Haftalardır heyecanla beklediğimiz ilk drosophila dölüyle göz göze geldik bu hafta nihayet..
Yukarıdaki fotoğrafta görüğünüz şişenin dibindekilerin gözüktüğü kadarı.. Cama yapışık olan şefaf şeyler drosophilalarımızın çıktığı pupalar dipteki koyu renkli olanlar ise bizim yavrucuklar=)
Geçen hafta pupa ve larva evrelerindeydi yavrular.. sınıftaki diğer şişelerle karşılaştırdığımızda bazılarında nerdeyse hiç bir hareket yokken bizimkilerin bir önceki hafta göstermiş oldukları aceleciliğin meyvelerini bol bol aldıklarını gördük..
Yaklaşık 15 larva ve 45 pupa saydım ki normalde hocanın da dediğine göre gelişim aşamasından dolayı larvalarımızın daha çok olması gerekirdi.. Bizim şişeyi gören hoca da artık 'sizinkiler hızlı zaten' dedi normal karşilayarak.. ''Siz bunlara ekstra bişeyler mi verdiniz??'' gibi tepkiler de almadık değil tabi:D
Soldaki yavrularımızın ilk halleri işte.. Açık renkli solucan gibi olanlar larva ve koyu renkli olanlar ise pupadaki halleri..
Böyle bir caniliğe göz yummak istemezdim ama herşey bilim için.. Eğer anne ve babayı şişede bıraksaydık yavrularıyla çiftleşebilrler ve normalden farklı bir genetik çeşitliliğe sebeb olabilirlerdi. Bu da bizim deneyimizi olumsuz etkilerdi.
Elbette ki,ben ve makinam onları son yolculuklarıyla da ölümsüzleştirdik..
Bu haftaya ise yine yavruları bayıltarak başladık..Bu defa bu yavruların arasından 4 dişi 4 erkek seçip yeni besiyerine koyup kalanları da cinsiyetlerine ve türlerine göre ayırıp sayıcaktık fakat bizim sinekler biraz fena cıktı..
Eterin kokusu bizi mahvetti ama bi kaç milimden ibaret olan yavrularımıza pek etki etmedi kimisi bayılmadı kimisi hemen ayılıverdi.. Baya bi cebelleştik başlarında iki kişi 4 el yetmedi..
Kendine gelen yalpalaya yalpalaya kaçti biz aralarında dişiyi erkeği ayırmaya çalışırken.. Bir de bir çoğu hala gelişme aşamasında olduğu için abdomenlerindeki çiziktiriklerinden çıplak gözle eşey tayini yapmak zor oldu.. Lupla bakmaya çalıştım o da ilk aldığım lup bozuk çıktı ayarlamak için baya uğraştım bu arada ayılanlar yeniden bayılanlar... Bi ara elime eterli pamuğu alıp hayvanların kafasına kafasına bastırdım ama yok banamasının demediler yine de.. kimisini canice katletmek zorunda kaldık ki zaten eşey tayinininden sonra saymak için bunu zaten yapıcaktık.. kimisini eterli şişeye attık.. kimisi de ilk üredikleri şişede besiyerine saplanmış bi şeilde kaldı çıkaramadık...
Bu arada lup altında gördüğüm bütün kırmızı gözlülerin dişi bütün beyaz gözlülerin de erkek olduğunu farkedene kadar baya uğraştım.. birkaç sinek kaçırıp bi kaçını da hunharca katlettikten sonra ikinci nesil için anne baba ayılırıp diğerlerini saymaya koyulduk..
100e yakın yavru saydık.. dişi erkek oranı yarı yarıyaydı nerdeyse.. Tabi uçanlar ve şişenin dibinde besiyerine saplı kalanlarla pek sağlıklı bi sayım olmadı ama olduğu kadar artık napalım...
Benim aklımda daha çok katledilen binden fazla sinek vardı.. Bi ara neden öldürmek yerine salmıyoruz gibi tepkiler geldi sınıftan ama hoca "Bunlar bir sürü kimyasal taşıyolar sonra okadar virüs nerden çıkıyor sanıyorsunuz.." diyince hepimiz bu fikirden vazgeçtik...
Sonrada hepsini morg adı altında hazırlanmış, içinde deterjanlı su bulunan şişeye attık...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder