Bir şeyi, bir günü..bir yılı.. 4 yılı.. bir şehri değil de, o 4 yılda..bir şehirde yaşadıklarını, acılarını, sıkıntılarını ve hatta mutluluklarını bile unutmak mı UnUTMAK gerçekten.. Yoksa tüm o olanların acısına alışmak mı?
'AlışmAK' belki de en doğru kelime bu.. Artık düşünmenin..görmenin.. yada hissetmenin canını yakmadığı unuttuğunu mu gösterir alıştığını mı?
Dün aylar sonra yeniden o 'unutulan' yahut 'alışılan' şehre düştü yolum.. biraz tedirgindim.. ve korkak.. oysa ne okuldu amaç ne da arkadaşlar.. Son 10 yıldır, yılda bi kaç defa Adapazarına yaptığım sıradan bir akraba ziyaretiydi sadece.. O şehirde yeniden açılan ikinci bir kapı için toplanan Hayırlı Olsun kalabalığı..
Kimse zorla götürmedi beni aksine ben istedim özellikle benim evde olduğum bi gün gidilmesini.. evin yeni halini görmek istedim.. İnsanları görmek istedim.. 4yılımı geçirip sonra hızla terkettiğim şehri görmek değil cocukluğumdan beri gittiğim sıradan bi şehre yeniden gitmek istedim... Liseye dair tek düşündüğüm şey dershaneme gidip hala garip bi şekilde çok sevdiğim ve acayip bi sıcaklık hissettiğim öğretmenlerimi görmekti ama tatil gününe denk getirdikleri için gidemedim.. Bir yanım buna çok sevindi aslında ki zaten 'bi aksilik çıksa da gitmesek'cilerdendi.. bir yanım da üzüldü içten içe.. Sonra 'kısmet' dedi.. demekki böylesi daha iyiymiş..
Tedirgindim.. binlerce defa geçtiğim yollar geçmişimi vurursa yüzüme die korktum.. Ya düşman olmuşsa o şehir yeniden bana.. Gerçi.. beni en son ne zaman sevdi ki yağmurlarını üstümden çektiğinden beri..
Kitabıma gömdüm kendimi giderken.. bakmadım yollara.. Ta ki o şehre girdiğimi hissedip kafamı kaldırana kadar..
Camdan dışarı bakarken 8-9 yaşlarındaki idil vardı yanımda ve yıllar önce geldiğim şehir karşimda.. Şehrin her bir yanı değişmiş olsa da 10 senede ve ben bugun 18yaşında olsam da değişmeyen tek şey Adapazarına girişin bende yarattığı heycanmış aslında.. O söylerken en uzak gözüksede en yakınım en sevdiğim insanları görücek olmanın verdiği mutluluklumuş değişime katılmayan..Ve rahatladım bunları hissettikten sonra.. Karıştım kalabalığa..Sevdiğim insanların arasına.. Çocuklarla oynadım oynaştım.. Daha çok onlar benimle oynadı aslında.. İzin verdim tepeme çıkmalarına :)
Keyfimi babamın herzamanki halleri bozdu.. Sayesinde adapazarının Tek alışveriş merkezine gitmek zorunda kaldık.. Hele de o tatil gününde kalabalık olması kaçınılmaz olan alışveriş merkezine.. İnsan görmek istemedim.. gerildim..canım yanmadı yada korkmadım.. sadece sinirlendim.. babamın yaptığına sinirlendim.. oraya gitmek zorunda kalmama sinirlendim.. Neyse ki acelemiz vardi ve tek bi mağzaya girdik alıcağmızı aldık ve çıktık..
Ve hızla terk ettik o şehri karanlıkta...
Artık düşünmenin..görmenin.. yada hissetmenin canını yakmadığı unuttuğunu mu gösterir alıştığını mı?
Gördüğümde hiçbirşey hissetmediğimi farkettim son 4 yılıma dair.. Öss soruları gibi çikip gitmiş herbiri aklımdan.. unutmuşum yada alışmışım herneyse.. geride bi cocukluğum kalmış bir de çok sevdiğim insanlar...
4 yorum:
unutmak diye bir şey yok, dediğin gibi olsa olsa alışmaktır onun adı... Gerçi istemediği bir duruma alışır mı insan bilmiyorum. Belki umursamamayı öğrenmek ifadesi daha doğru...
İstemediği durumunun ona getirdiği olumsuzlukların varlığına alışıyor insan..yada umursamıyor dediğin gibi.. umursamamaya alışıyor..
Aynı şehrin çocuklarıymışız biz de haberim yokmuş. Şehre her girişimde içimi kaplayan garip duygu orayı özlememden midir yoksa kurtulup İstanbul'a kavuşmamdanmıdır bilinmez. Gariptir çocukluğunu yalnız bıraktığın yere dönmek bir de hatadır onu bıraktığın yerde aramak. Herne olursa olsun, ne yaşanmışsa yaşansın gene de güzeldir anılarının olduğu yere dönmek tabii hatırlanmaya değerse o anılar...
öyle ya aynı şehrin çocukları sayılırz... Gençliğe adım attığım şehir.. bugünkü mutluluğum temelleri aslında aklıma geldikçe öfke duyduğum, içimi sızlatan anılar.. O yüzden her nekadar nefret etsem de arada bi görmek istiyor içim gizliden.. 'bak!' demek istiyor.. 'ayaktayım herşeye rağmen!!'
Yorum Gönder