20 Mart 2010

Ya Çok Çocuktum Balonumu Patlattılar...


Balonlarım… Henüz yeni kurmuş olduğum koyu renkli dünyamın tek canlı renkleriydi onlar.. Ve gerçekten de canlıydılar.. 4 ay.. koskoca 4 ay benimle kaldılar baş ucumda.. Hiç bu denli uzun bir süre aynı balonla oynadınız mı?

2005 yılının son demleriydi artık. 9. sınıftaydım. Sıradan bir biyoloji dersinde -ki o zamanlar hiç sevmezdim biyolojiyi- klasik bir konu işleniyordu: Hücre. Kim uydurduysa o hücrenin içinin su dolu balona benzediğini, bize balonların içini suyla doldurup oynayabildiğimiz bir ders bahşetti ki müteşekkirim. Tabi suyla yeteri kadar eğlenemiyorsunuz öyle ki birinin kafasına atıp patlatsanız olay çıkar yahut siz de yersiniz kafanıza bir tane su balonu bunu da hiç gerek yok. Bu sebepten bizde bir tanesini gayet insancıl bir şekilde şişirdik ve tenefüste o dar ve upuzuuun olan büyülü koridorumuzda, basit bir balonla çocuklar gibi eğlenmeye, etrafta balon peşinde koşturmaya başladık.


Ve o anda, daha o zamanlarda bile yüreğimin koca bir parçasına sahip olmuş, yüce varlık geldi. Zaten kahkahalar içinde eğlenirken bide onu görmek neşeme neşe katmıştı ki Kendisi elinde bir kalemle gayet eğlenerek balonumu patlatmayı önerdi birkaç kez. Kendi de büyük bir haz duyacaktı belli ki bu olaydan bizim gayet ve cidden ve gerçekten içten eğlendiğimizi fark etmedi. “Hayır, abim yapmaaaa!” Diyerek karşı cıksam da ellerimizin arasında keyifle uçuşan balon bir anda tüm havasını kaybederek kendini parçalar halinde yerde buldu. Yüreğimdeki çocuk da o balonla birlikte bir anda kaybetti kendini.. Her şey öyle anlıktı ki….

Çıldırdım. Koridoru yıktım. Çocuk gibiydim evet..Tam da iki kardeş gibiydik hatta. Abisi balonunu patlatınca bir kız çocuğu naparsa aynı onları yaptım. Bağırdım çağırdım hatta belki de yumrukladım.. Gözüm o kadar dönmüştü ki hatırlamıyorum O’na ne kadar işkence ettiğimi. Hatta derse girince hocaya bile şikayet ettim:D
Ama O, bilinen abilerden o kadar farklıydı ki, balonu patlattığı anda halimi görünce benden çok daha fazla üzüldü yaptığına.. Ben yapma derken bu kadar ciddi olduğumu fark etmemişti belli ki..
Bitaneydi o..


Ben konuyla ilgili arada bir bozuk atsam da aslında O’nun da ne kadar üzüldüğünün ve pişman olduğunun farkındaydım elbette. O ise konuyu her açtığımda o masum bakışlarını bıraktı üstüme.. Aradan bir iki hafta geçti.. 2006 yılının ilk haftasında ki o hafta ilk dönemin son haftasıydı, bir gün bir poşetle geldi yanıma. İçinde rengarenk balonlarla birkaç tane Toto oyuncağı vardı..
Benimdi, hepsi benim içindi:)


Bir balonum patladığında ne kadar üzüldüysem her bir balon için o kadar sevinmiştim o anda..Tarifsizdi..

Düşünceli abim benim kıyamamıştı bana birde fazladan gönül almaya en sevdiğim oyuncaklardan koymuştu yanına:))


Eve gittiğimde kıyamayıp bir iki tanesini ayırdıktan sonra kalan balonların hepsini şişirip bağlamıştım renkli iplerle. O kadar güzeldi ki o balonlar. Kocaman olmuşlardı şişirince ve capcanlıydı renkleri.. hatta korkmuştum fazla şişirmeye bir tanesini bile patlatmak istemiyordum çünkü.. Önce salıp oynadık 4 yaşındaki kardeşimle. Yuvarlandık yerlerde. Sonra bütün ipleri bir araya getirip örgü yaparak birleştirdim hepsini. Sonra da gidip odama yatağımın başucuna tüle bağladım. Tek çabam duvara değdirmeden saklayıp ömürlerini biraz olsun uzatmaktı…

Ve 4ay kadar benimle kaldı o balonlar.Hiç havaları sönmeden hem de.. ilk günkü gibi parlak ve renkli.. Hiçbir zaman anlam veremedim o kadar süre dayanmalarına..
Bir mucizeydi o da belli ki; beni o balonlara kavuşturmuş değerli insan gibi...

Sonra bir gün baktım ki sönüvermiş havaları hepsinin.. Üzüldüm elbet ama yıkmadım ortalığı bu kez, kızmadan kimseye götürdüm onları ait oldukları yere..

Ve koskoca 4 yıl geçti o balonların üstünden.. Biz gene aynı çocuklarız aslımızda.. Aşkla.. Başka bir şehirde, başka insanlar içinde; yeni hisler, daha büyük sevgilerle…

:)


dip:'Ya çok çoucktum balonumu patlattılar ya da çok büyüdüm oyunları yasakladılar' patlayan balonumun üstüne söylediğim ve benim için o zamanın şartlarını anlatan bir cümleydi.. Artık herşey serbest;)

Hiç yorum yok: