1 Kasım 2010

...

Kendine yapılmasını istemediğin bir davranışı başkasına da yapma diye öğretmişlerdi hep küçükken..
Keşke yanına şunu da ekleselerdi..
'Kendin olsan yapmayacağın birşeyi de başkasından bekleme e mi!'
Bence artık insanların bunu da öğrenmesi gerek..

23 Ekim 2010

Göçebe Derdim Adresimi Soranlara

Çok yollar gittim ben yalnız başima.. mesafeler kısaydı aslında.. ve gerekçeler hep aynı...
Eğitim adı altına sakladım hep evden kaçışlarımı..


Henüz 14 yaşındaydım bavullarımı toplayıp cıktığımda.. Evden ayrı, ailemden uzak kalmaya alışkın olsam da bir başkaydı artık bana ait olacak olan bir ranzada geçirilen gecenin tadı..

O günden sonra misafirdi o şehirde varlığımın adı.. Her hafta sonu sırtımda -bugün yine benimle olan- çantamla git gel yapardım.. Tatiller işkence olurdu sonra.. Evde durmak zorlaşırdı 2günden fazla..

Göçebe dedim ikametimi soranlara..Ev dediğin benden ibaretti aslında,kaplumbağa gibi evimi sırtımda taşıdım..

18imde büyüttüm mesafeleri, otobüsleri... Kocaman bir şehire saldım bu kez kendimi..Eve dönüş seferlerini azalttım, tatilsiz günleri uzattım..

Bugün yollarda geçirdiğim 7.yılımda, 3.bir şehir daha ekledim hiç beklemediğim bir anda göç güzergahıma.. Şimdi 3 günden fazla kalamıyorum aynı şehirde,aynı yatakta.. Ailemle ancak sabahın kör saatinde eve uğrayıp merhaba-hoşcakal oynayarak vakit geçiriyorum mesela..

Ve bugün ilk defa, tek başıma çıkıyorum böyle uzun bir yola.. Ömrü hayatımda 3 günden fazla kalmadığım, bir iki caddesinden başka yerini tanımadığım ve yalnızca son 2 haftadır yolcu otobüsü kullanarak yanımda birkaç arkadaşımla gittiğim Ankara'ya.. İstanbul'dan hiza aldım bu defa..Zaten bu sebepten yalnız yola çıkışım.. Yolun çoğunu geride bıraktım..
Aslında biliyorum ki, geride bıraktığım her adımda önüme yenilerini kattım..

17 Ekim 2010

To be a Girl

Bazen öyle sivri hissediyorum ki kendimi insanlar arasında, anormal olan ben miyim sorguları dönüyor başımda sonra..

Hele ki kız olmak çoğu zaman, benim gibi olmayan insanların yanında onlar gibi kız olmamak ya da..

Hayır hayatımda harika bir adam olması değil, herkes kapının önünde karşı odaya gelenlerle bağlantılarını kuvvetlendirmeye çalışırken benim içerde oturmama sebep..
Anlamsız geliyor bana yalnızca.. Çocukça hareketler, abartmalar, gülüşmeler.. Oysa karşı taraf bizimkilerden daha çok eğlendi eminim.. "Nasıl da kafaladık olum hemen!"
Farklı bir şey, bir hareket, bir söz duymuyorum her iki taraftan da.. Hazırda kurulmuş cümleler, önceden kaydedilmiş gülücükler..

Sanırım en zor yanı bu kız kıza kalmanın.. Başkaları buna eğlence der.. Başkaları macera.. Bense gereksiz derim.. Çok gereksiz esasında...



12 Ekim 2010

Ah yağmur dönerken kara.. Yine yol var falımda... Ankara..

9 saatte 3 farklı şehre ayak bastı dün yorgun bedenim..Savruldu ruhum birinden diğerine..Karıştı geceler gündüze.. 3 farklı şehirde 3 farklı ben.. 3 farklı hayat.. 3 farklı amaç..

Dün gece yarısı Ankara'dan bindim otobüse.. Sabaha karşı evimde, İzmitteydim.. Gün ağardığında ise yeniden yola çıkıp şehrime, İstanbul'a geldim.. Pazar öğlen attım kendimi sokaklara.. Akşam antremana kadar Ankara,Belpa, antreman.. Gece yol.. İzmit.. Sonra yeniden yol..ve İstanbul.. okul.. Staj arayışı.. sonra yurt.. derken huzurlu bir uykuya kavuşmam pazartesi akşamını buldu ama olsun.. o huzur herşeye bedeldi.. :)

Ankara'da geçirdim bu haftasonunu.. Geçen hafta gelen beklenmedik bir haberle.. 13 yıldır verdiğim emeğin karşılığını alabilmek adına, başta okul olmak üzere çokça şeyi bir kenara bırakarak..


Ocak sonunda başlayacak olan Universiad Kış Olimpyatları'nda, Erzurumda, Senkronize dalında Türkiye'yi temsil etmek için Ankara'da başlayan çalışmalara davet edildik geçen hafta.. İzmit'teki ufak çabalarımızla, darmaduman takımımızla gerçekleştiremeyeceğimiz bir fırsattı bu..

Artık her haftasonu Ankaradayım.. Ve tabi bazı hafta içeleri de.. Ve sadece Ankara değil, bazen başka şehirlerde belki başka ülkelerde.. Yıllarca kurduğum hayalleri gerçekleştirebilme çabası içinde.. :)

7 Ekim 2010

06.10.2010

Bugün içimden onu dinlemek gelmiş derste.. Aslında o kadar da kötü bir kadın olmamalı diye geçirdim içimden.. "Onu sevebilirim.."

Ama o ne yaptı?? Sıranın altındaki telefona bakıyorum diye beni dersten attı! Tek bir çıt bile çıkarmadan onu dinlemeye çalıştığım halde.. Ne yani, kolumda saat olsaydı ve sürekli ona bakıyor olsaydım da mı aynı şeyi yapacaktı?

YAzık.. Ben uslu bir öğrenci olmaya çalıştıkçabaşıma gelenler.. Bahtsızlık olmalı.. Yahut bir "işaret" belki de.. Herşeyi bir kenara bırakıp hayallerimin peşinden koşmam için bir işaret...

10:55

Elbette takmıyorum takılmıyorum artık bu mevzuya.. Hatta bir hayli de destek aldım bu yaşananlardan sonra.. Gülüp geçiyorum şimdi ama yine de kafamda bir yerde "Neden?" diyorum kendime..

Aslında sadece benimle deil, ben ve arkadaşlarımla bir zoru var.. Geçen yıldan beri defalarca bir iki, sebepli sebepsiz uyarıyor bizi.. Lakin bu ilk dersten atışı oldu..

Önce sıranın altında telefonla oynamakta olduğumu, sonra - ben 'Evet var, ama oynamıyorum bakıyorum sadece' dedikten sonra- telefonla oynuyorsun demediğini idda etti.. Dalaşmadım yanımda oturan arkadaşlarımı ayaklandırarak ve not tuttuğum kalem kağıdımı gözüne sokarak telefonumu da alıp çıktım dışarı.. 10 dakika sonra da arkadaşlarım geldi yanıma.. Bu kadar.. İlk 10 dakika derse Vatan Caddesi'nin kapatılmasından dolayı geç kalan arkadaşlara 'dersi bölüyorsunuz' diye kızan insan; dersin huzurunu, son 10 dakikada beni sınıftan atarak sağladı..
Bu sebepten huzurluyum.. Gururluyum.. :)
Bu sebepten paylaşmak istedim ilk kez tattığım bu duyguyu:)