15 Ekim 2014

Hayatta Hiç Kimseye İhtyacım Yok Tavrım, Vazgeçebilsem Keşke!

Geçmişte çok emek verdiğim arkadaşlık ilişkilerimin yok olmasının en temel sebebi.. 
Bir ara hatırlatın da bu konuda uzun yazılar yazıp; uzun uzun "pişman değilim, hala ihtiyacım yok ama yine de üzücü bir durum.." diyen bir yazı yazayım..

23 Haziran 2014

Daha ne on yıllar..

Bundan bir kaç sene sonra, yarım ömürdür tanıyor olacağım bir adam.. 
Bu hafta sonunu herşeyin başladığı sokaklarda geçirdik biraz.. Bir evin camından bakıp "seninle oturduğumuz tepe orasıydı bak.." dedik birbirimize.. Şimdi üzerinde sıra sıra evler.. Ama anılar hala canlı o çorak arazide..
Hayatımda ilk kez gözümü kapatıp birine güvendiğim ve peşinden gittiğim gün.. Derdini paylaşacağım diye yola çıkıp kendimden dertler anlatarak ona derdini unutturduğum gün..
Okula dönerken peşinden, ilk kez ömrümdeki en doğru adam olduğunu hissettiğim o anda söylediklerim hala benimle.. O gün 14'tü yaşım.. O günden bu yana en yakın arkadaşım, koruyucum, örnek aldığım abim.. Bugün neredeyse 24'üm.. O gün ne hissettiysem yanında yürürken, hala aynı pır pır içimdeki, aynı huzur hissettiğim.. Hala o günkü kadar çocuk ve hala o günkü kadar kocamanız..

12 Haziran 2014

Çünkü Bazen Çok Tuhaf Hayat!

Öyle işte Tuhaf.. Sizce de öyle değil mi??

22 Nisan 2014

Eskiden küçük şeylerle gelen büyük mutluluklar vardı..

Şimdi onun yanında, küçük şeylerle gelen mutsuzluklar eklendi..

Bazen seçtiğim yolda yorulmuş olduğumu fark ediyorum.. Pişman değilim.. Ama yorgunum işte!

28 Kasım 2013

"Güzel günler göreceğiz, güneşli günler.."

O yüzdendir ki; kışın yağmurunda çamurunda, gecesinde gündüzünde, güzeldir çalışmak..

26 Kasım 2013

Working Working Everywhere!!

Üniversite hayatında arkadaşlarımdan çokça duyduğum bir laf vardı:
"ÖSS'ye hazırlanırken bu kadar çalışsaydım, TIP kazanırdım!" 

Benim hiç böyle bir yorumum olmamıştı üniversitedeyken. Çünkü minimum düzeyde çalışarak vaktinde mezun olmayı hedeflemiştim. Denedim, oldu..

İş hayatına girerken "Ne olursa olsun üniversite öğrencisi olmaktan daha iyidir.." demiştim konu 'daha çok çalışmak' olduğunda! 1,5 senem geçti gitti bile.. Hala aynı fikirdeyim fakat bazen düşünmüyor değilim:
"Yüksek Lisansla akademik hayata atılsaydım, muhtemelen daha az çalışıyor ve yoruluyor olurdum.." Ama daha önemli bir sorum var kendime: "Peki ya daha mutlu olacak mıydın?"

Günün Özeti:
Öğrenciyken staja diye gidip dikkate bile alınmadığım yerlere, şimdi danışman olarak gidip itibar görmenin dayanılmaz hafifliği!!

17 Kasım 2013

Şenlik Var Dediler Geldik: "Kış-2013 Okuma Şenliği"




Uzunca düşünmeler, kitaplığa uzun uzun göz gezdirmeler sonunda listemi hazırladım. Bazı kategorilerde emin olamadıklarım var hala ama halan 2,5 aylık sürede sıra onlara gelince düşünürüm :)

Şenlikle ilgili detaylar bir önceki postumda ve burada: http://pinucciasbooks.blogspot.com/2013/11/okuma-senligi-kis-2013.html

Her kitap en az 200 sayfa olacak şekilde, işte liste:
(* İşaretliler kitaplığımdan)

1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi’nden çıkan bir kitap
Uzayıp gidebilecek bir liste aslında.. İlk aklıma gelen evdeki Dean Koontz* kulesinden bir tane çekmek..

