13 Ekim 2009

inTernet yoKsunu isyanKar büNye..

İsyanım büyük sığmaz bloguma bile!!!


Yurttayım.. eskiden bağlatı vardı herkes çatır çatır internete girerdi biz gerekli alet edevatımız olmadığından nasiplenemezdik, şimdi taş gibi makine olsa ne fayda...


Yurt küçük diye internet işletmesine giren yok, yurdun kendi içinde kablosuz bağlantısı zaten yok.. Biz de yurt ahali olarak yakındaki bi bilgisayarcıdan kablosuz bağlatı satın aldık.. Hatta adamlar biraz daha yakınımıza anten bile taktılar sözde..


Lakin yurttaki onca insan tek bir bağlantıyı kullandığından isterlerlerse gelsinler odamın kapısına taksınlar o anteni... Ne bahçe ne teras ne anten ne mesafe.. mesele onlarca kişinin isyanlarla yüklendiği bağlantı yine...


Hadi oyunu kaldırmıyo anlıyorum (kabullenemiyorum hala ama anlamaya çalişiyorum diyelim ya da) ama sıradan internet sitelerine asırlar öncesinde bile daha hızla giriyoduk...

Az önce iki makinayı yan yana koyup msn açtık birbirmize yazdıklarımızın gitmesi için bi hayli bekledik amacımız da kameraları denemekti güya...


Acı cekioruz kısacası.. bi yanımız eksik yurtcak isyanlardayız bir kişi diil 2 kişi diiil.. Antenin yurdun içine kadr gelmesi gibi bi söylenti duymuş olsam da pek heveslenmiorum yine de.. dediim gibi kapıma taksalar ne fayda...


Bugün de pek hevesliydim blog yazmaya ilk defa elle tutulur bişiler yaptık bi labda onu anlatcaktım ama bu bağlantı çok sinirimi bozdu bi foto yüklemeye kalksam bi saat sürer heralde:S Ben de bari iki satır durumumu açıklayayım dedim..


Bu sezona pek bi hevesle başlamıştım blogum adına yazmaya devam edicem diye ama bu bağlantı işi baltaladı çok fena... bu sebebten af diliorum blog camiası senden..


Ben seni unutmicam unutma sen de beni!!!



3 Ekim 2009

:)))))))

Çok çook ama çooook muTluyum bugün:)
Son bir yıldır aklımdan hiç çıkmayan birşeyi yaptım bugün.. 4yılımı geçirip artık geride bıraktığım şehirde benim için çok değerli olan insanları ziyaret ettim:)

4yıllık lise hayatım Adapazarı'nda geçti benim.. Son 1.5 yılını anlamlandıran yerdi dershanem.. Okulda keyfim kaçınca bile gittiğim, hocalarla bi kaç soru çözerken eğlenip dertleştiğim ve bugün hala o şehirde saygı duyup deger verdiğim nadir bi mekandı orası.. İtiraf etmeliyim ki çok çalışkan bir öğrenci değildim onlara hakettikleri dereceyi de veremedim evet ama belki de kimsenin duymadığı kadar saygı duyup sevgi besledim ordaki insanlara karşı.. Ve bugün bi kez daha gördüm karşılığını...

En son geçen yaz gitmiştim sonuçlar tercihler vs. için.. Üniversiteye başladığımda yaşadığım ani değişimler dershanevi durumlarımı da etkiledi.. Zaten yeterince iyi bir sonuç yapamamış olmamın yanına yeni çekinceler eklendi.. Üstüne bi telefon görüşmesi yapmıştım dershane müdürümle.. hala o şehirde yaşayan en değerli insanla.. O da bu sorunlarla ilgiliydi.. Sonra da bir daha kimseden ne haber aldım ne de haberim gitti..

