15 Ocak 2012

Neden olmasın??

Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarak Canon 600D , Manfrotto tripod ve Kata sırt çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.


  • Yarışma Başlangıç Tarihi : 06.01.2012
  • Yarışma Son Katılım Tarihi : 29.02.2012 (Saat 23:59)
  • Çekiliş Tarihi : 05.03.2012

Kendi imkanlarımla sahib olmam şimdilik zor gözüküyor.. Neden böyle olmasın.. Gerçi o kadar şanslı olma ihtimalim, tüm bunları kendim alabilme ihtimalimden daha düşük bence ama olsun..
'Olmaz olmaz demeyin, şansızını deneyin..' demiş atalarımız .. :D


Edit: Tabiki benim olmadı!

11 Ocak 2012

Mezun olma fikri, bir üniversite kazanma fikrinden daha sıkıntılıymış.. Tecrübeyle sabitim artık..

Son birkaç ayım mezun olunca napıcam, neye yönelicem, iş bulabilcem mi, akademik kariyer istemiyorum ama iş bulabilmek için yüksek lisans yapmalı mıyım, hangi şehir, hangi bölüm, hangi üniversite diye düşünmekle geçti.. Ve kafamdaki sorular cevaplanana kadar da sürüceği çok belli...

Ne yapmam gerektiğini bilmediğim için dört biryandan yol almaya çalışıyorum.. Geçen yıl başladığım açık öğretimi hiç saymıyorum.. Bu zamana kadar 2 ALES ve 1 Üds'ye girdim.. Bu hafta YGS'ye başvuruyorum.. Önümüzdeki altı ay içinde 1 ALES, 1ÜDS, 1 KPDS ve 1 KPSS var.. herbirine girmeyi planlıyorum..Ortalamam baya bir 'ortalama' olduğu için ALES'i olabildiğince tavan yapmaya çalışıyor, ÜDS'de zaten sınırı bile geçemiyorum..
Okulda bitirme projem var..
Tabi bu dönem, artık ömrümü çürüten sınavlar ikinci dönem de varlığını sürdürücek..
Daha kötüsü.. Benim bunlardan başka yapıcak hiçbirşeyim yok... En son ne zaman İstiklal'de yürüdüm hatırlamıyorum.. Hele Kadıköy'e gitmeyeli kimbilir ne kadar oldu.. Daha da kötüsü yalnız da değilim aslında.. çok yakın çevremdeki kimse benden farklı değil..

Oysa böyle değildim ben.. Geçmiş okul yaşantılarımda, onca saçmalığa ve onca koşuşturmaya rağmen beni ayakta tutan birşey vardı... buz.. Gerçi onun stresi bazen hepsini katlardı ama orda herşeyden arınmış başka bir ben, başka bir yaşam vardı..

Hadi Sakarya gibi bir şehirde lise okurken yapabilecek çok fazla şeyim yoktu.. Peki ya İstanbul'da.. Koskoca İstanbul'da kendime bi aktivite bulamamış olmam.. Ya da aramamış olmam.. Ve bunun eksikliğini, bunca şeyin aslında asıl sebebini daha yeni farketmiş olmam...

'Böyle değildim..'lerle de olmuyor ya bu işler.. Ha bir de 'Keşke'ler var tabi.. Dilime gelsin istemediğim..

Yazmaya başlayınca gözüm daha da korktu ha.. Sonu gelmiycek sanki.. Oo daha neler var...

Hiç bu kadar yorulmamıştım.. Hiç bu kadar sıkılmamıştım da.. Yediğim yemekten bile zevk almıyorum çoğunlukla.. Hep birşey aklımda.. Gittiğim farklı bi yer yok.. İki adım yolu bile en kolay nası giderim derdindeyim.. Tembellik diz boyu.. Rahat bir yatak buldum mu hiç derdim olmasın hep yatayım istiyorum.. Ama, tam şuanda.. dünden kalma uykusuzluğuma rağmen, akşam üstü onca yol yürüyüp geldiğim halde, hala oturuyorum..
Var mı bildiğiniz bir ilaç? Bir çare??
Geçer demeyin nolur.. en kötüsü de o değil mi zaten?? Geçer.. Ve bir daha geri gelmez.. Gençliğimi eğitim uğruna heba ettim zaten.. Daha ne geçer..
Nası unuturum.. 'Hayırlısı' ları.. Hep inandım yalan değil.. Ama artık onu bile öylesine söyler oldum.. Pek sevmediğin bir insana ayıp olmasın diye 'meraba' der gibi.. Gerçi onu da pek yapmam ya..
Napam ya?? Bak yine soruyorum, var mı çaresi olan?? Mantıklı olsun ama.. Zira mantığım olmadan yapamam...