2. Kategori (10 puan): Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap
En son sahaf festivalinde kendimi kaybedip evde bir kule oluşturmama sebep olan Dean Koontz geldi aklıma yine ama ilk kategoride kalsın istiyorum.. O yüzden seçimim:
V. C. Andrews - Gölgeli Bahçe *

3. Kategori (10 puan): Adında bir hayvan adı olan bir kitap
Denemelerden oluşuyor aslında kitap, aldığım zaman başlamış fakat çok kendimi verememiştim. Yeniden başlamak için daha iyi fırsat olur mu :)
Stephen Jay Gould - Pandanın Başparmağı *

4. Kategori (15 puan): 600 sayfadan uzun bir kitap
Önce 'adında hayvan olan bir kitap' kategorisine düşündüm ama sayfa sayısının 600'ü geçmesi daha cazip geldi :)
Meave Binchy - Ateşböceklerinin Mevsimi*

5. Kategori (15 puan): Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabı
Daha yeni bakıyordum bir kitabını daha alsam da okusam diye.. Bahaneler lazım hep böyle..
Jose Saramago - Körlük

6. Kategori (15 puan): Türk edebiyatında klasik kabul edilen bir roman
Türk edebiyatında polisiye nasıl olurmuş bir bakalım..
Ahmet Mithat Efendi - Esrar-ı Cinayet

7. Kategori (15 puan): Hiç okumadığınız bir ülke edebiyatından bir kitap
Evde ne var ne yok diye bakarken fark ettim ki daha önce hiç çekik gözlülerin edebiyatına bulaşmamışım.. Halka'nın hikayesini biliyoruz elbet ama kitabın tadı ayrı olur..
Koci Suzuki - Halka *

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitap ve filmi
Eksikliğini hissettiğim klasiklerden biri, yeni de almıştım. Tam isabet!
Mary Shelley - Frankenstein *

9. Kategori (20 puan): Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap
Adı üzerinde:
Paul Auster - Kış Günlüğü

10. Kategori (25 puan): Yasaklanmış bir kitap
Wikipedia'daki listeyi kurcaladım biraz, biraz da o piti piti :)
Henry Miller - Yengeç Dönencesi

11. Kategori (25 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap
Uzun süredir duruyor kitapların arasında.. Sırası geldi..
Ölümsüz - D.V. Mikusch *

12. Kategori (25 puan): Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını veya romanını
Yine okumaya bir bahane:
Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar

13. Kategori (25 puan): Bir biyografi veya otobiyografi
Okumakta en çok zorlanacağım kategori.. Hadi bakalım:
Bir Fotoğrafınız da Bende Kalmış - Sıddık Akbayır

14. Kategori (30 puan): Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap
Yıl 1995 olmalı.. 5 yaşında okuyup yazdığım rivayet edilir çünkü.. 6 yaşına geldiğimde ise benden 1 yaş büyük olup 1. sınıfa giden bir arkadaşımın matematik ödevini yaptığımı hatırlıyorum. O da benim boyamamı tamamlamıştı :)
Kitaba gelince:
Esrarlı Yollar - Dean Koontz*

15. Kategori (40 puan): Bir üçleme veya aynı seriden üç kitap
Ursula'dan Yerdeniz mi olsun, Unutulmuş Diyarlar'da Drizzt'e mi dönsem derken aklıma bunlar geldi.. Yoracak ama okumasam olmazdı..
Ultima - Teknokrat Savaşı *
Kitap 1 - Entrika
Kitap 2 - Maskeli Balo
Kitap 3 - Kargaşa

14 Kasım 2013

Önce yenilenen bu Blogger'a alışmam gerek.. Çalışma hayatına başladığımdan beri buralara uğramaz oldum neredeyse.. Bir yanım özler ama bir yanım da vakit bulamaz halde..