1 senedir aklımdan hiç çıkmadı.. Hep çekindim gitmeye.. Beni eskisi kadar sevmemelerinden korktum,eskisi kadar sıcak olmama ihtimallerinden.. Baba gibi sevdiğim taptığım müdürümün eskisi gibi içtenlikle sarılmamasından korktum.. ''Yanlış yaptın be kızım..'' demesinden..
Bir yandan da fırsat kolladım gitmeye.. Gitmek ve görmek istedim nerde olduğmu o insanların gözünde..Ama liseye başlamadan önce bile her sene defalarca gittiğim o şehre yolum düşmedi hiç.. düştümü de fırsat olmadı gitmeye... Rüyalarımdan çıkmadı hiç Buran Baba.. Sarılıp sarılır ağlardım hep gelemedim diye özür dilerdim durmadan..

Bugün nihayet yolum düştü ve kendi fırsatımı kendim oluşturarak kırdım zincirlerimi.. Üstelik akşam gidemiycem diye üzülürken bugün bir anda kendimi dershanemin önünde buldum:)

Tesadüfler de üstüste geldi şansıma kapı kapıyı açtı sanki harika bi gün oldu:)
Erkeğimle buluştum önce.. Dün yolcu etmiştim onu Ada'ya ''Sen de gelsene bu hafta..'' diyip durmuştu gitmeye karar verdiğinden beri, ben de ''Bu hafta olmaz ki..'' diyodum ne bileyim.. Nası da içten istemiş ki gerçek oldu:) Onun da çok değer verdiği, benim yıllardır adını duyup da bir türlü tanışamadığım bir hocası vardı ki o da benim dershaneye geçmiş bu sene,yoldayken öğrendim daha.. Buran Babayla da tanışıyomuş erkeğim ama hatırlamaz sanıyoduk çok zaman geçmiş görüşeli 5-6 sene kadar:)

Öyle heycanlıydım ki anlatamam:) münübüsten ilk indiğimde okuldaki bi hocamla kaşılaştım okuldayken boğuşur dururduk o heyecanla ona bile sarılmışım valla:P

Dershaneye gittim daha girmeden gördüm müdürümü ders anlatıyodu bi sınıfta.. bizim sınıfımızdı orası bide.. başımı uzatıp camdan laf atmak istedim ama bölmek istemedim sonra dersi.. Bekledik zilin çalmasını.. oturamadm bi türlü dolandım durdum içerde:D Balıklara baktım piranalar bile kocaman olmuşlardı.. Zil daha çalmadan baktım ki çıktı sınıftan Buranım.. Şaşirdi tabi görünce..kucakladık birbirmizi hemen nasil da özlemişim... Daimi huzur kaynağımdı o adam benim son sınıfta..ve hiç değişmemişti... Erkeğimi de farketti hemen ona da sarıldı.. Unutmamişti:) Neden çıktığını anlayamadığım dersine geri döndü sonra, ''Siz odaya geçin, bişeyler ikram etsinler..'' falan diye diye..:) İşte o zaman rahatlayıp oturdum anca.. koridorda takılmaya devam ettik ama..zil çalınca herkesi herkesi görmeliydim çünkü:)

Çok geçmeden öğle tatili vakitleri geldi.. her sınıftan çıkana sarıldım.. kimine el salladım görürgörmez kendimi göstermek için kiminin önüne atladım.. Utanmasam anonsumu yaptırırdım heralde:D

Buranım gene meşgul ordan oraya koşturken ben de Adapazarının en meşhur hocalarından biriyle nihayet tanışma şerefine nail oldum.. ''Sonunda tanıştık..'' dedi o da ''Nihayet:)'' dedim bende... Hayalimden çok daha heybetli ve tapılası bir adamdı gerçekten... işi olduğu için fazla görüşemedik onunla ama tanışmak bile bugünlük bana yeterdi:D

Dershane boşalınca anca girdik odaya biz de oturduk müdürümle sohbet ettik biraz.. kısa ama özdü yine hiç susmadı:) Ama rahatladım o konuştukça.. o ilgisi,samimiyeti hiç eksilmemişti.. Ve belli ki arkamdaydı tüm olanlardan sonra hiç suçlamamıştı beni.. ''siz beni anlamışsınız..'' dedim ona da muTlu oldum çok sanki ağır bi yükü almıştı omuzlarımdan kucaklarken:))

