bi durum oluşturmam bilgisayarım ve çevresinde.. kapım herzaman açıktır sadece gece belli bi saatten sora kapanır içeri bilgisayarımın o bülbül sesi içeri sızmasın diye:P
tEk oturumda bitiremem hiç blog yazılarımı.. saatler sürer.. bazen başlar bırakırım sonra devam ederim.. Aynı anda birden fazla şeyle ilgilenirim genelde.. Yazmak istedikten sonra her koşulda yazarım zaten:)

Çok kalabalıktır yaşam alanım..O komidinin üstünde gördüğünüz civicivimsi şey komidini çok sevdiğinden tünememiştir oraya mesela..Sonradan geldiinden kendine başka yer bulamamiştir sadece.. Evden herkesin birşeyleri vardır burda.. bilgisayar, odayı 'ortak kullanım alanı' yapan en büyük etkendir tabi evde bilgisayar kullanan tek kişi olmamamdır bu etkenin özü.. geniştir.. oturmaya, misafir ağırlamaya müsaittir.. Bi gün sizleri de beklerim;)

Bunları yazarken farkettim de..
Bi kızın kişisel alanından çok oturma odasına benziyor oda..içeri girdiğinizde bi kıza ait olduğunu anlamak bile güç..

Odayı bi hevesle bu şekle soktuğum günler geldi aklıma.. Hüzün yaptım şimdi.. Buraya hiç doyamadığmı farkettim.. ve hiç tamamen sahip olamadığmı..

Neyse.. mimi daha da amacından saptırıcam devam edersem.. En iyisi burda kesiyim.. İşte nacizane yaşam alanımın Blog okuduyup yazdığım köşesi..


sıra geldi mimimizi devretmeye.. Kaldırım cocukları elim sende:)