2013 biter ve yeni bir yıl gelmeye hazırlanırken, yeni yıl ritüeli: yeni hedefler üzerine gitmeye karar verdim..

Bunlardan biri de "daha çok kitap ama aynı zamanda daha farklı kitaplar okumak".. Son zamanlarda çantamdan hiç kitap eksik olmuyor ve işe gidip gelirken -pek çok İstanbulluya göre- kısa süren minibüs- metro yolculuklarımı bu şekilde değerlendiriyorum. Hele bir de metrobüs yolculuklu müşteri görüşmelerine gidiyorsam, metrobüsü katlanılabilir kılan tek şey üç beş sayfa kitap..

Ekim ayındaki Sahaf Festivali ve geçtiğimiz haftaki TÜYAP Kitap Fuarı sonrası evde kitap kuleleri de oluşturmuşken karşılaştığım Kış 2013 Okuma Şenliği tuz biber oldu keyfime..

Ayrıntılar şurada: http://pinucciasbooks.blogspot.com/2013/11/okuma-senligi-kis-2013.html

Şenlik 3 Kasım itibariyle başlamış. Hedef, 4 ayda aşağıdaki 15 kategoride toplamda 17 kitap okumak.. Henüz kitap listemi oluşturamadım ama hedef büyük, buraya da yazayım ki geçiştirmeyeyim..

Güncel liste çok yakında buralarda!


1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi’nden çıkan bir kitap

2. Kategori (10 puan): Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap

3. Kategori (10 puan): Adında bir hayvan adı olan bir kitap

4. Kategori (15 puan): 600 sayfadan uzun bir kitap

5. Kategori (15 puan): Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabı

6. Kategori (15 puan): Türk edebiyatında klasik kabul edilen bir roman

7. Kategori (15 puan): Hiç okumadığınız bir ülke edebiyatından bir kitap

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitap ve filmini

9. Kategori (20 puan): Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap

10. Kategori (25 puan): Yasaklanmış bir kitap

11. Kategori (25 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap

12. Kategori (25 puan): Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını veya romanını

13. Kategori (25 puan): Bir biyografi veya otobiyografi

14. Kategori (30 puan): Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap

15. Kategori (40 puan): Bir üçleme veya aynı seriden üç kitap

4 Mayıs 2013

Buralarda hayat devam ederken..

Ben bunu kullanmayı mı unutmuşum ne?
Bir de özlemişim..

21 Haziran 2012

Evet, beklenmedik anda gelen bir telefonla hayatın nası depara kalktığının ayaklı kanıtıyım.. Telefon görüşmesinin ardından 24 saat geçmeden belirsiz hayatımda yanan ışığın tarifi yok..

Umarım yandığı kadar çabuk sönmez..
Korkmuyorum desem yalan..

Ama daha önce de geldi başıma benzer bir şey.. Sıkıntı çektim, fedakarlık yaptım ama aldım karşılığını..

Umarım kazasız belasız bu defada..

31 Mart 2012

Yarın YGS günü.. Ve benim tecrübeyle sabit söyleyecek şeylerim var..

Adını öğrenmem bile zaman aldı bu yıl..
Benim için ÖSS çünkü gerçek olan..
Her yıl, yani ben ÖSSye girdikten sonra her yıl, sınava girecek insanları yeterince umursamadığım için vicdan azabı çekerim..
Ama bu yıl yanınızdayım geçler..
Halkın arasına karışıcam ve sınavın nabzını tutucam..
..

Tam 4 yıl geçti üstünde.. Ne geçirdiğim geceyi unutabilirim.. Ne sınavı.. Ne de sonrasını hissettiğim derin hayal kırıklığını..

Babam hala akılına geldikçe söyler.. 'Aslında ben sana söyliyceklerimi biliyordum da, öyle bir çıktın ki sınavdan, yüzün bembeyaz.. Bişey diyemedim, tuttum kendimi..'

Bir de dese nolurdu kimbilir..

..

