18 Eylül 2011

Yarın Okul Başlıyoo..

Lakin yarın okulun başlıyor olması beni pek ilgilendirmiyo.. çünkü bu yıl
herzamankinden farklı olarak ‘bu sene çok çalışıcam.. Düzenli not
tutucam.. Dersleri kaçirmiycam ve hepsinden önemlisi Dersi derste
dinliycem..’ gibi cümleler kurmicam.. çünkü bu psikolojiye en son
girdiğimde kendimi okul yerine buz pistinde bulmuştum..

Pişmanım sanılmasın.. Değilim.. herşeye rağmen değilim.. Ve bu yıl,
anısına bi ders alıcam alttan mesela.. O kadar da dramatik bi durum..
Zaten hiç alttan olmadan mezun olmak ayıp olurdu dime, üniversltenin raconu
deil mi buu?? Neyseki beni dersten kovan kadın emekli de olmuş..

Konuyu saptırmıyım ben, ne diodum..

Okul diyince anlatıcak o kadar çok
şeyim var ki.. hele ki lise desem… Susiyim.. Belki de sadece liseyi
anlatıcagım bi blog açmalıyım… “Bir SeFiL’in Lise Defteri” falan..
Sadece lisede yazdıklarımı toplasam.. Oo.. O zamanlar blogdu ne bilim
tumblr mı vardı ki..

Defterlerim vardı.. Türkçe.. Matematik.. Fizik..
Tabi test kitaplarım da.. duvarlara… Sıralara.. Boşbulduğum her yere
saldırırdım elimde kalemle..

Şimdiki liseliler şanslı mı desem yoksa
görmemiş mi bilmem..(Ergen diycektim ama vazgeçtim..Ben hiç ergen olmadım çünkü.. )
Benim yazdıklarımı kimse okumazdı.. Okutmazdım genelde.. kişiye özel
yazdıklarım dışında.. Değerliydi kelimelerim..

Ama şimdi bakıyorum da.. herkes yazıyo artık.. Ve çoğu sağa sola
umarsızca saçıyo kelimeleri..cümleleri.. Sonra başkalarından çalıyo
bazen.. ..

Neyse işte.. uzattım..

Sonuç olarak.. Yeni eğitim-öğretim yılı vatana millete hayırlı
olsun… Cümleten yani…

17 Ağustos 2011

"Hayat bazen zalim bir öğretmen gibidir.. Önce sınav yapar.. Sonra ders verir.."

Sınav..

Bu filmi seyrederken.. O sınav anında canımın bukadar acıyacağını tahmin etmemiştim.. Kocaman bir yumruk oturdu içime..

3 yaz geçti üstünde koskoca 3 koca yıl.. bu sene mezun oluyorum bile.. Lakin bir gün dünyanın en başarılı insanı bile olsam (misal yani..) hiç unutmayacağım anlardan biridir o sınav bitip okuldan çıktığım an.. Nasıl bayılmadığma hala şaşıyorum..

Bazen babam da söyler aklına geldikçe.. Daha çok başıma kakar ya o vakitleri.. ‘Ben hazırlamıştım sana çıkınca neler söyliyeceğimi.. Biliyordum böyle olacağını..’ der..

Düşünsenize siz sınavdayken çıkışınızda size ‘sen zaten şöyleydin.. böyleydin.. Çalışmak yerine başka şeylerle uğraştın.. Dershaneye o şehirde gittin.. Bilmemneydin..’ demeye hazırlanıyor biri.. Ha bir de bu düşüncelerini daha birkaç hafta önce (olaydan 3 sene sonra yani) içinde daha fazla tutamayıp söylediğini varsayarsak..

Çok şükür ki o gün bembeyaz inmişim o okulun merdivenlerini.. Korkup da susmuş.. Susmasa zaten dünyası kaymış bir gencin vay haline…

Oysa hala bilmediği şeyler var.. Çalışamadığım her gün ne denli vicdan azabı çektiğim mesela.. O dershane olmasa bu kadarını bile yapamayacağmı... Başkalarının sorumsuzluklarını örtmek için, kendi sorumluluğumu yerine getirmek için başka şeylere vakit ayırdığım..Millet biririnin kuyusunu kazarken benim hayat kurtarmaya çabaladığım mesela..

Lise için sınava girceğim zamanlar yaptıklarını unutmamışken daha.. Onları unutabilmek için kaçmışken evden yatılı okula.. Bunları hiçbir zaman kabullenebildiği yok...
...

Neyse işte.. Öyle yani..
Sınav dediğin rezalet birşeydi.. 16bin küsürüncü olmak 150bin kişi içinde, bazıları için en büyük gurur kaynağıyken, bizim için yapılabilecek en kötü dereceydi...
Yaptım gitti...





30 Temmuz 2011



Herkesin yaptığı şeyleri yapmayı sevmiyorum ben..
Belki bir gün yaşamaktan da vazgeçerim sırf bu yüzden..


21 Temmuz 2011

Düşünüyorum da..

'Aşk'ı yazmayı hiç beceremedim ben..

Yazdım, yanlış olmasın.. Ama çoğu gerçeğin dışındaydı aslında.. Var olandan daha fazla.. Biraz abartı.. Çoğu takıntı.. Bir çeşit 'zorunlu hissetme' kendini.. Yarım elma gönül alma misali..


Şimdilerde O’nu yazmaya bu yüzden cesaret edemiyor olmalıyım..

Abartı olsun istemiyorum kelimelerimde..

Anlatırken büyütmeye çalıştığım aşk, ben farkında olmadan alçalsın istemiyorum..

Gerçek o kadar garip ki aslında..

Neyse ki yalnız olmadığımı biliyorum..

Bu kez oyun oynamadığımı da..

Kimse için değil..

Karşımdaki için hiç değil..

Yalnızca kendim için bir adamla birlikte olduğumu da..

Sanırım bu ilk..Bi adam için ‘ölse de bu ilişki bitse..’ demiyişim mesela...

Gerçek.. Evet bunu diledim..

Ben aslında kötü biriyidim.. Ama kimseyi yarı yolda bırakmamak içindi dilediklerim..

Yalnızca herkesin mutlu olmasını istedim..