11 Aralık 2011

"Çocuk da yaparım kariyer de"

Yapabilirim yani istesem.. Ama istemiyorum.. İkisini ayrı ayrı da istemiyorum.. Kariyerde gözüm yok (Bu yıl ösyminin yaptığı bütün sınavlara zevk olsun diye giriyo olmayı dilerdim).. Çocuk konusunda da hiç yorum yapmak istemiyorum..

Ben, bütün gün mutfakta takılıyım istiyorum..Yemekler.. Pastalar.. Börekler.. Minik bir evim olsun.. İçinde, hayatımı ve yaptığım yemekleri anlamlı kılan adam.. O adam ki, benden güzel yemek yapıyor o ayrı.. Ama ben de öğreniyorum… İçine sevgimi katıyorum biraz.. Biraz da baharat, olmazsa olmaz..

Hatta misafir olun arada.. Biraz da sohbet yemeğin yanında.. Belki bir iki kadeh şarapla..

Hoş olmaz mıydı??

24 Kasım 2011

24 Kasım bugün.. Öğretmenler günü..

Çoğu kendini bi bok sanan.. kendi egolarını tatmin etmek için senelerce ağzıma sıçmış.. haddi olmayan şeyler yapıp hayatıma burnunu sokmaya çalışmış.. Babasının parasının tadına baktığı yahut ilerde reklamını yapıcağını bildiği öğrencilerin oyuncağı olup sıradan insanların her yaptığına anca köstek olmuş.. karşısındakileri sadece sınav kagıdı olarak görmüş.. ve saymakla bitmeyen saçmalıkların mucidi öğretmenlerimin öğretmenler günü…

Elindeki kitapta yazandan bile haberi olmayan.. Öğretmekten çok kendinin birşeyler öğrenmeye ihtiyacı olan.. Hasta olduğu için sürekli dersi sınıf başkanına bırakıp hastaneye giden.. Ailevi meseleriyle boğuşmaktan öğrencilerine birşey katmak için hiç çaba göstermemiş.. kendi sorduğu soruları bile çözmeyi beceremeyen.. bir şekilde öğretmen olmuş zavallı öğretmenlerimin de öğretmenler günü…

Dahası.. Hayatımda kocaman yeri olan.. Karşısındakini her zaman anlamaya çalışıp, onun dilinden konuşmayı bilen… İnsanlara bir şeyler öğretebilmek için çaba gösteren…Her sıkıldığımda yanında gidebildiğim.. Hep sevdiğim ve saygı duymaktan hiç vazgeçmediğim..

Başta.. Sık sık düşünsem ve hiç aramasam da, senede bir görmeye gitmeyi minnet borcu bildiğim, hep meşgul olduğu için ancak beş dakka sohbet edip beşbin kez mutlu olduğum, öss çilemi benimle çekmiş ve aldığım bok gibi puana rağmen benden vazgeçmemiş dershane öğretmenimin de öğretmenler günü…

Kutlu olsun…

26 Ekim 2011

"İçin öyle sıkılır.. Kimse bilmez, neyin var.. sen bile.."

Sadece şu şarkıyı dinlemeye başlarsam bile oturup ağlayabilrim, hiç sebepsiz..

Depresif triplere girip, insanlara kendimi acındırmaktan hoşlanmam hiç aslında.. Yapanları da samimiyetsiz bulurum, yalan değil..

Ama susarsam patlıycam sanki..
Hoş anlatıcak çok da birşey yok ya...
Ve en büyük mesele, bu değil mi aslında...

Yalan değil.. Çokca şeye sahibim isteyebileceğim.. Mutlu olmaya sebebim çok mutsuzluktansa.. Huzur kapımda daima.. Hele de ortalık bunca karışıkken, nice acılar peydah olmuşken memlekette; şikayet etmeye hakkım yok halime...

Lakin, sebepsiz bir sıkıntı var içimde.. Öyle bir sıkıntı ki; oturduğum yerde tutmasam akar gider gözyaşlarım.. Ya da nefes bile almak istemez canım..
Bu aralar. özellikle yaşlılık hissimle arkadaşım..

Dahası, ne yaparsam mutlu olurum, onu da bilmiyorum.. 2 gündür İstiklal'deyim.. Yalnız da değilim üstelik..Sohbet muhabbet güzel.. Sonra tatlılar kahveler..
Ama yok..O an mutluyum.. Ama bir an sustuğunda herkes.. İçime döndüğümde bir an.. İşte o zaman gene...