Sonuçlara bakmadım.. Ama kaç alacağımı biliyordum ve sonuçlar açıklanınca şaşırmadım.. Babam da şaşırmamış meğer.. 'Bana geliyordu denemelerinin puanları, hala saklıyorum msjları, bak.. Zaten buydu ortalaman.. Sınavdan çıkınca söyleyecektim.. Ama öyle bir çıktın ki sınavdan....'
4yıl önce,ilk 16bine girerek Moleküler Biyoloji ve Genetik yazdım İstanbul Üniversitesinde.. Neredeyse 160bin kişi girmişti sınava.. Kendi irademle yazdım ama istemeyerek..

..

Bu dönem mezun oluyorum.. 4yıldır ne okuduğum hakkında pek bir fikrim yok.. Bazı laboratuvarlar ve bazı staj günleri haricinde güzel geçmiş, beni mutlu etmiş, heyecanlandırmış tek bir ders bile yok.. Hele de son iki yıldır.. Haftaya vizelerim başlıyor ama bu dönemki derslerini say deseler tamamını çıkaramayabilirim..
Ve bu yıl yeniden sınava giriyorum..

..

Deli yanım ‘fazlasına ihtiyacın yok, iki yıllık bir bölüme gir oku.. Seni mutlu etsin, zorlamasın ve artık kendini gerizekalı hissetmekten kurtul.. ’ diyor..
Ama her daim ağır basan, mantıklı yanımsa ‘önce yüksek lisansı halletmeye çalış.. Zaten onca sınava da girdin.. daha KPSS var elbet atarsın bir yere kapak.. Boşuna mı okudun..’ demekten vazgeçmiyor..

..

Valhasıl gençler..

Burada lafım, sınava gireceklere, üniversiteye yeni başlayacaklara..

Kimin ne dediğine bakmayın.. Hocalarınıza, okulunuza, dershanenize.. Çünkü onlar hep reklam peşinde.. Aldığınız puana da bakmayın.. Tercihlerinizi puan sıralamasına göre değil, gönlünüzün sıralamasına göre yapın..

Üniversiteye girince rahatladım sanmayın.. ‘ÖSS’ye bu kadar çalışsaydım, derece yapardım..’ diyen arkadaşlarım çok oldu.. Ama elbet mezun olacağınız da bir gerçek..
Sonraa ÖSYM yakanızı bırakmıyor..
ALES, ÜDS, KPDS var yükselmeyi düşünürseniz.. Yok anam memur mu olucan.. Malum KPSS var.. Tıp okuyacaksanız TUS var.. Diş okuyacaksanız DUS..
Sınavdan çıkınca herşeyi silmek istersiniz kafanızdan ya.. O temel matematiği sakın ha silmeyin.. Biraz Tarih, bolca Türkçe kalsın..

Bölüm kadar tercih ettiğiniz üniversite de önemli.. Sayısal bölümler için İstanbul Üniversitesi’ni asla tercih etmeyin.. Sözel bölümleri iyi olabilir ama İstanbul Üniversitesi’nde okunmaz.. Twitter’dan ’ :)’ die tweet atan bir Rektörümüz var mesela bundan başka sosyal faaliyet yok.. Bütün bir Kampüs kavramı yok..

Her yıl kayıt yenileme için öğrenci işleriyle kavga ediyoruz..Bir öğrenci belgesinin çıkması en az 3 gün.. Bunlar önemli şeyler gençler.. Üniversiteye giren para bok ama laboratuvarlarda daima malzeme kıtlığı.. Arada yenileme yapıyorlar o da patlıyor.. Daha geçen Fizik Laboratuvarı patladı… 400bin dolarlık malzeme kullanılmadan çöp oldu.. Bizim bitki laboratuvarında da gaz kaçağı var mesela.. Yakında bizim bina da patlar..

Demek istiyorum ki, ben yandım siz de yanmayın gençler..

Şimdi kafanız bidünya.. Baskı çok.. Hedef büyük.. Şimdi hepsini unutup yeniden düşünün…

İstediğiniz gerçekten bu mu??


22 Mart 2012

Herşey bir yana.. Burayı bu denli ihmal etmiş olmak çok üzüyor beni...

Bazıları için sahne kırmızı bir perdedir.. 'iki Kalas bir Heves..