Yemeğe gidiceklerdi tutmadık biz de fazla,yemek davetlerini de geri çevirmemiz gerekti benim de fazla vaktim yoktu zaten.. Daha önce ayrılan bi hocamın geri döndüğünü duyunca onunda odasına çıktım gitmeden ama kaçırmışım.. Not bıraktım bende hayırlı olsun dileklerimi ilettim hem öyle ayrıldık huzur mekanımdan.. Yüzümde kocaman bi gülücük kalbimde tarifsiz bi mutluluk ve huzurla.. Tuttum Herşeyimin elini bide ona sarıldım sıkıca:)

Biraz yürüdük o şehirde yeniden, sıkıca sarılarak.. Bu defa yüreğimizde dosluktan daha da fazlasıyla...
Bir saat bile sürmedi belki tüm bu yaşananlar ama 1.5 senenin karşılıklı emeğiydi işte.. Belli ki boşa değildi:)

2 Ekim 2009

bir gece yazma girişiminde bulunmuş insan modeli...

30.06.2009
01.21
Yeniden yazmaya başlama hevesleriyle oturdum klavyenin başına… eskiden kalemi alır elime düşünürdüm illa yazmak istedim mi.. şimdi ise teknolojiye ayak uydurmuş benim de ellerim..

Her zaman dediğim gibi anlatacak şeyim çok, mesele nerden başlasam nasıl anlatsam…yazmak istediğimden başka bir şeyden de emin değilim.. Yazmaktan çok, ne yazsam diye düşünmeye üşeniyorum bazen de.. ben anca üşeniyorum bir şeylere zaten:S

Son zamanlarda kafamda dönen tek bir şey var zaten.. bir sene.. yaklaşık bir sene önce bir anda değişti her şey.. konuşmaya korktuğum adam sonunda her şeyim oldu, korkularıma sebep olan adamsa bir hiç.. Tek bir bakış sonra tek bir söz.. Yıllar biçtiğim buluşma en fazla 1yıl verdi yalnızlığıma,……

Derin bir nefes alıyorum.. alıyorum… ama düşünmekten yazamıyorum….
An be an geliyor gözümün önüne, an be an hissediyorum içimde… çekine çekine konuşmalarım, sesini duyduğum ilk an.. hele varlığını ilk belli ettiği gün.. kendimle savaşlarım tam da hayatımın en belirsiz döneminin tam göbeği.. içim koşarak özgürlüğüne kavuşmak isterken ayaklarımın adım adım geri kaçmaya zorunlu hisleri… af dilemeye yüz bulamayışlarım ve sessizce döktüğüm gözyaşlarım anlatırken rüyalarımı, rüyalarımda her defasında önünde diz çöküp yalvarışlarım… ve anlatması daha güç, çözümlemesi daha zor çaresizce yaşadıklarım…

Hep bilirdim bir gün yeniden ulaşacağımı, hep bilirdim bir gün yeniden gözlerinin içine bakacağımı.. Ama yıllar sonra.. ama yanında başka bir kadınla.. kadınıyla.. oğluyla, kızıyla… hayatta hiçbir şeyi bu kadar istememiştim ben hem de isteme yetisi olmayan ben.. ve istediğim hiçbir şey bu kadar çabuk gerçekleşmemişti.. hoş geçen zaman benim biçtiğim zamanın yanında hiç kalsa da o kısa zaman içinde yaşananlar hiç de ‘hiç’e sayılacak şeyler değillerdi elbet…

Görüşmeyi kabul ettiği an bir rüya.. karşıdan ayaklarını sürüye sürüye gelen adama sarılabilmek mucize değildi de neydi ya? Hiç bilmediğim bir şehirde bir cesaret Galata’ya inişim.. Bir denize bir arkama bakarak bekleyişim.. Sanki hiçbir şey değişmemiş hissi veren gelişi.. Suratıma bir tokat inmesini bile çoktan göze alarak ve aslında böyle bir şeyin asla olmayacağından da emin sarılışım… o koku.. uzak durma gereğiyle savaşarak bana sarılışı… Tüm bunlar bir mucize değildi de neydi ya…