Adımını attığın anda sen, artık sen olmaktan çıkar başka bir dünyada yeniden var olursun.. Hem de her defasında.. Alkışlarlar birlikte sesin de başlar yükselmeye.. gürleşmeye..

Bazılarının ise ‘buz’dandır sahnesi.. İki çelik üzerinde.. Biraz soğuk.. Spot ışık..

Adımını attığın anda sen, artık sen olmaktan çıkar başka bir dünyada yeniden var olursun.. Hem de her defasında.. Sonra tam buraya geldiğinde tarif etmekte güçlük çekersin.. Çünkü o, sonucu ne olursa olsun, hayatında yaşadığın en büyük heyecandır.. Birkaç dakikadır o ‘sahne’de kaldığın süre.. İçinde büyüttüğün gurursa bir ömür…

Neyse başa dönelim..



Bugün tiyatroya gittim çok belli dimi??

İstanbul Efendisi..

Her defasında yazamıyorum böyle... İçimde biriktiriyorum cümlelerimi sonra bencillik ediyorum.. Ya da öyle büyüyor ki içimde...

Zaten her defasında kocaman bir boşluk..

Sanırım bu hayatta en çok onları kıskandım ben.. Tiyatro sahnesindeki insanların yüreklerinden yüzlerine yansıyan o tatlı heyecanı.. Onların sahnede eğlenerek dans ettiklerini, şarkı söylediklerini görmek..

Ve hiç bir sanatçıya sarılmak istemedim onların boynuna sarılmak istediğim kadar..

Sonra kendime dönüyorum... Benzer heycanların tadına varmış olmasam bu kadar etkilenmezdim heralde..

Ve tüm bu 'kafa tiyatrodan sarhoş' halimin üstüne bir mesaj gelmeseydi, gün böyle bir geceye bağlanmazdı bence..

Bir yanda eski kulübün yeniden -bu kaçıncıya- kurmaya çalıştığı takımdan, en olmayacak insandan gelen o yapmacık 'Bize katılır mısın? Gelsen ne güzel olurdu'lar... Bir yanda en eski takım arkadaşlarımdan birinin İstanbul'da toparlamaya çalıştığı başka bir takım ve 'Şuanda bir takımda mısın?'lar..

Bir yanda okul.. Genetik.. Aöf.. ÖSYM..

Bir yanda söz konusu insanların hazırlanmaya çalıştıkları, nisanın -aynı zamanda vizelerimin- ortasında yapılacak olan yarışma.. Kan çekiyor...

Ortada adam gibi birşey olsa aslında hiç düşünmem.. İzmit'i yokladım.. Kraldan çok kralcılar sonunda yolunu bulup başa geçmiş.. hala ortada bir iş yok.. İstanbuldan da adam eksiğine çağırıldığıma göre, ordan da kolay kolay iş çıkmaz..

Ama durun.. Şu idil bi mezun olsun da.. (Nolcaksa mezun olunca..)

Neyse o zamn görüşücez seninle..

10yıl sonra milli olduysam 20 yıl sonra da başarılı bir antrenör olabilirim.. Neden olmasın??

Ama önce bir mezun olayım da şu okuldan kurtulayım..







15 Ocak 2012

Neden olmasın??

Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarak Canon 600D , Manfrotto tripod ve Kata sırt çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.


  • Yarışma Başlangıç Tarihi : 06.01.2012
  • Yarışma Son Katılım Tarihi : 29.02.2012 (Saat 23:59)
  • Çekiliş Tarihi : 05.03.2012

Kendi imkanlarımla sahib olmam şimdilik zor gözüküyor.. Neden böyle olmasın.. Gerçi o kadar şanslı olma ihtimalim, tüm bunları kendim alabilme ihtimalimden daha düşük bence ama olsun..
'Olmaz olmaz demeyin, şansızını deneyin..' demiş atalarımız .. :D


Edit: Tabiki benim olmadı!

11 Ocak 2012

Mezun olma fikri, bir üniversite kazanma fikrinden daha sıkıntılıymış.. Tecrübeyle sabitim artık..

Son birkaç ayım mezun olunca napıcam, neye yönelicem, iş bulabilcem mi, akademik kariyer istemiyorum ama iş bulabilmek için yüksek lisans yapmalı mıyım, hangi şehir, hangi bölüm, hangi üniversite diye düşünmekle geçti.. Ve kafamdaki sorular cevaplanana kadar da sürüceği çok belli...

Ne yapmam gerektiğini bilmediğim için dört biryandan yol almaya çalışıyorum.. Geçen yıl başladığım açık öğretimi hiç saymıyorum.. Bu zamana kadar 2 ALES ve 1 Üds'ye girdim.. Bu hafta YGS'ye başvuruyorum.. Önümüzdeki altı ay içinde 1 ALES, 1ÜDS, 1 KPDS ve 1 KPSS var.. herbirine girmeyi planlıyorum..Ortalamam baya bir 'ortalama' olduğu için ALES'i olabildiğince tavan yapmaya çalışıyor, ÜDS'de zaten sınırı bile geçemiyorum..
Okulda bitirme projem var..
Tabi bu dönem, artık ömrümü çürüten sınavlar ikinci dönem de varlığını sürdürücek..
Daha kötüsü.. Benim bunlardan başka yapıcak hiçbirşeyim yok... En son ne zaman İstiklal'de yürüdüm hatırlamıyorum.. Hele Kadıköy'e gitmeyeli kimbilir ne kadar oldu.. Daha da kötüsü yalnız da değilim aslında.. çok yakın çevremdeki kimse benden farklı değil..

Oysa böyle değildim ben.. Geçmiş okul yaşantılarımda, onca saçmalığa ve onca koşuşturmaya rağmen beni ayakta tutan birşey vardı... buz.. Gerçi onun stresi bazen hepsini katlardı ama orda herşeyden arınmış başka bir ben, başka bir yaşam vardı..

Hadi Sakarya gibi bir şehirde lise okurken yapabilecek çok fazla şeyim yoktu.. Peki ya İstanbul'da.. Koskoca İstanbul'da kendime bi aktivite bulamamış olmam.. Ya da aramamış olmam.. Ve bunun eksikliğini, bunca şeyin aslında asıl sebebini daha yeni farketmiş olmam...

'Böyle değildim..'lerle de olmuyor ya bu işler.. Ha bir de 'Keşke'ler var tabi.. Dilime gelsin istemediğim..

Yazmaya başlayınca gözüm daha da korktu ha.. Sonu gelmiycek sanki.. Oo daha neler var...

Hiç bu kadar yorulmamıştım.. Hiç bu kadar sıkılmamıştım da.. Yediğim yemekten bile zevk almıyorum çoğunlukla.. Hep birşey aklımda.. Gittiğim farklı bi yer yok.. İki adım yolu bile en kolay nası giderim derdindeyim.. Tembellik diz boyu.. Rahat bir yatak buldum mu hiç derdim olmasın hep yatayım istiyorum.. Ama, tam şuanda.. dünden kalma uykusuzluğuma rağmen, akşam üstü onca yol yürüyüp geldiğim halde, hala oturuyorum..
Var mı bildiğiniz bir ilaç? Bir çare??
Geçer demeyin nolur.. en kötüsü de o değil mi zaten?? Geçer.. Ve bir daha geri gelmez.. Gençliğimi eğitim uğruna heba ettim zaten.. Daha ne geçer..
Nası unuturum.. 'Hayırlısı' ları.. Hep inandım yalan değil.. Ama artık onu bile öylesine söyler oldum.. Pek sevmediğin bir insana ayıp olmasın diye 'meraba' der gibi.. Gerçi onu da pek yapmam ya..
Napam ya?? Bak yine soruyorum, var mı çaresi olan?? Mantıklı olsun ama.. Zira mantığım olmadan yapamam...

11 Aralık 2011

"Çocuk da yaparım kariyer de"

Yapabilirim yani istesem.. Ama istemiyorum.. İkisini ayrı ayrı da istemiyorum.. Kariyerde gözüm yok (Bu yıl ösyminin yaptığı bütün sınavlara zevk olsun diye giriyo olmayı dilerdim).. Çocuk konusunda da hiç yorum yapmak istemiyorum..