Bu kaçıncı buluşumuzdu birbirimizi… kaçıncı kaybedişin ardından kaçamak sarılışımızdı..Bir daha asla seni bırakmam diyip de gidişine boyun eğen zavallı aptal ben; işte o an, dünyanın en şanslı insanıydım.. En mutlu.. En huzurlu…

Oysa onun daha bana kızacakları, bağıracakları, neden diye soracakları vardı..ama tüm bunları bile bana sarılarak yaptı..Benimse ‘haklısın’dan başka bir diyebileceğim yoktu.. Haklıydı çünkü… onun bana söylediklerinden daha ağırdı zaten benim kendimle kavgalarım..

İşte böyle başladım mı da duramıyorum.. her cümlemde derin bir nefes çekerek içime yazabiliyorum bide ancak… geç oldu sabah okulum var susup yatmak istemesem de odamda uyumaya çalışanlarım var.. Bir de bunun yanında ranzadan inip kablomu makinemi toplayıp kaldırıp yeniden ranzaya tırmanmak var karanlıkta.. bir anda girdim konuya ve bir anda çıkıyorum.. Ee alışmış bünye ani değişimlere;)

24 Eylül 2009

bir kez daha...

Nasi geçtiğni anlamadığım uzun bi aradan sonra yeniden yazmaya karar verdim..
Aslında artık hiç yazmama kararı almış da değildim... üşenmekle başladı önce uzaklaşmam blog dünyasından sonrası vakitsizlikle geldi.. çok da yoğun olduğumdan da değil hoş.. Kışı okulla geçirdim zaten eve sık dönmeyince bilgisayara da yazmaya da uzak kaldım.. Yazınsa bilgisayarı yalnbızca oyun oynamak için açtım:D
Bir dönem zaten pek de takip edilmediğimi düşündüğüm için yazmamak da bi sakınca görmedim.. Arkasında kimse olmadığını sanıp çekip giden insanlar gibi..

Bir de acı cekmeden için daralmadan yazmak pek zormuş bir kez daha anladm.... harika bir sene geçirdim ve yaşadığım mutululuğu huzuru anlatsam sanki tüm büyüsü kaçicakmış gibi susmayı seçtim..

Ama özledim... okumayı.. başka hayatlara ortak olmayı.. paylaşmayı.. yazmayı... anlatmayı..
İste bu yüzden elime geçen güzel imkanların da sayesinden artık daha sık yazmaya karar verdim..

Şimdilik kısa kesiyim.. Belki anlatıcak şey çok ama kelimelerim körelmiş biraz önce bilemek gerek..

13 Haziran 2009

...

keyifsizim....
Eve geldim.. cumartesi sabah gelirim diyip de süpriz yapmak suretiyle cuma akşamından varıverdim eve..

Evime.. evime diyemiorum.. odama kavuştum diyemiyorum... Aitliğini sınıyorum odanın geldiğimden beri... Hayır bana ait olamaz... bu karmaşa bunca gereksiz şey... Ben toparlamak, yaşanır hale getirmek istedikçe benden uzaklaşıyor bu kırmızı duvarlar... Soluk kırmızı duvarlar....

Taşınıp gitmek istiyorum herşeyden artık.. odamdan bu evden pcden bile taşınmak istiyorum... Toplayıp pılımı pırtımı bi göz bi odada minimize bi hayat yaşamak istiyorum fazlalıklardan uzak...

Kimsenin saygı duymadığı bu odanın saygı duyulmayan bi parçası mıyım? Yoksa... yoksa ikimiz de ayrı ayrı saygı duyulmayanlardan mıyız?

Burdan uzakta, 7 kişiyle paylaştığım 6 kişi kapasitesinde odam bile daha çok bana AİT...

Yorgunum. uykusuz... dün gece sabaha kadar oturdum.. bugun butun gun sokaklardaydım... Eşek ölüsü gibi bi bavulu ordan oraya çekiştirip durdum... Keyifsizim, Memnuniyetsizim...Üstümü başımı bile değiştirmedim daha bi misafir edasıyla...

Bu ev bütün enerjimi içine çekiyor......