Ben, bütün gün mutfakta takılıyım istiyorum..Yemekler.. Pastalar.. Börekler.. Minik bir evim olsun.. İçinde, hayatımı ve yaptığım yemekleri anlamlı kılan adam.. O adam ki, benden güzel yemek yapıyor o ayrı.. Ama ben de öğreniyorum… İçine sevgimi katıyorum biraz.. Biraz da baharat, olmazsa olmaz..

Hatta misafir olun arada.. Biraz da sohbet yemeğin yanında.. Belki bir iki kadeh şarapla..

Hoş olmaz mıydı??

24 Kasım 2011

24 Kasım bugün.. Öğretmenler günü..

Çoğu kendini bi bok sanan.. kendi egolarını tatmin etmek için senelerce ağzıma sıçmış.. haddi olmayan şeyler yapıp hayatıma burnunu sokmaya çalışmış.. Babasının parasının tadına baktığı yahut ilerde reklamını yapıcağını bildiği öğrencilerin oyuncağı olup sıradan insanların her yaptığına anca köstek olmuş.. karşısındakileri sadece sınav kagıdı olarak görmüş.. ve saymakla bitmeyen saçmalıkların mucidi öğretmenlerimin öğretmenler günü…

Elindeki kitapta yazandan bile haberi olmayan.. Öğretmekten çok kendinin birşeyler öğrenmeye ihtiyacı olan.. Hasta olduğu için sürekli dersi sınıf başkanına bırakıp hastaneye giden.. Ailevi meseleriyle boğuşmaktan öğrencilerine birşey katmak için hiç çaba göstermemiş.. kendi sorduğu soruları bile çözmeyi beceremeyen.. bir şekilde öğretmen olmuş zavallı öğretmenlerimin de öğretmenler günü…

Dahası.. Hayatımda kocaman yeri olan.. Karşısındakini her zaman anlamaya çalışıp, onun dilinden konuşmayı bilen… İnsanlara bir şeyler öğretebilmek için çaba gösteren…Her sıkıldığımda yanında gidebildiğim.. Hep sevdiğim ve saygı duymaktan hiç vazgeçmediğim..

Başta.. Sık sık düşünsem ve hiç aramasam da, senede bir görmeye gitmeyi minnet borcu bildiğim, hep meşgul olduğu için ancak beş dakka sohbet edip beşbin kez mutlu olduğum, öss çilemi benimle çekmiş ve aldığım bok gibi puana rağmen benden vazgeçmemiş dershane öğretmenimin de öğretmenler günü…

Kutlu olsun…

26 Ekim 2011

"İçin öyle sıkılır.. Kimse bilmez, neyin var.. sen bile.."

Sadece şu şarkıyı dinlemeye başlarsam bile oturup ağlayabilrim, hiç sebepsiz..

Depresif triplere girip, insanlara kendimi acındırmaktan hoşlanmam hiç aslında.. Yapanları da samimiyetsiz bulurum, yalan değil..

Ama susarsam patlıycam sanki..
Hoş anlatıcak çok da birşey yok ya...
Ve en büyük mesele, bu değil mi aslında...

Yalan değil.. Çokca şeye sahibim isteyebileceğim.. Mutlu olmaya sebebim çok mutsuzluktansa.. Huzur kapımda daima.. Hele de ortalık bunca karışıkken, nice acılar peydah olmuşken memlekette; şikayet etmeye hakkım yok halime...

Lakin, sebepsiz bir sıkıntı var içimde.. Öyle bir sıkıntı ki; oturduğum yerde tutmasam akar gider gözyaşlarım.. Ya da nefes bile almak istemez canım..
Bu aralar. özellikle yaşlılık hissimle arkadaşım..

Dahası, ne yaparsam mutlu olurum, onu da bilmiyorum.. 2 gündür İstiklal'deyim.. Yalnız da değilim üstelik..Sohbet muhabbet güzel.. Sonra tatlılar kahveler..
Ama yok..O an mutluyum.. Ama bir an sustuğunda herkes.. İçime döndüğümde bir an.. İşte o zaman gene...